<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:yandex="http://news.yandex.ru"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
>
	<channel>
	<title>Duruş Haber - Son Dakika Haberler</title>
	<link>https://www.durushaber.com.tr/</link>
	<description>Haber ve son dakika haberleri, güncel haberler, magazin, ekonomi ve spor gelişmeler, yerel ve dünya haberleri Duruş Haber&amp;#039;de.</description>
	<image>
		<title>Duruş Haber - Son Dakika Haberler</title>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/</link>
		<url>https://www.durushaber.com.tr/images/banner/duruslogo.png</url>
	</image>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/fon-tasfiyesi-icin-kanun-teklifi-meclis-ten-gecti-h108749.html</link>
		<title>Fon tasfiyesi için kanun teklifi Meclis&amp;#039;ten geçti</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[‘Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi’, Meclis Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Düzenlemeyle, SPK’nın 17 Eylül 2026 tarihle kararlarıyla tasfiyesine karar verilen ve tasfiyesi tamamlanmamış yatırım fonları için özel tasfiye ve geri kazanım mekanizması oluşturulacak. Elde edilen kaynakların fon pay sahiplerine ödenmesi amaçlanacak.</p>

<p>Kanunun öngördüğü düzenlemeler şöyle:</p>

<p>* Fonların tasfiyesi Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) gözetim ve denetiminde tasfiyeyle görevli kuruluşlarca yürütülecek.</p>

<p>* Kurulca belirlenen fonlarda, ilgili fonun tasfiye malvarlığından, net yatırım tutarı 1 milyon liranın altında olan yatırımcılar için bu tutarda, 1 milyon lira ve üzerinde olan yatırımcılar içinse en fazla 1 milyon lira ara ödeme yapılabilecek.</p>

<p>* ‘Piyasa bozucu eylemler’, ‘bilgi suistimali’, ‘piyasa dolandırıcılığı’başlıklı hükümlerde düzenlenen fiillerin,tasfiyesine karar verilen fonlar tarafından işlenmesi, bu fonlarla birlikte hareket edilmesi veya fonların iştirakiyle işlenmesi halinde bu fiilleri işlediği veya birlikte hareket ettiği tespit edilenlere tasfiye ve geri kazanım hesabından ödeme yapılmayacak.</p>

<p>* Düzenleme kapsamındaki&nbsp;fonlarla bağlantılı fiiller nedeniyle yürütülen soruşturmalar kapsamında CMK’nin ilgili hükümleri uyarınca elkoyma kararı verilebilecek.</p>

<p>*&nbsp;‘Elkonulan ve müsadere edilen mal varlığı değerleri ve geri kazanım hesabı’&nbsp;başlıklı hüküm kapsamında olmayan durumlar bakımından SPK, tasfiye işlemleriyle denetim ve inceleme sonuçlarını dikkate alarak her bir&nbsp;fon&nbsp;bakımından zarar veya kayıp tutarını, zarar veya kayıpta sorumluluğu bulunan gerçek ve tüzel kişileri ve sorumlu oldukları tutarları belirleyerek TMSF’ye bildirecek.</p>

<p>* Geri kazanım hesabında biriken tutarlar, zorunlu masraflar düşüldükten sonra TMSF tarafından tasfiyeyle görevli kuruluşa, tasfiyenin tamamlanmış olması halindeyse SPK’nin bildirdiği&nbsp;fon&nbsp;pay sahiplerine ödenmek üzere YTM’ye aktarılacak. YTM, ödemeleri, katılma payı sahipliği oranında yapacak</p>

<p>* Zarar veya kayıptan öncelikle&nbsp;fonun kurucusu ve/veya yöneticisi olan portföy yönetim şirketi sorumlu olacak.</p>

<p>Fon soruşturması</p>

<p>SPK 17 Eylül’de yedi portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonu için tasfiye kararı aldı. Fonların bazıları temerrüde (borcu ödeyememe durumu) düştü.</p>

<p>Alım-satıma kapatılan fonlar, TERA, PUSULA, HEDEF, ATLAS, A1, PARDUS ve BULLS PORTFÖY şirketlerine ait. İş Bankası ve Ziraat Bankası’nın yürüteceği tasfiye süreci altı ay sürecek.</p>

<p>Eylül sonu gelmeden önce İstanbul başsavcılığının soruşturmasında şirket ve portföy yöneticileri, eski Merkez Bankası başkan yardımcısı dahil tutuklu sayısı 85’ti.</p>

<p>26 Eylül’de eski aile bakanı ve AKP genel başkan yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın bir fon üzerinden 21 kat, eşinin sekiz kat kar ettiği, çiftin ay başında toplam 2 milyar 170 milyon lira çektiği öne sürüldü. Kaya suçlamaları yanıtsız bırakıp görevlerinden istifa etmekle&nbsp;yetindi.&nbsp; 29 Eylül’de İstanbul başsavcılığı, Kaya ve eşi İlyas Kaya’nın mal varlıklarının dondurulmasına ilişkin ilgili tüm kurumlara müzekkere yazdı.</p>

<p>6 Ekim’de Anadolu Ajansı’nın (AA) haberine göre Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya, fon kazancının iadesi için başvurdu. İstanbul başsavcılığı, iadeye izin verilmesi için bankalara yazı&nbsp;yazdı.</p>

<p>Fon soruşturmasında adı geçen Adil Katılım Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Emre Ballı 6 Ekim’de aracında ölü bulundu. Balcı ve AKP’li Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı dahil 30 kişinin mal varlığına 30 Eylül’de tedbir kararı getirildi, karar ertesi gün, 1 Ekim’de kaldırıldı.</p>

<p>7 Ekim’de AKP Grup Başkanı Abdullah Güler soruşturma için Meclis’te komisyon kurulmasını gereksiz bulduğunu duyurdu:&nbsp;“Yargı çalışıyor.”</p>

<p>8 Ekim’de Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 43 bin fon katılımcısının parasının bankalara transfer edildiğini, 9 Ekim’deyse Adalet Bakanı Akın Gürlek 187 milyar liralık haksız fon kazancı tespit edildiğini açıkladı.</p>

<p>13 Ekim’de İletişim Başkanlığı&nbsp;A1, Bulls ve Pardus şirketlerinin geriye kalan 49 fonu kapsamında, toplam 34,1 milyar liranın tasfiye sürecinin hafta sonuna kadar tamamlanacağını bildirdi.</p>

<p>14 Ekim’de Şimşek, İstanbul başsavcılığının talebi üzerine yapılan ön inceleme sonucu, eski SPK başkanı İbrahim Ömer Gönül hakkında soruşturma izni verdi.</p>

<p>19 Ekim’de Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik emekliliğini isterken SPK Başkanı Mahmut Sütcü&nbsp;‘sağlık sorunları’&nbsp;gerekçesiyle istifasını sundu.</p>

<p>21 Ekim’de 31 kişi hakkında daha gözaltı kararı çıkarıldı, bunların tamam gözaltına alındı. Yeni gözaltı kararları Işıklar Enerji ve Yapı Holding A.Ş. (IEYHO), Vişne Madencilik Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş. (VSNMD), Odine Solutions Teknoloji Ticaret ve Sanayi A.Ş. (ODINE) ve Tera Finansal Yatırımlar Holding A.Ş. (TRHOL) paylarına ilişkin incelemelerin ardından geldi.</p>

<p>Gözaltına alınanlar arasında Altınbaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı İnan Altınbaş, Altınbaş Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Nusret Altınbaş ve Eski başbakan danışmanı Ertan Aydın da var. Altınbaş ailesinin tüm mal varlığı da&nbsp;donduruldu.</p>

<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, 21 Ekim itibariyle soruşturmaya ilişkin rakamları şöyle açıkladı:</p>

<p>Hakkında işlem yapılan: 404</p>

<p>Tutuklu: 88</p>

<p>Adli kontrolle serbest: 195</p>

<p>Firari: 42</p>

<p>Tedbir uygulanan kişi: 351</p>

<p>Tedbir uygulanan kuruluş: 102</p>

<p>Tedbir genellikle mal varlığına el koyma, banka hesaplarını dondurma ve taşınmazlarının devrini engellemeyi öngörüyor.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 22 Oct 26 22:04:18 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/fon-tasfiyesi-icin-kanun-teklifi-meclis-ten-gecti-h108749.html">Fon tasfiyesi için kanun teklifi Meclis&amp;#039;ten geçti</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/kadikoy-belediye-baskani-mesut-kosedagi-yeni-parti-ye-gecti-h108748.html</link>
		<title>Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağı YENİ Parti&amp;#039;ye geçti</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[CHP’den ihracı istenen Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağı YENİ Parti’ye katıldığını açıkladı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Kemal Kılıçdaroğlu’nun mayısta mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığına dönmesinin ardından eski genel başkan Özgür Özel ve yakınındaki isimler 24 Temmuz’da YENİ Parti’yi kurmuştu. Özel’e yakın bazı isimlerse CHP’de kalmıştı.</p>

<p>O tarihten bu yana CHP’de göreve dönen eski yöneticiler, partide kalan bazı milletvekillerini, eski yöneticileri, belediye başkanlarını ve meclis üyelerini ihraç etti.</p>

<p>Kösedağı da 30 Eylül’de ihraç talebiyle partinin Yüksek Disiplin Kurulu’na (YDK)&nbsp;sevk edilmişti.</p>

<p>’36 meclis üyemizin 30’uyla beraber bu kararı aldık’</p>

<p>Disipline sevkine de değinen Kösedağı, X’ten şu açıklamayı yaptı:</p>

<p>“Değerli Kadıköylüler, biliyorsunuz geçen ay 23 yıldır mensubu olduğum Cumhuriyet Halk Partisi tarafından kesin ihraç istemiyle disiplin kuruluna sevk edildim.</p>

<p>Bu geçen bir aylık süre zarfında sahada sizlerden aldığım geri dönüşler benim için çok kıymetli oldu. Her mahalleye gittiğimde, her sokağa gittiğimde sizlerle konuştum, sizleri dinledim.</p>

<p>Bu bir aylık süre zarfından sonra artık sizlerle beraber bir karar verdim. Bundan sonraki siyasi yolculuğuma Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel liderliğinde Yeni Parti saflarında katıldığımı sizlere bildirmek isterim.</p>

<p>36 meclis üyemizin 30’uyla beraber bu kararı aldık. Artık sizlerle Kadıköy’ümüz için hep beraber çalışmaya Yeni Parti çatısı altında devam edeceğiz. Hepimizin yolu açık olsun.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 22 Oct 26 22:03:15 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/kadikoy-belediye-baskani-mesut-kosedagi-yeni-parti-ye-gecti-h108748.html">Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağı YENİ Parti&amp;#039;ye geçti</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/istanbul-da-trafik-yogunlugu-yuzde-87-2-h108747.html</link>
		<title>İstanbul&amp;#039;da trafik yoğunluğu yüzde 87</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Trafik yoğunluğunun yüzde 87’ye ulaştığı İstanbul’da ana arter ve bağlantı yollarında sürücüler ilerlemekte güçlük çekiyor.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Araçların ağır seyrettiği yollar şöyle:</p>

<p>D-100’de Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı, Cevizlibağ, Okmeydanı, Çağlayan ve Mecidiyeköy</p>

<p>Fatih Sultan Mehmet Köprüsü çift yönlü</p>

<p>15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nün Avrupa Yakası’na geçiş yönü</p>

<p>D-100 kara yolunda Ataşehir ile Sultanbeyli ve Maltepe ile Kartal arasında</p>

<p>TEM Otoyolu Kavacık’tan Ataşehir’e kadar</p>

<p>TEM Otoyolu’nda Hasdal, Seyrantepe ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü çift yönlü</p>

<p>Büyükdere Caddesi’nin Sarıyer yönü</p>

<p>Levent ve TEM bağlantı yolları</p>

<p>Karaköy ile Beşiktaş Meydanı arası</p>

<p>Dolmabahçe Sarayı ile stadyum çevresi</p>

<p>Toplu taşımada yoğunluk</p>

<p>Kentte tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında da yolcu yoğunluğu görülüyor. Vatandaşlar,&nbsp;trafikte geciken araçlar nedeniyle duraklarda kuyruk oluşturdu.</p>

<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep&nbsp;Trafik&nbsp;Haritası verilerine göre kent genelindeki&nbsp;trafik&nbsp;yoğunluğu 18:48 itibariyle yüzde 87’e kadar ulaştı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 22 Oct 26 19:24:32 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/istanbul-da-trafik-yogunlugu-yuzde-87-2-h108747.html">İstanbul&amp;#039;da trafik yoğunluğu yüzde 87</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/fon-kurulu-7nci-kez-toplandi-55-binden-fazla-kisiye-odeme-yapildi-h108746.html</link>
		<title>Fon Kurulu 7nci kez toplandı: 55 binden fazla kişiye ödeme yapıldı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Yedinci kez toplanan Fon Kurulu, bugüne kadar 55 bin 755 hesaba toplam 49,7 milyar TL tutarında ayni ve nakdi tasfiye ödemesi yapıldığını bildirdi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Fon Koordinasyon Kurulu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında 7’nci kez toplandı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, tasfiye sürecindeki fon sayısının 131’den 47’ye düştüğünü, bugüne kadar 55 bin 755 hesaba toplam 49,7 milyar TL tutarında ayni ve nakdi tasfiye ödemesi yapıldığını bildirdi.</p>

<p></p>

<p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Fon Koordinasyon Kurulu’nun yedinci toplantısına ilişkin açıklama yaptı.</p>

<p></p>

<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığındaki toplantıya, Adalet Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile bu bakanlıkların ilgili kurum ve kuruluşları katıldı.</p>

<p></p>

<p>Açıklamada, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 15 Ekim 2026 tarihli kararıyla tasfiye ödemelerine başlanan Hedef Portföy Yönetim Şirketi A.Ş.’nin kurucusu olduğu 31 fondan 18’inin tasfiye işlemlerinin 21 Ekim itibarıyla tamamlandığı belirtildi. Bu kapsamda 10 bin 8 hesaba 8,9 milyar TL ödendiği, kalan 13 fonun tasfiyesine ilişkin çalışmaların da hızla tamamlanacağı kaydedildi.</p>

<p></p>

<p>Sürecin başından bu yana tasfiye sürecindeki fon sayısının 131’den 47’ye düştüğü, 55 bin 755 hesaba toplam 49,7 milyar TL tutarında ayni ve nakdi tasfiye ödemesi yapıldığı bildirildi.</p>

<p></p>

<p>‘HAKSIZ KAZANÇLARIN GERİ ÖDENMESİ TAKİP EDİLECEK’</p>

<p></p>

<p>Tasfiye sürecine ilişkin kanun teklifinin görüşmelerinin TBMM Genel Kurulu’nda devam ettiği belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Önceki Fon Koordinasyon Kurulu kararlarına istinaden Sermaye Piyasası Kurulunca tasfiyesine karar verilen bazı yatırım fonlarında tasfiye sürecinin adil, şeffaf ve etkin şekilde yürütülmesi ve ödemelerin hukuki güvenceye kavuşturulmasını sağlayacak kanun teklifinin görüşmeleri TBMM Genel Kurulunda devam etmekte olup, teklifin kısa süre içinde yasalaşacağı öngörülmektedir. Görüşülmekte olan kanun teklifinin kabul edilmesinin ardından, kalan fonlara ait ara ödemelere ilişkin süreçler hızlıca ilerletilecektir. Elde edilen fahiş ve haksız kazançların geri alınmasına yönelik süreçler Adalet Bakanlığı, TMSF ve MASAK tarafından titizlikle takip edilmektedir.”</p>

<p></p>

<p>‘HİSSE SENEDLERİ OLUMSUZ ETKİLENMEYECEK’</p>

<p></p>

<p>Tasfiye sürecinin hisse senedi piyasalarını olumsuz etkilemeyecek şekilde yürütüleceği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi: “Tasfiye süreci; hisse senedi piyasalarını olumsuz etkilemeyecek bir anlayış ve en yüksek sayıda yatırımcının, ödemelerini mümkün olan en yüksek değerde alabilmesini temin edecek bir yaklaşımla yürütülecektir. Tasfiye sürecinin teknik düzeyde günlük bazda takibini yapmak ve kurumlar arası ortak çalışmalarda eş güdümü sağlamak üzere Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Kuluthan Taşkın görevlendirilmiştir. Bağımsız düzenleyici ve denetleyici kurumlar ile tasfiye sürecinde görev alan diğer kurumlar, kendi yetkilerinde bulunan hususlarda kamuoyunu bilgilendirecektir.”</p>

<p></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 22 Oct 26 19:23:34 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/fon-kurulu-7nci-kez-toplandi-55-binden-fazla-kisiye-odeme-yapildi-h108746.html">Fon Kurulu 7nci kez toplandı: 55 binden fazla kişiye ödeme yapıldı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/bese-hozat-yanit-vermisti-kurtulmus-bir-kez-daha-surec-h108745.html</link>
		<title>Bese Hozat yanıt vermişti... Kurtulmuş bir kez daha &amp;#039;Süreç tıkıt tıkır işliyor&amp;#039; dedi</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, bir kez daha sürecin &#039;tıkır tıkır işlediğini&#039; belirterek &#039;Kimse bir diğerine ödev vermeye kalkmasın&#039; dedi. KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Bese Hozat ise daha önce yaptığı açıklamada, Kurtulmuş&#039;a &#039;Böyle tıkır tıkır işleyen bir süreç yok&#039; yanıtını vermişti]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>TBMM Başkanı&nbsp;Numan Kurtulmuş, Lüksemburg Temsilciler Meclisi Başkanı Claude Wiseler ve beraberindeki heyeti TBMM’de ağırladı. Görüşmede ikili ilişkilerin yanı sıra Türkiye’nin bölgesindeki ve Avrupa’daki gelişmeler ele alındı.</p>

<p>Görüşmelerin ardından Kurtulmuş ve Wiseler, TBMM Tören Salonu'nda ortak basın toplantısı düzenledi.</p>

<p>Sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kurtulmuş, Batılı muhataplarının süreci Türkiye’de olduğundan daha dikkatli, titiz ve olumlu takip ettiğini söyledi.</p>

<p>Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun kapsamında TBMM’de İzleme Kurulu’nun ne zaman kurulacağına ilişkin soruyu yanıtlayan Kurtulmuş, komisyon çalışmalarının ardından raporun kabul edilmesini Türkiye demokrasisi açısından önemli bir başarı olarak nitelendirdi.</p>

<p>İzleme Kurulu’nun kurulmasına ilişkin siyasi partilerle görüşmelerin sürdüğünü aktaran Kurtulmuş, “Önümüzdeki günlerde bu konu da ete kemiğe bürünür. Her şey kendi yolunda tıkır tıkır işliyor, hiçbir şey geç kalmıyor. Böylesine önemli bir konuda herkes üzerine düşen sorumluluğu yerine getirsin, kimse bir diğerine ödev vermeye kalkmasın” dedi.</p>

<p>'MECLİS SÜRECİ YÖNETECEK'</p>

<p>Kurtulmuş'un konuşmasından satır başları şöyle:</p>

<p>"Batılı mevkidaşlarımızla çok sayıda görüşme yapıyoruz. Sizi temin ederek söylerim ki 'Terörsüz Türkiye' meselesi Batılı dostlarımız tarafından Türkiye'de takip edildiğinden daha dikkatli, daha titiz ve daha olumlu bir şekilde takip ediliyor. Bunun hem Türkiye'ye büyük bir fayda sağlayacağı hem de bölgedeki birçok hususun normalleşmeye başlayacağının adımı olarak görüyorlar.</p>

<p>Raporun kabul edilmesi Türkiye demokrasisi bakımından fevkalade yüksek bir başarıdır. Bu raporun da 50 milletvekilinden 47'sinin oyuyla kabul edilmesi Türkiye açısından demokratik bir zaferdir.</p>

<p>Bir taraftan örgütün silahsızlanması ve fesih süreci devam ediyor. Bu sürecin özellikle uygulamada nasıl seyredeceğine ilişkin üst kurulun çalışmalarına devam etmesi zaten planlandığı gibi gidiyor. Bunun bir ayağı da TBMM ayağıdır. Biz başından itibaren bir iddiada bulunuyoruz. Bu model özgün bir modeldir ve Türkiye modelidir. Bu modelin nasıl işlediği, bu sürecin nasıl yönetildiğine ilişkin asla dışarıdan bir göz olmayacak, asla üçüncü bir göz işin içerisine müdahil olamayacaktır.</p>

<p>'HER ŞEY TIKIR TIKIR İŞLİYOR'</p>

<p>Milletin tamamı adına Meclis, bütün farklılıklarıyla, partileriyle bu süreci yönetecek. Bunun doğal sonucu olarak Meclis'te de yasanın gerektirdiği İzleme Kurulu kurulacak. Önümüzdeki günlerde bu kurulu kurarız. Nasıl olacağıyla ilgili olarak siyasi partilerle yasanın çıktığı günün ertesi gününden itibaren müzakerelerimizi yapıyoruz. Önümüzdeki günlerde bu konu da ete kemiğe bürünür.</p>

<p>Her şey kendi yolunda tıkır tıkır işliyor, hiçbir şey geç kalmıyor. Böylesine önemli bir konuda herkes üzerine düşen sorumluluğu yerine getirsin, kimse bir diğerine ödev vermeye kalkmasın."</p>

<p>KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Bese Hozat, sürece dair yapıtğı değerlendirmede Kurtulmuş’un daha önce de sürecin “tıkır tıkır işlediği” yönündeki açıklamasına yanıt vermişti. Hozat, “Böyle tıkır tıkır işleyen aslında bir&nbsp;süreç&nbsp;yok. İşin gerçeği bu. Son derece ağır işleyen bir süreç, tek taraflı adımlarla işleyen bir süreç var. Şu anda devlet tarafından demokratik, siyasi ve hukuki herhangi bir adım atılmış değil” demişti.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 22 Oct 26 18:08:28 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/bese-hozat-yanit-vermisti-kurtulmus-bir-kez-daha-surec-h108745.html">Bese Hozat yanıt vermişti... Kurtulmuş bir kez daha &amp;#039;Süreç tıkıt tıkır işliyor&amp;#039; dedi</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/dunya/macron-sendikalarin-duzenlemedigi-tum-eylemler-yasaklanacak-h108744.html</link>
		<title>Macron: Sendikaların düzenlemediği tüm eylemler yasaklanacak</title>
		<category><![CDATA[dunya]]></category>
		<description><![CDATA[Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, geçen hafta sonu şiddet olaylarının da meydana geldiği eylemlerin ardından sendikaların talebiyle düzenlenmeyen tüm eylemlerin ‘mümkün olan her yerde’ yasaklanacağını duyurdu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Hükümet hafta sonu için orduyu göreve çağırmıştı</p>

<p>18 Eylül’de başkent Paris’in güneydoğusundaki Créteil kentinde başlayan öğrenci eylemleri kısa sürede Fransa geneline yayıldı. 17-18 Ekim’de sarı yeleklilerin ve akaryakıt fiyatlarına öfkeli çiftçilerin de sokağa inmesiyle büyüyen gösterilerde gerginlik tırmandı.&nbsp;</p>

<p>Gösterilerde yaklaşık 2 bin 500 kişi gözaltına alınırken 1000’i aşkın polis, jandarma ve itfaiyeci yaralandı. 3 bin dükkan da hasar gördü veya yağmalandı.</p>

<p>Fransa İçişleri Bakanı Laurent Nunez, istifa etse de kabul edilmedi.</p>

<p>ABD, Çin ve Almanya dahil birçok ülke vatandaşları için Fransa’ya seyahat uyarısı yayınladı.&nbsp;</p>

<p>Paris polisi, insanların yanlarında benzin veya gaz bidonu taşımasını ve bazı bölgelerde maske ve kask takmayı yasakladı. Ayrıca Limoges’daki tarihi belediye binasının yakılmasıyla bağlantılı bir kişi tutuklandı.</p>

<p>Yerel makamlar olası eylemleri önlemek için Paris, Lille, Lyon ve Nice başta olmak üzere bazı bölgelerde kısmi sokağa çıkma yasağı uygulama kararı aldı.</p>

<p>Fransız hükümeti 24 Nisan Cumartesi düzenlenmesi beklenen eylemler içinse orduyu göreve çağırdı.</p>

<p>Macron: Tavsiyemiz hiçbir eylemin yapılmaması</p>

<p>Macron, Elysee Sarayı’nda Güvenlik Konseyi toplantısı öncesi basına konuştu.</p>

<p>“Gelecek gün ve haftalarda sendikal örgütlerin talep etmediği eylemler yasaklanacak”&nbsp;diyen Fransa cumhurbaşkanı,&nbsp;‘meşru’&nbsp;örgütlerin düzenlemediği eylemler için&nbsp;“İmkan dahilindeki her yerde engelleyeceğiz”dedi.</p>

<p>48 yaşındaki siyasetçi şu açıklamayı yaptı:&nbsp;“Yetkisi ve meşruiyeti olmayan kişilerin eylem başvurusu yaptığı her yerde, bu başvuru valiliklerce reddedilecektir. Tavsiyemiz,&nbsp;önümüzdeki günlerde hiçbir eylemin yapılmaması yönünde.”</p>

<p>Macron, sendikaların organize ettiği eylemlerin de güzergah bakımından inceleneceğini belirterek şöyle devam etti:&nbsp;“Genel kanı, gelecek günlerde eylem olmaması yönünde. Eylem yapmak isteyen insanlar için, eğer bunlar sendikal kuruluşlarsa valilikler alternatif yollar önerecek.”</p>

<p>Macron&nbsp;bu tedbirlerin iş yerlerini korumak amacıyla alındığını dile getirdi.</p>

<p>Solcu milletvekilleriyse gösteri yasaklama kararlarının otoriter rejimlerde alındığını belirterek&nbsp;Macron’a tepki gösterdi.</p>

<p>Paris’te mahkeme bir eyleme ilişkin yasak kararını askıya aldı</p>

<p>Paris İdari Mahkemesi, başkent Paris’in de bulunduğu Ile-de-France bölgesinde üniversite temsilcilerini bir araya getiren Interfac kuruluşunun bugün için planladığı gösteriye Paris Emniyet Müdürlüğü’nün aldığı yasak kararını askıya aldı.</p>

<p>AA’nın yerel basından aktardığına göre kararın ardından üniversiteli gençler Pitie-Salpetriere ve Bastille Meydanı arasındaki gösteri alanında toplanmaya başladı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 22 Oct 26 18:05:01 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/dunya/macron-sendikalarin-duzenlemedigi-tum-eylemler-yasaklanacak-h108744.html">Macron: Sendikaların düzenlemediği tüm eylemler yasaklanacak</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/ekoloji/jes-projesi-onergesine-bakanliktan-8-ay-sonra-yanit-h108743.html</link>
		<title>JES projesi önergesine bakanlıktan 8 ay sonra yanıt</title>
		<category><![CDATA[ekoloji]]></category>
		<description><![CDATA[Gimgim&#039;da planlanan JES projesine dair, DEM Parti Milletvekili Sümeyye Boz’un soru önergesine 8 ay sonra yanıt veren bakan İbrahim Yumaklı, bölge halkının görüşlerinin dikkate alındığını iddia etti.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Mûş'un Gimgim (Varto) ilçesine bağlı Xwarik köyünde, Amerika merkezli IGNIS H2 Enerji Üretim A.Ş. tarafından, Jeotermal Enerji Santrali (JES) kurulmak isteniyor. Projeye karşı kış aylarından itibaren halkın mücadelesi sürerken, 3 Mayıs'ta başlatılan nöbet eylemi de devam ediyor.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Projeye dair 27 Şubat 2026'da, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mûş Milletvekili Sümeyye Boz, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı'nın cevaplaması için Meclis'te soru önergesi verdi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Önergede bölge halkının ilgili kurumlara verdiği itiraz dilekçelerinin ve taleplerin reddedildiğini belirten Sümeyye Boz, projenin deprem fay hattı üzerinde planlandığını da hatırlattı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Sümeyye Boz, önergede şu soruları yer verdi:</p>

<p></p>

<p>"* Muş ili Varto ilçesi Xwarik (Çallıdere) köyü sınırlarında yürütülmesi planlanan jeotermal kaynak arama faaliyetleri kapsamında mera vasıflı alanın tahsisine ilişkin kamu yararı karan hangi bilimsel ve teknik gerekçelere dayandırılmıştır?</p>

<p></p>

<p>* &nbsp;4342 sayılı Mera Kanunu kapsamında koruma altında bulunan söz konusu alanlarda yürütülmesi planlanan faaliyetlerin, bölge halkının temel geçim kaynağı olan hayvancılığa etkilerine ilişkin herhangi bir etki analizi yapılmış mıdır?</p>

<p></p>

<p>* &nbsp;Projenin uygulanması halinde bölgede yer alan yeraltı su kaynaklan, içme suyu rezervleri ve ekosistem üzerindeki olası etkilerine ilişkin hidrojeolojik veya çevresel etki değerlendirme çalışması yürütülmüş müdür?</p>

<p></p>

<p>* Sondaj faaliyetlerinin ilerleyen aşamalarda JES kurulumu ile sonuçlanması halinde, bölgede yaşayan yurttaşların yerinden edilme veya geçim kaynaklarını kaybetme riskine karşı herhangi bir sosyal etki değerlendirme raporu hazırlanmış mıdır?</p>

<p></p>

<p>* &nbsp;Projeden etkilenecek köylerde yaşayan yurttaşların bilgilendirilmesine ve karar alma süreçlerine katılımına yönelik herhangi bir yerel danışma mekanizması işletilmiş midir?</p>

<p></p>

<p>* Bölge halkının sunduğu itiraz dilekçeleri hangi gerekçelerle reddedilmiştir? Bu itirazlara ilişkin değerlendirme raporları kamuoyuyla paylaşılacak mıdır?</p>

<p></p>

<p>* Mera vasfı taşıyan alanların enerji yatırımları kapsamında kullanımına izin verilmesinin, kırsal yaşamın sürdürülebilirliği ve gıda güvenliği üzerindeki etkilerine ilişkin Bakanlığınızca yürütülen bir politika değerlendirmesi bulunmakta mıdır?"</p>

<p></p>

<p>8 AY SONRA YANIT</p>

<p></p>

<p>Bakanlığın yaklaşık 8 ay sonra önergeye verdiği cevapta, "Bölge halkının görüşlerinin dikkate alındığı" belirtildi. Cevapta ayrıca proje şirketinin içme suları üzerindeki etkisine dair Hidrojeolojik Değerlendirme Raporu'nun sunulmadığı belirtilirken, projenin ekosisteme üzerindeki etkilerinin değerlendirildiğine yer verildi.</p>

<p></p>

<p>Projeye karşı devam eden hukuki süreç kapsamında ise 2 Kasım'da bilirkişi keşfi gerçekleşecek.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 22 Oct 26 18:03:56 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/ekoloji/jes-projesi-onergesine-bakanliktan-8-ay-sonra-yanit-h108743.html">JES projesi önergesine bakanlıktan 8 ay sonra yanıt</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/tahliyelerin-engellenmesine-tepki-surece-golge-dusuren-uygulamalar-h108742.html</link>
		<title>Tahliyelerin engellenmesine tepki: Sürece gölge düşüren uygulamalar kaldırılmalı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Tutsakların tahliyelerinin engellenmesine tepki gösteren MED TUHAD-FED ve Semsûr TUHAYDER , söz konusu uygulamanın sürece gölge düşürdüğünü söyledi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Semsûr’da, MED Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED) ve Semsûr Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği (Semsûr TUHAYDER) tutsakların tahliyelerinin ertelenmesine dair adliye önünde açıklama yaptı. Çok sayıda kişinin katıldığı açıklamada, “İnfaz erteleme değil siyasi tutsaklara özgürlük” pankartı açıldı. MED TUHAD-FED üyesi Erkan Karakaş, süreçle birlikte birçok kişinin cezaevinde tahliyelere dair umut beslediğini söyledi. Siyasi tutsaklarında süreçten beklentisinin fiziki özgürlüklerine kavuşarak demokratik toplumsal yaşama bir an önce katılmak ve bu &nbsp;sürece özgür koşullarda &nbsp;katkı sunmak olduğunu dile getiren Karakaş, “Demokratik siyasetin güçlenmesi ve toplumsal barışın kalıcı hâle gelmesi için çabaların sürdüğü bir dönemde, toplumun özgür iradesini ve demokratik yaşama katılımını zayıflatan uygulamaların devam etmesi ciddi bir çelişki yaratmaktadır. Özel savaş politikalarının yalnızca askeri yöntemlerle sınırlı olmadığını; toplumun düşünce dünyasını, ahlaki değerlerini ve politik iradesini etkileyerek kendi öz değerlerinden uzaklaştırmayı hedeflemektedir” diye konuştu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>‘BARIŞIN YOLUNU AÇAN SOMUT ADIMLAR ATILSIN’</p>

<p></p>

<p>Cumhurbaşkanı, Adalet Bakanlığı ve ilgili devlet kurumlarına çağrıda bulunan Karakaş, “İçinde bulunduğumuz Barış ve Demokratik Toplum Süreci, tüm halklarda ve toplumun her kesiminde umudu, inancı ve kararlılığı büyütmeye devam etmektedir. Bu beklentilerin gerçeğe dönüşmesi için ülkenin kangrenleşen sorunlarının başında gelen hukuksuzluğa son verilmeli, cezaevlerinde bulunan tüm tutsakların özgürlüklerine kavuşması sağlanmalı ve sürece gölge düşüren uygulamalar kaldırılarak, barışın yolunu açacak somut adımlar bir an önce atılmalıdır” ifadelerini kullandı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Açıklama, “Siyasi tutsaklar onurumuzdur” sloganıyla son buldu.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 22 Oct 26 18:03:04 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/tahliyelerin-engellenmesine-tepki-surece-golge-dusuren-uygulamalar-h108742.html">Tahliyelerin engellenmesine tepki: Sürece gölge düşüren uygulamalar kaldırılmalı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/30-yilin-ardindan-tahliye-oldu-abdullah-ocalan-in-ozgurlugu-h108741.html</link>
		<title>30 yılın ardından tahliye oldu: Abdullah Öcalan&amp;#039;ın özgürlüğü için çalışmalıyız</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[- 30 yılın ardından tahliye olan Kenan Altun,  Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü için mücadele çağrısı yaparak, “Bizim 24 saat boyunca Önder Apo’nun özgürlüğü için çalışmamız gerek” dedi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>30 yıllık tutsak Kenan Altun, tutuklu olduğu İstanbul’daki Maltepe 1 No’lu Cezaevi’nde tahliye oldu. Altun’u, cezaevi önünde ailesi, Marmara Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MATUHAYDER) temsilcileri ve siyasi parti temsilcileri alkış ve zılgıtlarla karşıladı. &nbsp;</p>

<p></p>

<p>Cezaevi önünde kısa bir konuşma yapan Altun, “30 yılın sonunda çıktık ama Önder Apo hala zindandadır. Bizim 24 saat boyunca Önder Apo’nun özgürlüğü için çalışmamız gerek. İçerideki tüm arkadaşların size selamları var. Açıkçası biraz hüzünlüyüm mesela bir arkadaş 84 yaşında ama hala oradadır. Birçok arkadaş hasta ama bu onların moralini bir an olsun düşürmüyor. Önümüzdeki günler için umutları yok yüksektir. İsteğimiz gelecek günler için her insanımızın çalışması ve emek vermesidir. Biz biliyoruz yükümüz ağırdır. Bir dönemi geçirdik yeni bir dönemin içerisindeyiz. Bu yeni dönem çocuklarımız ve onca verilen bedeller için çalışmamız gerekiyor. Herkes bu kutlu yolda çalışmalıdır. Hepinize teşekkür ediyor ve kutluyorum, başarılar diliyorum” dedi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 22 Oct 26 15:40:00 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/30-yilin-ardindan-tahliye-oldu-abdullah-ocalan-in-ozgurlugu-h108741.html">30 yılın ardından tahliye oldu: Abdullah Öcalan&amp;#039;ın özgürlüğü için çalışmalıyız</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/aysegul-dogan-surece-uzanan-gizli-bir-el-mi-var-h108740.html</link>
		<title>Ayşegül Doğan: Sürece uzanan gizli bir el mi var?</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[Partisinin MYK toplantısına dair açıklamalarda bulunan DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci&#039;nin bekletildiğini belirterek, &quot;Barış ve Siyasallaşma Kurulu ne zaman çalışmaya başlayacak, niye bekletiliyor&quot; diye sordu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, DEM Parti Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısına dair değerlendirmelerde bulundu. Fon vurgununa dikkat çeken Ayşegül Doğan, &nbsp;"O kadar büyük bir soygun ve yolsuzluk ki 100 yılın yolsuzluğu olarak değerlendirmeler yapılıyor. Şu ana kadar 455 bini aşkın yurttaşın birikimini etkilediği ve birkaç gün içinde eridiği ilk etapta yaptığımız tespit" diyerek konunun MYK gündeminde ele alındığını belirtti.</p>

<p></p>

<p>'22 EKİM 2024'TEN BUGÜNE'</p>

<p></p>

<p>Toplantıda, sürecin de değerlendirildiğini söyleyen Ayşegül Doğan, "Barış ve demokratik Toplum Süreci'nin ritmine kesinlikle uygun olmayan bazı gelişmelerden hemen her gün bahsetmek durumunda kalıyoruz. Barıştan anlaşılan daha demokratik bir ortamın ortaya çıkması ve daha demokratik bir ortamda insanların düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğünden doğrudan yararlanabilmeleri, en azından yararlanabileceklerine ilişkin emarelerin ortaya çıkmasıdır. Bugün 22 Ekim ve 22 Ekim 2024'ten bugüne değerlendirelim. 22 Ekim'de Sayın Bahçeli Meclis Genel Kurulunda bir konuşma yaptı ve o konuşma o gün bugündür konuşuluyor. Dedi ki: 'Sayın Öcalan'a seslendi. Gelsin Meclis Genel Kurulunda konuşsun.' Akabinde Urfa milletvekilimiz Ömer Öcalan ilk aile görüşmesini gerçekleştirdi ve Sayın Öcalan'dan gelen mesajı olduğu gibi kamuoyuyla paylaştı" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>'KOŞULLAR NE ZAMAN DEĞİŞTİRİLECEK'</p>

<p></p>

<p>Süreçte adımların karşılıklı atılması gerektiğini vurgulayan Ayşegül Doğan, "Şimdi bir yandan hareket yönetiminin yaptığı açıklamalar var. Sürecin ilerlemesi için üzerlerine düşen adımları attıklarını söylüyorlar. Öte yandan birçok alandan çekildiklerini ve artık Türkiye için sınırlara yakın ya da uzak hiçbir şekilde silahlı bir tehdit olmadıklarını ifade ettiler. Temel beklentilerinin İmralı’da Sayın Öcalan’a kapılarının açılması, koşullarının değişmesi, doğrudan temas kurabilmesi ve özgürlüğünün sağlanması olduğunu ifade ediyorlar. İktidar yetkililerinin yaptığı açıklamalara baktığımızda ise sürecin kendi mecrasında yürüdüğünü ifade ediyorlar. Şimdi eğer kendi mecrasında yürüyorsa süreç, haklı bazı sorulara yanıt vermek gerekiyor. 22 Ekim 2024’te yapılan çağrıdan bugüne Sayın Öcalan’ın içinde bulunduğu koşullarla ilgili değişiklikler DEM Parti İmralı heyetinin yaptığı ziyaretlerle sınırlı. Aile görüşmeleri yapılıyor ama bunların da bir rutini yok. Peki, bunlar ne zaman değiştirilecek sorusuna sıklıkla muhatap arayan bir siyasi parti olarak soruyoruz: Bu koşullar ne zaman değiştirilecek” diye sordu. &nbsp;</p>

<p></p>

<p>'BARIŞ VE SİYASALLAŞMA KURULU NİYE BEKLETİLİYOR'</p>

<p></p>

<p>Ayşegül Doğan, "Barış ve Siyasallaşma Kurulu ne zaman çalışmaya başlayacak, niye bekletiliyor? Bu çalışmaları hangi el bekletiyor? Yani bizim göremediğimiz, bilmediğimiz bu sürece uzanan bir el mi var? Böyle bir el mi devrede? Ne oluyor sorusunu soruyoruz. Çünkü biz sürecin ilerlemesini istiyoruz. Sürecin güven telkin eden yeni adımlarla ve kamuoyunun kaygılarını gidererek yürümesini istiyoruz. Sürecin zamana yayılmasına neden olan her şeyin bir şekilde çözülmesi gerektiğini zaten tüm taraflar tespit diyor. Çünkü zamana yaymak, bu süreçte en çok kullanılan kavramla süreci enfekte edebilir. Bu tespitte de hemfikir ise tüm taraflar, o halde ne bekleniyor? Niye enfeksiyona açık bir halde tutuluyor? Böyle tutulmasına gerek yok” ifadelerini kullandı. Ayşegül Doğan konuşmasının devamında şunları belirtti: “</p>

<p></p>

<p>BELİRSİZLİKLER HALEN ORTADA DURUYOR</p>

<p></p>

<p>Geçen bunca sürede örgüt, yapılan çağrıya hızla cevap verdi. Ateşkes ilan etti, ateşkesten hemen sonra kongreyi topladı ve fesih kararını kamuoyuyla paylaştı. Akabinde silahları yakarak imha ettiler. Sonra Türkiye'den çekileceklerini duyurdular. Sonra Türkiye'den tamamen çekildiklerini sınıra yakın uzak hiçbir yerde artık herhangi bir örgüt varlığının kalmadığını ifade ettiler. Aralarda yaptıkları açıklamalar, söyleşiler kamuoyunca takip ediliyor. Dönmek ne anlama geliyor? Dönüş koşulları nasıl oluşturulmalı? Tüm bunlarla ilgili hiç mi adım atılmadı? Atıldı tabii ki. Diyalog çok kıymetli bir şey, partimiz bunu çok önemsiyor. Diyalog kanallarının asla kapanmaması gerektiğini düşünüyoruz. Ancak demokratik siyaset alanının açılması için çıkartılan çerçeve yasanın yürürlüğüne ilişkin belirsizlikler hala ortada duruyor. Ne zaman giderilecek bu belirsizlikler?&nbsp;</p>

<p></p>

<p>YAŞANANLAR SÜRECİN TEMPOSUNA UYGUN MU?</p>

<p></p>

<p>Bakın ben size örnekler vereyim hapishanelerden; Kocaman bir liste var önümde. Tek tek, isim isim herkese giremeyeceğim. Herkesten bahsedemeyeceğim. Bakın 30 yıl hapiste kalmış, 30 yılı aşkın zaman hapiste kalmış insanlar hapishane koşullarında tutulamayacak haldeyken bile halen cezaevi idare ve gözlem kurulları aracılığıyla hapiste tutuluyorlar. Üstelik keyfi nedenlerle tutuluyorlar. İnsanlar haklı olarak sorarlar; 'Sürecin temposuna uygun mu yaşananlar' diye? Kurullar çalışmazsa sorarlar. ÖHD'nin açıkladığı verilere göre son 3 ayda en az 90 tutsağın İnfazı uzatılmış. Her biri farklı hapishanelerde. Uygulama aynı ve gerekçelerde birbirinden çok farklı değil.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>ANKARA SİNCAN CEZAEVİ</p>

<p></p>

<p>Ankara Sincan Cezaevi'nden örnek vermek istiyorum. Bu hapishanelerdeki uygulamaların değişmesi ve tümden bunun hak ihlallerine son verilmelidir. Sincan Kadın Hapishanesi'nde hiçbir politik tutsak kadın şartlı tahliye hakkını kullanamıyor. Bu hakkı kullandırmamak neredeyse ilke haline dönmüş vaziyette. Peki, bunların sorumlusu kimdir? Buradan biz Adalet Bakanlığı'na bir kez daha sesleniyoruz: Bundan sonra ihlallere ilişkin açıklama falan değil, doğrudan somut adım bekliyoruz. Somut adım da bu durumun ortadan kaldırılmasıdır.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>CEZAEVLERİNDE YAŞANAN İHLALLER</p>

<p></p>

<p>Bakın Şermin Demirdağ’ın tahliyesi 8'inci kez neden engellendi? Mesela Mehmet Sait Yıldırım ağır hasta tutsak ve 31 yıldır hapishanede. 75 yaşında hayati tehlikesi var ve pişman olmayacağı gerekçesiyle infazı en az 2 kez uzatıldı. Ali Adıman Bolu'da cezaevinde kalıyor. Dilekçesinde Sayın Öcalan demiş ve infazı yakılmış. Bunlar iddia değil, bunlar gerçek veriler.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>BASINA DÖNÜK BASKILAR</p>

<p></p>

<p>Hafta sonu gazeteciler her yerde eylemde olacaklar. Şimdi bir yandan özgürlük yasalarının, bir yandan demokrasiye dönük adımların atılması gerektiği bir süreçten bahsedeceğiz. Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun raporu gün gibi ortada duracak. Öte yandan gazeteciler konuşamayacak, siyasetçiler soru soramayacak, yazarlar yazı yazamayacak, aktivistler eylem yapamayacak, hak savunucuları, hak ihlallerinden bahsedemeyecek, insanlar X hesaplarından paylaşım yapamayacaklar. Sosyal medya mecralarına erişim engeli getirilecek. Televizyon kanallarının ekranları hala kapat kapatılacak. Geçmişte OHAL gerekçesiyle kapatılıyordu kanallar, o günden bugüne uygulamalar değişmiyorsa toplum haklı ve gerçekten endişeli bir bir şekilde bize bu haklı soruları yöneltmiş oluyor. Artık yapılması gereken basın meslek örgütlerinin de gazetecilerin de ifade ettiği gibi tutuklu gazetecileri serbest bırakmak, haber alanlarını özgür bırakmaktır."</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 22 Oct 26 15:36:28 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/aysegul-dogan-surece-uzanan-gizli-bir-el-mi-var-h108740.html">Ayşegül Doğan: Sürece uzanan gizli bir el mi var?</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/botasin-sermayesi-350-milyar-tlye-cikarildi-dogal-gaz-ve-h108739.html</link>
		<title>BOTAŞın sermayesi 350 milyar TLye çıkarıldı: Doğal gaz ve elektriğe zam beklentisi</title>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<description><![CDATA[BOTAŞ’ın sermayesi, doğal gaz ithalat maliyetlerinin yükseldiği ve kış tüketiminin arttığı dönemde 350 milyar TL’ye çıkarıldı. Enerji sektörü uzmanları, 2027 yılı için yüzde 21 olarak belirlenen enflasyon hedefi doğrultusunda doğal gaz ve elektriğe yeni yılda zam yapılabileceğini belirtti]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ’nin (BOTAŞ) sermayesi 200 milyar TL’den 350 milyar TL’ye yükseltildi. Enerji sektörü uzmanları, küresel piyasalarda doğal gaz fiyatlarının artması ve şirketin bu maliyetleri iç piyasaya aynı oranda yansıtmaması nedeniyle sermaye artırımına gidildiğini değerlendirdi.</p>

<p>Türkiye, yıllık 55-60 milyar metreküp düzeyindeki doğal gaz tüketiminin önemli bölümünü ithalatla karşılıyor. Rusya ve Azerbaycan’dan boru hatlarıyla doğal gaz alan Türkiye, ABD, Cezayir, Fransa ve Rusya’dan da sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ithal ediyor.</p>

<p>DOĞAL GAZ İTHALAT MALİYETLERİ YÜKSELİYOR</p>

<p>Küresel piyasalardaki gerilimler, Brent petrolün yanı sıra doğal gaz fiyatlarını da yükseltiyor. Avrupa doğal gaz piyasasının gösterge fiyatı olan Hollanda merkezli TTF’de metreküp gazın fiyatının 1 doların üzerine çıktığı belirtiliyor.</p>

<p>ANKA’ya konuşan enerji sektörü uzmanları, BOTAŞ’ın petrol fiyatlarına endeksli kontratlarının yanı sıra Avrupa gaz ticaret merkezlerine endeksli sözleşmeler ve spot LNG alımları üzerinden de gaz tedarik ettiğini belirtti. Uzmanlar, petrol ve doğal gaz fiyatlarının aynı dönemde yükselmesinin BOTAŞ’ın ağırlıklı ortalama ithalat maliyetini artırdığına dikkat çekti.</p>

<p>Kış aylarında konut ve ticarethanelerde tüketimin yükselmesiyle LNG ithalatı ihtiyacının da artabileceğini belirten uzmanlar, bunun Türkiye’nin doğal gaz tedarik maliyetleri üzerindeki baskıyı artıracağını ifade etti.</p>

<p>‘BOTAŞ’IN 2026’YI ZARARLA KAPATMASI BEKLENİYOR’</p>

<p>Uzmanlar, doğal gaz ithalat maliyetleri yükselirken BOTAŞ’ın iç piyasadaki satış fiyatlarını aynı oranda artırmadığını, başta konutlar olmak üzere sübvansiyonların sürdüğünü belirtti. Bu nedenle şirketin 2026 yılını zararla kapatmasının beklendiğini ifade eden uzmanlar, sermaye artırımını bu koşullarla ilişkilendirdi.</p>

<p>DOĞAL GAZ VE ELEKTRİĞE ZAM BEKLENTİSİ</p>

<p>Konutlarda sübvansiyonları azaltmak amacıyla kademeli tarifeye geçildiğini hatırlatan uzmanlar, uygulamanın geniş kesimlerin faturalarını artırabileceğini belirtti. Buna rağmen özellikle konutlarda doğal gaz fiyatlarına&nbsp;zam&nbsp;ihtiyacının gündemde olduğunu kaydetti.</p>

<p>Uzmanlar, 2027 yılı enflasyon hedefinin yüzde 21 olduğuna işaret ederek, “Yeni yılda doğal gaz ve elektriğe bu oran ve bu orana yakın zam yapılması beklenebilir” değerlendirmesinde bulundu.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 22 Oct 26 13:08:55 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/botasin-sermayesi-350-milyar-tlye-cikarildi-dogal-gaz-ve-h108739.html">BOTAŞın sermayesi 350 milyar TLye çıkarıldı: Doğal gaz ve elektriğe zam beklentisi</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/mustafa-sarigulun-korumasi-dahil-5-kisi-gozaltina-alindi-h108738.html</link>
		<title>Mustafa Sarıgülün koruması dahil 5 kişi gözaltına alındı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[&#039;Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama&#039; suçlamasıyla yürütülen soruşturmada Mustafa Sarıgül’ün koruması Beşir Ömer Demir ve Emir Sarıgül&#039;ün özel kalemi Çağlar S. dahil 5 kişi gözaltına alındı. Soruşturmada daha önce Emir Sarıgül dahil çok sayıda kişi tutuklanmıştı]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Sarıgül ailesine yönelik yürütülen kara para aklama soruşturmasında yeni bir&nbsp;gözaltı&nbsp;işlemi gerçekleştirildi. Yeni Parti Erzincan Milletvekili&nbsp;Mustafa Sarıgül’ün koruması Ömer D. gözaltına alındı.</p>

<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı yetkililerinden edinilen bilgiye göre devam eden soruşturma kapsamında Yeni Parti Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül’ün koruması Beşir Ömer Demir ile 4 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan diğer isimlerin Emir Sarıgül'ün özel kalemi Çağlar S., iş insanları A.E. ile Ü.İ.A ve C.T. olduğu belirtildi.</p>

<p>SORUŞTURMANIN GEÇMİŞİ</p>

<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Alman vatandaşları K.P. ve M.B’nin yurt içi ve yurt dışında kurulan şirketler aracılığıyla kaynağı belirsiz yüksek miktarda paranın aklandığı iddiası üzerine soruşturma başlatmıştı.</p>

<p>Başsavcılığın açıklamasında müştekilerin 80 milyon avroluk sözleşme, 100 milyon avroluk havale, 1 milyar avroluk fonun kredi yoluyla yurt dışına çıkarılması vaadi ve 1,5 milyon avroluk tekne satışıyla ilgili iddiaları yer almıştı.</p>

<p>Müştekilerin, konuya ilişkin bilgi ve belgeleri gazeteci Murat Ağırel’e ilettikleri, belgelerin ilgili kişilere aktarılmasının ardından tehdit edildiklerini öne sürdükleri de belirtilmişti.</p>

<p>ÇOK SAYIDA KİŞİ TUTUKLANDI</p>

<p>Soruşturma kapsamında Ömer Sarıgül, Kotil, Aslanbaş, Artuner ve Murat Ağırel’in de aralarında bulunduğu kişiler gözaltına alınmıştı. Soruşturmanın devamında Caner Baş, Cihan Durak, Zekai Erdem, Cihat Salman, Selim Daşdemir, Özgür Bölükbaşı, Bayram Özata, Cemil Vasken Barın, Zekeriya Yasemin, Mehmet Ali Aslan, Sadullah Ergün ve Uğur Kurtulan da yakalanmıştı.</p>

<p>Şüphelilerden Cemil Vasken Barın ile Uğur Kurtulan adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, diğer 15 şüpheli tutuklanmıştı. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Emir Sarıgül de dün tutuklanmıştı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 22 Oct 26 13:08:02 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/mustafa-sarigulun-korumasi-dahil-5-kisi-gozaltina-alindi-h108738.html">Mustafa Sarıgülün koruması dahil 5 kişi gözaltına alındı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/toki-61-ilde-725-arsa-satacak-h108737.html</link>
		<title>TOKİ 61 ilde 725 arsa satacak</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ), Ankara, İstanbul ve İzmir dahil 61 ildeki 725 arsayı 5-6 Kasım’da açık artırmayla satacak.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Toplam 3 milyon 450 bin 367 metrekare (yaklaşık 483 futbol sahası) büyüklüğündeki 725 arsa, 29 milyar 146 milyon 300 bin lira muhammen bedelle satışa çıkarıldı.</p>

<p>Konut, ticaret, turizm, eğitim, tarım ve sanayi alanlarının yanı sıra spor, kentsel çalışma, rekreasyon, depolama, akaryakıt istasyonu, lojistik tesis ve ağaçlandırılacak alan niteliğindeki arsalarla plansız alanlar da yer alıyor.</p>

<p>Satışa sunulacak arsalar şu illerde:Adana, Adıyaman, Aksaray, Amasya, Ankara, Antalya, Ardahan, Artvin, Aydın, Balıkesir, Batman, Bilecik, Bingöl, Bolu, Burdur, Çanakkale, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Elazığ, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Gümüşhane, Hatay, Isparta, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Karabük, Karaman, Kastamonu, Kayseri, Kırşehir, Kocaeli, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mersin, Muğla, Muş, Nevşehir, Niğde, Ordu, Osmaniye, Rize, Sakarya, Samsun, Sinop, Sivas, Şanlıurfa, Şırnak, Tekirdağ, Tokat, Trabzon, Tunceli, Uşak, Van, Yozgat ve Zonguldak.</p>

<p>Satışa çıkarılacak taşınmazlar arasında Ankara’da 33, İstanbul’da 13 ve İzmir’de altı arsa var.</p>

<p>KDV’den muaf</p>

<p>Alıcılar yüzde 20 veya 25 peşinat ve 48 ay vade imkanına sahip. Bazı taşınmazlarsa yalnızca peşin satılacak. Vadeli satışa sunulan ve satış listesinde belirtilen taşınmazlara peşin alınması durumunda yüzde 15 indirim yapılacak. Taşınmazlar, katma değer vergisinden (KDV) muaf.</p>

<p>Açık artırmalar, 5-6 Kasım 10:30’da Ankara’daki Radisson Blu Hotel ve İstanbul’daki TOKİ Halkalı Hizmet Binası’nda düzenlenecek.</p>

<p>Ayrıca alıcılar&nbsp;‘www.emlakmuzayede.com.tr’adresinden de açık artırmalara katılabilecek. Ayrıntılı bilgilere TOKİ’nin internet sitesi ve&nbsp;‘444 84 34’&nbsp;numaralı telefondan ulaşılabilir.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 22 Oct 26 13:04:01 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/toki-61-ilde-725-arsa-satacak-h108737.html">TOKİ 61 ilde 725 arsa satacak</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/tarsus-belediye-baskani-chp-den-istifa-etti-h108736.html</link>
		<title>Tarsus belediye başkanı CHP&amp;#039;den istifa etti</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[Mersin’de Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç CHP’den istifa etti.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Dün (21 Ekim) CHP’de Boltaç ve iki İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Meclis üyesi ihraç talebiyle disipline sevk edildi.</p>

<p>İHA’nın haberine göre&nbsp;41 yaşındaki siyasetçi CHP’de başlatılan disiplin ve ihraç sürecini beklemeden partisinden istifa etme kararı aldığını duyurdu. Bugünkü belediye meclis toplantısında Bolaç şunları söyledi:</p>

<p>“Son günlerde Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde şahsımla ilgili başlatılan disiplin sürecini kamuoyuyla birlikte yakından takip ediyorum. Bu süreçte yaşanan gelişmeleri dikkatle değerlendirdim. Geldiğimiz noktada hakkımda yürütülen ihraç sürecinin sonucunu beklemeksizin Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğinden kendi özgür irademle istifa etme kararı alıyorum.”</p>

<p>Ali Boltaç kimdir?</p>

<p>Tarsus doğumlu Ali Boltaç, evli ve iki çocuk babası.&nbsp;</p>

<p>İlköğretimini Tarsus’ta tamamladıktan sonra, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Uluslararası Finans ve Ekonomi’den mezun oldu. İlçede zeytinyağı imalatı yapan aile firmasında çalışmaya başladı.</p>

<p>Mart 2024 yerel seçimlerinde yüzde 46,15 oy alarak Tarsus belediye başkanı seçildi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 22 Oct 26 13:00:39 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/tarsus-belediye-baskani-chp-den-istifa-etti-h108736.html">Tarsus belediye başkanı CHP&amp;#039;den istifa etti</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/irandan-rojhilatin-bircok-kentine-yogun-askeri-sevkiyat-h108735.html</link>
		<title>İrandan Rojhilatın birçok kentine yoğun askeri sevkiyat</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[İran rejimi, Rojhilat’ın birçok kentine ağır silahlarla donatılmış konvoylarla askeri sevkiyat gerçekleştirdi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>İran rejiminin Rojhilat Kürdistan’a yoğun askeri sevkiyat gerçekleştirdiği öğrenildi. Kürdistan İnsan Hakları Ağı’nın (KRN) haberine göre, Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) farklı eyaletlerden Rojhilat’ın Sine, Kamyaran, Merîwan, Serawbax ve Bane kentlerine, ağır ve orta kalibreli silahlarla donatılmış çok sayıda askeri birlik ve konvoy gönderdi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Habere göre, sevk edilen askerlerin çoğu Saberin Takavar Tugayı (IRGC Kara Kuvvetlerine bağlı özel harekat ve komando birliği) &nbsp;üyesi askerler. Haberin devamında askerlerin Şaho Dağı’nın eteklerinde bulanan köylere gönderildiğine ve birliklerin bu bölgede pusu noktaları kurduğuna yer verildi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Haberde, Sine, Serawbax, Merîwan kentlerindeki kaynakların, son haftalarda Devrim Muhafızları’na bağlı bir keşif birliğinin Urmiye’deki Hamza Seyyidüşşüheda Karargâhı’ndan Sine’de bulunan Beytülmukaddes Üssü’ne nakledildiğini aktardığı belirtildi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Yine aynı haberde, “Bane’deki başka bir kaynak, topçu birlikleriyle donatılmış bir Devrim Muhafızları konvoyunun ilçedeki sınır dağları arasında bulunan Surin Dağı çevresine konuşlandırıldığını bildirdiğine” yer verildi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 22 Oct 26 12:59:04 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/irandan-rojhilatin-bircok-kentine-yogun-askeri-sevkiyat-h108735.html">İrandan Rojhilatın birçok kentine yoğun askeri sevkiyat</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/dunya-genelinde-siber-guvenlik-alarmi-var-turkiye-acil-tarama-baslatti-h108734.html</link>
		<title>Dünya genelinde siber güvenlik alarmı var: Türkiye acil tarama başlattı!</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Dünya genelinde yaygın olarak kullanılan PHP yazılım altyapısında tespit edilen kritik güvenlik açıkları nedeniyle birçok ülkede kamu kurumlarının internet siteleri geçici olarak erişime kapatıldı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı&nbsp;Siber Güvenlik&nbsp;Başkanlığı, internet siteleri ve kurumsal uygulamalarda yaygın olarak kullanılan PHP yazılım altyapısındaki kritik güvenlik zafiyetlerine karşı ulusal düzeyde önleyici güvenlik çalışmalarını devreye aldı.</p>

<p>Siber Güvenlik Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, kamu kurumları başta olmak üzere Türkiye genelindeki sistemlerde güvenlik taramaları başlatılırken, ilgili kurumlara acil tedbirlerin alınması yönünde bildirimler iletiliyor.</p>

<p>İnternet siteleri ve çevrim içi uygulamaların arka planında kullanılan yazılım dillerinden biri olan PHP'de tespit edilen güvenlik açıkları, bu altyapıyı kullanan sistemler açısından ciddi riskler barındırıyor.</p>

<p>Başkanlıktan yapılan açıklamada, "PHP2Shell" olarak adlandırılan güvenlik zafiyetlerinin yüksek risk taşıdığı belirtildi.</p>

<p>"PHP2Shell" olarak adlandırılan güvenlik zafiyetlerinin, belirli koşullarda saldırganlara kullanıcı kimlik doğrulaması olmaksızın uzaktan kod çalıştırma imkanı sağlayabildiği değerlendiriliyor.</p>

<p>Söz konusu açıkların özellikle internete açık sistemlerde yetkisiz erişim, veri güvenliğinin ihlali ve dijital hizmetlerin sürekliliğinin etkilenmesi gibi ciddi riskler barındırdığı kaydedildi.</p>

<p>KURUM VE KURULUŞLARA ACİL GÜVENLİK DUYURUSU</p>

<p>Siber Güvenlik Başkanlığınca yürütülen ulusal ölçekteki güvenlik taramalarının, tehdidin erken tespiti ve olası etkilerinin sınırlandırılmasını amaçladığı bildirildi.</p>

<p>Bu kapsamda, Siber Olaylara Müdahale Ekipleri (SOME) İletişim Platformu üzerinden tüm kurum ve kuruluşlar ile kritik altyapılara acil güvenlik duyurusu iletilerek alınması gereken teknik ve idari tedbirler paylaşıldı.</p>

<p>Kamu kurumları ve özel sektör kuruluşları başta olmak üzere tüm sistem yöneticilerine, internete açık bilişim altyapılarını gözden geçirmeleri ve yayımlanan güvenlik güncellemelerini ivedilikle uygulamaları çağrısında bulunuldu.</p>

<p>Bu süreçte sistemlerin güncel tutulması, yetkisiz erişim risklerinin azaltılması, ihtiyaç duyulmayan dış erişimlerin sınırlandırılması ve gerekli görülen servislerde ilave koruma tedbirlerinin uygulanmasının önemine işaret edildi.</p>

<p>Kurum ve kuruluşlara, "https://siberguvenlik.gov.tr/guvenlik-bildirimleri/detay/tr-26-1372" adresindeki resmi güvenlik duyurusunda bildirilen tedbirleri gecikmeksizin hayata geçirmeleri tavsiye edildi.</p>

<p>ÇOK SAYIDA İNTERNET SİTESİ ERİŞİME KAPATILDI</p>

<p>Güvenlik açıklarının ortaya çıkmasının ardından Japonya Sağlık, Çalışma ve Refah Bakanlığı, önlem olarak ülke genelindeki uzun süreli bakım hizmeti sağlayıcılarının iletişim bilgilerini içeren bilgi paylaşım sistemine ait bir internet sitesini geçici olarak askıya aldı.</p>

<p>Danimarka, Norveç ve Finlandiya, PHP'de "ciddi güvenlik açıklarının" tespit edilmesinin ardından sistem kullanıcılarına uyarıda bulundu.</p>

<p>Danimarka Siber Güvenlik ve Dayanıklılık Kurumu, sistem sahiplerine en kısa sürede güncelleme yapmaları çağrısında bulundu. Güncellemenin mümkün olmadığı durumlarda ise sistemleri geçici olarak çevrim dışı bırakmaları tavsiye edildi.</p>

<p>Norveç Ulusal Güvenlik Kurumunca yayımlanan uyarı metninde, PHP'deki "güvenlik açıklarının" yetkisiz kişilerin parola veya giriş işlemine gerek duymadan etkilenen tüm sistemlerin "kontrolünü" ele geçirebileceği belirtildi.</p>

<p>Norveç'te yayın yapan NRK, Norveç Dijitalleşme Müdürlüğü ve Norveç eğitim ve araştırma sektöründe güvenli giriş ve veri paylaşımı için kullanılan Feide gibi sitelerin devre dışı kaldığı bilgisini paylaştı.</p>

<p>Finlandiya Ulusal Siber Güvenlik Merkezi, uyarı yayımlayarak, bazı devlet sitelerinin öncelikli güvenlik tedbiri kapsamında devre dışı bırakıldığını belirtti. Finlandiya medyası, Helsinki Kitap Fuarı ve Finlandiya Film Vakfı gibi farklı internet sitelerinde de kesintilerin yaşandığını kaydetti.</p>

<p>Hollanda Başbakanı Rob Jetten, vatandaşların devlet hizmetlerine erişmek için kullandığı DigiD ve MijnOverheid gibi sitelerin geçici olarak erişime kapatıldığını açıkladı.​​​​​​​ Bu programlama dilinin güvenliğini sağlamak için çalışan geliştiricilerin yer aldığı PHP Vakfı, düzeltmeler ve sistemlerin nasıl güncelleneceğine dair talimatları yayımladığını açıkladı.</p>

<p>Yapay zeka şirketi OpenAI, konuya ilişkin paylaştığı bir blog yazısında, şirketin son iki ay boyunca PHP'deki güvenlik açıklarını gidermek amacıyla araştırmacılar ve diğer birçok uzmandan oluşan bir gruba öncülük ettiğini kaydetti.</p>

<p>Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae, uyarıda bulunarak bu dili kullanan internet sitelerinin açığı düzeltmeye yönelik güncellemeleri yapması çağrısında bulundu.</p>

<p>Siber istihbarat kurumu Avustralya Sinyal Direktörlüğü (ASD), kuruluşları ve kişileri bu konuda geliştirilecek güncellemeleri ve yamaları uygulamaya hazırlıklı olmaları konusunda uyardı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 22 Oct 26 09:00:47 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/dunya-genelinde-siber-guvenlik-alarmi-var-turkiye-acil-tarama-baslatti-h108734.html">Dünya genelinde siber güvenlik alarmı var: Türkiye acil tarama başlattı!</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/tuzlada-ayakkabi-fabrikasinda-yangin-h108733.html</link>
		<title>Tuzlada ayakkabı fabrikasında yangın</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[İstanbul’un Tuzla ilçesinde, 5 bin metrekare kapalı alana sahip ayakkabı fabrikasının çatı katında yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen ve alevlerin zaman zaman 2 metreye ulaştığı yangına itfaiye ekiplerinin 8 ayrı noktadan müdahalesi sürüyor.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Tuzla Deri Organize Sanayi Bölgesi Kazlıçeşme Caddesi’ndeki 5 bin metrekare kapalı alana sahip ayakkabı fabrikasının çatı katında saat 04.30 sıralarında yangın çıktı.</p>

<p>Bir bölümü depo olarak kullanılandığı öğrenilen çatı katındaki yangın kısa sürede büyüdü.</p>

<p>Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, polis ve sağlık ekibi sevk edildi.</p>

<p>Alevlerin zaman zaman 2 metre yüksekliğe ulaştığı yangına itfaiye ekiplerinin 8 ayrı noktadan müdahalesi sürüyor.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 22 Oct 26 08:59:26 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/tuzlada-ayakkabi-fabrikasinda-yangin-h108733.html">Tuzlada ayakkabı fabrikasında yangın</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/dunya/trump-iran-da-sembolik-olarak-hapse-atildi-h108732.html</link>
		<title>Trump, İran&amp;#039;da sembolik olarak hapse atıldı</title>
		<category><![CDATA[dunya]]></category>
		<description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın başkenti Tahran’da sembolik olarak hapishaneye atıldı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Başkentteki Tecriş Meydanı’nda kurulan alanda Trump kılığına girmiş bir oyuncu, reklam panosu biçiminde tasarlanan bir hapishanede parmaklıklar ardına konuldu.</p>

<p>Parmaklıkların arkasında Trump’ın hareketlerine benzer davranışlar sergileyen oyuncu, bölgedekilerin ilgi odağı oldu.</p>

<p>‘Tutuklu’&nbsp;Trump’ın fotoğraflarını çekmek isteyenler nedeniyle bölgede yoğun araç trafiği oluştu.</p>

<p>Sembolik hapishanede ayrıca ABD’nin Minab’daki Şecere-i Tayyibe Okulu’na saldırıları ve&nbsp;Sirik’te bir düğün evinedüzenlenen saldırılarını hatırlatan ifadeler de yer aldı.​​​​​​​</p>

<p>ABD Başkanı Trump İran’da “sembolik” olarak hapishaneye atıldı</p>

<p>ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a başlattığı saldırılarda, ülkenin güneyinde Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentindeki Şeceretü’t-Tayyibe Kız İlkokulu bombalanmıştı. Saldırıda çoğu kız çocuğu 185 kişi ölmüştü.&nbsp;</p>

<p>Eylül başındaysa İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD’nin düğün yapılan bir eve hava saldırısı düzenlediğini, biri çocuk dört kişinin öldürerek savaş suçu işlediğini söyledi.</p>

<p>İran, her iki olayı da&nbsp;‘savaş suçu’&nbsp;diye nitelemişti.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 22 Oct 26 08:57:56 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/dunya/trump-iran-da-sembolik-olarak-hapse-atildi-h108732.html">Trump, İran&amp;#039;da sembolik olarak hapse atıldı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/fon-sorusturmasi-88-kisi-tutuklu-26-kisi-gozaltinda-h108731.html</link>
		<title>Fon soruşturması: 88 kişi tutuklu, 26 kişi gözaltında</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Fon soruşturmasında 88 kişi tutuklu. Hakkında gözaltı kararı bulunan 31 kişiden 26’sı gözaltında, 195 kişi hakkındaysa adli kontrol var.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Dün (21 Ekim) detayları&nbsp;X’ten&nbsp;paylaşan Adalet Bakanı Akın Gürlek, soruşturmada 351 gerçek, 102 tüzel kişi hakkında banka hesaplarının dondurulması, mal varlıklarına el konulması ve taşınmazlarının devrinin engellenmesine dair karar verildiğini aktardı.</p>

<p>Fon soruşturması</p>

<p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) 17 Eylül’de yedi portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonu için tasfiye kararı aldı. Fonların bazıları temerrüde (borcu ödeyememe durumu) düştü.</p>

<p>Alım-satıma kapatılan fonlar, TERA, PUSULA, HEDEF, ATLAS, A1, PARDUS ve BULLS PORTFÖY şirketlerine ait. İş Bankası ve Ziraat Bankası’nın yürüteceği tasfiye süreci altı ay sürecek.</p>

<p>İstanbul başsavcılığının soruşturmasında şirket ve portföy yöneticileri, eski Merkez Bankası başkan yardımcısı dahil 85 kişi tutuklu.</p>

<p>26 Eylül’de eski aile bakanı ve AKP genel başkan yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın bir fon üzerinden 21 kat, eşinin sekiz kat kar ettiği, çiftin ay başında toplam 2 milyar 170 milyon lira çektiği öne sürüldü. Kaya suçlamaları yanıtsız bırakıp görevlerinden istifa etmekle&nbsp;yetindi.&nbsp; 29 Eylül’de İstanbul başsavcılığı, Kaya ve eşi İlyas Kaya’nın mal varlıklarının dondurulmasına ilişkin ilgili tüm kurumlara müzekkere yazdı.</p>

<p>6 Ekim’de Anadolu Ajansı’nın (AA) haberine göre Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya, fon kazancının iadesi için başvurdu. İstanbul başsavcılığı, iadeye izin verilmesi için bankalara yazı&nbsp;yazdı.</p>

<p>Fon soruşturmasında adı geçen Adil Katılım Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Emre Ballı’ysa 6 Ekim’de aracında ölü bulundu. Balcı ve AKP’li Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı dahil 30 kişinin mal varlığına 30 Eylül’de tedbir kararı getirildi, daha sonra bu karar 1 Ekim’de kaldırıldı.</p>

<p>7 Ekim’de AKP Grup Başkanı Abdullah Güler soruşturma için Meclis’te komisyon kurulmasını gereksiz bulduğunu duyurdu:&nbsp;“Fon soruşturmasına ilişkin TBMM’de araştırma komisyonu kurulmasına şimdilik gerek yok, yargı çalışıyor.”</p>

<p>8 Ekim’de Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 43 bin fon katılımcısının parasının bankalara transfer edildiğini, 9 Ekim’deyse Adalet Bakanı Akın Gürlek 187 milyar liralık haksız fon kazancı tespit edildiğini açıkladı.</p>

<p>13 Ekim’deİletişim Başkanlığı&nbsp;A1, Bulls ve Pardus şirketlerinin geriye kalan 49 fonu kapsamında, toplam 34,1 milyar liranın tasfiye sürecinin bu hafta sonuna kadar tamamlanacağını bildirdi.</p>

<p>14 Ekim’deyse Hazine ve Maliye Bakanı&nbsp;Mehmet Şimşek, İstanbul başsavcılığının talebi üzerine yapılan ön inceleme sonucu, eski SPK başkanı İbrahim Ömer Gönül hakkında soruşturma izni verdi.</p>

<p>19 Ekim’de Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik emekliliğini isterken SPK Başkanı Mahmut Sütcü&nbsp;‘sağlık sorunları’&nbsp;gerekçesiyle istifasını sundu.</p>

<p>21 Ekim’de 31 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarıldı, bunların 26’sı gözaltına alındı. Yeni gözaltı kararları Işıklar Enerji ve Yapı Holding A.Ş. (IEYHO), Vişne Madencilik Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş. (VSNMD), Odine Solutions Teknoloji Ticaret ve Sanayi A.Ş. (ODINE) ve Tera Finansal Yatırımlar Holding A.Ş. (TRHOL) paylarına ilişkin incelemelerin ardından geldi</p>

<p>Gözaltındakiler arasında&nbsp;Altınbaş&nbsp;Holding Yönetim Kurulu Başkanı İnan Altınbaş da var. Gözaltı kararı çıkarılanlardan biri de Altınbaş Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Nusret Altınbaş. O henüz gözaltında değil. Altınbaş ailesinin tüm mal varlığı da&nbsp;donduruldu.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 22 Oct 26 08:56:06 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/fon-sorusturmasi-88-kisi-tutuklu-26-kisi-gozaltinda-h108731.html">Fon soruşturması: 88 kişi tutuklu, 26 kişi gözaltında</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/altin-fiyatlarinda-dusus-suruyor-h108730.html</link>
		<title>Altın fiyatlarında düşüş sürüyor</title>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<description><![CDATA[Asya piyasalarının açılmasıyla birlikte altın fiyatlarında düşüş devam etti. Gram altın güne 6 bin 532 TL, ons altın ise 4 bin 91 dolar seviyesinden başladı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Altındaki düşüş devam ediyor. Altın fiyatlarındaki yükselişi engelleyen baskı unsurları ise Ortadoğu’daki gerilimin artması, petrol fiyatlarının yükselmesi ve ABD tahvil getirilerinin yüksek seyretmesi oldu. Bunun yanı sıra, Fed'in gelecekteki faiz kararlarına yönelik beklentiler de altın fiyatlarındaki aşağı yönlü hareketi destekleyen faktörler arasında bulunuyor. Öte yandan doların güçlü görünümü de altın fiyatlarını baskılayan diğer unsur. Dolar yükseldiğinde, başka para birimlerini kullanan yatırımcılar için altın almanın maliyeti artıyor.</p>

<p></p>

<p>Güncel altın fiyatları ise şöyle:&nbsp;</p>

<p></p>

<p>* Gram altın satış fiyatı, 6 bin 532 TL,</p>

<p></p>

<p>* Çeyrek altın satış fiyatı, 10 bin 686 TL,</p>

<p></p>

<p>* Yarım altın satış fiyatı, 21 bin 366 TL,</p>

<p></p>

<p>* Tam altın satış fiyatı, 42 bin 912 TL,</p>

<p></p>

<p>* Cumhuriyet altını satış fiyatı, 42 bin 594 TL,</p>

<p></p>

<p>* Gremse altın satış fiyatı, 107 bin 611 TL,</p>

<p></p>

<p>* Ons altın satış fiyatı, 4 bin 91 dolar.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 22 Oct 26 08:54:58 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/altin-fiyatlarinda-dusus-suruyor-h108730.html">Altın fiyatlarında düşüş sürüyor</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/suudi-arabistana-saldirilar-arz-endisesini-arttirdi-brent-petrol-h108729.html</link>
		<title>Suudi Arabistana saldırılar arz endişesini arttırdı: Brent Petrol yine 110 doları aştı</title>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<description><![CDATA[Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrole alternatif olarak gösterilen Suudi Arabistan sahasına yönelik saldırılar, piyasadaki arz endişesini artırırken, petrol fiyatları da yükseldi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Ortadoğu’daki gerilim ve güvenlik riskleri petrol piyasasında etkili olmaya devam ediyor. Petrol fiyatları, Yemen'deki Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını artırması ve ABD'nin ülkedeki bazı diplomatik temsilciliklerinde görev yapan personelin yakınlarının ayrılmasını istemesiyle Perşembe günü yükseldi. &nbsp;Brent petrol vadeli işlemleri yüzde 1,2 artışla varil başına 110,11 dolara yükselirken, ABD Batı Teksas türü ham petrolü (WTI) yüzde 1 değer kazanarak 98,12 dolara çıktı.</p>

<p></p>

<p>HÜRMÜZ BOĞAZI ETKİSİ DEVAM EDİYOR</p>

<p></p>

<p>Dünya petrol sevkiyatının yaklaşık yüzde 20’sinin yapıldığı Hürmüz Boğazı’nda güvenlik ve sevkiyat sorunları devam ediyor. Hem Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerin durma noktasına gelmesi hem de İran'ın tankerleri Hürmüz Boğazı'nın ötesinde, Umman Körfezi'ne kadar hedef alması, arz endişesini arttırdı. Verilere göre, son iki haftada deniz taşımacılığına yönelik en az 18 saldırı gerçekleşti. Söz konusu gelişmeler, enerji sevkiyatının güvenliğine ilişkin kaygıları artırırken petrol fiyatları üzerindeki baskıyı da güçlendirdi.</p>

<p></p>

<p>ABD’NİN STOKLARI AZALDI&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Ortadoğu’dan sevk edilemeyen petrole alternatif olarak ABD’nin petrol kapasitesini arttırdı ve stokları piyasaya sürdü. Ancak ABD’nin stokları uzun vadeli olamadı. ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA), ülkenin ticari ham petrol stoklarının geçen hafta 3,06 milyon varil azalarak 412,5 milyon varile gerilediğini açıkladı. Analistler stoklarda 820 bin varillik düşüş bekliyordu. Düşüşün tahminlerin çok üzerinde olması, petroldeki riskleri arttırdı.&nbsp;</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 22 Oct 26 08:54:11 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/suudi-arabistana-saldirilar-arz-endisesini-arttirdi-brent-petrol-h108729.html">Suudi Arabistana saldırılar arz endişesini arttırdı: Brent Petrol yine 110 doları aştı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/dunya/iran-cok-sayida-gemiyi-vurdugunu-duyurdu-h108728.html</link>
		<title>İran çok sayıda gemiyi vurduğunu duyurdu</title>
		<category><![CDATA[dunya]]></category>
		<description><![CDATA[İran Devrim Muhafızları, farklı bölgelerde 4 geminin vurulduğunu ve 3 geminin ise mayınlara çarptığını duyurdu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>İran’ın bölgeden geçen gemilere yönelik saldırıları devam ediyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC), konuya dair yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, Hürmüz Boğazı’nın batısında 3 geminin mayına çarptığı, &nbsp;petrol yükü aktaran 4 geminin ise vurulduğu duyuruldu. &nbsp;Açıklamada, hedef alınan gemilerin “yasa dışı güzergahları” kullandığı belirtilerek, “Daha önce, saldırgan ABD ordusunun aldatmacasına kapılarak yasa dışı güzergâhlardan geçen kural ihlalcisi denizcilik şirketlerine uyarılarda bulunulmuştu. Bu uyarıların ardından Deniz Kuvvetleri savaşçıları, daha önce yasa dışı güzergahtan geçiş yapan 4 kural ihlalcisi gemiyi takip ve gözetim altına aldı. Söz konusu gemiler, Basra Körfezi’nin kuzey-orta kesiminde petrol yüklerini gemiden gemiye aktarırken tespit edildi. 4 geminin tamamı aynı anda vuruldu ve şu anda alevler içinde yanıyor. Ayrıca dün gece kuralları ihlal eden 3 gemi, Hürmüz Boğazı’nın batısında mayına çarparak kaza geçirdi ve alev aldı. Gemiler durduruldu” ifadeleri kullanıldı.</p>

<p></p>

<p>Saldırıların uyarı niteliğinde olduğu söylenilen açıklamada, “ABD’nin hegemonya peşindeki yönetiminin, gemileri mayın döşenmiş yasa dışı geçiş güzergahından geçmeye teşvik etmekte ısrar etmesi, deniz kazalarının her geçen gün artmasına yol açmıştır. Saldırgan ABD ordusu, bu tutumunu sürdürmesi halinde karşı koyma faaliyetlerimizin bölgedeki saldırgan üslerine kadar uzanacağını bilmelidir. Bu, ciddi bir uyarıdır” denildi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 22 Oct 26 08:53:18 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/dunya/iran-cok-sayida-gemiyi-vurdugunu-duyurdu-h108728.html">İran çok sayıda gemiyi vurduğunu duyurdu</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/turkiye-azerbaycan-gerilimi-golgesinde-telefon-diplomasisi-h108727.html</link>
		<title>Türkiye-Azerbaycan gerilimi gölgesinde telefon diplomasisi</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde iki ülke arasındaki ikili ilişkiler, bölgesel ve küresel gelişmeler ele alındı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev arasında gerçekleşen telefon görüşmesinde, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ikili ilişkiler, bölgesel ve küresel gelişmeler ele alındı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Azerbaycan’ın kardeşlik hukukundan aldığı güçle işbirliğini daha ileri seviyelere taşıyacağını belirtti.</p>

<p>Erdoğan, görüşmede Azerbaycan’ın bağımsızlığının 35’inci yıl dönümünü bir kez daha kutlayarak, Aliyev’i Ankara’da düzenlenecek Türk Devletleri Teşkilatı 13’üncü Zirvesi’ne davet etti.</p>

<p>Türkiye-Azerbaycan arasındaki gerilim</p>

<p>Azerbaycan Bakanlar Kurulu’nun okullarda kılık-kıyafet standartlarını yeniden düzenleyen kararlarının ardından, başörtülü öğrencilerin okullara kabul edilmemesi üzerine Bakü ve Ankara arasında bir gerilim başlamıştı.</p>

<p>Azerbaycan’da iktidardaki Yeni Azerbaycan Partisi (YAP), Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral ve AK Parti milletvekillerinin ülkedeki başörtüsü uygulamalarına yönelik açıklamalarına tepki göstermiş; Türkiye’deki siyasi çevrelere, Azerbaycan’ın anayasal düzenine, bağımsız iç ve dış politikasına ve egemenliğine saygı gösterme çağrısı yapılmıştı.</p>

<p>Azerbaycan, 21 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan 406/26 sayılı resmî açıklamayla, 31 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının ülkeye girişini sosyal medya ve internet platformlarında yapılan, Azerbaycan’ın egemenliğine, anayasal düzenine, halkına ve yönetimine karşı olduğu belirtilen açıklamalar gerekçe gösterilerek yasaklamıştı.</p>

<p>Ayrıca Azerbaycan Başsavcılığı, Türkiye’de yaşayan yedi kişi hakkında “Anayasal düzeni zorla değiştirme” ve “dini aşırıcılık” suçlamalarıyla gıyabi tutuklama ve uluslararası arama kararı çıkarıldığını duyurmuştu.</p>

<p>Türkiye ile Azerbaycan arasında son dönemde diplomatik temaslar sürerken, iki ülkenin dışişleri bakanları 15 Eylül’de yaptıkları ortak basın toplantısında stratejik ortaklık ve Türk dünyasındaki iş birliğini vurgulamıştı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 26 20:59:21 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/turkiye-azerbaycan-gerilimi-golgesinde-telefon-diplomasisi-h108727.html">Türkiye-Azerbaycan gerilimi gölgesinde telefon diplomasisi</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/halk-tv-onunde-kayyim-protestosu-ozgur-ozel-biz-sokaga-cagirirsak-h108726.html</link>
		<title>Halk TV önünde kayyım protestosu | Özgür Özel: Biz sokağa çağırırsak, sen yalan haberlerine devam edemezsin</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Halk TV’ye kayyım atanması ve ekranların karartılmasının ardından kanalın önünde bir araya gelenler kayyım uygulamasını protesto etti. Mitingde konuşan Özgür Özel, “Halk TV’ye yapılan iş Mahiroğlu ile mali bir soruşturma değil, bu kisve altında basını susturma, halkın haber alma hakkına engel olma girişimidir” diyerek 24 Ekim Cumartesi günü gazetecilerin gerçekleştireceği eylemde destek için bulunacağını söyledi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Halk TV’ye 14 Ekim’de kayyım atanmasının ardından kanalın yayını da durduruldu. YENİ Parti 19 Ekim’de MYK toplantısının ardından bugün saat 19.30’da Halk TV önünde buluşmak için çağrı yaptı.</p>

<p>Protestocular Halk TV önünde bir araya geldi.</p>

<p>Eylemciler “Özgür basın susturulamaz”, “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganları attı. Polis sık sık “Attığınız anons kanunsuzdur. Kanunsuz sloganlara son verin” anonsu yaptı.</p>

<p>Özgür Özel: Halk TV’nin 200’e yakın emekçisinin yanındayız</p>

<p>YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel protestoculara sesleniyor:</p>

<p>“Bu akşamı bir parti mitingi olarak değil, Türkiye’nin en çok izlenen haber kanalı olan Halk TV’ye atanan kayyımı protesto etmek amacıyla buradayız. Halk TV’nin 200’e yakın emekçisinin yanındayız!</p>

<p>Bu dönem AK Parti’nin kara düzeni denetimden korkmakta, denetimden kaçmakta, denetlemek isteyene saldırmakta, susturmaktadır. AK Parti’nin kara düzeni, millete hesap vermeye karşıdır. AK Parti’nin kara düzeni, halktan topladığı vergilerin nasıl harcandığının sorulmasına karşıdır. AK Parti’nin istediği düzen denetimsiz, kayırmacı, keyfi bir düzendir. İşte bugün, gecenin bu saatinde bizim burada olmamıza sebep olan, onların medya anlayışı, yani kendilerine dalkavuklar oluşturan sistemin dışında kalan, namusuyla çalışan, gerçekten sapmayan, hakikati kovalayan gazetecilere karşı ve onların kurumlarına karşı gerekirse soruşturmalar, para cezaları ile başlayan, gözaltılar, tutuklamalar yapan, el koyan, kayyım atayan, susturan ve yok eden anlayışlarına karşı bir mücadelede ses yükseltmek için, bu mücadeleyi toplumsallaştırmak için ve bizim haber hakkımızı savunan gazetecilerin haklarını savunmak için buradayız.</p>

<p>‘Bugün verilmesi gereken mücadele yarına bırakılamaz’</p>

<p>Bu mücadele, bugün verilmesi gereken mücadele yarına bırakılamaz. Yarınları karartmamak için bugünlerde meydanlarda olmalıyız, sokaklarda olmalıyız, hep birlikte olmalıyız.</p>

<p>Bu ülke Uğur Mumcuları, Hrant Dinkleri, Ahmet Taner Kışlalıları unutmadı. AK Parti her zaman basın özgürlüğünün karşısında oldu. Bir havuz düzeni medyası oluşturdu. Karşısında olanla uğraştı, yıldırmaya uğraştı. Gazetecilere ya beni savunursun ya da ekmeğinden olursun dedi. 12 Eylül’de askerler bazı haberleri çıkmadan engelliyordu. Gazeteciler o kısmı boş bırakıp protesto ediyordu.</p>

<p>Yetmiyor, kendiden olmayan medya kuruluşlarını yok ediyorlar. Yandaşları tarafından savunuluyor. Biz mesleğini onuruyla yapanlar için buradayız. Merdan Yanardağ’dan Murat Ağırel’e, bugün susturulmaya çalışılan İsmail Arı’ya… Tüm tutuklulara selam olsun! İsmini saydığım, sayamadığı bütün gazetecilere selam olsun!</p>

<p>Halk TV kara düzenin dayattığına inat, bütün zorluğuna rağmen basın emekçilerinin mücadele ettiği bir yerdi.</p>

<p>‘Gün meydanlara, sokaklara akma; mücadeleyi yükseltme günüdür’</p>

<p>Bu yüzden arkadaşlar bugün burada olmak, bir kanalı savunmaktan fazlasıdır. Burada olmak milletin demokrasi hikayesini savunmaktır. Bugün burada olmak teslim olmamaktır, teslim etmemektir, mücadele etmektir. Buradan, bu meydandan gözü bu meydanda olanlara sesleniyorum: Bu meydana dost gözle bakanlara, yüreği bu meydanda atanlara sesleniyorum. Gün, evde oturma günü değildir. Gün, klavye başından eleştirme, cep telefonlarından paylaşım yapma günü değildir. Gün, meydanlara çıkma, sokaklara akma, mücadeleyi yükseltme günüdür. Bir sözüm de ‘Böyle gelmiş, böyle giderciler’e. ‘Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın’ diyenlere. Bugüne kadar o yılan sana dokunmamış olabilir, ama o yılanın başını hep beraber ezmezsek eninde sonunda senin de sokacaktır. O yüzden bağırıyor bu meydan: ‘Kurtuluş yok tek başına, ya hiçbirimiz.’</p>

<p>‘İmamoğlu’nun savunma yapacağı gün kanala kayyım atadılar’</p>

<p>Türkiye’nin en büyük siyasi kumpas davası Silivri’de görülürken tam da Ekrem Başkan savunma yapacağı gün Halk TV’yi bastılar, yayını durdurdular, kanala kayyım atadılar. Çünkü hakikatten kaçıyorlar, iftiraları duyulmasın istiyorlardı. Aylarca bekledikten sonra, 19 ay sonra nihayet Ekrem Başkan bütün iftiraları, sadece kendini, arkadaşlarını, ailesini, partimizi değil, tüm siyasi partileri, muhalefetin tüm renklerini de hedef alan ve bu ülkenin iktidarı değiştirme umudunu hedef alan o iddianameye karşı savunma başlamadan 4 saat önce Halk TV’ye geldiler, burayı bastılar ve yayını durdurdular.</p>

<p>‘Basına saldırı muhalefete saldırıdan bağımsız değil’</p>

<p>Kayyımın kısa vadeli iki hedefi vardı. Bir tanesi Ekrem İmamoğlu’nun savunmasının duyulmasını engellemek. Bir diğeri de fon vurgununun, asrın vurgununun üzerine giden, en çok izlenen haber kanalını susturmaktı. Bir tarafta kendinden sonraki iktidara darbe girişimi, kendinden sonraki cumhurbaşkanı adayını sindirme, susturma, onu hedef alarak siyaseten yok etme girişimi diğer tarafta çürümüşlüğü, kokuşmuşluğu, kendisine oy veren seçmenini dolandıran kara düzeni deşifre edenlerin sesini kesme girişimi vardı.</p>

<p>Orta ve uzun vadeli hesaplar çok daha karanlık. Muhalefetin sesini tamamen kesmeye niyetlenmişler. O yüzden basına saldırı, muhalefete saldırıdan bağımsız değildir.</p>

<p>‘T24’ten Tele1’e tüm kanallara sahip çıkıyor; İMC’yi Hayat TV’yi unutmuyoruz’</p>

<p>Buradan ilan ve ifşa ederiz ki, Halk TV’ye yapılan iş Mahiroğlu ile mali bir soruşturma değil, bu kisve altında basını susturma, halkın haber alma hakkına engel olma girişimidir. Siz kim kandırıyorsunuz? Bu tek başına bir darbedir. Yandaşsa aynı şekilde devam; muhalifse yok ediyorlar. Burada Halk TV önündeyiz ama aynı zamanda T24’den Tele1’e kadar tüm kanallara, engellenen tüm mecralara sahip çıkıyoruz. Darbe bahanesiyle çökülen İMC’yi Hayat TV’yi unutmuyoruz.</p>

<p>Kapatılan tüm sosyal medya hesaplarını, erişim engeli getirilen gazetecilerin ve yayın organlarının sosyal medya hesaplarını bir kez daha hatırlatıyoruz. Buradan Anayasa Mahkemesi’ne 21 Eylül tarihinde verdiğimiz dilekçeyle temmuz ayında çıkan ve erişim engelini sarayın atadığı bir kişiye ve sarayın anlık talimatlarına bağlayan kanuna karşı Anayasa Mahkemesi’nin önündeki dosyamızı hatırlatıyor, Anayasa Mahkemesi’ne tarih önündeki bu sorumluluğunu bir kez daha hatırlatıyoruz.</p>

<p>‘Biz sokağa çağırırsak, sen yalan haberlerine devam edemezsin’</p>

<p>Ben geçtiğimiz günlerde bugün akşam sizleri buraya davet edince ve gazetecilerin, basın meslek örgütlerinin cumartesi günü yapacakları toplantılar için 14 ilde, sözüme değer verenleri, muhalefetin tüm renklerini, basın meslek örgütlerine cumartesi, saat 14.00’te,14 ilde destek vermeye davet edince A Haber çıkmış, iktidarın borazanı A Haber, diyor ki, ‘Özgür Özel milleti sokağa çağırıyor. Özgür Özel sokakları karıştırmaya çağırıyor. Yakıp, yıkmaya çağırıyor.’</p>

<p>Buradan A Haber’e sesleniyorum. Ben şiddete çağırmam, ben kargaşaya çağırmam. Ama şunu bil ki ben mücadeleye, direnmeye çağırıyorum. Sokaklara çağırıyorum. Meydanlara çağırıyorum. Bir de A Haber’e şunu söyleyeyim, sen bizi küçümseme. Sen bizi küçümseme. Biz barıştan, kardeşlikten ve kimsenin canının yanmamasından yanayız. Ama sen yalan haberle bizi geriletmeye, bizi sokaktan ve mücadeleden çekmeye falan çalışıyorsan, sen sakın bizi küçümseme. Biz sokağa çağrı yaparsak, sen öyle orada o yalan haberlerine devam edemezsin. Buradan o haberi yapan gazeteciye, yayan A Haber’e söylüyorum. Gazeteciler cumartesi sokağa iniyor, biz de onlarla birlikte sokağa iniyoruz. Biz de onlara destek oluyoruz. Gazeteciysen sen de sokağa inersin, bu onurlu mücadeleye destek verirsin.”</p>

<p>Özgür Özel, cumartesi günü gazetecilerin gerçekleştireceği eyleme destek vereceğini de ekleyerek konuşmasını sonlandırdı.</p>

<p>İmamoğlu’nun mektubu okundu: ‘Milletin tokadından korkuyorlar’</p>

<p>YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik Ekrem İmamoğlu’nun mektubunu okudu:</p>

<p>“Silivri’den en sıcak selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Sizleri hasretle kucaklıyorum. Bugün yanınızda olamasam da sizin tek yürek olduğumuzu biliyorum. Direnişinizle, dayanışmanızla, dualarınızla bana ve yol arkadaşlarıma güç oluyorsunuz. Sizler haksızlık karşısında susanlardan değil; adaletin, eşitliğin, hakkın yanında duranlarsınız. İyi ki varsınız. Sağ olun, var olun.</p>

<p>Türkiye bugün tarihi günlerden geçiyor. Her türlü muhalefet, özgür basın, sanatçılar, sivil toplum kuruluşları siyasallaşmış yargı eliyle susturulmaya çalışılıyor. Eşitsizliğe, adaletsizliğe, milletin malına, oyuna, iradesine çökülmesine itiraz eden herkes kanıtsız, delilsiz tutsak ediliyor. Ana muhalefet partisine butlan, belediyelere kayyum atanıyor. Halka gerçekleri anlatan gazeteciler ailelerinden, evlatlarından koparılıp hapsediliyor. Gazeteler, televizyon kanalları, sosyal medya hesapları tek tek karartılıyor. Şimdi de ne tesadüftür ki tam da savunmamı yapacağım zamanda; özgür basının en güçlü sesi olan Halk TV, kayyum ile susturuldu.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 26 20:57:57 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/halk-tv-onunde-kayyim-protestosu-ozgur-ozel-biz-sokaga-cagirirsak-h108726.html">Halk TV önünde kayyım protestosu | Özgür Özel: Biz sokağa çağırırsak, sen yalan haberlerine devam edemezsin</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/zonguldak-ta-uc-katli-bina-coktu-bir-olu-h108725.html</link>
		<title>Zonguldak&amp;#039;ta üç katlı bina çöktü: Bir ölü</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Zonguldak’ta üç katlı bina çöktü. Enkazdan bir kişi kurtarıldı, bir kişi öldü.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Merkez Meşrutiyet Mahallesi Sütliyen Sokak’taki üç katlı bina henüz belirlenemeyen nedenle çöktü. İhbar üzerine olay yerine AFAD, itfaiye, polis, sağlık ve UMKE ekipleri sevk edildi.</p>

<p>Ekipler, Kenan Akçaharman’ı (68) enkazdan kurtardı. Akçaharman’ın ablası Türkan Akçaharman Özhan’ınsa (74) cansız bedenine ulaşıldı.</p>

<p>Bu arada ev sakinlerinden diğer kardeş Kemal Akçaharman’ın (72) çökme anında evde bulunmadığı öğrenildi.</p>

<p>Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, binanın çöküş nedeninin belli olmadığını, ancak binanın eski olduğunu ve yakındaki bir evin her ihtimale karşı acil olarak tahliye edildiğini açıkladı.</p>

<p>17 Ekim’de aynı sokaktaki metruk binanın bir bölümü, yağışların da etkisiyle çökmüştü.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 26 20:55:27 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/zonguldak-ta-uc-katli-bina-coktu-bir-olu-h108725.html">Zonguldak&amp;#039;ta üç katlı bina çöktü: Bir ölü</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/erdogandan-rojava-mesaji-suriyede-yepyeni-bir-sayfa-acilacak-h108724.html</link>
		<title>Erdoğandan Rojava mesajı: Suriyede yepyeni bir sayfa açılacak</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[Rojava’ya ve Demokratik Suriye Güçleri’nin Suriye ordusuna entegrasyonuna ilişkin mesaj veren Erdoğan, “Kuzeydeki entegrasyon sürecinin tekemmül etmesiyle birlikte Suriye&#039;de yepyeni bir sayfanın açılacağına inanıyoruz. Biz de Türkiye olarak ihtiyaç duyulduğu her aşamada Suriye&#039;nin yanında olmaya devam ediyor, Suriye halkının refah ve huzuru için üzerimize düşen sorumluluğu bu süreçte hakkıyla yerine getirmeye çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Türkiye&nbsp;Cumhurbaşkanı&nbsp;Recep&nbsp;Tayyip&nbsp;Erdoğan,partisinin&nbsp;TBMM&nbsp;Grup&nbsp;Toplantısı'nda&nbsp;konuşma&nbsp;yaptı.</p>

<p>Konuşmasında&nbsp;Rojava&nbsp;ve&nbsp;Suriye’de&nbsp;yaşananentegrasyon&nbsp;sürecine&nbsp;değinen&nbsp;Erdoğan&nbsp;şunlarıkaydetti:<br />
<br />
“3,5&nbsp;yıllık&nbsp;zulmün&nbsp;ardından,&nbsp;İsrail'in&nbsp;ağır&nbsp;tahriklerinerağmen&nbsp;Suriye'de&nbsp;barışın,&nbsp;huzurun&nbsp;ve&nbsp;istikrarın&nbsp;tekrarboy&nbsp;vermeye&nbsp;başladığını&nbsp;görüyoruz.&nbsp;Suriyelikardeşlerimiz&nbsp;Cumhurbaşkanı&nbsp;Sayın&nbsp;Ahmet&nbsp;Şara'nındirayetli&nbsp;liderliğinde&nbsp;birlik&nbsp;ve&nbsp;beraberlik&nbsp;içinde&nbsp;ortakgeleceklerini&nbsp;inşa&nbsp;ediyorlar.</p>

<p>Kuzeydeki&nbsp;entegrasyon&nbsp;sürecinin&nbsp;tekemmületmesiyle&nbsp;birlikte&nbsp;Suriye'de&nbsp;yepyeni&nbsp;bir&nbsp;sayfanınaçılacağına&nbsp;inanıyoruz.&nbsp;Biz&nbsp;de&nbsp;Türkiye&nbsp;olarak&nbsp;ihtiyaçduyulduğu&nbsp;her&nbsp;aşamada&nbsp;Suriye'nin&nbsp;yanında&nbsp;olmayadevam&nbsp;ediyor,&nbsp;Suriye&nbsp;halkının&nbsp;refah&nbsp;ve&nbsp;huzuru&nbsp;içinüzerimize&nbsp;düşen&nbsp;sorumluluğu&nbsp;bu&nbsp;süreçte&nbsp;hakkıylayerine&nbsp;getirmeye&nbsp;çalışıyoruz.</p>

<p>Bunun&nbsp;yanında&nbsp;Suriye'de&nbsp;özellikle&nbsp;zalimlere,&nbsp;katillereibret&nbsp;olması&nbsp;gereken&nbsp;çok&nbsp;önemli&nbsp;gelişmeler&nbsp;deyaşanıyor.&nbsp;Mazlumların&nbsp;ahı&nbsp;yerde&nbsp;kalmıyor.&nbsp;Ahesteaheste&nbsp;çıkıyor.&nbsp;Çocukları&nbsp;öldürmekten&nbsp;keyif&nbsp;alancaniler&nbsp;nereye&nbsp;kaçarlarsa&nbsp;kaçsınlar&nbsp;saklandıklarıinlerinde&nbsp;tespit&nbsp;edilip&nbsp;tek&nbsp;tek&nbsp;ayıklanıyor.&nbsp;Ellerindesilah,&nbsp;önlerinde&nbsp;çeşitli&nbsp;paçavralarla&nbsp;Türkiye'yi&nbsp;tehditedenler&nbsp;için;&nbsp;Banyas'ta&nbsp;248&nbsp;masumun,&nbsp;Reyhanlı'da53&nbsp;insanımızın&nbsp;kanını&nbsp;dökenler&nbsp;için;&nbsp;Suriyeli&nbsp;yavrularıncenazeleri&nbsp;üzerinde&nbsp;kahramanlık&nbsp;pozları&nbsp;verenalçaklar&nbsp;için&nbsp;hesap&nbsp;vakti&nbsp;gelip&nbsp;çatmıştır.”</p>

<p>“Ekonomi&nbsp;üzerinden&nbsp;insanların&nbsp;itibarıylaoynuyorlar”</p>

<p>YENİ&nbsp;Parti&nbsp;Genel&nbsp;Başkanı&nbsp;Özgür&nbsp;Özel&nbsp;16&nbsp;Ekim’deyaptığı&nbsp;bir&nbsp;açıklamada&nbsp;“Biz&nbsp;artık&nbsp;normal&nbsp;zeminibırakmışız,&nbsp;ben&nbsp;artık&nbsp;savaştayım,&nbsp;büyük&nbsp;birmücadeledeyim.&nbsp;Ölümü&nbsp;de,&nbsp;hapsi&nbsp;de&nbsp;göze&nbsp;almışız,biz&nbsp;başka&nbsp;bir&nbsp;mücadelenin&nbsp;içindeyiz.&nbsp;Ya&nbsp;bu&nbsp;memleketikurtaracağız&nbsp;ya&nbsp;hep&nbsp;birlikte&nbsp;kaybedeceğiz.&nbsp;Bununikinci&nbsp;bir&nbsp;seçeneği&nbsp;yok”&nbsp;ifadelerini&nbsp;kullanmıştı.</p>

<p>Açıklamalarında&nbsp;isim&nbsp;vermeden&nbsp;Özel’i&nbsp;hedef&nbsp;alanErdoğan,&nbsp;şunları&nbsp;kaydetti:</p>

<p>“Dünyayı&nbsp;ve&nbsp;bölgemizi&nbsp;hiç&nbsp;takip&nbsp;etmedikleri&nbsp;gibiTürkiye’ye&nbsp;yönelik&nbsp;örtülü&nbsp;operasyonlardan,&nbsp;toplumsalmühendislik&nbsp;projelerinden&nbsp;de&nbsp;habersizler.&nbsp;Kendi&nbsp;darkadro&nbsp;çıkarları&nbsp;dışında&nbsp;her&nbsp;şeye&nbsp;gözlerini&nbsp;vekulaklarını&nbsp;kapatmış&nbsp;durumdalar.&nbsp;Benim&nbsp;menfaatimeolacaksa&nbsp;bu&nbsp;ülke&nbsp;batsın&nbsp;bitsin&nbsp;tavrı,&nbsp;son&nbsp;derece&nbsp;yanlışbir&nbsp;tavır&nbsp;ve&nbsp;tutumdur.&nbsp;3&nbsp;kuruşluk&nbsp;siyasi&nbsp;ikballerinimilletin&nbsp;önünde&nbsp;tutmaları&nbsp;egoist&nbsp;zihin&nbsp;dünyasıdır.Birisi&nbsp;çıktı&nbsp;şuursuzca&nbsp;‘savaştayız’&nbsp;diyor.&nbsp;Hayırdırbeyler&nbsp;kiminle&nbsp;savaştasınız?&nbsp;Türkiye&nbsp;işgal&nbsp;edildi&nbsp;de&nbsp;bizmi&nbsp;duymadık?&nbsp;Siz&nbsp;ne&nbsp;dediğiniz&nbsp;lafınızın&nbsp;nereyegittiğinin&nbsp;farkında&nbsp;mısınız?&nbsp;Bu&nbsp;milletidüşmanlaştırmaktan&nbsp;ne&nbsp;zaman&nbsp;vazgeçeceksiniz?&nbsp;Bumilletin&nbsp;kardeşliğinden&nbsp;artık&nbsp;elinizi&nbsp;çekin.&nbsp;Ekonomiüzerinden&nbsp;insanların&nbsp;itibarıyla&nbsp;oynuyorlar.&nbsp;Namusluinsanlara&nbsp;fon&nbsp;konusunda&nbsp;mesnetsiz&nbsp;şekilde&nbsp;yolsuzlukithamında&nbsp;bulunmak&nbsp;büyük&nbsp;suçtur.&nbsp;Çamur&nbsp;at&nbsp;izi&nbsp;kalsınsiyasetine&nbsp;teslim&nbsp;olmayız.”</p>

<p>Sel&nbsp;felaketi</p>

<p>İstanbul&nbsp;ve&nbsp;çevre&nbsp;illerde&nbsp;meydana&nbsp;gelen&nbsp;sel&nbsp;ve&nbsp;subaskınlarına&nbsp;da&nbsp;değinen&nbsp;Erdoğan&nbsp;“Devlet&nbsp;olarak&nbsp;hiçvakit&nbsp;kaybetmeden&nbsp;harekete&nbsp;geçtik.&nbsp;Bilinsin&nbsp;ki&nbsp;ihmalveya&nbsp;kusur&nbsp;varsa,&nbsp;sorumlular&nbsp;ortaya&nbsp;çıkarılacak,gerekenler&nbsp;tereddütsüz&nbsp;yapılacaktır.&nbsp;Milletçe&nbsp;hepimiziüzen&nbsp;bu&nbsp;acı&nbsp;hadiseyi;&nbsp;kendileri&nbsp;için,&nbsp;kendi&nbsp;siyasiajandaları&nbsp;için,&nbsp;özellikle&nbsp;de&nbsp;belediyelere&nbsp;yönelikyolsuzluk&nbsp;operasyonlarını&nbsp;itibarsız&nbsp;hale&nbsp;getirmek&nbsp;içinkullanmaya&nbsp;çalışan&nbsp;fırsatçılara&nbsp;da&nbsp;asla&nbsp;müsamahagöstermeyeceğiz.&nbsp;Afetten&nbsp;olumsuz&nbsp;etkilenenvatandaşlarımıza&nbsp;her&nbsp;türlü&nbsp;desteği&nbsp;veriyoruz.İstanbul’daki&nbsp;37&nbsp;ilçemizde&nbsp;5&nbsp;bin&nbsp;672&nbsp;haneye&nbsp;yaklaşık57&nbsp;milyon&nbsp;lira&nbsp;tutarında&nbsp;dağıtım&nbsp;yapıldı.”&nbsp;diye&nbsp;konuştu.</p>

<p>Fon&nbsp;soruşturması:&nbsp;‘Konunun&nbsp;kendi&nbsp;tabanımıztarafından&nbsp;yakından&nbsp;takip&nbsp;edildiğini&nbsp;biliyoruz’</p>

<p>Konuşmasının&nbsp;devamında&nbsp;sermaye&nbsp;piyasalarındagerçekleştirilen&nbsp;işlemlere&nbsp;ilişkin&nbsp;yürütülen&nbsp;fonsoruşturmalarına&nbsp;değinen&nbsp;Erdoğan,&nbsp;konuyu&nbsp;3kategoride&nbsp;hassasiyetle&nbsp;yürüttüklerini&nbsp;savundu.</p>

<p>Erdoğan,&nbsp;şu&nbsp;ifadeleri&nbsp;kullandı:</p>

<p>“Fon&nbsp;meselesindeki&nbsp;tutumumuzu&nbsp;paylaştık.&nbsp;İlkaşamada&nbsp;tasfiyesine&nbsp;karar&nbsp;verilen&nbsp;birikimlerinyatırımcılara&nbsp;ödenmesidir.&nbsp;Fon&nbsp;kurulumuz&nbsp;düzenliolarak&nbsp;bir&nbsp;araya&nbsp;geliyor.&nbsp;İkinci&nbsp;aşamada&nbsp;manipülasyonyaparak&nbsp;haksız&nbsp;ve&nbsp;fahiş&nbsp;kazanç&nbsp;elde&nbsp;edenlerden&nbsp;yargıönünde&nbsp;hesap&nbsp;sorulmasıdır.&nbsp;Üçüncü&nbsp;aşamada&nbsp;ise&nbsp;birdaha&nbsp;benzer&nbsp;bir&nbsp;sorunla&nbsp;karşılaşılmaması&nbsp;için&nbsp;alınmasıgereken&nbsp;tedbirler&nbsp;kısmıdır.</p>

<p>Şunu&nbsp;bir&nbsp;kere&nbsp;daha&nbsp;açık&nbsp;açık&nbsp;ifade&nbsp;etmek&nbsp;isterim;Aileleriyle&nbsp;birlikte&nbsp;çok&nbsp;sayıda&nbsp;insanımızı&nbsp;etkileyen&nbsp;bumeseleyi&nbsp;çok&nbsp;ciddiye&nbsp;alıyoruz,&nbsp;ciddiyetle&nbsp;ele&nbsp;alıyoruz.Meselenin&nbsp;üzerine&nbsp;tavizsiz&nbsp;gidiyoruz.&nbsp;Biz&nbsp;bumeseleye&nbsp;bir&nbsp;cerrah&nbsp;titizliğiyle&nbsp;vaziyet&nbsp;ediyor,milletimizin&nbsp;çıkarını&nbsp;her&nbsp;türlü&nbsp;hesabın&nbsp;üzerindetutuyoruz.</p>

<p>Muhalefetin&nbsp;belediyelerde&nbsp;yaşanan&nbsp;sıkıntılara&nbsp;sahipçıkmış&nbsp;olması,&nbsp;bizi&nbsp;ilgilendirmez.&nbsp;Biz&nbsp;onlarabenzemeyiz.&nbsp;Biz&nbsp;millete&nbsp;yanlış&nbsp;yapana,&nbsp;milletin&nbsp;malınael&nbsp;uzatana&nbsp;sahip&nbsp;çıkmayız.&nbsp;Bizim&nbsp;referansımızmuhalefet&nbsp;değildir.&nbsp;Biz&nbsp;kendimizden&nbsp;sorumluyuz.&nbsp;Bizkonunun&nbsp;kendi&nbsp;tabanımız&nbsp;tarafından&nbsp;yakından&nbsp;takipedildiğini&nbsp;biliyoruz.&nbsp;Ne&nbsp;mutlu&nbsp;bize&nbsp;ki&nbsp;soran,&nbsp;soruşturanbir&nbsp;tabanımız&nbsp;var.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 26 18:54:32 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/erdogandan-rojava-mesaji-suriyede-yepyeni-bir-sayfa-acilacak-h108724.html">Erdoğandan Rojava mesajı: Suriyede yepyeni bir sayfa açılacak</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/spor/galatasaray-ve-lille-in-11-leri-belli-oldu-h108723.html</link>
		<title>Galatasaray ve Lille&amp;#039;in 11&amp;#039;leri belli oldu</title>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<description><![CDATA[UEFA Şampiyonlar Ligi’nde Galatasaray ve Lille’in 11’leri belli oldu]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>İlk iki maçını kaybeden sarı kırmızılılar turnuvanın üçüncü haftasında Fransız ekibi Lille’e konuk oluyor. 19:45’te başlayacak karşılaşma TRT 1’den yayınlanacak.&nbsp;</p>

<p>İlk 11’ler şöyle:</p>

<p>Galatasaray: Uğurcan, Jacobs, Sanchez, Sallai, Sara, Yunus, Torreira, Abdülkerim, Osimhen, Barış, Batrakov.</p>

<p>Lille: Berke, Goffi, Ngoy, Alexsandro, Verdonk, Mukau, Bentaleb, Andre, Bakwa, Diaoune, Haraldsson.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 26 18:53:18 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/spor/galatasaray-ve-lille-in-11-leri-belli-oldu-h108723.html">Galatasaray ve Lille&amp;#039;in 11&amp;#039;leri belli oldu</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/dbp-pm-sonuc-bildirgesi-sureci-birlikte-insa-edecegiz-h108722.html</link>
		<title>DBP PM sonuç bildirgesi: Süreci birlikte inşa edeceğiz</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[Parti Meclisi toplantısı sonuç bildirgesini açıklayan DBP, “Toplumda görünür olmayan kesimleri ve ihtiyaçları özneleştireceğimiz dayanışmayı ve toplumsallaştırmayı büyüterek güçleneceğimiz bir süreci hep birlikte inşa edeceğiz” dedi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) 18 Ekim’de Amed’de yaptıkları Parti Meclisi toplantısının sonuç bildirgesini açıkladı. Sonuç bildirgesi, &nbsp;“Kürt halkının çok boyutlu savaşlar karşısında birlik olması kritik bir öneme sahiptir” başlığıyla yayınlandı. &nbsp;Açıklamada, toplantıda; küresel ve bölgesel gelişmeler kapsamlı bir şekilde değerlendirildiği, Ortadoğu ve Kürdistan’da yaşanan gelişmeler kapsamında parti çalışmalarının değerlendirildiği belirtildi. &nbsp;Açıklamada, “Sayın Öcalan’ın ortaya koyduğu demokratik toplum perspektifi gerek Ortadoğu gerekse de Türkiye açısından çatışmaların sona erdirilmesi ve demokratik siyasetin güçlendirilmesi bakımından önemli bir tarihsel zemin yaratmıştır” ifadelerine yer verildi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>BARIŞ MÜCADELESİNİ BÜYÜTME ÇAĞRISI</p>

<p></p>

<p>Ortadoğu’nun ihtiyacının yeni savaşlar, yeni sınırlar ve yeni hegemonya ilişkileri olmadığı vurgulayan açıklamada, “Ortadoğu halklarının en büyük ihtiyacı örgütlülüğünü büyüten, kadın özgürlüğünü esas alan, ekolojik yaşamı savunan, demokratik siyaseti güçlendiren ve halkların ortak geleceğini inşa eden yeni bir toplumsal paradigmadır. Demokratik yerel örgütlenmeler ve halkların ortak iradesi, emperyal müdahalelerin de otoriter rejimlerin de karşısındaki en güçlü demokratik seçenektir. Bu nedenle bütün halkları, demokratik toplumun inşasında özne olmaya davet ediyor; Özgürlük, eşitlik ve barış mücadelesini büyütmeye çağırıyoruz” denildi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>‘ABDULLAH ÖCALAN’IN STATÜSÜNÜN TANINMAMASI EKSİKLİKTİR’</p>

<p></p>

<p>“Kürt halkının çok boyutlu savaşlar karşısında birlik olması kritik bir öneme sahiptir” denilen açıklamada devamla şunlara yer verildi: “Yüzyıllardır inkar ve imha politikaları ile karşı karşıya kalan Kürt halkının bu gün gelinen aşamada barışın ve demokratik toplumun inşasının öznesi olması, verdiği emek, mücadele ve bedelle mümkün olmuştur. Bugün de sınır gözetmeden Kürt halkı ve dostları şüphesiz bu bedele layık olacak, emeği ve mücadeleyi büyütecektir.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Barış ve Demokratik Toplum Süreci, Sayın Abdullah Öcalan'ın ortaya koyduğu tarihsel inisiyatif, kararlı duruş ve yaptığı çağrılar sayesinde bugüne kadar ilerlemiştir. Sayın Öcalan tek kişilik satranç oynayarak tarafların ve ezilmişlerin eşit yurttaş olarak yaşayabileceği bir Demokratik Cumhuriyet inşası için muazzam gayret içerisindedir. Bunu büyütmek, Cumhuriyeti demokratikleştirmek bizlerin ve tüm demokrasi güçlerinin temel sorumluluğudur. Bugün Barış ve Siyasallaşma Koordinatörü Sayın Öcalan’ın hala özgür çalışır koşullarının sağlanmaması, yasal statüsünün oluşturulmaması tarihi bir eksikliktir.”&nbsp;</p>

<p></p>

<p>‘KADIN ÖZGÜRLÜK ÇİZGİSİ’</p>

<p></p>

<p>Sürecin, halkların tüm kesimlerinin kendi kimlikleri ile özgürce yaşayabileceği bir zemin sunduğunun belirtildiği açıklamada devamla şunlara yer verildi: “Bugün Türkiye’nin en büyük ihtiyaçlarından kimlik özgürlüğü; adalet, eşitlik, kadın özgürlüğü, ekolojik tahribat, yoksulluk gibi bir birini besleyen sorunların anahtarı niteliğindedir. Bu bilinçle bu süreç Türkiye’yi yaşamak istedikleri bir ülkeye dönüştürmek isteyen tüm kesimlerin sahiplenmesi ve büyütmesi gereken tarihi bir fırsattır. Barışın toplumsallaşması, sürecin geniş kapsamda sahiplenilmesi, hukuki ve yasal güvenceye alınması beklenilecek veya şart koşulacak adımlar değildir. Bir toplumsal dönüşüm, temeline kadın özgürlüğü stratejisini alarak kalıcı olabilir. Barışı, şiddetsiz bir yaşam hakkı kültürü ile oluşturabiliriz. Barışın toplumsallaşması ve demokratik toplum inşası için de kadın öncülüğünün ve kadın özgürlük çizgisinin yaşamın bütün alanlarında belirleyici hale gelmesi amacıyla mücadelemizi sürdüreceğimizi ifade ediyoruz.</p>

<p></p>

<p>DEMOKRATİK BİRLİK SÜRECİ VURGUSU</p>

<p></p>

<p>Barış ve Demokratik Toplum süreci, halkta başlangıçta büyük bir heyecan ve umut uyandırmıştır. Süreç karşıtı akıl ve pratiklerin temel amacı da toplumun süreçten beklentisini kesmektir. Şüphesiz bu tarihi fırsata yapılabilecek en büyük kötülük süreci ‘bir silahsızlanma’ ya da ‘geçiş süreci’ gibi söylemlerle kaba bir çerçeveye ya da çıkara hapsetmedir. Bu sürece yüklenen anlam sadece çatışmasızlığa indirgenecek bir anlamın çok ötesindedir. Ulus devlet aklının ötekileştirdiği tüm kimliklerin eşit aktör olarak güç katabileceği bir demokratik birlik sürecidir. Bu süreci geçiş süreci olarak okumaya devam etmek sürecin inşa edeceği toplumsal dinamiği kaçırmak, süreci geciktirmek demektir.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>ÖZEL SAVAŞ POLİTİKALARI</p>

<p></p>

<p>Kürdistan’da derinleştirilen özel savaş politikaları gün geçtikçe ağırlık kazanmakta, Toplumsal dokuyu parçalamak, halkın kolektif vicdanını ve aklını zedelemek, örgütlenmesini engellemek için toplumun kadın ve gençleri başta olmak üzere bir bütününü hedef almaktadır. Halkı kimliksiz, geleceksiz, umutsuz ve güvensiz kılmayı kendine misyon eden bu saldırılar, her çatlaktan içeri sızmaya çalışmaktadır. Toplumun ahlaki ve politik değerlerini hedef alan bu saldırılar karşısında sessiz kalmayacağız.</p>

<p></p>

<p>DAYANIŞMAYI VE TOPLUMSALLAŞTIRMAYI BÜYÜTECEĞİZ</p>

<p></p>

<p>Karşısında olduğumuz savaş ve saldırılar gerçekliğine karşı mücadele hattımız toplumun tüm damarlarıyla örgütlü toplumun yeniden inşasını hedefleyen çok yönlü bir demokratik mücadeledir. Gençliği yaşamın kurucu gücü, kadınları ise demokratik toplumun öncü ve kurucu öznesi olarak görüyoruz. Gençlerin özgür düşünce, üretim, kültür, sanat, spor ve demokratik siyaset alanlarında örgütlenmesini; kadınların ise yaşamın tüm alanlarında eşit, özgür ve belirleyici biçimde yer almasını demokratik toplum mücadelesinin vazgeçilmez koşulu olarak görüyoruz. Toplumda görünür olmayan kesimleri ve ihtiyaçları özneleştireceğimiz dayanışmayı ve toplumsallaştırmayı büyüterek güçleneceğimiz bir süreci hep birlikte inşa edeceğiz.</p>

<p></p>

<p>EĞİTİM SÜREÇLERİ DERİNLEŞTİRİLECEK</p>

<p></p>

<p>Tüm bu değerlendirmeler kapsamında gelecek dönem planlaması yapılmış, eğitim süreçlerinin derinleştirilmesi, kongrelerin tamamlanması, kongre yapılan yerlerde yönetimlerin eğitimlerinin planlanması, ‘barışın sözünü halkla kuruyoruz’ şiarı ile başlattığımız halk toplantılarının devam ettirilmesi, halk toplantılarının PM, MYK ve seçilmişlerin de dahiliyeti ile yaygınlaştırılması hedeflenmiştir.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Parti Meclisimiz, önümüzde duran tarihsel görev ve sorumluluğun bilincinde olarak; tüm örgütlü yapılarımız ile sürecin ruhuna uygun bir sorumluluk ve insiyatifle çalışmalarına daha güçlü şekilde katılacağını; demokratik siyaseti güçlendirmek, kadın ve gençlik örgütlülüğünü geliştirmek, Cumhuriyeti Demokratikleştirmek ve toplumun tüm kesimlerinin ortak mücadelesi haline getirmek için gerekli çalışmaları yapacağını vurgulamıştır.”&nbsp;</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 26 18:52:13 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/dbp-pm-sonuc-bildirgesi-sureci-birlikte-insa-edecegiz-h108722.html">DBP PM sonuç bildirgesi: Süreci birlikte inşa edeceğiz</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/fakibaba-istifa-etti-h108721.html</link>
		<title>Fakıbaba istifa etti</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[İYİ Parti Ankara Milletvekili Ahmet Eşref Fakıbaba, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun çağrısı üzerine İYİ Parti üyeliği ve milletvekilliğinden istifa ettiğini duyurdu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Sözcü gazetesi yazarı İsmail Saymaz,&nbsp;bugünkü yazısında Fakıbaba’nın kendisine bazı konularda İYİ Parti’yle anlaşamadığını söylediğini aktardı. Bu konulardan biri&nbsp;‘terörsüz Türkiye’, yani PKK’nın silah bırakma süreciymiş.&nbsp;</p>

<p>Fakıbaba şöyle demiş:&nbsp;“Parti içinde muhalefetimi yaptım. Grubu bozmamak için&nbsp;‘Evet’&nbsp;dedim. Ama gönlümden geçen bu değildi. Gençliğimden beri liberal bir insanım. Kanı kanla yıkamazlar, suyla yakarlar. İYİ Parti’ye geçerken&nbsp;‘Ne mutlu Türk’üm diyene’&nbsp;dememişimdir.&nbsp;‘Türkiye milliyetçisiyim’&nbsp;demişimdir. Terörsüz Türkiye sürecinin olumlu sonuçlanacağına inanıyorum. Sonuçlanmazsa devlet gereğini yapar. Barış sürecinin yanındayım.”</p>

<p>İYİ Partili vekil, devamında Mekke Anlaşması teklifi ve olası bir yeni anayasa teklifine de&nbsp;‘Evet’&nbsp;oyu vereceğini söylemiş.</p>

<p>Söyleşinin ardından Dervişoğlu,&nbsp;X’ten&nbsp;isim vermeden Fakıbaba’yı istifa çağırdı:&nbsp;“…‘Ne mutlu Türk’üm diyene’&nbsp;diyemeyen birinin aramızda yeri yoktur. Siyasi namusun gereği olarak, AK Parti’den istifa ederken takındığı ve tarafımızdan da takdir edilen tutumu yeniden sergilemesini diliyor, partimizden ve milletvekilliğinden istifasını bekliyorum.”</p>

<p>Dervişoğlu’nun çağrısı sonrası Saymaz, yine Fakıbaba’yla konuştu.&nbsp;</p>

<p>Ankara milletvekili bu kez şöyle demiş:&nbsp;“Bugün hem partiden hem milletvekilliğinden istifa dilekçemi derhal gönderiyorum. Genel başkanımız madem böyle istemiş, bunu yapacağım. Her işte bir hayır vardır. Dervişoğlu’na yaptığı çabalardan dolayı yürekten teşekkür ediyorum. İYİ Parti’ye girdiğim zaman da düşüncelerden farklılık olan biriydim. Barış süreci geldiği zaman partide fikrimi belirtiyordum, zarar vermemek adına ses çıkarmıyordum.”</p>

<p>Fakıbaba kısa süre sonra İYİ Parti üyeliği ve Ankara milletvekilliği görevinden istifa ettiğini duyurdu.</p>

<p>X’ten&nbsp;şöyle yazdı:&nbsp;“Sayın genel başkanımız Müsavat Dervişoğlu’nun isteği doğrultusunda İYİ Parti üyeliğinden; siyasi etik anlayışım gereği ise Ankara Milletvekilliği görevimden istifa ettiğimi kamuoyunun bilgisine saygılarımla sunarım.”</p>

<p>Fakıbaba, 20 Ekim 2022’de AKP üyeliği ve milletvekilliğinden istifa edip İYİ Parti’ye katılmıştı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 26 16:21:16 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/fakibaba-istifa-etti-h108721.html">Fakıbaba istifa etti</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/spor/asensio-uc-ay-nathan-ak-uc-hafta-yok-h108720.html</link>
		<title>Asensio üç ay, Nathan Aké üç hafta yok</title>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<description><![CDATA[Fenerbahçe’nin açıklamasına göre sakatlanan İspanyol futbolcusu Marco Asensio yaklaşık üç ay, Hollandalı savunmacı Nathan Aké yaklaşık üç hafta yok.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Fenerbahçe 14 Ekim’de Asensio’nun sakatlık nedeniyle UEFA Şampiyonlar Ligi’ndeki Aston Villa maçının kadrosundan çıkarıldığını duyurmuştu. Ardından Asensio ile teknik direktör İsmail Kartal arasında bir anlaşmazlık olduğu iddiaları ortaya atılmıştı.</p>

<p>Fenerbahçe&nbsp;Futbol Takımı doktoru Ahmet Kulduk, 18 Ekim’de Asensio’nun diz kapağının arkasında kıkırdak lezyonu tespit edildiğini, bu nedenle ameliyat edileceğini duyurmuştu.</p>

<p>Sarı lacivertlilerin açıklaması şöyle:</p>

<p>“Futbolcumuz Marco Asensio, sol diz eklemindeki kıkırdak lezyonu nedeniyle İspanya’da, kulüp doktorumuzun gözetiminde başarılı bir artroskopik operasyon geçirmiştir. Futbolcumuzun tedavi ve rehabilitasyon sürecinin yaklaşık 3 ay sürmesi öngörülmektedir.</p>

<p>Dün akşam oynanan Slavia Prag karşılaşmasında sakatlık yaşayan futbolcumuz Nathan Aké’nin, Ataşehir Medicana Hastanesi’nde gerçekleştirilen MR görüntülemesi ve kulüp doktoru tarafından yapılan muayene sonucunda sağ bacak arka adalesinde orta düzeyli zorlanma ve ödem tespit edilmiştir. Futbolcumuzun tedavi ve rehabilitasyon sürecinin yaklaşık üç hafta sürmesi öngörülmektedir.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 26 16:20:23 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/spor/asensio-uc-ay-nathan-ak-uc-hafta-yok-h108720.html">Asensio üç ay, Nathan Aké üç hafta yok</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/dem-partiden-cenaze-mezar-ve-yas-hakkina-dair-meclis-arastirmasi-h108719.html</link>
		<title>DEM Partiden cenaze, mezar ve yas hakkına dair Meclis araştırması önergesi</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[DEM Parti, Kürt özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenlerin cenazelerinin bulunmaması, cenaze ve mezar haklarının ihlal edilmesi ve taziyelere yönelik soruşturmaların araştırılması istemiyle Meclis Başkanlığı&#039;na araştırma önergesi verdi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Şirnex Milletvekili Newroz Uysal Aslan ve Bedlîs Milletvekili Semra Çağlar Gökalp, zorla kaybedilenlerin ve çatışmalı dönemlerde yaşamını yitirenlerin akıbetinin açıklığa kavuşturulması, cenazelerin bulunması, kimliklendirilmesi ve ailelerine tesliminde yaşanan engeller ile cenaze ve mezarlıklara yönelik saldırıların araştırılması için Meclis Başkanlığı’na araştırma önergesi verdi. Önergede, Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana Kürtlere yönelik ötekileştirici ve düşmanlaştırıcı söylemlerin, 40 yılı aşkın çatışmalı süreçte yaşamını yitirenlerin bedenlerine yönelik muameleyi de belirleyen bir anlayışa dönüştüğü vurgulandı. Siyasi ve resmi dilde yaşamını yitirenlerin insan kimliğinin geri plana itilmesinin, bedenlerinin sürüklenmesini, teşhir edilmesini, cenazelerinin ailelerden esirgenmesini ve insan onuruna aykırı biçimlerde teslim edilmesini meşru gören bir anlayışın yerleşmesine yol açtığı belirtildi.</p>

<p></p>

<p>TAYBET İNAN, CEMİLE ÇAĞIRGA, HACI LOKMAN BİRLİK…</p>

<p></p>

<p>Önergede, Taybet İnan’ın cenazesinin günlerce sokakta bırakılması, Cemile Çağırga’nın cenazesinin annesi tarafından buzdolabında saklanması, Hacı Lokman Birlik’in bedeninin zırhlı araç arkasında sürüklenmesi, Kevser Eltürk’ün bedeninin teşhir edilmesi, Hakan Arslan’ın cenazesinin babasına kutuyla, Agit İpek’in cenazesinin annesine kargoyla gönderilmesi örnekleri sıralandı. Özellikle 1990’lı yıllarda yoğunlaşan zorla kaybetmeler ve faili meçhul cinayetlerin, aileleri yakınlarının akıbetinden yoksun bıraktığı, Cumartesi Anneleri/İnsanlarının mücadelesinin ise bu talebin en güçlü ifadelerinden biri olduğu hatırlatıldı.</p>

<p></p>

<p>XERZAN MEZARLIĞI</p>

<p></p>

<p>Önergede, 2013-2015 farklı bölgelerdeki PKK’lilerin cenazelerinin ailelerin ve halkın kolektif emeğiyle Xerzan (Garzan) gibi mezarlıklarda bir araya getirildiği belirtildi. Bedlîs’in &nbsp;Oleka Jor köyündeki Xerzan Mezarlığı’nın önce bombalandığı, 19 Aralık 2017’de mezarların açılarak çıkarılan cenazelerin İstanbul’a götürüldüğü ifade edildi. Bitlis Valiliği’nin 2 Ocak 2018 tarihli açıklamasına göre 279 mezarın 11’inin boş çıktığı, 268 mezardan çıkarılan kemiklerin kimlik tespiti amacıyla Adli Tıp Kurumu’na gönderildiği kaydedildi. Cenazelerin, ailelere yeterli bilgilendirme yapılmadan Kilyos Mezarlığı’nda plastik kaplar içerisinde, yol ve kaldırım çevresine ve üst üste defnedildiği belirtildi.</p>

<p></p>

<p>Zehra Kısaoğlu ve Süheyla Kaya’nın yakınlarının, yaklaşık dokuz yıl sonra Eylül 2026’da yapılan DNA karşılaştırmaları sonucunda cenazelerine ulaşabildiği ve Çewlîg’in Kanîreş (Karlıova) ilçesinde defnedildiği vurgulandı. Bu teslimlerin, mezarlarından çıkarılan cenazelerin akıbetine ilişkin belirsizliklerin ve ailelerin verdiği mücadelenin yıllara yayılan boyutunu ortaya koyduğu ifade edildi.</p>

<p></p>

<p>&nbsp;TAZİYELERE MÜDAHALE</p>

<p></p>

<p>Çatışmalarda yaşamını yitiren askerler nedeniyle açılan tazminat davalarında, mali yükümlülüklerin yaşamını yitiren PKK’lilerin mirasçılarına yöneltildiği, mirasın reddinin bir çıkış yolu olarak sunulmasının ailelerin hatıraya sahip çıkma iradesini de hedef aldığı belirtildi. Kanunda “terörist cenazesine katılma” adıyla bir suçun uydurulduğu ve ayrı bir suç bulunmamasına rağmen cenaze ve taziyelere katılımın yüzlerce kişinin yargılanmasına gerekçe yapıldığı, Ağustos 2026’da Cizre’de aralarında yaşamını yitirenlerin anneleri ve yaşlı aile bireylerinin bulunduğu yaklaşık 50 kişinin ifadeye çağrıldığı kaydedildi.</p>

<p></p>

<p>BARIŞ VE DEMOKRATİK TOPLUM SÜRECİ İLE ÇELİŞKİLİ</p>

<p></p>

<p>Tüm bu uygulamaların, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’yla gelişen sürecin gerektirdiği demokratik dönüşümle çeliştiği vurgulandı. Ölüye saygının yaşamını yitirenin siyasi aidiyetinden bağımsız olduğu, kolektif yas hakkının siyasi tercihlere göre sınırlandırılamayacağı ifade edildi. Uluslararası standartlara (Minnesota Protokolü, AİHS, Cenevre Sözleşmeleri vb.) işaret edilerek, hakikate erişimi, adaleti, ölüye saygıyı, defin ve kolektif yas hakkını güvence altına alacak hukuki ve kurumsal düzenlemelerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılması talep edildi.</p>

<p></p>

<p>Newroz Uysal Aslan ve Çağlar Gökalp, Anayasa’nın 98’inci ve Meclis İçtüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca araştırma açılmasını istedi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 26 16:19:26 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/dem-partiden-cenaze-mezar-ve-yas-hakkina-dair-meclis-arastirmasi-h108719.html">DEM Partiden cenaze, mezar ve yas hakkına dair Meclis araştırması önergesi</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/aym-tecrit-ve-kayyim-karsiti-eyleme-yonelik-saldiriya-dair-ihlal-h108718.html</link>
		<title>AYM, tecrit ve kayyım karşıtı eyleme yönelik saldırıya dair ihlal kararı verdi</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[AYM, Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi ve 2019’daki kayyım uygulamalarını protesto etmek için gerçekleştirilmek istenen açıklamaya dönük gerçekleşen polis saldırısına dair ihlal kararı verdi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi (AYM), Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit ile Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) KHK’li eşbaşkanlara mazbata verilmemesine ilişkin 17 Nisan 2019’da Rezan (Bağlar) ilçesi Koşuyolu Parkı’nda Halkların Demokratik Partisi (HDP) Amed İl Örgütü tarafından düzenlenmek istenen açıklamaya dönük polis saldırısına dair yapılan başvuruyu karara bağladı.</p>

<p></p>

<p>AYM, dönemin Halkların Demokratik Partisi (HDP) Amed milletvekilleri Musa Farisoğulları ve Remziye Tosun tarafından “yasaklama kararı gerekçesiyle 17 Nisan 2019’da yapılmak istenen basın açıklamasının engellenmesi ve olayla ilgili şikayet edilen kamu görevlileri hakkında soruşturma izni verilmemesi nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği” gerekçesiyle yapılan başvuruda ihlal kararı verdi. &nbsp;Başvuruyu, “toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı” kapsamında inceleyen AYM, olayda başvurucuların da içinde bulunduğu grubun basın açıklaması yapmasına engel olunmasının toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına müdahale teşkil ettiğini kaydetti.</p>

<p></p>

<p>‘SOMUT OLGULARA DAYANMIYOR’</p>

<p></p>

<p>Polis saldırısının “Kamu düzeninin korunması ve suç işlenmesinin önlenmesi” amacıyla yapıldığının belirtildiği kararda, bu aşamadan sonra müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığının incelenmesi gerektiği kaydedildi. &nbsp;Kararda, “Müdahaleye dayanak yasaklama kararında ileri sürülen gerekçelerin, kamu düzenine yönelik açık ve yakın bir tehlikenin varlığını ortaya koyan somut olgulara dayanmadığı görülmektedir” denildi.</p>

<p></p>

<p>‘MÜDAHALEDE YETERLİ GEREKÇEYE DAYANMIYOR’</p>

<p></p>

<p>Mevcut olayda kamu makamlarının, yapılmak istenen basın açıklamasının içeriği ve konusu itibarıyla kamu düzeni veya kamu güvenliği bakımından nasıl bir tehdit oluşturduğunu ortaya koyan ikna edici ve somut bir gerekçeye yer verilmediğine dikkat çekilen başvuruda, kamusal belgeler incelendiğinde, toplantının barışçıl olmadığına veya şiddet içereceğine ilişkin herhangi bir tespitin bulunmadığı belirtildi. Kararda, bu yönüyle müdahalenin demokratik toplum düzeninin gerekleriyle bağdaşacak nitelikte yeterli ve ilgili bir gerekçeye dayanmadığı sonucuna ulaşılmadığına yer verildi.</p>

<p>Kararda, “Mevcut olayda başvurucuların da aralarında bulunduğu grup, yalnızca basın açıklaması yapacaklarını ve kısa süreli bir oturma eyleminin ardından dağılacaklarını bildirmelerine rağmen kolluk görevlileri, görüşmeler sırasında slogan atıldığını ve etkinlik sonrasında kamu düzenini bozabilecek eylemlerin gerçekleşebileceğine ilişkin bilgiler bulunduğunu ileri sürerek etkinliğe müdahalede bulunmuştur” denildi.</p>

<p></p>

<p>‘HAKLI KILMAZ’</p>

<p></p>

<p>Kararın devamında şu ifadelere yer verildi: “Genel güvenlik kaygıları, temel hakka yönelik müdahaleyi tek başına haklı kılmak için yeterli bir gerekçe olarak kabul edilemez. Barışçıl yollardan siyasi bir talebin dile getirilmesini veya siyasi parti mensuplarını etkileyen bir yargı kararının protesto edilmesini amaçlayan bir etkinliğin, yalnızca halkın gündelik yaşamı üzerinde belli ölçüde olumsuz etkilerinin veya kamu düzenini bozma ihtimalinin bulunduğu gerekçesiyle engellenmesi anayasal bakımdan yeterli değildir. Kamu düzeninin bozulacağı veya bu tehlikenin bulunduğuna dair somut ve nesnel gerekçelerin ortaya konulması gerekir.”</p>

<p></p>

<p>Dosyaya sunulan bilgi ve belgelere göre bazı katılımcıların polise yönelik fiziki müdahalesinin ve “kamu düzenini bozucu nitelikteki” bazı eylemlerin polisin gerekli olmadığı halde toplantıya müdahalesi sonrası gerçekleştirildiği ve bu eylemlerin başvuruya konu müdahaleye dayanak gerekçeler olmadığının vurgulandığı kararda, “Toplantıya müdahale esnasında katılımcıların gerçekleştirdiği hukuka aykırı eylemlere yönelik bazı yaptırımlar uygulanabilir ise de bu durum, toplantıya kolluk görevlilerince yapılan hukuka aykırı müdahaleyi hukuka uygun hâle getirmez” denildi.</p>

<p></p>

<p>İHLAL KARARI</p>

<p></p>

<p>Mahkeme açıklanan gerekçelerle, “Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine” ilişkin iddiayı kabul edilebilir bularak, “Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının” ihlal edildiğine karar verdi. Ayrıca başvuruculara ayrı ayrı manevi tazminat ödenmesine karar veren mahkeme, başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulmadı.</p>

<p></p>

<p>NE OLMUŞTU?</p>

<p></p>

<p>HDP Amed İl Örgütü’nün, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit ile Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) KHK’li eşbaşkanlara mazbata verilmemesine ilişkin 17 Nisan 2019’da Rezan (Bağlar) ilçesi Koşuyolu Parkı’nda düzenlediği basın açıklamasına polislerce müdahale edildi. &nbsp;Polis, Diyarbakır Valiliği’nin, “(…) etkinliğin kamu düzenini bozabilecek nitelikte provokatif eylemlere yol açabileceği, kamu binaları ve çevresinde güvenlik zaafiyeti oluşturabileceği, karşıt görüşlü grupların karşı karşıya gelmesi halinde telafisi güç olayların yaşanabileceği, kamu güvenliği bakımından ciddi risk bulunduğu ve şiddet olaylarının yaygınlaşabileceği” iddialarıyla verdiği eylem ve etkinlik yasağı gerekçesiyle açıklamaya müdahalede bulundu.</p>

<p></p>

<p>HDP, “yapılmak istenen basın açıklamasının kolluk görevlilerince hukuka aykırı ve orantısız güç kullanılarak engellendiğini” belirterek, müdahale talimatı veren ve müdahale eden kolluk görevlileri hakkında “yaralama, siyasi hakların kullanılmasını engelleme, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme, zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması ve görevi kötüye kullanma” suçlarından Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Başvuru üzerine savcılık, basın açıklamasına izin verilmemesi ve TOMA ile yapılan müdahale sonucu yaralanma ile görevi kötüye kullanma suçlarına ilişkin olarak valilikten soruşturma izni talep etti. Valilik, kimlik bilgileri tespit edilen polisler hakkında soruşturma izni verilmemesine karar verdi.</p>

<p></p>

<p>Karara karşı yapılan itiraz üzerine Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 1’inci İdari Dava Dairesi, 1 Kasım 2021’de “Basın açıklamasına izin verilmemesi eylemi yönünden ceza soruşturması yapılmasını gerektirecek nitelikte ve ağırlıkta bir durum olmadığı” iddiasıyla itirazı reddetti. &nbsp;Bölge İdare Mahkemesi ayrıca zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suçunun soruşturma iznine tabi olmadığını ve bu suç yönünden Cumhuriyet Başsavcılığı’nca doğrudan soruşturma yapılması gerektiğini belirterek, bu yönlü bir karar kılmayarak, dosyayı işlem yapılmak üzere savcılığa gönderdi.</p>

<p></p>

<p>Başvurucular Farisoğulları ile Remziye Tosun, basın açıklamasının engellenmesine ilişkin soruşturma izni verilmemesine dair nihai kararın ardından 7 Şubat 2022’de AYM’ye bireysel başvuruda bulundu.</p>

<p></p>

<p>Diğer yandan Cumhuriyet Başsavcılığı 15 Mart 2022’de polisler hakkında soruşturma izni verilmemesi nedeniyle evrakın işlemden kaldırılmasına karar verdi. Ayrıca AYM başvurusuna konu edilmeyen “zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suçu” bakımından devam eden adli soruşturmada 12 Şubat 2024’te kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 26 16:18:39 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/aym-tecrit-ve-kayyim-karsiti-eyleme-yonelik-saldiriya-dair-ihlal-h108718.html">AYM, tecrit ve kayyım karşıtı eyleme yönelik saldırıya dair ihlal kararı verdi</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/aym-karari-yeni-parti-nin-adi-degismeyecek-h108717.html</link>
		<title>AYM kararı: YENİ Parti&amp;#039;nin adı değişmeyecek</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi (AYM), YENİ Parti’nin isminin ve rumuzunun hükümsüzlüğüne ve siyasi parti sicilinden terkinine karar verilmesi talebini reddetti.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Yargıtay başsavcılığı YENİ Parti’ye isim değişikliği için tebligat göndermişti.</p>

<p>Tebligatın gerekçesi Yenilik Partisi Genel Başkanı Öztürk Yılmaz’ın başvurusuna dayanıyor. Başvuruda 2024’te YENİ adıyla parti kurulmak istendiği fakat başvuruya ret yanıtı verildiği hatırlatılmış.</p>

<p>YENİ Parti, olası bir değişiklik için AYM’den gelecek kararın bekleneceğini duyurmuştu.</p>

<p>Anka’nın aktardığına göre&nbsp;AYM, YENİ Parti’nin isminin ve rumuzunun hükümsüzlüğüne ilişkin talebi reddetti.</p>

<p>YENİ Parti lideri Özgür Özel karara ilişkin&nbsp;‘Ben demiştim, bu adı millet koydu. Hayırlı uğurlu olsun, yolumuza devam ediyoruz’&nbsp;dedi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 26 11:49:33 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/aym-karari-yeni-parti-nin-adi-degismeyecek-h108717.html">AYM kararı: YENİ Parti&amp;#039;nin adı değişmeyecek</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/fon-sorusturmasi-26-gozalti-daha-h108716.html</link>
		<title>Fon soruşturması: 26 gözaltı daha</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Fon soruşturması kapsamında 31 kişi hakkında daha gözaltı kararı verildi, 26’sı gözaltına alındı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Yeni gözaltı kararları Işıklar Enerji ve Yapı Holding A.Ş. (IEYHO), Vişne Madencilik Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş. (VSNMD), Odine Solutions Teknoloji Ticaret ve Sanayi A.Ş. (ODINE) ve Tera Finansal Yatırımlar Holding A.Ş. (TRHOL) paylarına ilişkin incelemelerin ardından geldi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 26 10:02:48 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/fon-sorusturmasi-26-gozalti-daha-h108716.html">Fon soruşturması: 26 gözaltı daha</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/bir-yandan-dikis-yapiyor-diger-yandan-kurtce-okuma-yazma-ogreniyor-h108715.html</link>
		<title>Bir yandan dikiş yapıyor, diğer yandan Kürtçe okuma-yazma öğreniyor</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Bir yandan dikiş makinesiyle yorgan diken, diğer yandan online derslerle Kürtçe okuma-yazma öğrenen Selvi Yavuz, “Yaşam anadilimizle güzeldir” mesajını verdi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Mevcut eğitim sistemiyle çocukların anadillerinden koparılması, yetişkinlerin de her geçen gün uzaklaştırılmasına karşı Kürtçe dil kurslarının yanı sıra online kurslar önemli bir yer tutuyor. Kürtçe kullanımının her geçen gün azaldığı kentlerden biri olan Riha’da, araştırmalara göre nüfusun yüzde 16,6’sının anadilini hiç bilmediği tespit edildi. Yurttaşlar, kendi imkanları ile anadillerini öğrenmeye çalışırken, Cûrnê Reş (Hilvan) ilçesinde yaşayan tekstil emekçisi 53 yaşındaki Selvi Yavuz, bir taraftan işini yaparken, diğer taraftan da online eğitimle Kürtçe okuma ve yazmayı öğrenmeye çalışıyor.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Kürtçe okuma ve yazmaya olan ilgisini anlatan Selvi Yavuz, 15 yıldır nevresim, yorgan gibi ev tekstil ürünlerinin dikimini yaptığını söyledi. Üç arkadaşıyla birlikte çalıştığını söyleyen evli ve 4 çocuğu olan Selvi Yavuz, siparişlere bağlı iş yoğunluğunun çok olduğunu, bazen gece yarılarına kadar çalıştığını belirtti. İş yerinden evine gittikten sonra da ev işleri gibi işlerle meşgul olduğunu kaydeden Selvi Yavuz, tüm yoğunluk ve yorgunluğuna rağmen Kürtçe okuma ve yazmaya zaman ayırdığını dile getirdi.</p>

<p></p>

<p>İLK DEFA KÜRTÇE YAZIYI AZADIYA WELAT’TA GÖRDÜ</p>

<p></p>

<p>Dükkanında çalıştığı sırada bir gazete dağıtımcısının Azadiya Welat Gazetesini iş yerine getirmesiyle birlikte ilk defa Kürtçe yazıyı gördüğünü anlatan Selvi Yavuz, “O zaman harflere baktım. Anlamaya çalıştım. Çok heyecanlanmıştım. Günlük yaşamımızda Kürtçe'yi kullanıyorduk ama okuma ve yazma anlamında hiç yoktu. İçimde doğan merak ve öğrenme isteğiyle etrafımdan öğrenmeye çalıştım. Önce harflere baktım. Sonra yavaş yavaş okumaya başladım. Dergi, gazete, kitap ne bulursam okumaya çalıştım. O zaman ilçemizde olan bir kursa gittim. Biraz okuma ve yazmayı öğrendim fakat yeterli değildi” dedi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>ONLİNE EĞİTİMLE KÜRTÇE EĞİTİM</p>

<p></p>

<p>Kürtçe okuma ve yazma tutkusunun giderek büyüdüğünü anlatan Selvi Yavuz, şimdi de online eğitimlere katılarak Kürtçe'sini ilerlettiğini söyledi. Amed’de bir hocanın başlattığı online eğitime Zoom üzerinden katılarak dersler aldığını kaydeden Selvi Yavuz, “Bir yandan burada dikiş makinası üzerinde çalışıyorum, ürünleri dikiyorum. Diğer yandan da dersime katılıp Kürtçe'mi ilerletiyorum. Hoca dersi anlatıyor, ödevler veriyor. Bizde o ödevleri yapıp ona atıyoruz. Hoca inceledikten sonra eksik yanlarımız için bize dönüş yapıyor” diye konuştu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bütün halklar için anadillerinin kullanılmasının birinci esas olduğunu vurgulayan Selvi Yavuz, “Bir halkı var eden dilidir. Biz Kürtler dilimize sahip çıkmazsak, evde, dışarda dilimizi kullanmazsak Kürt olmanın anlamı da kalmıyor. Çünkü dil halkın varlığının temelidir. 4 çocuk büyüttüm. Özellikle ilk 3 çocuğun büyüme sürecinde evimde Kürtçe dışında tek bir kelime kullanılmadı. Fakat son çocuğumun okul öncesi eğitime başlaması, Türkçe'yle daha fazla haşır neşir olması nedeniyle ister istemez bazen Türkçe’ye kaydık. Ama ona da Kürtçe öğrettik” ifadelerini kullandı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>‘EN BÜYÜK SORUMLULUK BİZ ANALARINDIR’</p>

<p></p>

<p>Riha’nın Kürdistan’ın kalbi olduğunu fakat Kürtçe'nin yok olmayla karşı karşıya kaldığına dikkat çeken Selvi Yavuz, “Bunun için bir an önce tedbir alınmalıdır. Herkesin anadilini öğrenmesi gerekiyor. Bu sorumluluk ilk olarak biz kadınlar ve annelerde olan bir sorumluluk. Dilimize sahip çıkmamız ve çocuklarımızla Kürtçe konuşmamız gerekiyor. Hayat anadilimizde güzeldir” diyerek çağrıda bulundu.&nbsp;</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 26 10:01:54 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/bir-yandan-dikis-yapiyor-diger-yandan-kurtce-okuma-yazma-ogreniyor-h108715.html">Bir yandan dikiş yapıyor, diğer yandan Kürtçe okuma-yazma öğreniyor</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/ekoloji/srun-arzoxl-mahallesine-asker-esliginde-ges-cikarmasi-h108714.html</link>
		<title>Sûrun Arzoxlî Mahallesine asker eşliğinde GES çıkarması</title>
		<category><![CDATA[ekoloji]]></category>
		<description><![CDATA[GES projesiyle gündemde olan Sûr’un Arzoxlî Mahallesi’ne, çok sayıda askerin eşlik ettiği şirket çalışanları giriş yaptı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Amed’in Sûr ilçesi Arzoxlî Mahallesi’nde planlanan "Zenkar 2 Güneş Enerji Santrali ve Enerji Depolama Tesisi" projesi için "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED)” raporunun verilmesi ardından şirket çalışanları, jandarma ve çevik kuvvet eşliğinde alana girdi. &nbsp;Şirketin bölgede GES kurulumu yapacağı öğrenildi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>ÇED raporuna karşı Amed Barosu ve mahalleliler, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na yürütmeyi durdurma ve iptal davası açmıştı. Dava kapsamında bölgede keşif yapılmıştı. Keşif raporunda, özellikle komşu ZENKAR-1 projesiyle birlikte ortaya çıkabilecek kümülatif etkilerin yeterli düzeyde ortaya konularak, ortak izleme ve yönetim yaklaşımıyla ele alınması gerektiği ifade edilmişti.</p>

<p></p>

<p>Bilirkişi raporunda, ÇED kararının uygun olmadığı görüşüne yer verilmesine rağmen şirketin askerlerle mahalleye gelmesi tepkilere neden oldu.&nbsp;</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 26 10:01:00 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/ekoloji/srun-arzoxl-mahallesine-asker-esliginde-ges-cikarmasi-h108714.html">Sûrun Arzoxlî Mahallesine asker eşliğinde GES çıkarması</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/murat-karayilan-hayatini-kaybeden-pkkliler-hakkinda-aciklama-h108713.html</link>
		<title>Murat Karayılan, hayatını kaybeden PKKliler hakkında açıklama yaptı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Kendini fesh eden PKK’nin yöneticilerinden Murat Karayılan, farklı tarihlerde yaşamını yitiren örgüt üyelerine ilişkin bilançoyu paylaşarak kimlik açıklamalarının sürdürüleceğini bildirdi. Karayılan, açıklamasında son dönemdeki çatışmalı sürecin seyrine, örgütün toplam kayıp verilerine ve gündemdeki diyalog tartışmalarına ağırlık verdi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>ANF’de&nbsp;yer&nbsp;alan&nbsp;habere&nbsp;göre&nbsp;Murat&nbsp;Karayılan,&nbsp;toplamkayıplarının&nbsp;50&nbsp;bini&nbsp;aştığını&nbsp;söyledi.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>"Tıkanma&nbsp;nedeniyle&nbsp;diyalog&nbsp;gelişti"</p>

<p>Son&nbsp;10&nbsp;yılda&nbsp;yoğun&nbsp;askeri&nbsp;operasyonlarla&nbsp;karşıkarşıya&nbsp;kaldıklarını&nbsp;ifade&nbsp;eden&nbsp;Karayılan,&nbsp;Metîna&nbsp;veZap&nbsp;sahalarında&nbsp;uzun&nbsp;süre&nbsp;mevzilerini&nbsp;koruduklarını,Metîna’dan&nbsp;ise&nbsp;kısa&nbsp;süre&nbsp;önce&nbsp;diyalog&nbsp;yoluylaçekildiklerini&nbsp;söyledi.&nbsp;Askeri&nbsp;sahada&nbsp;yaşanankilitlenmenin&nbsp;bugünkü&nbsp;süreci&nbsp;doğurduğunu&nbsp;savunanKarayılan,&nbsp;“Türk&nbsp;devleti&nbsp;Metîna’da,&nbsp;Zap’ta&nbsp;ve&nbsp;birçokbaşka&nbsp;yerde&nbsp;tıkandı.&nbsp;Şimdiki&nbsp;süreç&nbsp;de&nbsp;bu&nbsp;nedenlebaşladı.&nbsp;Yoksa&nbsp;neden&nbsp;Önder&nbsp;Apo’ya&nbsp;çağrı&nbsp;yapma&nbsp;veKürtlerle&nbsp;diyalog&nbsp;kurma&nbsp;gereği&nbsp;duysunlar?&nbsp;Onlarortadan&nbsp;kaldırmak&nbsp;istiyorlardı.&nbsp;Ama&nbsp;bu&nbsp;yiğitkahramanlar&nbsp;buna&nbsp;izin&nbsp;vermediler.&nbsp;Şehitlerimiz&nbsp;bunaizin&nbsp;vermedi”&nbsp;dedi.</p>

<p>Açıklanacak&nbsp;157&nbsp;kişilik&nbsp;yeni&nbsp;liste&nbsp;ve&nbsp;gecikmeninnedeni</p>

<p>Daha&nbsp;önce&nbsp;Türkiye&nbsp;sahasında&nbsp;yaşamını&nbsp;yitiren&nbsp;749kişinin&nbsp;ilan&nbsp;edildiğini&nbsp;hatırlatan&nbsp;Karayılan,&nbsp;güvenlikkoşulları,&nbsp;iletişim&nbsp;kesintileri&nbsp;ve&nbsp;savaş&nbsp;şartları&nbsp;nedeniylekimi&nbsp;bilgilerin&nbsp;altı&nbsp;ay&nbsp;gibi&nbsp;sürelerle&nbsp;gecikmeli&nbsp;ulaştığını,bu&nbsp;sebeple&nbsp;bazı&nbsp;isimlerin&nbsp;duyurulamadığını&nbsp;belirtti.</p>

<p>Önümüzdeki&nbsp;günlerde&nbsp;diğer&nbsp;bölgelerden&nbsp;157&nbsp;kişinindaha&nbsp;kimliğinin&nbsp;paylaşılacağını&nbsp;duyuran&nbsp;Karayılan,“Arkadaşların&nbsp;güvenliği&nbsp;nedeniyle&nbsp;haberleşmedurdurulmuştu;&nbsp;bilgiler&nbsp;geç&nbsp;geliyordu.&nbsp;Bir&nbsp;de&nbsp;savaşdevam&nbsp;ediyordu,&nbsp;sürekli&nbsp;yeni&nbsp;şehitler&nbsp;oluyordu.Kuzey’den&nbsp;olanların&nbsp;tamamını&nbsp;açıkladık.&nbsp;Şimdi&nbsp;henüzaçıklanmayı&nbsp;bekleyen&nbsp;157&nbsp;arkadaşımız&nbsp;var.Şengal’den&nbsp;8,&nbsp;Güney&nbsp;Kürdistan’dan&nbsp;21,&nbsp;DoğuKürdistan’dan&nbsp;da&nbsp;78&nbsp;kahramanımız,&nbsp;şehidimiz&nbsp;var.&nbsp;Buay&nbsp;ve&nbsp;önümüzdeki&nbsp;ay&nbsp;içerisinde&nbsp;bunların&nbsp;tamamınıaçıklayacak&nbsp;ve&nbsp;kamuoyuyla&nbsp;paylaşacağız”&nbsp;ifadelerinikullandı.</p>

<p>Kayıpların&nbsp;bilançosu&nbsp;50&nbsp;bine&nbsp;yaklaşıyor</p>

<p>Mücadele&nbsp;tarihinin&nbsp;genel&nbsp;bilançosunu&nbsp;da&nbsp;aktaranKarayılan,&nbsp;Türkiye&nbsp;sınırları&nbsp;içerisinde&nbsp;HRK,&nbsp;ARGK&nbsp;veHPG&nbsp;dönemlerinde&nbsp;yaşamını&nbsp;yitiren&nbsp;silahlı&nbsp;mensupsayısının&nbsp;27&nbsp;bin&nbsp;olduğunu&nbsp;kaydetti.<br />
<br />
Son&nbsp;dönemde&nbsp;Rojava,&nbsp;Şengal,&nbsp;Güney&nbsp;ve&nbsp;Doğusahalarındaki&nbsp;kayıpların&nbsp;da&nbsp;eklenmesiyle&nbsp;silahlımensuplar&nbsp;arasındaki&nbsp;toplam&nbsp;kaybın&nbsp;40&nbsp;bineulaştığını&nbsp;belirten&nbsp;Karayılan,&nbsp;sivil&nbsp;kayıplara&nbsp;ilişkintespit&nbsp;çalışmalarının&nbsp;henüz&nbsp;sürdüğünü,&nbsp;siviller&nbsp;vegönüllüler&nbsp;de&nbsp;dahil&nbsp;edildiğinde&nbsp;hayatını&nbsp;kaybedenlerintoplam&nbsp;sayısının&nbsp;45&nbsp;bini&nbsp;aşarak&nbsp;50&nbsp;bine&nbsp;yaklaştığınıtahmin&nbsp;edildiğini&nbsp;açıkladı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 26 09:32:29 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/murat-karayilan-hayatini-kaybeden-pkkliler-hakkinda-aciklama-h108713.html">Murat Karayılan, hayatını kaybeden PKKliler hakkında açıklama yaptı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/bakan-guler-turk-ordusu-irak-ve-suriye-de-kalacak-h108712.html</link>
		<title>Bakan Güler: Türk ordusu Irak ve Suriye&amp;#039;de kalacak</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Türkiye Milli Savunma Bakanı Güler, Türkiye’nin Irak ve Suriye’deki askeri varlığını sürdürdüğünü belirterek bölgesel güvenlik, sınır güvenliği ve sahadaki koşulların gerekli düzeye ulaşması halinde üslerin ve askerlerin durumunun yeniden değerlendirileceğini açıkladı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Güler,&nbsp;öte&nbsp;yandan&nbsp;Irak&nbsp;ile&nbsp;yapılması&nbsp;planlanan&nbsp;işbirliklerinin&nbsp;de&nbsp;sinyalini&nbsp;verdi.</p>

<p>Yaşar&nbsp;Güler,&nbsp;Türkiye’nin&nbsp;Suriye’deki&nbsp;askeri&nbsp;varlığınıngeleceğine&nbsp;ilişkin&nbsp;değerlendirmelerde&nbsp;bulundu.</p>

<p>Fransız&nbsp;haber&nbsp;ajansı&nbsp;AFP’ye&nbsp;konuşan&nbsp;Güler,&nbsp;bölgeselgüvenlik&nbsp;ve&nbsp;sınır&nbsp;güvenliği&nbsp;açısından&nbsp;gerekli&nbsp;koşullarınoluşması&nbsp;halinde&nbsp;Türkiye’nin&nbsp;üs&nbsp;bölgeleri&nbsp;ve&nbsp;sahadakiaskeri&nbsp;varlığının&nbsp;yeniden&nbsp;ele&nbsp;alınacağını&nbsp;söyledi.</p>

<p>Katar’a&nbsp;resmi&nbsp;temaslarda&nbsp;bulunmak&nbsp;üzere&nbsp;gidenGüler’in&nbsp;gündeminde,&nbsp;Türkiye,&nbsp;Katar,&nbsp;Pakistan&nbsp;veEndonezya&nbsp;arasında&nbsp;savunma&nbsp;sanayi&nbsp;iş&nbsp;birliğiningüçlendirilmesi&nbsp;de&nbsp;yer&nbsp;aldı.</p>

<p>Türkiye’nin&nbsp;Suriye’deki&nbsp;yeni&nbsp;yönetimle&nbsp;güvenlikalanında&nbsp;yakın&nbsp;koordinasyon&nbsp;yürüttüğünü&nbsp;belirtenGüler,&nbsp;Türk&nbsp;askerlerinin&nbsp;Suriye&nbsp;ordusununkapasitesini&nbsp;güçlendirmek&nbsp;ve&nbsp;Türkiye&nbsp;sınırlarınıngüvenliğini&nbsp;sağlamak&nbsp;amacıyla&nbsp;görev&nbsp;yaptığını&nbsp;ifadeetti.</p>

<p>Türkiye'nin&nbsp;Suriye'deki&nbsp;askeri&nbsp;varlığı&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Türkiye’nin&nbsp;Suriye’deki&nbsp;askeri&nbsp;varlığının&nbsp;yalnızcapersonel&nbsp;sayısı&nbsp;üzerinden&nbsp;değerlendirilmesinin&nbsp;doğruolmayacağını&nbsp;belirten&nbsp;Güler,&nbsp;kuvvet&nbsp;yapısı&nbsp;vesahadaki&nbsp;konuşlanmanın&nbsp;tehdit&nbsp;düzeyi,&nbsp;sınır&nbsp;güvenliğive&nbsp;bölgesel&nbsp;gelişmelere&nbsp;göre&nbsp;şekillendiğini&nbsp;söyledi.</p>

<p>Güler,&nbsp;“Bölgesel&nbsp;güvenlik&nbsp;ve&nbsp;sınır&nbsp;güvenliği&nbsp;açısındangerekli&nbsp;koşulların&nbsp;oluştuğunu&nbsp;değerlendirdiğimizde,üs&nbsp;bölgelerimizin&nbsp;ve&nbsp;bölgedeki&nbsp;varlığımızın&nbsp;durumuyeniden&nbsp;ele&nbsp;alınacak”&nbsp;ifadelerini&nbsp;kullandı.</p>

<p>PKK&nbsp;ile&nbsp;yürütülen&nbsp;sürece&nbsp;de&nbsp;değinen&nbsp;Güler&nbsp;“Sürecinilerlemesi,&nbsp;güvenlik&nbsp;tedbirlerinin&nbsp;gevşetildiği&nbsp;anlamınagelmiyor”&nbsp;dedi.</p>

<p>Güler,&nbsp;Türkiye’nin&nbsp;Irak’a&nbsp;desteğini&nbsp;sürdüreceğinibelirterek&nbsp;önümüzdeki&nbsp;dönemde&nbsp;iki&nbsp;ülke&nbsp;arasındakiaskeri&nbsp;ve&nbsp;güvenlik&nbsp;iş&nbsp;birliğinin&nbsp;daha&nbsp;üst&nbsp;seviyeyeçıkarılmasının&nbsp;planlandığını&nbsp;söyledi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 26 09:31:30 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/bakan-guler-turk-ordusu-irak-ve-suriye-de-kalacak-h108712.html">Bakan Güler: Türk ordusu Irak ve Suriye&amp;#039;de kalacak</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/dunya/trump-goreve-geldiginden-beri-300-bin-vizeyi-iptal-etti-h108711.html</link>
		<title>Trump, göreve geldiğinden beri 300 bin vizeyi iptal etti</title>
		<category><![CDATA[dunya]]></category>
		<description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump’ın göreve geldiği günden beri 300 binden fazla vizeyi iptal ettiği açıklandı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Trump, 20 Ocak 2025’te ikinci kez ABD başkanı olarak göreve geldi.</p>

<p>ABD Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mora Namdar, Beyaz Saray’ın X hesabının&nbsp;“Trump yönetimi, tarihteki herhangi bir yönetimden daha hızlı ve daha fazla vize iptal etti”&nbsp;paylaşımını alıntılayarak&nbsp;“300 binden fazla vize iptal edildi ve bu sayı artmaya devam ediyor”&nbsp;dedi.</p>

<p>Namdar ayrıca vize sahiplerinin Amerikan yasalarına saygı göstermesi gerektiğini aksi halde ABD’ye seyahat etme&nbsp;‘ayrıcalığını’kaybedeceklerini söyledi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 26 09:30:29 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/dunya/trump-goreve-geldiginden-beri-300-bin-vizeyi-iptal-etti-h108711.html">Trump, göreve geldiğinden beri 300 bin vizeyi iptal etti</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/halk-tv-nin-x-hesabi-turkiye-den-gorunmez-kilindi-h108710.html</link>
		<title>Halk TV&amp;#039;nin X hesabı Türkiye&amp;#039;den görünmez kılındı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Kayyım atanıp yayını durdurulan Halk TV’nin X (eski Twitter) hesabı Türkiye’den görünmez kılındı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Halk TV’ye 14 Ekim’de kayyım atandı, ardından da kanalın yayını durduruldu. İstanbul başsavcılığının başlattığı soruşturmada kanalın sahibi Cafer Mahiroğlu dahil 17 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.&nbsp;</p>

<p>Kanalın 2,59 milyon aboneli YouTube kanalı (@Halktvkanali), X hesabı (@halktvcomtr), 1,5 milyon takipçili Facebook sayfası (halktvcomtr), 1,2 milyon takipçili Instagram hesabı (@halktvcomtr), 256 bin takipçili TikTok hesabı (@halktv) ve 5.247 aboneli Telegram kanalı (@halktvcomtr) 14 Ekim’de 5651 sayılı Kanun’un 8/A maddesi kapsamında erişime engellendi.</p>

<p>Soruşturma kapsamında 17 Ekim’de Harika Akkaya, Murat Koçak, Süleyman Özen ve Mehmet Necati Yağcı tutuklandı, sekiz kişi adli kontrolle&nbsp;salıverildi.</p>

<p>İfade Özgürlüğü Derneği’nin (İFÖD) aktardığına göre&nbsp;Halk TV’nin 3 milyon takipçili X hesabı bugün (21 Ekim) Türkiye’den görünmez kılındı.&nbsp;</p>

<p>İlgili kanun maddesi şöyle:</p>

<p>MAD­DE 8-&nbsp;(1) İn­ter­net or­ta­mın­da ya­pı­lan ve içe­ri­ği aşa­ğı­da­ki suç­la­rı oluş­tur­du­ğu hu­su­sun­da ye­ter­li şüp­he se­be­bi bu­lu­nan ya­yın­lar­la il­gi­li ola­rak eri­şi­min en­gel­len­me­si­ne ka­rar ve­ri­lir:</p>

<p>a) 26/9/2004 ta­rih­li ve 5237 sa­yı­lı Türk Ce­za Ka­nu­nun­da yer alan;</p>

<p>1) İn­ti­ha­ra yön­len­dir­me (mad­de 84),</p>

<p>2) Ço­cuk­la­rın cin­sel is­tis­ma­rı (mad­de 103, bi­rin­ci fık­ra),</p>

<p>3) Uyuş­tu­ru­cu ve­ya uya­rı­cı mad­de kul­la­nıl­ma­sı­nı ko­lay­laş­tır­ma (mad­de 190),</p>

<p>4) Sağ­lık için teh­li­ke­li mad­de te­mi­ni (mad­de 194),</p>

<p>5) Müs­teh­cen­lik (mad­de 226),</p>

<p>6) Fu­huş (mad­de 227),</p>

<p>7) Ku­mar oy­nan­ma­sı için yer ve im­kân sağ­la­ma (mad­de 228), suç­la­rı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 26 09:29:30 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/halk-tv-nin-x-hesabi-turkiye-den-gorunmez-kilindi-h108710.html">Halk TV&amp;#039;nin X hesabı Türkiye&amp;#039;den görünmez kılındı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/spor/fenerbahce-slavia-prag-la-berabere-kaldi-h108709.html</link>
		<title>Fenerbahçe, Slavia Prag&amp;#039;la berabere kaldı</title>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<description><![CDATA[Fenerbahçe, UEFA Şampiyonlar Ligi’nin üçüncü haftasında Slavia Prag’la 2-2 berabere kaldı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Fenerbahçe 11’de 2-0 öne geçti</p>

<p>Chobani Stadı’nda oynanan maça Fenerbahçe çok iyi başladı. Dördüncü dakikada Oğuz Aydın, ceza yayından şık bir golle takımını 1-0 öne geçirdi.</p>

<p>11’inci dakikada fark ikiye çıktı. Sağ kanatta topla buluşan Semedo, ceza sahasına hareketlenen Greenwood’a pasını aktardı. İngiliz futbolcu, hızlı bir kontrol ve sert bir şutla topu ağlara gönderdi.</p>

<p>Üç dakika sonra Guendouzi’nin ceza yayı üzerindeki hatalı pasını kapan Provod, karşı karşıya pozisyonda skoru 2-1’e getirdi.&nbsp;</p>

<p>İlk yarı Fenerbahçe’nin 2-1 üstünlüğüyle sonuçlandı.</p>

<p>Beraberlik 90’da geldi</p>

<p>İkinci yarıda sarı lacivertlilerde oyuna sonradan Lukaku ve Nene gole çok yaklaştı. Lukaku’nun pasında kaleciyle karşı karşıya kalan Nene pozisyonu gole çeviremedi.</p>

<p>90’ıncı dakikada konu ekip sağdan yapılan ortada Pavel Kacor’un golüyle beraberliği yakaladı.&nbsp;</p>

<p>Maç 2-2 tamamlanırken iki takım sahadan birer puanla ayrıldı. Sarı lacivertliler üç maç sonunda puanını ikiye çıkardı.</p>

<p></p>

<p></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 26 22:23:19 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/spor/fenerbahce-slavia-prag-la-berabere-kaldi-h108709.html">Fenerbahçe, Slavia Prag&amp;#039;la berabere kaldı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/dbp-kadin-meclisi-barisin-kurucusu-ve-guvencesi-olacagiz-h108708.html</link>
		<title>DBP Kadın Meclisi: Barışın kurucusu ve güvencesi olacağız</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[DBP Kadın Meclisi, 25 Kasım’a giderken kadın kırımına, sömürgeci politikalara ve toplumsal eşitsizliğe karşı mücadeleyi büyütme çağrısı yaparak Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin silahsızlanmayla sınırlı kalmaması, siyasallaşmayla ilerlemesi gerektiğini belirtti.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Kadın Meclisi, 17 Ekim’de gerçekleştirdiği toplantının sonuç bildirgesini açıkladı. Bildirgede, "kapitalist modernitenin iktidarcı ve cinsiyetçi zihniyetinin, bölge devletleri ve yerel işbirlikçileri eliyle kadın kırımını sistematik bir savaş politikası olarak sürdürdüğü" belirtildi.</p>

<p></p>

<p>Kürdistan ve Türkiye’de kadınlara yönelik şiddetin, kadın cinayetlerinin, kaybetmelerin ve kadınların toplumsal yaşamdan dışlanmasının bu politikaların örgütlü ve yapısal niteliğini ortaya koyduğunun belirtildiği bildirgede, “Yargıdaki cezasızlık uygulamaları, koruyucu mekanizmaların yetersizliği ve kadınların yaşam hakkını güvence altına almayan politikalar, şiddetin devam etmesine zemin hazırlamaktadır. Kültür kırımının ve çocuklara yönelik saldırıların da eşlik ettiği bu süreç, kadınların varlığının yanı sıra halkların özgürlük iradesini, toplumsal hafızasını ve demokratik yaşam olanaklarını hedef almaktadır” denildi.</p>

<p></p>

<p>‘KADINA YÖNELİK ŞİDDET HER ALANA YÖNELDİ’</p>

<p></p>

<p>Kadına yönelik şiddetin yalnızca bireysel davranışlarla açıklanamayacağını, kadın bedeni, emeği, kimliği ve iradesi üzerinde denetim kuran iktidarcı zihniyetin aileden hukuka, ekonomiden siyasete, eğitimden kültürel yaşama kadar pek çok alanda yeniden üretildiği belirtilen bildirgede, “Bu nedenle şiddetle mücadeleyi yalnızca sonuçlarına karşı koymakla sınırlı görmüyor; şiddeti ve eşitsizliği üreten zihniyetin, kurumların ve toplumsal ilişkilerin dönüştürülmesini temel bir zorunluluk olarak değerlendiriyoruz” ifadeleri kullanıldı. Bildirgede ayrıca, “Kadının kendi yaşamı üzerinde söz ve karar sahibi olduğu, emeğinin sömürülmediği ve iradesinin tanındığı özgür bir toplumsal yaşamın inşası, demokratik dönüşümün vazgeçilmez koşuludur” ifadelerine yer verildi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>‘25 KASIM’DA MÜCADELEYİ BÜYÜTME KARARLILIĞI’</p>

<p></p>

<p>25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne giderken kadınların öz örgütlülüğünü, öz savunma bilincini ve ortak mücadele iradesini güçlendirmeyi tarihsel bir sorumluluk olarak gördüklerini vurgulanan bildirgede, “Kadınların yaşam hakkını ve özgürlüğünü savunmak, kadın kurumlarını güçlendirmek, dayanışma ağlarını yaygınlaştırmak ve yerel düzeyde kalıcı mücadele mekanizmaları oluşturmak önümüzdeki dönemin temel yol ve yöntemleridir” denildi. 25 Kasım’ı yalnızca bir anma günü olarak değil, kadın özgürlüğü mücadelesinin toplumsallaştırıldığı, ortak iradenin büyütüldüğü ve demokratik yaşamın yeniden kurulduğu bir mücadele süreci olarak ele aldıklarını belirten DBP Kadın Meclisi, sokaklardan meydanlara, mahallelerden köylere, yerel örgütlenmelerden demokratik siyaset alanlarına kadar mücadeleyi büyütme kararlılığını yineledi.</p>

<p></p>

<p>'BASKILARA RAĞMEN KADIN MÜCADELESİ SÜRÜYOR'</p>

<p></p>

<p>Ortadoğu’da kadınların kimlikleri, inançları ve yaşam biçimleri üzerinden yürütülen baskıların; gözaltılar, ağır hapis cezaları, idam tehditleri ve siyasi tasfiye girişimleriyle derinleştirildiğinin belirtildiği bildirgede, İran’da Werîşe Muradî ve çok sayıda devrimci kadına yönelik baskıların, kadınların özgürlük iradesini kırmayı amaçlayan politikaların somut örnekleri olduğu ifade edildi. Kadınların direnişinin ise bütün baskılara rağmen özgürlük mücadelesinin sürdüğünü gösterdiği kaydedildi. “Jin, jiyan, azadî” felsefesini kadınların yaşam ve özgürlük talebinin ötesinde, halkların eşitliği, toplumsal adalet ve demokratik yaşam arayışının evrensel ifadelerinden biri olarak gördüklerini belirten DBP Kadın Meclisi, kadınları yalnızca mevcut düzene karşı direnen değil, yeni bir toplumsal yaşamın kuruluşunda öncülük eden kurucu özneler olarak değerlendirdi.</p>

<p></p>

<p>‘KADIN ÖZGÜRLÜĞÜ TAHAKKÜMÜN ORTADAN KALDIRILMASIYLA MÜMKÜN’</p>

<p></p>

<p>Kadın özgürlüğünü demokratik toplumun tamamlayıcı bir unsuru değil, temel kuruluş ilkesi olarak ele aldıklarını belirten DBP Kadın Meclisi, toplumsal yaşamın özgürleşmesinin, kadının iradesinin tanınması ve kadın üzerindeki her türlü tahakküm ilişkisinin ortadan kaldırılmasıyla mümkün olduğuna inandıklarını kaydetti. Kadın mücadelesini sınıfsal, ulusal, kültürel ve ekolojik sorunlardan ayrı değerlendirmediklerini belirten meclis, kadın mücadelesini özgürlük mücadelesinin bütün alanlarıyla ilişkili, dönüştürücü bir güç olarak gördüklerini ifade etti. Kadınların siyasette, ekonomide, kültürde, yerel yönetimlerde ve toplumsal karar alma süreçlerinde eşit ve etkin biçimde yer alması gerektiği savunulan bildirgede, eşit temsiliyetin yanı sıra kadınların kendi sözünü kurabildiği, kararlarını bağımsız biçimde alabildiği ve örgütlü iradesini hayata geçirebildiği mekanizmaların güçlendirilmesinin esas alındığı belirtildi.</p>

<p></p>

<p>Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın geliştirdiği demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü paradigma temelinde, merkeziyetçi, tekçi ve cinsiyetçi ulus devlet anlayışına karşı demokratik toplumun üçüncü yolunu ördüklerini belirten DBP Kadın Meclisi, bu yolun; toplumu devletin ve iktidarın sınırları içinde tanımlayan anlayışa karşı halkların kendi iradeleriyle örgütlendiği, farklı kimliklerin eşit ve özgür biçimde bir arada yaşayabildiği bir toplumsal yaşamı esas aldığını kaydetti.</p>

<p></p>

<p>‘BARIŞIN YOLU HALKIN İRADESİNİN TANINMASINDAN GEÇER’</p>

<p></p>

<p>Kadın özgürlüğünün, demokratik ulus anlayışının ve demokratik modernite perspektifinin merkezinde yer aldığını belirten bildirgede, Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması ve özgür çalışma koşullarının oluşturulmasının, demokratik çözümün gelişmesi ve Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin ilerlemesi bakımından temel önemde olduğunu ifade edildi. Kalıcı ve onurlu bir barışın yolunun; düşüncenin özgürce ifade edilebildiği, toplumsal müzakerenin önünün açıldığı ve halkların demokratik iradesinin tanındığı koşulların oluşturulmasından geçtiği belirtilen bildirgede, Sayın Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması ve özgür çalışma koşullarının oluşturulması yönündeki talep yinelenerek, bunun demokratik çözümün gelişmesi açısından taşıdığı önem vurgulandı.</p>

<p></p>

<p>‘SİLAHSIZLANMA DEĞİL, SİYASALLAŞMA’</p>

<p></p>

<p>Barışın toplumsallaşmasının yalnızca çatışmasızlık ortamının sağlanmasıyla sınırlı olmadığı belirtilen bildirgede, DBP Kadın Meclisi olarak Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni sadece silahsızlanma değil, siyasallaşma süreci olarak ele aldıkları ve sahiplendikleri kaydedildi. Kadınlar olarak barışın yalnızca muhatabı değil, kurucusu ve güvencesi olma sorumluluğuyla hareket ettiklerini belirten DBP Kadın Meclisi, demokratik çözümün gelişmesi için kadınların örgütlü iradesini büyütmeye, toplumsal dayanışmayı güçlendirmeye ve özgür yaşamın değerlerini her alanda savunmaya devam edeceklerini bildirdi. Kadın özgürlük mücadelesinin başarısının örgütlü yaşamın güçlendirilmesi ve eleştiri-özeleştiri temelinde sürekli yenilenmesiyle mümkün olduğuna inanıldığı belirtilen bildirgede, kalıcı ve onurlu barışın gelişmesi için demokratik siyasetin önünün açılması, toplumsal müzakere koşullarının güçlendirilmesi ve halkların demokratik iradesinin tanınmasının temel önemde olduğu vurgulandı.</p>

<p></p>

<p>‘KADIN DAYANIŞMASINI GÜÇLENDİRECEĞİZ’</p>

<p></p>

<p>Kadın meclislerinin, yerel örgütlenmelerin ve demokratik siyaset alanlarının toplumla kurduğu bağın derinleştirilmesini temel bir görev olarak gördüklerini belirten DBP Kadın Meclisi, kadınların gündelik yaşamda karşılaştığı sorunlara doğrudan yanıt üreten çalışmaların geliştirilmesi, kadın dayanışmasının kalıcılaştırılması ve özgürlük bilincinin toplumsallaştırılmasının önümüzdeki dönemin öncelikleri arasında olduğunu kaydetti. Genç kadınların, çocukların, emekçi kadınların ve farklı toplumsal kesimlerden kadınların ihtiyaçlarını esas alan politikalar geliştirileceği belirtilen bildirgede, kadınların örgütlü mücadelesinin ve toplumsal yaşama katılımının güçlendirileceği ifade edildi. Mücadelenin gücünün yalnızca karşı çıkılan politikalardan değil, birlikte kurulan özgür ve eşit yaşam ilişkilerinden de doğduğunun bilinciyle hareket edileceği kaydedildi.</p>

<p></p>

<p>‘KADIN ÖZGÜRLEŞMEDEN TOPLUM ÖZGÜRLEŞMEZ’</p>

<p></p>

<p>Amed’de gerçekleştirilen Kadın Meclisi toplantısında ortaya çıkan değerlendirmeler ve ortak irade doğrultusunda, 25 Kasım’a giderken kadın kırımına, sömürgeci politikalara, toplumsal eşitsizliğe ve tecrit sistemine karşı mücadeleyi büyütme kararlılığının yinelendiği bildirgede, kadınların öz örgütlülüğünü ve öz savunma bilincini güçlendirecek, demokratik siyasetin önünü açacak ve özgür yaşam mücadelesini toplumsallaştıracak çalışmaların kesintisiz sürdürüleceği aktarıldı. İktidarın, tahakkümün ve eşitsizliğin yeniden üretildiği her alanda kadın özgürlüğünü esas alan demokratik bir toplumsal yaşamın inşası için mücadele edileceği vurgulanan bildirgede, “Çünkü biliyoruz ki; kadın özgürleşmeden toplum özgürleşemez; halkların eşitliği ve demokratik bir gelecek, kadınların özgür iradesi ve örgütlü mücadelesi olmadan kurulamaz” denildi.</p>

<p></p>

<p>Bildirge, “Özgür kadın, demokratik toplum ve özgür eş yaşam temelinde; eşitliğin, adaletin ve halkların kardeşliğinin yaşam bulduğu bir gelecek için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz” ifadeleriyle sona erdi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 26 22:22:00 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/dbp-kadin-meclisi-barisin-kurucusu-ve-guvencesi-olacagiz-h108708.html">DBP Kadın Meclisi: Barışın kurucusu ve güvencesi olacağız</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/ohd-son-uc-ayda-90-tutsagin-infazi-uzatildi-h108707.html</link>
		<title>ÖHD: Son üç ayda 90 tutsağın infazı uzatıldı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[ÖHD, son üç ayda 90 tutsağın infazının uzatıldığını belirterek, “Barış, özgürlüğün keyfî kararlarla engellendiği hapishanelerle inşa edilemez” dedi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne rağmen cezaevlerinde infaz uzatmaları ve hak ihlallerinin sürdüğüne dikkat çekerek, siyasi tutsakların serbest bırakılması çağrısında bulundu.</p>

<p></p>

<p>ÖHD, yaptığı açıklamada, son üç ayda 90 tutsağın infazının uzatıldığını belirtti. Açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Barış ve Demokratik Toplum süreci konuşulurken, hapishanelerde barışın ruhuyla bağdaşmayan infaz politikaları sürüyor. Son üç ayda 90 tutsağın infazı uzatıldı; 34 yıldır tutsak olan Sermin Demirdağ’ın infazının 8. kez ertelenmesi ve Mehmet Sait Yıldırım gibi hasta tutsakların özgürlüklerinin engellenmesi, bu politikanın sistematik niteliğini ortaya koyuyor.</p>

<p></p>

<p>ADALET BAKANLIĞI’NA ÇAĞRI</p>

<p></p>

<p>Keyfi infaz ertelemeleri, disiplin cezaları ve hak ihlalleriyle tutsakların özgürlüğü gasp ediliyor. Barış, özgürlüğün keyfî kararlarla engellendiği hapishanelerle &nbsp;inşa edilemez. Adalet Bakanı’na açık çağrımızdır: İnfaz ertelemelerine ve keyfi uygulamalara derhal son verin. Hukuka aykırı kararları ortadan kaldırın, tahliye koşullarını taşıyan siyasi tutsakların özgürlüğünü sağlayın. Barış ve Demokratik Toplum süreci, hapishanelerdeki hak ihlallerinin son bulmasıyla anlam kazanacaktır."</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 26 22:21:10 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/ohd-son-uc-ayda-90-tutsagin-infazi-uzatildi-h108707.html">ÖHD: Son üç ayda 90 tutsağın infazı uzatıldı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/spor/fenerbahce-ve-slavia-prag-in-11-leri-belli-oldu-h108706.html</link>
		<title>Fenerbahçe ve Slavia Prag&amp;#039;ın 11&amp;#039;leri belli oldu</title>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<description><![CDATA[UEFA Şampiyonlar Ligi’nde Fenerbahçe ve Slavia Prag’ın ilk 11’leri belli oldu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Chobani Stadı’ndaki maç 19:45’te başlayacak. TRT 1’den yayınlanacak karşılaşmayı İspanyol hakem Ricardo de Burgos yönetecek.&nbsp;</p>

<p>İlk 11’ler şöyle:</p>

<p>Fenerbahçe:&nbsp;Ederson, Semedo, Skriniar, Ake, Brown, Kante, Guendouzi, Kerem, Greenwood, Oğuz, Vedat</p>

<p>Slavia Prag:&nbsp;Markovic, Suleiman, Vlcek, Zima, N’Guessan, Kubiak, Nowak, Moses, Ayaosi, Provod, Sturm.</p>

<p>18 yıl sonra katıldığı UEFA Şampiyonlar Ligi’ne iç sahada 1-1’lik Roma beraberliğiyle başlayan sarı lacivertliler, geçen hafta deplasmanda Aston Villa’ya 6-0 yenilmişti.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 26 19:20:01 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/spor/fenerbahce-ve-slavia-prag-in-11-leri-belli-oldu-h108706.html">Fenerbahçe ve Slavia Prag&amp;#039;ın 11&amp;#039;leri belli oldu</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/istanbul-da-trafik-yogunlugu-yuzde-83-2-h108705.html</link>
		<title>İstanbul&amp;#039;da trafik yoğunluğu yüzde 83</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[İstanbul’da haftanın ikinci iş günü akşam saatlerinde ana arter ve bağlantı yollarında trafik yoğunluğu oluştu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Araçların ağır seyrettiği yollar şöyle:</p>

<p>Anadolu Yakası</p>

<p>Acıbadem ile Kartal arasında çift yönlü</p>

<p>15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne çıkan bağlantı yolları</p>

<p>TEM Otoyolu’nda Sultanbeyli’den Çamlıca gişelerine kadar</p>

<p>Kavacık’tan Kozyatağı bağlantısına kadar</p>

<p>Şile Otoyolu</p>

<p>Avrupa Yakası</p>

<p>Haliç Köprüsü, Okmeydanı, Mecidiyeköy, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü</p>

<p>Edirne istikametinde Zeytinburnu’ndan Avcılar’a kadar&nbsp;</p>

<p>TEM Otoyolu’nda Hasdal, Seyrantepe ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü</p>

<p>TEM Otoyolu’nda Früzköy mevkisi Edirne istikameti</p>

<p>Büyükdere Caddesi’nin Sarıyer yönü</p>

<p>Levent TEM bağlantıları</p>

<p>Avrasya Tüneli girişi</p>

<p>Yoğunluk nedeniyle bazı toplu taşıma duraklarında da kalabalık oluştu.</p>

<p>İBB CepTrafik uygulaması verilerine göre 18:38 itibariyle kent genelindeki trafik yoğunluğu yüzde 83. Trafik yoğunluğu Anadolu Yakası’nda yüzde 87’ye, Avrupa Yakası’ndaysa yüzde 80’e ulaştı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 26 19:19:08 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/istanbul-da-trafik-yogunlugu-yuzde-83-2-h108705.html">İstanbul&amp;#039;da trafik yoğunluğu yüzde 83</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/kemer-belediye-baskani-sekiz-meclis-uyesiyle-birlikte-chp-den-h108704.html</link>
		<title>Kemer Belediye başkanı, sekiz meclis üyesiyle birlikte CHP&amp;#039;den istifa etti</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, sekiz belediye meclis üyesiyle birlikte CHP’den istifa ettiğini, görevi bağımsız sürdüreceklerini duyurdu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Topaloğlu, 2024 yerel seçimlerinde yüzde 47,31 oyla CHP’den Kemer belediye başkanı seçilmişti.</p>

<p>‘Verdiğimiz sözlerin arkasındayız’</p>

<p>Topaloğlu’nun sosyal medyasından açıklaması özetle şöyle:</p>

<p>* Yaptığımız değerlendirmeler sonucunda, sekiz belediye meclis üyemizle birlikte Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğinden istifa ederek görevlerimizi bağımsız olarak sürdürme kararı aldık. Bu karar, Kemer’e ve sizlere karşı taşıdığımız sorumluluğu değiştirmiyor.</p>

<p>* Bizlere emanet ettiğiniz belediye başkanlığı ve meclis üyeliği görevlerini en iyi şekilde yerine getirmek için çalışmaya devam edeceğiz. Kemer’in yararına olan her çalışmanın yanında olacak, halkımızın ihtiyaçlarını ve ortak geleceğimizi gözeterek hareket edeceğiz.</p>

<p>* Verdiğimiz sözlerin arkasındayız. Güveninize layık olmak ve Kemer’e hizmet etmek için aynı gayret ve samimiyetle yolumuza devam edeceğiz.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 26 19:17:46 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/kemer-belediye-baskani-sekiz-meclis-uyesiyle-birlikte-chp-den-h108704.html">Kemer Belediye başkanı, sekiz meclis üyesiyle birlikte CHP&amp;#039;den istifa etti</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/ypjden-entegrasyon-aciklamasi-ozerk-ve-ozel-bir-guc-olarak-h108703.html</link>
		<title>YPJden entegrasyon açıklaması: Özerk ve özel bir güç olarak yer alıyoruz</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[Entegrasyon sürecine dair açıklama yapan YPJ Komutanlığı, &quot;YPJ, özerk ve özel bir güç olarak yerini almaktadır” dedi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) Komutanlığı, Suriye ile Özerk Yönetim arasında devam eden entegrasyon sürecine ilişkin açıklama yaptı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>YPJ açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "Terörle mücadelede ve insani değerlerin korunmasında önemli bir tarihe ve duruşa sahip olan Kadın Savunma Birlikleri (YPJ), son gelişmeler ve yeni sürece ilişkin başta halkımız olmak üzere kamuoyunu bilgilendirmektedir:</p>

<p></p>

<p>Bölgesel istikrarın sağlanması ve güvenli bir geleceğin inşası yönündeki çabalar kapsamında entegrasyon sürecine ilişkin tartışma ve değerlendirmeler devam etmektedir. Bu süreçte YPJ, özerk ve özel bir güç olarak yerini almaktadır.</p>

<p></p>

<p>YPJ sadece askeri bir güç değil, aynı zamanda kadının irade ve emeğinin sembolüdür. Bu nedenle, katılımın detayları ve YPJ'nin yeni yapılanmadaki rolü hakkında; kadınların kimliğini, tecrübelerini ve kazanımlarını koruma temelinde kapsamlı tartışmalar sürmektedir.</p>

<p></p>

<p>YPJ olarak her adımda temel çizgimizin halkımızın kazanımlarını ve kadınların meşru haklarını korumak olduğunu belirtiyoruz. Bu tartışmaların sonuçları önümüzdeki süreçte kamuoyuna açık bir şekilde duyurulacaktır."</p>

<p></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 26 19:15:55 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/ypjden-entegrasyon-aciklamasi-ozerk-ve-ozel-bir-guc-olarak-h108703.html">YPJden entegrasyon açıklaması: Özerk ve özel bir güç olarak yer alıyoruz</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/mekke-ortak-savunma-anlasmasi-meclise-sunuldu-h108702.html</link>
		<title>Mekke Ortak Savunma Anlaşması Meclise sunuldu</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Meclis onayı için Meclis Başkanlığına sunuldu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos’ta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Meclis Başkanlığına sunuldu. Anlaşma, taraf ülkelerden birine yönelik silahlı saldırının tüm taraflara yapılmış sayılmasını ve savunma iş birliğinin geliştirilmesini öngörüyor.</p>

<p></p>

<p>MEKKE SAVUNMA İTTİFAKI</p>

<p></p>

<p>Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan, 7 Ağustos'ta "ortak caydırıcılığı, güvenliği ve istikrarı güçlendirmek" amacıyla "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzaladı. İttifakın ilk toplantısı İstanbul'da yapılmıştı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>İttifakın Genel Sekreterliğine Pakistan’dan emekli Korgeneral Nauman Mahmood üç yıllığına atanmıştı.</p>

<p></p>

<p>Yemen'de Husilerin; ilerleyişi ve Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad ile kıyı kentlerine balistik füzeler atmasının ardından 3 ülkenin Dışişleri Bakanları ile Genelkurmay Başkanları Riyad'da toplanmıştı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Toplantının ardından yapılan ortak açıklamada, üzerinde uzlaşılan askeri kuvvet ve yeteneklerin Suudi Arabistan’a hızla konuşlandırılması kararı alındığı kaydedilmişti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Milli Savunma Bakanlığı, daha önce yaptığı açıklamada Suudi Arabistan’a sağlanabilecek askerî kuvvet ve yeteneklere ilişkin sürecin anayasa ve ilgili mevzuat çerçevesinde yürütüleceğini belirtmişti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bakanlık, anlaşmanın TBMM tarafından uygun bulunması ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin yurt dışına gönderilmesine ilişkin gerekli yetkilendirme süreçlerinin tamamlanması gerektiğini bildirmişti.</p>

<p></p>

<p>ASKER KONUŞLANDIRILMASI KARARI ALINMIŞTI</p>

<p></p>

<p>Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 8 Ekim'de yaptığı açıklamada anlaşmanın savunma amaçlı olduğunu söylemiş, "Elimizden geleni yapıyoruz, bu konuda Suudi Arabistan'ın yapıcı desteği var. Ancak bunun adı bir savunma anlaşmasıdır. Bu anlaşmaya taraf olan ülke saldırıya uğradığı zaman savunması için yanında olursunuz. Bu bir saldırı anlaşması değildir; Türkiye başka bir ülkeye asker gönderip orada bir saldırı yapmayacak" demişti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>TRUMP, TÜRKİYE’NİN DESTEK SUNABİLECEĞİNİ AÇIKLAMIŞTI</p>

<p></p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan salı günü Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile yaptığı telefon görüşmesinde, Husilerin saldırılarını kınayarak Türkiye'nin Suudi Arabistan'ın yanında durmayı sürdüreceğini belirtti. Aynı gün ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye'nin Suudi Arabistan için askeri destek sağlayabileceğini düşündüğünü söyledi.</p>

<p></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 26 13:36:17 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/mekke-ortak-savunma-anlasmasi-meclise-sunuldu-h108702.html">Mekke Ortak Savunma Anlaşması Meclise sunuldu</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/pjak-es-genel-baskani-birlik-icin-hicbir-sartimiz-yok-h108701.html</link>
		<title>PJAK Eş Genel Başkanı: Birlik için hiçbir şartımız yok</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[PJAK Eş Genel Başkanı  Emîr Kerîmî, birlik hiçbir şartlarının olmadığını belirterek, “Büyük fırsatların elden kaçmaması için küçük kavgaları bir kenara bırakmalıyız. Kürtlerin büyük çoğunluğunun bu hassasiyetleri anlayacağına inanıyoruz” dedi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>İran-ABD arasındaki gerginlik sürerken, İran’ın muhalif kesimlere dönük baskı-tutukluma ve idam uygulamaları da sürüyor. Özellikle Rojhilat’ta hem askeri hem de siyasi baskısını artıran İran, Kürt güçlerinin mevzilerine de dronlarla saldırılar gerçekleştiriyor.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>İran ve Rojhilat’taki son duruma ilişkin Rojnews’e değerlendirmelerde bulunan Kürdistan Özgür Yaşam Partisi'nin (PJAK) Eş Genel Başkanı Emîr Kerîmî, İran’ın geleceği ilişkin plan ve projelerinin olduğunu belirtti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Kerîmî, İran’a dair program ve planlamalarında ülkede bulunan farklı kesimlerin haklarını da barındırdığını belirterek, “PJAK olarak ulusal birlik için hiçbir şartımız yoktur. Bütün taraflara bu tarihi aşamayı görmeleri çağrısı yapıyoruz” dedi. &nbsp;</p>

<p></p>

<p>'TÜRKİYE ROJAVA'DA YAPTIKLARINI ROJHILAT'TA DA YAPMAK İSTİYOR'</p>

<p></p>

<p>Türkiye’nin Rojava’da yaptığını Rojhilat’ta da yapmak istediğine işaret eden Kerîmî, bölgede olası bir mezhepsel çatışmada Türkiye’nin sünni bloğunda yer alacağını belirtti. Suriye’nin Husilerle savaş için bölgeye güç sevk ettiğini kaydeden Kerîmî, bir savaş hazırlığının yapıldığını ve bunun Şiilere yani Haşdi Şaabi’ye karşı çatışmaya dönüşmesi durumunda İran ve vekil güçleriyle de karşı karşıya gelme durumunun oluşabileceğini söyledi. Kerîmî, “Eğer bu aşama başlarsa Türkiye ve İran tamamıyla karşı karşıya gelecek. Türkiye’nin iç meseleleri de var. Türkiye, İran’daki etnik ve ulusal hareketlilikten çekiniyor. Çünkü orada yaşanan bir hareketliliğin Türkiye’de de yaşanmasından korkuyor. Ancak gözü bir de İran’dan bir parça toprağı da işgal etmekte; Yani Rojava’da yaptığının aynısını Rojhilat topraklarında yapmak istiyor” diye belirtti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>'KÜRTLERE KARŞI YÜRÜTÜLEN SİYASET BÖYLE KALMAYACAK'</p>

<p></p>

<p>Kerîmî, Kürtlere karşı bugün yürütülen siyasetin böyle kalmayacağını belirterek, “Kalacak olanın bundan sonra kimler Kürtlerle kalacak, bunun için de siyaset yapmak isteyenler azami ölçüde Kürt karşıtlığı yapmaya çalışacaklardır” dedi. İran’ın çözüm için hiçbir projesinin olmadığın ifade eden Kerîmî, “İran İslam Cumhuriyeti her sıkıştığında kanunlarda dönemsel ve taktiksel değişiklikler yapıyor. Devletin özü noktasında tek bir değişiklik ise yaşanmıyor. Hiçbir bir projesi olmadığı için, halkların sorunlarını çözmek için; zihinsel dönüşüm ve temel haklar için bir programın da emareleri yok. Baskı, saldırılar ve idamlar sürdüğü için bir değişimden de söz edemeyiz" dedi.</p>

<p></p>

<p>‘ELİMİZE ULAŞAN BİR ŞEY YOK’</p>

<p></p>

<p>Federe Kürdistan Bölgesi’nin Hewlêr kentinde geçtiğimizde günlerde gerçekleştirilen MERİ toplantısına da değinin Kerîmî, “Bafil Talabani dikkat çekici bazı söylemlerde bulunurken, Neçirvan Barzani de bazı meselelere dikkat çekti. İran’dan bir şeyler duyduklarını düşünüyoruz. Özellikle Bafil Talabani, Rojhilat’taki Kürt meselesinin çözümü için inisiyatif almak istiyor. Bu inisiyatif meselesinde Neçirvan Barzani ile birbirlerinden haber olabilirler. Eğer Kürt meselesinin çözümü için bir inisiyatif kurulmuşsa da bunun saygı ile karşılanmalıdır. Ancak bazı şeyler söylendi ama bunlar hiçbir şekilde ulaşmış değil. Elimizde buna dair bir şey de yok” ifadelerini kullandı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bu kurulduğu belirtilen inisiyatife dair hiçbir detay bilmediklerini ve bu konuda kendilerine herhangi bir aktarımda da bulunulmadığını belirten Kerîmî, “Bu inisiyatif kimlerden kurulmuş ve kaç taraflıdır bilmiyoruz. Bafil Talabi’nin ‘İran çözüme hazır’ açıklamasından sonra İran, Werîşe Muradi’nin idam cezasını onayladı, Pexşan Ezîzî’nin cezasını onayladı ve ardından Şaho’da arkadaşlarımıza dönük saldırı gerçekleşti” dedi. &nbsp;</p>

<p></p>

<p>‘ALTERNATİFSİZ DEĞİLİZ’</p>

<p></p>

<p>Alternatifsiz olmadıklarını aktaran Kerîmî, “Şüphesiz bunlar birbiriyle bağlantılıdır. İran’ın feraseti böyledir ve şu mesajı vermek istiyor; Eğer sizin için uygun görülen şart ve koşulları kabul etmezseniz, tehdit dili de var. Sürekli baskı ve zorla bir bazı şeyleri kabul ettirmeye çalışıyorlar, bu da yanlış bir tarzdır. Siyasi, diplomasi ve diğer bütün alanlarda Kürtler alternatifsiz değiller. Eğer devlet demokrasi ve çözümü güçsüzlük olarak görüyorsa büyük stratejik bir yanlışın içerisindedir” diye konuştu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>İran ile doğruda veya dolaylı olarak herhangi bir iletişimlerinin olmadığını söyleyen Kerîmî, “Devlet bu konuda bir sürü yalan haber yayınlıyor. Bu yolla kamuoyunda şüphe uyandırmak istiyorlar. Ancak devletin yaptıkları ve pratikleri de ortadadır; Şiddeti farz kılıyor. Eğer çözüm niyetleri varsa bu noktada açık ve sade bir programları olmalı ve bunun içerisinde Kürt halkının kazanımları da yer almalıdır” diye konuştu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Rojhilat ve İran için hazırladıkları proje ve programların temel ilkeleri şunlar;</p>

<p></p>

<p>*Statü: İran’da Kürt halkı için bir statü talebimiz var. Bu statü federalizm çerçevesinde olmalı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Yerinden Demokrasi: Toplumun doğrudan siyasete katılımı için özyönetim &nbsp;olmalı. Bu sadece merkezi devletle yönetimin ortaklaştırılması değil, hakların da anayasada güvenceye alınmasıdır. &nbsp;</p>

<p></p>

<p>İran’daki sistemin kurulmasında Kürtlerin katılımı: Kürtler masada olmalı ve İran’ın geleceğinin şekillenmesinde yer almalıdır.&nbsp;</p>

<p>İran Demokratik Cumhuriyeti: İran’da Kürtler ve tüm halkların içerisinde yer aldığı demokratik bir cumhuriyetin kurulması ihtiyaçtır.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Demokratik Entegrasyon: Süreç kapsamında; farklı inanç ve ulusların kimliğinin tanınmasının hukuki ve siyasi olarak güvenceye alınmalı ve resmiyette kavuşturulmalıdır.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>‘BİRLİK İÇİN HİÇBİR ŞARTIMIZ YOK’</p>

<p></p>

<p>Kerîmî, “PJAK olarak ulusal birlik için herhangi bir şartımız yoktur. Bütün taraflara bu süreci anlamaları için çağrı yapıyoruz. Farklılıklarımız var; ancak birbirimize karşı durmayalım ve birbirimizi zayıflatmak için çaba içerisinde olmayalım. Bir tarafın zayıflaması demek hepimizin zayıflaması demektir. Siyaset üstü bir feraset olmalı; sivil toplum, aydın, akademisyenler süreci iyi okumalı, jeopolitik değişimler üzerine derin analizler yapmalı ve bunu siyasi güçlere sunmalıdır. Toplum ve bütün siyasi partilerin böyle bir atmosferi kurmalı. Bizler hep bütün taraftarla oturmaya ve diyaloga hazırız. Büyük fırsatların elden kaçmaması için küçük kavgaları bir kenara bırakmalıyız. Kürt toplumu ve siyasi partilerimizin büyük bir çoğunluğunun bu hassasiyetleri anlayacağına inanıyoruz.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 26 13:35:23 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/pjak-es-genel-baskani-birlik-icin-hicbir-sartimiz-yok-h108701.html">PJAK Eş Genel Başkanı: Birlik için hiçbir şartımız yok</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/basin-orgutlerinden-ortak-cagri-sansure-hayir-habere-ozgurluk-h108700.html</link>
		<title>Basın örgütlerinden ortak çağrı: Sansüre hayır, habere özgürlük</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Basın meslek örgütlerinin ‘Sansüre hayır, habere özgürlük’ başlıklı yazısında 24 Ekim Cumartesi planlanan eş zamanlı eylemler için çağrıda bulunuldu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin (ÇGD)&nbsp;X’tekipaylaşımına göre ortak eylem çağrısı şöyle:</p>

<p>* Bizler, halkın haber alma hakkını savunan, gerçeğin peşinde koşan gazetecileri temsil eden basın meslek örgütleri olarak ilan ediyoruz: Artık yeter! Nefes alamıyoruz!</p>

<p>* Gazeteciliğin suç, haberin tehdit, gerçeğin sakıncalı sayıldığı; sadece gazetecilerin değil itiraz eden herkesin sansüre uğradığı bir düzene sessiz kalmayacağız.</p>

<p>‘Basın özgürlüğü toplumun temel hakkı’</p>

<p>* Basın özgürlüğü yalnızca gazetecilerin değil tüm toplumun temel hakkıdır. Gerçeğin susturulmasına, halkın haber alma hakkının engellenmesine ve tüm toplum kesimlerinin sansüre maruz bırakılmasına karşı sesimizi yükseltiyoruz.</p>

<p>* Gazetecilerin yazdıkları haberler, sordukları sorular ve ortaya çıkardıkları gerçekler nedeniyle gözaltına alınmasını, kaçma ya da delil karartma şüphesi bulunmadığı halde tutuklanmasını, ayaklarına elektronik kelepçe takılarak ev hapsine mahkûm edilmesini kabul etmiyoruz.</p>

<p>‘Gazetecilik suç değildir’</p>

<p>* Gazetecilik suç değildir. Haber yapmak, soru sormak, eleştirmek ve kamu adına denetlemek anayasal güvence altındaki haklardır.</p>

<p>* Televizyon kanallarının ve haber sitelerinin birer birer susturulmasına, medya kuruluşlarına kayyım atanmasına, gazetecilerin ve kamuoyunu bilgilendiren uzmanların ya da haberlerimizi paylaşan yurttaşların sosyal medya hesaplarının erişime kapatılmasına seyirci kalmayacağız.</p>

<p>* Bugüne kadar sesini duyurduğumuz ve şimdi benzer baskılarla karşı karşıya kalan herkesi; siyasi partileri, sendikaları, baroları, insan hakları ve sivil toplum kuruluşlarını, bütün meslek örgütlerini ve en önemlisi haber alma hakkı engellenen yurttaşlarımızı, HALK TV’ye el konulması birçok internet sitesinin kapatılmasına karşı; TELE 1’e kayyım atanmasının birinci yılında, 24 Ekim Cumartesi günü bu ortak itirazın yanında olmaya davet ediyoruz.</p>

<p>* Ankara, İstanbul, İzmir, Eskişehir, Antalya, Adana, Kocaeli, Van ve Diyarbakır başta olmak üzere birçok ilde düzenleyeceğimiz eş zamanlı eylemler ve kitlesel basın açıklamalarıyla&nbsp;“Basın hürdür, sansür edilemez”&nbsp;diyeceğiz.</p>

<p>* Biz susarsak gerçekler karanlıkta kalır. Biz yazamazsak halk öğrenemez. Biz soramazsak iktidar sahipleri hesap vermez. SANSÜRE HAYIR! HABERE ÖZGÜRLÜK!</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 26 11:15:43 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/basin-orgutlerinden-ortak-cagri-sansure-hayir-habere-ozgurluk-h108700.html">Basın örgütlerinden ortak çağrı: Sansüre hayır, habere özgürlük</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/kalkan-dan-iktidara-elestiri-soz-var-pratik-yok-h108699.html</link>
		<title>Kalkan&amp;#039;dan iktidara eleştiri: Söz var, pratik yok</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[İktidarın söz kurduğunu ancak adım atmadığını vurgulayan Duran Kalkan, Bahçeli’nin ilk açıklamasını hatırlatarak, “Bırak Meclis&#039;e gelmeyi Önder Apo’nun statüsüne ilişkin herhangi bir karar bile alınabilmiş değil” diyerek iktidarı eleştirdi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Abdullah Öcalan Sosyal Bilim Akademi Üyesi Duran Kalkan, Medya Haber TV’ye değerlendirmelerde bulundu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Sürece dair gelinen aşamaya ilişkin konuşan Kalkan, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın büyük bir irade geliştirdiğini, bilinç oluşturarak çözüm yol ve yöntemlerini ortaya koyduğunu dile getirdi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Abdullah Öcalan’ın hiç kimsenin beklemediği, olur demediği bir ortamda herkese yeniden umut aşılayan, heyecan veren bir siyasi sürecin gelişmesini sağladığını belirten Kalkan, “Bu bakımdan aslında ne kadar teşekkür edilse azdır. Bazıları çeşitli biçimlerde kendine göre değerlendiriyorlar. Eleştiri yapanlar da var, dahası suçlayanlar da var. Kendini bilmezliğin sınırı yok bu yönde. Oysaki herkes minnettar Önder Apo’ya bu 2 yıldır ortaya koyduğu irade, geliştirdiği çözüm yol ve yöntemleri bakımından. Şimdi, evet, ilk şeyler 22 ve 23 Ekim 2024 tarihinde oldu. Devlet Bahçeli’nin çağrısına 23 Ekim’de Önder Apo da karşılık verdi. 2. yıl dönümü yaşanıyor bu durumun. 2 yıllık bir süreç yaşandı bu temelde. Genel bir değerlendirme yapılması gerekli. Umuyoruz herkes yapar. Bu tür durumlarda hareketimiz, yönetimimiz sürekli değerlendirmeler yapıyor. Kamuoyunu zaten bilgilendiriyor yeterince yaşanan gelişmeler çerçevesinde.</p>

<p></p>

<p>Ne diyebiliriz çok kısa bir özet olarak, geçen 2 yılda ne oldu? Birçok çevre eleştiriler karşısında da kendini savunma açısından şunu söylüyor, işte savaş durdu, silah kullanılmıyor, kan akmıyor, ölümler yok, tartışmalar oluyor. Gerçekten de şunları söylemek lazım. Savaş durdu, basit bir şey değildi. Yaşamayanlar, savaş sürecinde rantçı olarak kalanlar bunun değerini bilemezler. Ama savaşan tarafların, Türkiye toplumunun, Kürtlerin bunun anlamını, değerini çok iyi bildiği kanaatindeyim ben. Diğer yandan Türkiye konuşuyor, tartışıyor. Dünya, çeşitli çevreler Türkiye’deki durumu, Kürt sorununun çözümünü, Türkiye’nin demokratikleşmesini tartışıyorlar. Her alanda toplantılar, konferanslar, kongreler oluyor. Bir arayış var, bir canlanma ortaya çıktı. Savaşın yarattığı kilitlenme, tıkanma aşıldı. Çok yönlü hem mücadele var, hem de büyük bir tartışma var, arayış var. Bunu önemsemek lazım.</p>

<p></p>

<p>ÖZGÜRLÜK HAREKETİNİN ATTIĞI ADIMLAR</p>

<p></p>

<p>Daha ileri gelişmeler olmalı mıydı? Kuşkusuz. Olabilirdi. Olmazdı, kimse diyemez. Olana ancak bu olurdu diyemeyiz. Öyle dersek yanlış yapmış oluruz. Fakat olanı da küçümsemek, azımsamak doğru bir tutum değil. Önemsemek gerekiyor. Varsa yanlışı düzeltmek lazım. Varsa yetersizliği gidermek lazım. Doğru yaklaşım, doğru tutum budur. Katkı sunmak gerekli. Hiçbir şey yapmayıp, hiç katılmayıp da ondan sonra dışarıdan çekiştirmek doğru değildir. Derler ya hariçten gazel okumak doğru bir şey değil. Ona benziyor. Bu tür tutumlar, yaklaşımlar olmamalı. Şimdi bu iki yıl içerisinde bizim aklımızın ucundan geçmediği şeyler yaptık biz hareket olarak. Nasıl? Geçmişte de ateşkesler yapmıştık, çözüm süreçleri gelişmişti. Belli bir birikimimiz vardı aslında. Ama bu düzeyde adımlar atma, kararlar alma zaten Önder Apo olmazsa kimsenin yapamayacağı bir işti. Ancak bu adımları Önderlik düzeyi atabilirdi. Nitekim Önder Apo attı. Ne oldu? İlk olarak 27 Şubat 2025 Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı yayımlandı. Bunu herkes bir manifesto olarak tanımladı. Barış ve Demokratik Çözüm Manifestosu dendi. Zaten bunu manifestoya da dönüştürdü Önder Apo. Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu’na dönüştürdü. Geniş bir kitap haline de getirdi. Bu her şeyin önünü açtı. Bütün bu gelişmelerin önünü açtı. Hareket olarak, halk olarak bu çağrıyı anlama, dolayısıyla Önder Apo’nun yapmak istediğini anlama ve üzerimize düşeni yapma yönünde de geçen süreçte önemli bir çaba içerisinde olduk. 1 Mart 2025’te ateşkes ilan ettik. Durdurduk savaşı. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin tartışmalarla, siyasi mücadeleyle gelişmesi için ön açıcı olduk. Ardından 12. Kongresini topladık PKK’nin. Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın içeriği temelinde Silahlı Mücadele Stratejisinin sonlandırılması, bu temelde PKK’nin örgütsel varlığının feshedilmesi gibi tarihî önemde, benzeri az bulunur düzeyde kararlar aldık. Tabii bunların uygulanmasını Önder Apo’nun yönetimine, özgür yaşar ve çalışır koşullara kavuşmasına bağladık.</p>

<p></p>

<p>Çünkü böyle adımların atılmasını Önder Apo düşünce olarak geliştirdi. Bu kararı Önder Apo verdi, istedi. Uygulamaya da ancak Önder Apo koyabilirdi.</p>

<p></p>

<p>Ancak Önder Apo’nun öncülüğü, çabası, hareketi, kadroları, savaşçıları, toplumu bu kararları pratikte uygulamaya ikna edebilirdi. Dolayısıyla 12. Kongre kararları tarihîydi. Bunu herkes de takdir etti. Sonrasında bu kararları uygulamada kararlı olduğumuzu ortaya koymak üzere 11 Temmuz’da 30 yoldaş silah yakma eylemi gerçekleştirdi. Bu bir tutumdu. Sürecin gelişmesi, 12. Kongre kararlarımızın uygulanması için. Çok önemli bir tutumdu. Daha sonra çatışma riski olan alanlardan o riski azaltıcı tedbirler aldık. Bakur’da çatışma riski olan güçleri geri çektik. Bunların hepsi 2025 yılında gerçekleşti. 2026 yılında da bu pratik adımları sürdürdük ve işte en son Hareket Yönetimimiz de açıklama yaptı. Çeşitli yoldaşlar da basına dönük açıklamalar, değerlendirmeler yaptılar, bilgilendirmede bulundular. Türkiye sınırları içerisindeki silahlı güçlerimizin hepsini çektik. Yine sınır dışında çeşitli biçimlerde çatışma riski olabilecek yerlerdeki güçlerimizi de çektik. Ne sınır boyunda ne Türkiye sınırları içerisinde Türkiye’nin güvenliğini tehdit eden bir silahlı gerilla gücü kalmadı. Bu bakımdan herhangi bir tehdit artık Türkiye için yoktur. Bu düzeye gelinmiştir. Bu adımlar atılmıştır. Sorun bu çerçevede bir çözüme kavuşmuştur. Artık işte birçok arkadaş da dikkat çekti. Bundan öteye adımlar atabilmemiz, kararlarımızı uygulayabilmemiz için bunun uygun koşullarının yaratılması gerekiyor. Nedir bu koşullar? Önder Apo’nun fiziki özgürlüğü her şeyden önce. Bu sürecin mimarı, yaratıcısı, başarıya götürecek tek gücü. Dolayısıyla fiziki özgürlüğü yönünde adımlar atılmalı. İmralı sistemi artık lağvolmalı, ortadan kalkmalı. Diğer yandan demokratik siyasetin önü açılmalı. Özgürlükleri geliştirecek, demokratik ortamı geliştirecek, hukuki temel oluşturulmalı.</p>

<p></p>

<p>Buna uygun yasalar çıkmalı. Hukuki ve siyasi zemin, PKK’nin aldığı kararları uygulayabilmesi için gerekli hukuki ve siyasi zemin yaratılmalı. Şimdi bu beklentimiz bu adımların atılmasıdır. Fakat atılır mı? Karşı tarafta bütün bu süreçlerde neler oldu? Ona baktığımızda bizim gibi Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni geliştirmede istekli, gayretli bir duruş, tutum göremiyoruz. Devlet Bahçeli’nin olumlu açıklamaları oldu. Bu bir devlet politikasıdır dendi. AKP hükümetinin, Cumhurbaşkanı’nın da buna katıldığı, onay verdiği belirtildi, demokratik siyaset alanında çeşitli görüşmeler yapıldı. En ciddi adım bir Meclis Komisyonunun oluşturulmasıydı. Komisyon çalıştı, tartıştı. Küçük bir grup İmralı’ya gidip Önder Apo’yla da görüştü. Sonuçta bir rapor hazırladı, yayımladı. Fakat rapor işte öngördüğü maddeler hayata geçirilmedi. Hayata geçirilmeyi bekliyor, öyle kalıyor. Bu raporun öngördüklerinin hayata geçirilmesi için gerekli yasal adımları atıyoruz dendi. 10 Ağustos gecesi Çerçeve Yasa denen bir yasa rekor oy ile Meclisten de geçti. Önder Apo dedi, nötr yasa. Aslında belli tartışmalar olsa da AKP-MHP iktidarının hazırlayıp Meclisten geçirdiği yasaydı. Biz savaşı durdurur, demokratik siyasetin önünü açar, siyasi adımların atılmasına vesile olur anlamında önemsedik. Olumladık. Bu çerçevede Önder Apo işte bin kilometrelik yol bir adımla başlar dedi, bir başlangıç adımı olabilir dedik ve bunun olabilmesi için de demin belirttiklerimin yapılması gerekiyordu. Neydi? Bir, Önder Apo’nun fiziki özgürleşmesi. Sürece öncülük edecek düzeyde özgür yaşar ve çalışır koşullara kavuşturulması. İki, siyasi ve hukuki zeminin demokratikleştirilmesi. Bu temelde Türkiye’de demokratik değişimin, dönüşümün gelişmesi, cumhuriyetin demokratikleşmesi yönünde adımların atılmasıydı.</p>

<p></p>

<p>E şimdi henüz böyle bir adım yok, göremedik. Şu söyleniyor, işte silahlar hep bırakılmamış, dolayısıyla adımlar atılmaz. Onların istediği gibi, öngördüğü gibi bir silah bırakma diye bir şey olmaz. Aslında Türkiye’yi tehdit edecek herhangi bir silahlı şey yok. Kalmamıştır.</p>

<p></p>

<p>O boş bir laf oluyor bundan sonrası için. Sadece baskı uygulama anlamına geliyor ya da süreci böyle işte zamana yayma, pratikleştirmemeyi ifade ediyor. Ne oldu? Biz bu adımları atıp açıklamalar yapınca tabii biraz baskı altında oldular. Devlet Bahçeli yeniden açıklamalar yaptı. Sürece sahip çıktığını, ilk sözlerine sadık olduğunu, geri dönüşün olmayacağını, kararlı olduklarını belirtti. Güzel, iyi.</p>

<p></p>

<p>Ama söz var, eylem yok, pratik yok. İlk açıklamasında da gelsin Mecliste DEM Parti grubunda konuşsun demişti Önder Apo için. Bırak Meclise gelmeyi Önder Apo’nun statüsüne ilişkin herhangi bir karar bile alınabilmiş değil. Ne bir siyasi karar var ne bir hukuki karar var. Umut hakkından ardına kadar yararlansın demişti. Umut hakkını ağzına bile almıyor Türk Devleti. Herhangi bir yaklaşımı da yok. Dolayısıyla kararlı olunması iyi. Besbelli ki süreci bitirmek istemiyorlar. Çünkü ihtiyaçları var. Çıkarlarına geliyor ama sürecin gerektirdiği adımları da atmıyorlar. Aşırı derecede siyasallaştırma var. Şu anlamda; iktidara bağlama, seçim siyasetine bağlama var. Buna dayanarak bir iç siyaset yürütüyor. Türkiye’ye yeni bir dizayn vermeye çalışıyor. Bu AKP egemenliğini pekiştirme yönünde. Bunu herkes görüyor” dedi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>SÜRECİ GELİŞTİRMEKTE KARARLIYIZ</p>

<p></p>

<p>Süreci geliştirmekte kararlı olduklarını vurgulayan Kalkan, “Biz kararlıyız süreci geliştirmede. Bunu başkaları istiyor diye değil, anlaşmayla ilan etmedik zaten. Kürtlerin buna ihtiyacı var. Türkiye’nin buna ihtiyacı var. İnsanlığın buna ihtiyacı var. Bunu gördük, bildik, anladığımız için yaptık. Başarısı için, gerçekleşmesi için de çalıştık, çalışacağız. İlgili bütün çevreleri, toplumsal kesimleri sürekli bu sürecin gelişip başarıya gitmesi için daha duyarlı yaklaşmaya, sürece daha fazla sahip çıkmaya, bu doğrultuda daha çok mücadele etmeye çağırdık. Süreç mücadele süreci çünkü. Bu çağrılarımızı yineliyoruz.</p>

<p></p>

<p>Ama tabii böyle bir mücadele etkili gelişseydi iktidar üzerinde, devlet üzerinde daha fazla baskı oluşturabilirdi. Besbelli ki onda zayıflıklar var. Şimdilik çok fazla bir şey söylemek istemiyoruz.</p>

<p></p>

<p>Fakat nasıl diyelim… Umarız yanlış hesaplar yapmıyorlardır. Muhataplarımız. Bizi böyle başka şey yapamaz, bu işi kendi güçleriyle yürütemez sanmasınlar. Kendileriyle birlikte iş yapmaya çok muhtaçmışız gibi de görmeseler iyidir. Bu tür görüntüler var gibi geliyor bize. İsteklerinden, tutumlarından ne yapmak istediklerini, ne tür plan yaptıklarını, nelerin peşinde olduklarını az çok anlıyoruz. Tehlikeli yaklaşımlar da var. Öyle kör hiçbir şey göremez değiliz. Bunu bu çerçevede net olarak ifade edebilirim.</p>

<p></p>

<p>O hâlde şimdi evet bundan öteye bizim bir şeyler yapabilmemiz için belirttiğim koşulların yerine gelmesi şart. Onun ötesinde kendi çalışmalarımızı ve mücadelemizi yürütmenin dışında bir şey yapamayız. Onun da yolu, yöntemi; bir, Önder Apo’nun fiziki özgürlüğü, iki, işte hukuki ve siyasi zeminin oluşturulması. Kararlar alındı, yasalar, komisyonlar oluşturuluyordu, çalıştırılacaktı.</p>

<p></p>

<p>Önder Apo’nun başında olduğu Barış ve Siyasallaşma Kurulu’nun oluşması, çalışması gerekiyordu. İmralı’nın kapılarının açılması lazımdı. Basın gidecekti, akademisyenler gidecekti. Önder Apo çalışır hale gelecekti. Geçmişe göre çok ciddi bir değişiklik yok. Hiçbir şey yok değil. İşte heyetler gidiyor, DEM Parti heyetleri, arada bir görüşüyorlar. Onun da tutanakları kamuoyuna yansıtılmıyor, yasak konmuş. Söylenenlerin hiçbirisi yapılmadı. Verilen sözlerin gereği yerine gelmedi. İşte çağrılar yaptılar, kamuoyuna söz verdiler. Onların gerekleri yerine gelmedi. İmralı’da evet, önce yoğun bir tecrit vardı, yıllarca, hiçbir görüşme yaptırılmadı. Diyelim bazı görüşmeler oluyor, çeşitli heyetler, o da DEM Parti çerçevesinde, ayda ya da iki ayda bir gidip görüşebiliyorlar, devlet istediği zaman. O durum aşılabilmiş değil. Örneğin, yasa çıktı, alt kurullar oluşturuldu, üst kurul toplantı yaptı. Alt kurulların çalışmalarına ilişkin hiçbir şey göremiyoruz. İmralı’da Önder Apo çalışır hale gelecekti, gelemedi, ona bağlı çeşitli alt kurullar oluşacaktı. Üst kurul olamadığı için yapılamıyor. Bir tıkatma vardır, bir dayatma görülüyor, tutturulmuş bir terane. Silahsızlansınlar, silahsızlansınlar. Biz savaş ortasındayız, dünya savaşının ortasındayız. Kim kimden ne istiyor? Aklını başına toplamalı herkes. Bazı şeyleri açıktan söylemek gerekmiyor ki, arif olmak lazım, anlayabilmek gerekiyor.</p>

<p></p>

<p>GERİLLANIN TÜRKİYE GÜVENLİĞİNE TEHDİDİ YOK</p>

<p></p>

<p>Dolayısıyla Türkiye kamuoyu, bütün dünya da şunu bilsin, PKK gerillasının, Türkiye’nin güvenliğine dönük şu an hiçbir tehdidi yoktur. Sınırdan en az 60 kilometre uzaktadırlar. Herhangi bir çatışma riski falan yok.</p>

<p></p>

<p>O halde iş bitmiştir gerisi. Bundan öteye gidebilmek için Türkiye’nin PKK’yi içine alabilecek bir demokratikleşmeye ulaşması lazım. Ülke genişleyemiyor, demokratikleşemiyor. Kürtleri içine alamıyor, yasal statüye kavuşturamıyor, Kürt sorunundan bahsedemiyor, Kürdün kimliğinden bile bahsedemiyor. PKK’yi içine almaya hazır değil. Bu yasalarla olmaz bu. Bu siyasetle olmaz. Böyle olsaydı zaten Türkiye’nin dışına çıkılmazdı bu kadar. Dağa çıkılmazdı bu kadar. Sanki hiçbir şey olmamış gibi eski şey duruyor, onun içinde yok edilmek, eritilmek isteniliyor. Bunun inkâr ve imhada ısrar olduğu kesin. Umarız bundan vazgeçilir” diye ifade etti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>AVRUPA’DAKİ KONFERANS</p>

<p></p>

<p>Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenene Kürt Konferansı’na dair de konuşan Kalkan, şunları ifade etti: “Avrupa, dedim ya, tartışılıyor. Süreç, dilleri çözdü. Konuşma, tartışma önündeki engelleri kaldırdı. Bunu önemsemek lazım. Türkiye’de de konferanslar oluyor. Kürtler de birçok toplantılar yapıyor, konuşuyorlar. Avrupa’da da oluyor. Dünyanın değişik alanlarında da. Kürt sorunu tartışılıyor. Türkiye’nin demokratikleşmesi tartışılıyor. Orta Doğu sorunları tartışılıyor. İyidir. Bunun önünü Barış ve Demokratik Toplum Süreci açtı.</p>

<p></p>

<p>PKK’nin ateşkesi ve aldığı kararlar açtı. Herkes önce bunu görmeli, takdir etmeli bir defa. 14-15 Ekim tarihlerinde Avrupa Parlamentosu önemli bir konferans yaptı. Şimdi de oluyor. Avrupa’da bu hafta içinde yoğun konferanslar da var. İtalya’da benzer konferans yapıyor, sürüyor hâlâ. Kadın Hareketi konferans yapıyor. Jineoloji konferansı var. Çeşitli toplantılar, tartışmalar hep yapılıyor. Bu tür çalışmaları biz önemsiyoruz. Başarılar diliyoruz. Öncelikle onu belirteyim hepsine. Avrupa Parlamentosu’nda yapılan 20. konferansın sonuç bildirisini takip etmeye çalıştık. Tartışmaları da kısmen izledik.</p>

<p></p>

<p>Önemli tartışmalardı. Sonuç bildirisi de iyiydi. Önceki konferanslara göre çok daha ileri kararlar var. Bu arada belirteyim. Brüksel’de ben de bir Kürt konferansına katıldım. 1994 Mart’ta Fuat arkadaşla birlikte katılmıştık. Daha yeni Almanya cezaevinden çıkmıştık. PKK temsilcileri olarak bizi götürdüler. Çünkü kimse PKK’liyiz diyemiyordu Avrupa’da. Tutuklanıyorlardı, yasak konmuştu. Biz zaten hapse girmiştik. Tescilli PKK’li olduğumuz belliydi. O nedenle PKK kürsüsünde oturmamızda yoldaşlar sakınca görmediler. Biz de kabul ettik. O da önemli bir konferanstı. Hiç unutmuyorum zaten. Adını duyup da ömür boyu göremediğim birçok insanı o konferansta görme imkânı bulmuştum. Orada da kararlar alınmıştı. Böyle konferanslar çok yapıldı, yapılıyor. Önemsiz değil, iyidir. Fakat pratikleştirilmesi olursa daha iyidir. Pratik adımlar çok atılmıyor. Kararlar takip edilmiyor. Bu bakımdan da sadece tartışma düzeyinde kalıyor.</p>

<p></p>

<p>ABDULLAH ÖCALAN’IN MESAJI&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Umarız bu Avrupa Parlamentosu’nda yapılan 20. Kürt Konferansı’nın kararları böyle olmaz. Bu konferansın önemli bir şeyi Önder Apo’nun mesajının doğrudan okunmasıydı. Bir ayırt edici özelliği. Dinledi herkes. Değerlendirildi, tartışıldı. Onu da anlamlı bulduk. Önder Apo’nun mesajı da oldukça önemliydi. Onu değerlendirmek lazım. Çünkü 9 Ekim 1998’de Kürt sorununun demokratik çözümünü Avrupa demokrasisine dayanarak gerçekleştirmek için Önder Apo bütün riskleri üstlendi, Avrupa’ya çıkmak istedi. Buna komplo dayattı ABD, İngiltere, İsrail.</p>

<p></p>

<p>Bunları biliyoruz. Yunanistan’dan Rusya’ya, Roma’ya gitmeyi başardı. Roma’da 8 maddelik çok makul bir demokratik çözüm programı sundu Kürt sorunu için. Başka herhangi toplumda olsaydı Avrupa siyaseti dört elle sarılırdı. Kendisinin görürdü. Gereklerini yapmak için çalışırdı.</p>

<p></p>

<p>Dönemin İtalya yönetimi belli bir çaba harcadı. Teşekkür ettik her zaman o çabaya. Ama başta İngiltere, Fransa ve Almanya yönetimleri olmak üzere Avrupa Birliği sahip çıkmadı. Avrupa Birliği, Önder Apo’yu NATO gladyosuna teslim etti. Avrupa’da kalmasına, yaşamasına izin vermedi. İmralı yolunu Avrupa gösterdi. Önder Apo bunları hatırlattı. Hâlâ 28. yılı tamamlanmak üzeredir, 3,5 ay kaldı İmralı sürecinin. İmralı sistemi NATO gladyosu tarafından ayakta tutuluyor, sürdürülüyor. Bundan Avrupa sorumlu. Zaten Kürt sorununu yaratan da Avrupa’nın kendi 1. Dünya Savaşı’ndaki iç savaşıydı. İngiltere-Almanya savaşı Kürtleri bu hâle getirdi. Biraz yaptıklarını düzeltirler diye, bir öz eleştiri yapabilirler diye aslında Önder Apo ‘98’de Avrupa’ya çıkmayı tercih etmişti. Fakat o görülemedi. Şimdi artık daha cesur adımlar atmalı Avrupa siyaseti, onu söylemek istiyorum. Evet toplantılar, tartışmalar, kararlar iyi. Ama pratikleşme için de daha cesur adımlar atılmalı. Önder Apo 28 yıldır İmralı’da tutuluyor. İşkence ve tecrit ortamında. Avrupa yasaları uygulansa çıkması gerekecek. Hâlbuki İmralı sadece Türkiye’nin bir cezaevi değil. Avrupa da içinde, Amerika da içinde. Ortak denetlenen bir cezaevi. Avrupa yasaları uygulanmıyor. Tartışma, karar alma, kötülemiyoruz da ama pratik böyle olunca insan ne diyeceğini şaşırıyor. Ne diyelim? İyidir nasıl diyelim buna? Öfke duymamak, eleştirmemek mümkün değil.</p>

<p></p>

<p>O hâlde umudumuz artık bu durum son bulur. Oyun diyeceğim, oyun oynama gibi bir şey. Buna son verilir. Biraz gerçekten de insan haklarına, demokrasiye, halkların haklarına uygun yaklaşım olmalı. Bu kadar çıkarcı bir durumdan uzaklaşılmalı. Beklentimiz bu. Biz takip edeceğiz pratiği tabii.”</p>

<p></p>

<p>‘YASALARIN UYGULANMAMASINI TEŞHİR ETMEK LAZIM’</p>

<p></p>

<p>Cezaevlerindeki infaz ertelemelerine dikkat çeken Kalkan, “Aslında Türkiye’nin yasaları Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince denetleniyor. Onun hükümlerinin uygulanması lazım. Hiçbirisi uygulanmıyor. Türkiye mevcut AKP yönetimi ne anayasasını uyguluyor ne ceza yasalarını uyguluyor. Şimdi ne bir kurul diye bir kurul oluşturmuş, hukukçu mukukçu da değiller. Gardiyanlardan, şuradan buradan insanları bir araya getirmiş kurul, cezaevindeki insanların çıkıp çıkmamasına onlar karar veriyorlar. Hukuk karar vermiyor. Mahkemeler karar vermiyor. Yasalar karar vermiyor. Mahkemeler karar vermiyor. Ne idüğü belirsiz bir topluluklar karar veriyor. Bu toplulukların hepsi siyasidir. İktidar yönetimindedir. Dolayısıyla cezaevlerinde tutulan insanların hepsi siyasi rehine konumundalar. Siyasi rehine olarak tutuluyorlar. Ben eleştirmek de istiyorum. Bu kadar insan çıktı 30 yıl, 35 yıl, 33 yıl cezaevinde yatmış olarak. Bu durumu daha fazla teşhir edebilirlerdi, etmelilerdi. Niye bunun üzerine gitmiyorlar, teşhir etmiyorlar ki? Bunu dünyanın dört bir yanında teşhir etmek lazım. Kendi yasalarını, anayasasını uygulamayan bir rejim, bizim kendisinin istediğini yapmamızı, kendisine neredeyse teslim olmamızı bekliyor.</p>

<p></p>

<p>Akıl alacak iş midir bu? Tek akıllı onlar, hepimiz ahmak mıyız? Bizi böyle kimse göremez. Öyle olmamalı. Mesela bu cezaevlerindeki durum gerçekten ilginç. 35 yıl yatanlar var, 36 yıl yatanlar var. Daha ne kadar yatacağı belli değil. Geliyor, bir yıl geçiyor. İkinci yıla ertelendi, öbürüne ertelendi. Ne kanun var, ne mahkeme var. Hiçbir şey yok. Alikıran başkesen hesabı, işleri gidiyor. Bazı protestolar oluyor bunlara karşı. Fakat azdır. Daha fazla olmalı. Kıyamet koparılmalı aslında. Dünyanın dört bir yanında, onda birini yapan iktidarlara karşı her türlü protesto eylemleri gelişiyor. Tepki azdır. Bu duruma maruz kalanların tepkisi de azdır. Bir de hasta olmuşlar. Her türlü şeyden geçmişler. Ölüm döşeğindeler çoğu. Onlar da olmuyor.</p>

<p></p>

<p>Bize diyorlar işte adım atma. Verilmiş cezayı bilmem kaç yıl fazla yaparak insanlar çıkmışlar. Diyorlar ki sürece dönük adım. İstesek bırakmazdık da. Muhataplarımız bize bunu alenen söylüyorlar. Biz de kamuoyuyla paylaşıyoruz. Durum bu. Zindanlardaki insanların nasıl birer rehine olduğunu herkes görsün, bilsin. Ben sadece şunu söyleyeceğim, bunu ekleyeceğim. Zindanlardan bu temelde bir cenaze çıkarsa biz onları savaş şehidi sayacağız. Bunu muhataplarımız iyi bilsin. Hareket olarak bunda kesinlikle kararlıyız. Savaş şehidi sayacağız. Ateşkes yapılmamış, savaş durdurulmamış, savaş zindanda sürdürülmüş ve bu sonuca yol açmış diyeceğiz. Herkes bunu bilmeli” ifadesinde bulundu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>MEKKE ANLAŞMASI&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Yemen ve Suudi Arabistan arasındaki savaşa işaret eden Kalkan, süreci takip ettiklerini, durumun netleşmesini beklediklerini ancak gündemlerinde olduklarını dile getirerek, “Hatırlarsanız şu soru gündemdeydi; Temmuz’da Ankara’da yapılan NATO toplantısı ne kararlar aldı? Yayımlanan kararlar ötesinde acaba gerçekten görünmeyen kararlar olarak neler alındı? Türkiye’ye ne görevler verildi? Bunu birçok çevre sordular. Biz de sorduk.</p>

<p>Tartışılıyor, araştırılıyordu. Aslında bir süre araya boşluk koydular takibi iyi olmasın diye. Böyle damdan düşüyor gibi, yeni icat ediliyor gibi Mekke Anlaşması gündeme geldi.</p>

<p>Ondan sonra şimdi de Suudi’ye asker göndermesi Türkiye’nin gündeme geliyor. Mekke İttifakı için Ortadoğu NATO’su diyorlar. Bunu daha önceki yıllarda ABD yönetimleri gelip İsrail’de ve Suudi’de toplantı yaptıklarında söylemişlerdi. Ortadoğu NATO’su mu olacak? Arap NATO’su mu olacak diye tartışılıyordu.</p>

<p></p>

<p>Şimdi bazıları durumun böyle olduğunu ifade ediyorlar. Fakat bu Mekke İttifakı’nın Temmuz’da Ankara’da yapılan NATO toplantısının bir kararı olduğunu bilmemiz lazım. Bu netleşti artık. Mekke İttifakı ile Türkiye’yi ne yapıyorlar? ABD Başkanı Trump bir çağrı yapmıştı. Başta Türkiye olmak üzere Ortadoğu’daki devletleri İbrahimî Anlaşma’ya katılmaya çağırıyoruz, demişti. Mekke İttifakı anlaşması İbrahimî Anlaşma’da yer alanların İbrahimî Anlaşma’ya dahil olması anlaşmasıdır. Bunu böyle görmeliyiz. Türkiye bu biçimde İbrahimî Anlaşma’ya dahil olmuş oluyor. ABD ile anlaşmış. İsrail ile anlaşmış oluyor bu anlaşma. İsrail anlaşmasıdır. Şimdi Suudi’ye de asker gönderiyorlar. Yemen’deki savaşa müdahil olacaklar. Yemen’de İran yanlılarına karşı savaşacaklar. Türkiye İran’a karşı savaşa giriyor dolaylı olarak. O pozisyona getiriliyor bu biçimde. Hem İbrahimî Anlaşma’ya dahil olmuş oluyor. Bu çerçevede İran’a karşı savaşa da dahil olmuş oluyor.</p>

<p></p>

<p>Zaten geçen gün ABD Başkanı yeniden bir açıklama yaptı. Erdoğan dedi, bütün isteklerimi yerine getiriyor Yemen konusunda. Türkiye toplumu niye az tartışıyor ben bilemiyorum. Osmanlı’nın kırılışı Yemen’de başladı. Yemen üzerinde ne kadar türkü var, ağıtlar var yakılmış. Yeniden AKP yönetimi Türk askerini Yemen’e sürecek. Gider mi gitmez mi? Buna karşı çıkılmalı. Bu öyle rahat kabul edilebilir, karşılanabilir mi? Diğer yandan orada bir İran karşıtlığı var. Türkiye İran’la neredeyse savaşır hâle gelecek bir yönüyle.</p>

<p></p>

<p>Ama biz biliyoruz ki diğer taraftan da İran’la Kürtlere karşı ileri düzeyde anlaşması var. Bu Hakan Fidan politikasını iyi izlemek lazım. Bir ip üzerinde oynayan cambaza benziyor biraz. Suudi’de, Yemen’de, Körfez’de İsrail’le, ABD’yle birlikte İran’a karşı savaş. Zagroslara gelince Kürtlere karşı İran’la birlikte savaş. İranlılar bundan ne anladılar tam bilemiyoruz aslında.</p>

<p></p>

<p>Devlet kalmadı tabii. Çok zayıf durumdalar. Öyle anlaşılıyor ki çok bir irade koyamıyorlar. Bütün zayıflıklarını, çelişkilerini gidermenin yeri de Kürtlere vurmak olamaz. Bunu herkes bilebilmeli. İş bu noktaya gelmiş durumda. Bu net böyle görülmeli. Bu ciddi bir tehdit de oluşturuyor. Türkiye için de, İran için de en azından siyaset buna müdahale edebilmeli. Muhalif güçler müdahale edebilmeli. Toplumlar müdahale edebilmeli. Kürtler de duyarlı olsunlar. Durum ciddi. Tehditler var. Ciddi tehditler var. Tehlikeler var. Bazı partiler, örgütler açıklamalar yapıyorlar. Bunlara dikkat çekiyorlar. Önemsiyoruz biz o açıklamaları. Gerçekten tehlikeler var, tehdit var. Demokratik birlikten söz ettik.</p>

<p></p>

<p>Kürt Demokratik Birliği bütün bu tehdit ve tehlikelere karşı tek çare olarak büyük önem taşıyor. Bu bakımdan da tehdit var deyip açıklama yapmak yetmiyor. Onları bertaraf edebilmek için gerekli gücü ortaya çıkaracak demokrasiyi geliştirmemiz, birlik oluşturmamız gerekli ve şart” dedi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>EKOKIRIMA KARŞI MÜCADELE&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Ekokırıma dair de değerlendirmelerde bulunan Kalkan, “Hemen deniliyor doğal afet. Doğal mıdır bu? Afet deniliyor, felaket deniliyor. Bu kavramlarla üstü örtülüyor. Deprem olunca da böyle diyorlardı. Akdeniz’de deprem oldu. Bunu da böyle tanımladı AKP yönetimi. Birçok çevre de doğayı da suçluyorlar, çeşitli şeyleri de suçluyorlar. Fakat nasıl diyelim, sadece Türkiye’ye özgü bir şey de değil bu. Bütün dünyada geçerli olan bir durum. Doğanın dengeleriyle bu kadar oynanırsa doğa da hesap sorucu olur tabii. Nitekim oluyor da. Önder Apo, doğa intikâmını alır dedi. Doğanın canlılığından söz etti ve intikâmını alabileceğini, yapabileceğini belirtti. Şimdi Türkiye’de bundan önceki bazı yönetimler de bu konuda fazla ileri gitmişlerdi. Ama AKP yönetimi hiçbir ahlaki ve hukuki kural tanımaz oldu. Para, kâr nereden gelecekse aşırı derecede doğa yok edilmeye çalışılıyor. Bu Karadeniz’den başladı, Karadenizliler karşı çıktılar, kadınlar, toplum protesto etti. Biz gerçekten onları önemsemiştik. Ege’ye, diğer alanlara yayıldı, Kürdistan’da ise ölçüsüz olarak geliştiriliyor. İşte Amed’den Muş’a, Varto’ya… Birçok alanda çok geç de olsa bilinçlenme oluştu, komiteler, örgütlenmeler gelişti. Doğanın tahribine karşı toplum evine sahip çıkıyor, yaşam zeminine sahip çıkıyor. Doğa, üzerinde yaşanılan yer, olmazsa insanlık olmaz. Doğayı anlama bilinci, insanın, toplumun kendini anlama bilincinin başlangıcı.</p>

<p></p>

<p>Doğayla toplum ve insan ilişkisi bütünlüğü bu düzeyde. Önder Apo dedi, bir avuç altın için koskoca bir dağ yok ediliyor. Gerçekten de orman, ağaç bırakılmadı. Özellikle de Kürdistan’da, Botan’dan, Dersim’e hâlâ kıyılıyor. Böyle göz göre göre yapılıyor. Bunu korucular şunlar bunlar şeyiyle Kürtler üzerinden de yapıyorlar. Zamanında tepki göstermede yetersiz kalındı. Şimdi bu bakımdan bir afet falan yok, felaket de yok. Yanlış politikaların iktidarın eliyle ortaya çıkartılan felaketler var. Bunu öyle görmek lazım. Kapitalist modernite sisteminin aşırı kâr hırsı, doğayı yok edici saldırıları her türlü dengeyi bozdu. Yerin üstündeki dengeyi de bozdu, altındaki dengeyi de bozdu, gökyüzündeki dengeyi de bozdu, iklim dengesini de bozdu.</p>

<p></p>

<p>Ne biçim yağışlar oluyor? İklim dengesi tümden yok olmuş durumda. Felaket türünden deprem gibi yağışlar oluyor. Dünyanın birçok alanında oluyor.</p>

<p></p>

<p>ÖZGÜR DEMOKRATİK YAŞAM BİLİNCİ</p>

<p></p>

<p>Türkiye’de de işte İstanbul’da olan da bu. Bu önlenemez değildi. Bu kader değil, doğanın doğal bir sonucu değil. İnsanların doğayı tahribinin bir sonucu. Para hırsının, kâr hırsının, kapitalist modernite sisteminin yarattığı bir sonuç. Diğer yönden de böyle bir yapılaşma da ortada. Nasıl şehirler kurulmuş, nasıl evler yapılmış? Hiçbir planı yok, bu tür şeyler hiç öngörülmemiş. Hemen derelerin ortasına, kıyılarına evler kurulmuş, şeyler yapılmış. Güya şehir planlaması var, güvenlik tedbirleri var. Belediyesi çalışıyor, öteki çalışıyor, şu çalışıyor, bu çalışıyor. Ama hiçbir şeyin olmadığını aslında Çukurova’daki depremde gördük. AKP’nin politikalarının ne sonuç verdiğini. İstanbul’daki sel olayı da ikinci versiyonudur. Herkes İstanbul’da deprem olur mu korkusunu yaşıyordu. Deprem olmadı ama bu sel depremden daha ötesi oldu. Deprem gibi de etki yaptı. Yıktı geçti. Şimdi bunun nedenlerini iyi anlayıp onları ortadan kaldıracak mücadele etmek gerekli. Ah vah etmekle olmaz. Sorumlularını bulup üzerine gitmek gerekli. Bu ekolojik bilinç, ekolojik mücadele, ekolojik örgütlenme olmazsa olmaz bir şey. Yaşam için, yaşamın özgür kılınması için zorunlu bir şey. Dolayısıyla doğaya karşı saldırıyı topluma karşı saldırı görmek lazım. Eskiden derler yaş kesen baş keser. Şimdi bu bir Botan var. İzliyoruz. Şimdi Başur’da yapıyorlarmış aynı şeyi. Behdinan’ın her alanında. Zaten ‘85’ten beri yapıyorlar. KDP o zamandan anlaştı biz biliyoruz. Çok onları burada şimdi söylemeye gerek yok. Ne kadar baş kesti. Her bir ağaç kesiminin bir insan katliamı olarak değerlendirilmesi lazım. Böyle anlarsa toplum kendisini anlamış olur. Gerçekten doğru bir toplum bilinci oluşur. Özgür ve demokratik yaşam bu bilinçle ortaya çıkar. Bu bilinç olmazsa olmaz.</p>

<p></p>

<p>Sol sosyalist güçler, demokratik çevreler bu işi daha fazla ciddiye almalılar. Daha çok önemsemek lazım. Daha çok ekolojik bilincin gelişmesine, örgütlenmeye, mücadeleye önem vermek gerekiyor.</p>

<p></p>

<p>Mesela doğaya karşı yapılan talan, tahribatlar isyan gerekçesi düzeyinde aslında. Her türlü eylemi, demokratik eylemi, kitle hareketini geliştirmek için birer gerekçe, hem de en makul gerekçe. Kimse diyemez niye oldu. Bundan daha fazlası olmaz çünkü. Bu kadar zarar verici. Yaşam için, insanlık için. İnsanlığın geleceği açısından. Gelecek karartılıyor. Zarar görenleri telafi ederler. Ders çıkartmaları önemli. Ama bütün herkesi bir musibet bir nasihattan yeğdir düsturuyla hareket edip buradan ders çıkartarak bu tür şeylerin bir daha yaşanmaması için gerekli örgütlenme ve mücadeleyi geliştirmeye çağırıyorum. Başka çare yok”</p>

<p></p>

<p>FRANSADAKİ EYLEMLER</p>

<p></p>

<p>Fransa’daki eylemlere dair değerlendirmelerde bulunan Kalkan, şunları ifade etti: “Fransa’daki durum gerçekten de ilgi çekici. Dikkat çekici. Genç arkadaşlar da soruyorlardı. Biraz tartışmıştık onlarla. Buradan hangi sonuçları çıkarmalıyız? Ne yapılmalı diye. Doğal bir tepki, öyle görülüyor. Önemli olan o bilincin nasıl oluştuğudur. Örgütlenmeleri için gençliğin, öğrenci gençliğin araçları var. Teknik kullanıyorlar. İsterse öğrenci gençliğin bir anda örgütlenmesi, eyleme kalkması mümkün. Yeter ki onlar o isteğe ulaşsınlar. O bilinç olsun. Fransa’da lise gençliği bu bilince ulaştı. Hiç kimsenin beklemediği, herkesi şaşırtan, birçok değerlendirmeye konu olacak olan, aslında nasıl diyelim, özgürlük ve demokrasi mücadelesi açısından da büyük umut veren bu gelişmeler ortaya çıktı.</p>

<p></p>

<p>Bu gençlerin eylemlerini böyle değerlendirmek lazım. Gerçekten de selamlamak gerekiyor, kutlamak gerekiyor. Toplumu harekete geçirdi. Sarı Yelekliler de devreye girdiler. Şimdi genel greve gidiliyor. Fransa’yla sınırlı kalmıyor. Belçika’ya yayıldı. Diğer Avrupa ülkelerine de yayılacak. Öyle anlaşılıyor ki sürer bu hareket. Kesintisiz olmayabilir. Parça parça olabilir ama gittikçe ileride yeni biçimlerde çıkar ve Orta Doğu’ya, Türkiye’ye de yayılabilir. Bunu beklemek lazım. Çünkü niye? Birilerinin bu kapitalist modernite sisteminin geldiği düzeye karşı isyan etmesi lazım. Yok ediyor, bitiriyor. Bu, toplumu da bitiriyor. Mevcut sömürü… Hiçbir zaman insanlık şimdiki gibi geleceğin tehlikede olduğu bir durumu yaşamadı. Kapitalist modernite sisteminin geldiği nokta bu. Önceki dönemlerinde de böyle değildi. Kapitalist moderniteden kurtulmadıkça işte İslamiyet demiş ne olur? Kıyamet kopar. Kıyamet gibi bir durum. Kapitalist modernitenin doğa ve topluma saldırıları gerçekten de kıyamet alametleri gibi bir şey. Bu durumu yaratıyor. Dolayısıyla birileri buna isyan edecekti. Eder de. Geçmişte de ettiler. Gelecekte inanıyoruz daha fazla edecekler. Şimdi liseli gençler ettiler. Gerçekten de öncülük yapıyorlar. Niye liseli gençler ettiler? Şunu söyleyebilirim. Bir kesim çıkacak isyan edecek. Mutlaka edecek. İnsanlık bunu kaldıramaz, kabul edemez. Şimdi bu kesim liseli gençler oluyor. 50-60 yıl önce üniversite gençleriydiler. 1960’lı yıllarda, ‘70’li, ‘80’li yıllarda üniversite gençliğiydi. PKK de bir aydın gençlik hareketi olarak çıktı. Biz de o gençliğin içinden geliyoruz. O heyecan, o ruh, o bilinç, irade farklıydı. Onu net ifade edebiliyorum.</p>

<p></p>

<p>O zaman bu bilince ulaşan üniversite gençliğiydi Türkiye’de mesela. Onun öncesinde, 3-5 yıl öncesinde de Avrupa’daydı. 1968 gençlik devrimi yaşandı. Büyük gençlik hareketleri oldu üniversite gençliği olarak. Ondan önceki 50 yılda da işçiler öyleydiler. Rusya’da devrim yaptılar. Bütün birçok ülkede ayaklanmaya kalkıştılar. Kapitalist sömürüye, baskıya karşı çıkmak için her türlü eyleme başvurdular. İşçi sınıfı hareketleri biraz da teorik olarak, ideolojik olarak, programsal olarak biraz da o eylemler ortamında oluştu.</p>

<p></p>

<p>LİSELİ GENÇLİĞİN YARATTIĞI UMUT</p>

<p></p>

<p>Şimdi liseli gençlik böyle bir kesim olabilir mi? Böyle önemsemek lazım. Çocukları bile önemsemek gerekli. Yarın daha genç olanlar da bu tür kalkışlar yapabilirler. Çünkü sorun yaşamsaldır. Gelecek sorunu. Biraz bilinç edinir, yaşamı anlamaya başlar hâle gelirse, insan mevcut olana tepki duyar. Genç insanlar yaşamın kirine pasına bulaşmadıkları için besbelli ki daha idealistler. Hayalleri daha geniş, güçlü, daha dinamikler ve daha çok duyarlılar. Liseli gençlik de onu ifade ediyor. Şimdi sıra liseli gençliğe gelmiş diyebiliriz. Daha doğrusu kapitalist modernite sistemi işçi hareketini zayıflattı. İşçileri şu veya bu yöntemle sistemin içine çekti. Pay verdi. Sadece sendikacılık geliştirdi. Şu bu yöntemlerle önemli ölçüde işçi hareketlerini pasifize etti. Yoksa bu sömürüye dayanılır mı? Yüz yıl önce, yüz elli yıl önce bu kadar grev yapan, bundan daha az sömürü varken grev yapan işçiler şimdi niye yapmıyorlar? Bir özel savaş yöntemidir. Kapitalist modernite sisteminin. Anladık ki son elli yıldır üniversite gençliği üzerinde de özel bir politika uygulanmış. Dünyada uygulanmış. Türkiye’de uygulanıyor bu. Sistemin içine çekilmiş. Böyle çeşitli yöntemlerle kapitalizmin kirine, pasına bulaştırılmış üniversite gençleri. Yoksa o bilinç ve dinamizm durmazdı. Ama en zayıf durumda şimdi. Dikkat edelim. Onlar böyle yaklaşınca işte artık lise gençleri de diyorlar ki sorun bize kaldı. Öncü biz olmalıyız. Çareyi biz yaratmalıyız ve kalkışa giriyorlar. Önemli. Belki biraz abartı gibi olabilir bu değerlendirmeler. Öyle bir örgütlülükleri yok. O kadar siyasi programa sahip değiller. Stratejileri, taktikleri yok denebiliyor. Ama öyle olsun. Ben de biliyorum öyle olmadığını. Ama önemli olan bu refleks, bu tepki. Neyi gösteriyor bu? Bir, topluma, gençlere ne uygulanıyor? Nasıl bir baskı altındalar? Nasıl gelecek öngöremiyorlar? İkincisi, bir iradedir. Güçlü bir irade. Tepki gösteriyor. Hem de kitlesel olarak. Bunu bir anda yapabiliyor. Artık yaşam çok hızlanmış. Mevcut gelişmeler ortamında. Dolayısıyla bunu bir anda ortaya koyabiliyor. Koyacak, gelişecek. Bu bakımdan umutlu olmak lazım. Böyle nasıl kapitalist modernite sisteminin kirine pasına karşı mücadele durmayacak. Demokratik sosyalizm mücadelesi her alanda, her kesimde yayılacak. Aslında biraz bilinç olsa, biraz çaba öncülük yapılabilseydi daha fazla gelişebilirdi. Zemin güçlü. Koşullar uygun. Umut ediyoruz. Liseli gençliğin hareketi bunun için bir kıvılcım olur. O da bütün toplumu tutuşturur.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 26 11:13:25 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/kalkan-dan-iktidara-elestiri-soz-var-pratik-yok-h108699.html">Kalkan&amp;#039;dan iktidara eleştiri: Söz var, pratik yok</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/vize-sirketlerine-haksiz-menfaat-operasyonu-60-gozalti-h108698.html</link>
		<title>Vize şirketlerine &amp;#039;haksız menfaat&amp;#039; operasyonu: 60 gözaltı kararı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Vize şirketlerine ‘haksız menfaat’ elde ettikleri iddiasıyla başlatılan soruşturmada 60 kişiye gözaltı kararı çıkarıldı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Türk vatandaşları AB ülkelerine seyahat etmek için Schengen vizesine başvurmak zorunda. Randevuların uzunluğu ve çıkmayan vizelerse tartışma konusu. 10 Mart’ta Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor Schengen vizesinin kalkmasının tamamen Türk yetkililerin elinde bulunduğunu belirtmişti:</p>

<p>“Ancak görünüşe göre üst düzey yetkililer bu konuya pek ilgi göstermiyorlar. Türkiye’de yetkililer sorunu yeşil pasaportla ve hizmet pasaportuyla çözmeyi tercih ediyor.”</p>

<p>TRT Haber’in aktardığına göre&nbsp;bazı vize şirketlerinin internet üzerinden garantili vize ve randevu vaadiyle ödeme aldıkları öne sürüldü.&nbsp;</p>

<p>Taahhüt edilen hizmetlerin yerine getirilmediği durumlarda tahsil edilen bedelleri tamamen veya kısmen iade etmeyerek haksız menfaat sağlandığı iddiasıyla başlatılan soruşturmada 60 kişi için gözaltı kararı verildi.</p>

<p>Ne olmuştu?</p>

<p>Schengen vizesi için randevu sorununun bot hesaplarla yer ayırtan ve bunları para karşılığı satmaya çalışanlar olduğu öne sürülüyordu.</p>

<p>11 Ağustos’ta Adalet Bakanı Akın Gürlek&nbsp;X’ten&nbsp;İstanbul başsavcılığının konuyla ilgili soruşturma başlattığını duyurdu. Buna göre bazı kişi ve şirketlerin, konsolosluklarla yetkili aracı kurumların çevrimiçi randevu sistemlerine&nbsp;‘bot’&nbsp;yazılımlarla erişerek toplu randevu alması araştırıldı.</p>

<p>‘Yazılım’&nbsp;ve&nbsp;‘danışmanlık’&nbsp;adıyla para toplandığı, ücret iadesinin yapılmadığı ve başvuranlara ait kişisel verilerin özel dijital sistemlere aktarıldığı belirlendi.</p>

<p>15 Ağustos’ta 37 kişi&nbsp;tutuklandı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 26 09:57:04 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/vize-sirketlerine-haksiz-menfaat-operasyonu-60-gozalti-h108698.html">Vize şirketlerine &amp;#039;haksız menfaat&amp;#039; operasyonu: 60 gözaltı kararı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/asayis/sigorta-dolandiriciligi-operasyonu-77-gozalti-h108697.html</link>
		<title>Sigorta dolandırıcılığı operasyonu: 77 gözaltı</title>
		<category><![CDATA[asayis]]></category>
		<description><![CDATA[Trafik kazaları üzerinden 17 sigorta şirketinden haksız tazminat iddiasıyla Adana merkezli başlatılan operasyonda 77 kişi gözaltına alındı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Adana başsavcılığının yürüttüğü soruşturmada, 2022-2026’da kurgu trafik kazaları üzerinden 17 sigorta şirketinden haksız tazminat temin ettiği belirlenen bir&nbsp;‘suç yapılanması’&nbsp;tespit edildi.</p>

<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek’in&nbsp;açıklamasına göre&nbsp;76 trafik kazasının kurgu olduğuna dair bulgulara rastlandı. Şüphelilerin hasarlı araçları yeni kazaya karışmış gibi gösterdikleri, aynı araçları tekrar kullandıkları ve gerçeğe aykırı kaza tutanakları düzenledikleri öne sürüldü.</p>

<p>88 kişi hakkında adli işlem başlatıldı. 77’si gözaltına alındı, bir şüphelinin cezaevinde olduğu belirlendi. 10 kişiyse aranıyor.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 26 09:56:15 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/asayis/sigorta-dolandiriciligi-operasyonu-77-gozalti-h108697.html">Sigorta dolandırıcılığı operasyonu: 77 gözaltı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/tanju-ozcan-isterlerse-ocalan-i-cikarsinlar-umrumda-degil-h108696.html</link>
		<title>Tanju Özcan: İsterlerse Öcalan&amp;#039;ı çıkarsınlar umrumda değil, evde kedi gibi oturacağım</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Tutuklanıp belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Tanju Özcan savunmasında serbest kalmak istediğini belirterek “İsterse (PKK lideri Abdullah) Öcalan’ı çıkarsınlar, umrumda değil, evimde kedi gibi hiçbir şeye karışmadan oturacağım” dedi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Özcan, 28 Şubat’ta Bolu Belediyesi’ne düzenlenen operasyonda gözaltına alınmış, 2 Mart’ta&nbsp;‘icbar suretiyle irtikap’&nbsp;suçlamasıyla tutuklanmıştı. 3 Mart’ta İçişleri Bakanlığı’nca görevden uzaklaştırılmıştı. Özcan, 4 Nisan’da da&nbsp;‘nitelikli dolandırıcılık’tan tutuklanmıştı.</p>

<p>Özcan dahil dördü tutuklu 19 sanığın yargılandığı davanın üçüncü duruşmasının ilk günü tamamlandı.</p>

<p>Özcan, Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla yaptığı savunmasında duruşma salonuna getirilme yönündeki taleplerinin kabul edilmediğini, bu nedenle yüz yüze savunma hakkının ihlal edildiğini ve kısıtlandığını söyledi.</p>

<p>Belediye başkanlığı döneminde yüzlerce öğrenciye burs sağlamak ve huzurevi yapmak amacıyla vakıf kurduklarını belirten Özcan, toplanan paraların kaynağının ve harcandığı yerlerin belli olduğunu savundu.</p>

<p>Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporunda kendileri hakkında suç unsuruna rastlanmadığını belirten Özcan, tutuklanmalarının ardından düzenlenen operasyonlarla belediyenin çalışamaz hale getirildiğini söyledi.&nbsp;</p>

<p>Hakkındaki suçlamaları reddeden Özcan, savunmasının sonunda şöyle dedi:&nbsp;Serbest kalmak istiyorum. Oğluma kız istemek istiyorum. Suya sabuna dokunmadan evdeki kedi gibi oturacağım. İsterse Öcalan’ı çıkarsınlar, isterlerse mültecileri doldursunlar umrumda değil. Evimde kedi gibi hiçbir şeye karışmadan oturacağım.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 26 08:51:33 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/tanju-ozcan-isterlerse-ocalan-i-cikarsinlar-umrumda-degil-h108696.html">Tanju Özcan: İsterlerse Öcalan&amp;#039;ı çıkarsınlar umrumda değil, evde kedi gibi oturacağım</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/spor/portekiz-kampini-terk-eden-ronaldo-ya-cifte-ceza-h108695.html</link>
		<title>Portekiz kampını terk eden Ronaldo&amp;#039;ya çifte ceza</title>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<description><![CDATA[Portekiz Futbol Federasyonu, milli takım kampını terk eden Cristiano Ronaldo’ya 30 gün hak mahrumiyeti ve 255 avro (yaklaşık 14 bin 212 lira) para cezası verdi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Cristiano Ronaldo 30 gün boyunca Portekiz milli takımının resmi müsabakalardan, antrenmanlarında men edildi.</p>

<p>Ne olmuştu?</p>

<p>41 yaşındaki Ronaldo, UEFA Uluslar Ligi’nde forma giymediği Danimarka ve Norveç maçlarının ardından&nbsp;milli takım kampını&nbsp;terk etti, daha sonra uzun bir açıklamayla teknik direktör Jorge Jesus’u sözünü tutmamakla suçladı.</p>

<p>Takım arkadaşları ve taraftardan özür dileyen yıldız futbolcu, milli takımı bıraktığını duyuran bir açıklama yapmayı planladığını ancak Portekiz Futbol Federasyonu Başkanı Pedro Proenca’nın kendisini vazgeçirdiğini söyledi.</p>

<p>Ronaldo, kampı terk ettiği için federasyonun vereceği cezayı kabul edeceğini belirtip&nbsp;“Cezanın indirilmemesi gerektiğine inanıyorum. Zaten özür diledim, ancak eylemlerin sonuçları olduğunu biliyorum”&nbsp;dedi.</p>

<p>Yıldız oyuncu, kampı terk etme nedenini de&nbsp;‘zamanı geldiğinde’&nbsp;Portekiz halkına anlatacağını belirtti.</p>

<p>Portekiz’in Norveç’i 2-1 yenip UEFA Uluslar Ligi’nde çeyrek finale yükselmesinin ardından konuşan Jesus’sa&nbsp;“Ronaldo isterse milli takıma döner. Nasıl veda edeceğine Cristiano karar vermeli”dedi.</p>

<p>10 Ekim’de Portekiz Futbol Federasyonu, Ronaldo hakkında disiplin soruşturması başlatarak oyuncuyu kadrodan çıkardı.</p>

<p>Kariyerinde milli formayla 234 maça çıkan ve 146 gol atan Ronaldo, ülkesinin 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası’nı kazanmasında önemli rol oynamıştı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 26 08:50:10 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/spor/portekiz-kampini-terk-eden-ronaldo-ya-cifte-ceza-h108695.html">Portekiz kampını terk eden Ronaldo&amp;#039;ya çifte ceza</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/dunyanin-en-kalabalik-sehirleri-listelendi-istanbul-18-inci-h108694.html</link>
		<title>Dünyanın en kalabalık şehirleri listelendi: İstanbul 18&amp;#039;inci</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Demografik konulara odaklanan World Population Review’a göre İstanbul, 15 milyon nüfusla dünyanın en kalabalık 18’inci şehri.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Dünyanın en kalabalık şehri Cakarta</p>

<p>Bağımsız veri platformunun 2026 verilerine göre dünyanın en kalabalık şehirleri listesinde sıralama değişti.&nbsp;</p>

<p>Independent’in aktardığına göreEndonezya’nın başkenti Cakarta 41,9 milyonluk nüfusuyla Tokyo’yu geride bırakarak ilk sıraya yükseldi.</p>

<p>Tokyo’nun nüfusu 33,4 milyon olarak hesaplanırken Bangladeş’in başkenti Dakka 36,6 milyon nüfusla ikinci sırada yer aldı. Birleşmiş Milletler (BM), Dakka’nın 2050’ye kadar dünyanın en büyük şehri haline gelebileceğini öngörüyor.</p>

<p>İstanbul’un da yer aldığı listede dünyanın en kalabalık 20 şehri şöyle sıralandı:</p>

<p>Cakarta, Endonezya: 41,9 milyon</p>

<p>Dakka, Bangladeş: 36,6 milyon</p>

<p>Tokyo, Japonya: 33,4 milyon</p>

<p>Delhi, Hindistan: 30,2 milyon</p>

<p>Şanghay, Çin: 29,6 milyon</p>

<p>Guangzhou, Çin: 27,6 milyon</p>

<p>Kahire, Mısır: 25,6 milyon</p>

<p>Manila, Filipinler: 24,7 milyon</p>

<p>Kalküta, Hindistan: 22,6 milyon</p>

<p>Seul, Güney Kore: 22,5 milyon</p>

<p>Karaçi, Pakistan: 21,4 milyon</p>

<p>Mumbai, Hindistan: 20,2 milyon</p>

<p>São Paulo, Brezilya: 19 milyon</p>

<p>Bangkok, Tayland: 18,2 milyon</p>

<p>Meksiko, Meksika: 17,7 milyon</p>

<p>Pekin, Çin: 17 milyon</p>

<p>Lahor, Pakistan: 15,2 milyon</p>

<p>İstanbul, Türkiye: 15 milyon (Türkiye İstatistik Kurumu 2025’te 15 milyon 754 bin 53 olarak açıklamıştı)</p>

<p>Moskova, Rusya: 14,5 milyon</p>

<p>Ho Chi Minh Kenti, Vietnam: 14,1 milyon</p>

<p>En çok büyüyen şehirler Asya’da</p>

<p>Verilere göre dünyanın en hızlı büyüyen şehirlerinin büyük bölümü Asya ve Afrika’da.</p>

<p>Yıllık nüfus artış oranının esas alındığında Hindistan’ın başkenti Delhi yakınlarındaki Ghaziabad, yüzde 5,2’lik büyümeyle ilk sırada. Hindistan’ın Gujarat eyaletindeki Surat yüzde 4,99’la ikinci, Afganistan’ın başkenti Kabil’se yüzde 4,74’le üçüncü.</p>

<p>Kent nüfusun yüzde 68’e ulaşması bekleniyor</p>

<p>Yine platforma göre dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 55’i kentte yaşıyor. Oranın 2050’ye kadar yüzde 68’e yükselmesi bekleniyor.</p>

<p>Kentlere göçün başlıca nedenleri daha fazla iş imkanı, yüksek ücretler, eğitim olanakları ve hizmetlere erişim. Fakat hızlı büyüme, şehirlerin altyapıları üzerindeki baskıyı artırıyor. World Population Review birçok kentin altyapısının nüfus artışına yetişemediğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Birleşmiş Milletler’in 2018-2050 dönemine ilişkin öngörülerine göre dünya genelinde kentsel nüfus artışının yüzde 35’inin Hindistan, Çin ve Nijerya’da olması bekleniyor.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 26 08:49:01 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/dunyanin-en-kalabalik-sehirleri-listelendi-istanbul-18-inci-h108694.html">Dünyanın en kalabalık şehirleri listelendi: İstanbul 18&amp;#039;inci</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/chp-li-milas-belediyesi-ne-operasyon-h108693.html</link>
		<title>CHP&amp;#039;li Milas Belediyesi&amp;#039;ne operasyon</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Muğla’da polis, CHP’li Milas (ilçe) Belediyesi’ne baskın düzenledi. Girişlerin durdurulduğu belediye binasında arama yapılıyor.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Dün de Çukurova Belediyesi’ne operasyon düzenlenmişti</p>

<p>Dün (19 Ekim) de Adana’da YENİ Partili Çukurova Belediyesi’ne operasyon düzenlenmiş, belediye başkanı Emrah Kozay dahil 44 kişi gözaltına alınmıştı.</p>

<p>16 Ekim’de de Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, CHP’den istifa ettiğini ve görevini bağımsız sürdüreceğini açıklamıştı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 26 08:48:05 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/chp-li-milas-belediyesi-ne-operasyon-h108693.html">CHP&amp;#039;li Milas Belediyesi&amp;#039;ne operasyon</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/bircok-kentte-saganak-yagis-etkisi-h108692.html</link>
		<title>Birçok kentte sağanak yağış etkisi</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Meteoroloji hava tahmin raporuna göre Orta ve Doğu Karadeniz kıyıları, Hatay&#039;ın kıyı kesimleri, Tokat, Artvin, Qers, Erdexan, Îdir ve Sêwaz çevrelerinde yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlar etkili olacak.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Meteoroloji günlük hava tahmini raporunu açıkladı. Rapora göre, ülkenin kuzey kesimlerinin parçalı ve yer yer çok bulutlu, Orta ve Doğu Karadeniz kıyıları, Hatay'ın kıyı kesimleri, Tokat, Artvin, Qers, Erdexan, Îdir ve Sêwaz çevrelerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı, diğer yerlerin az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde Trakya ile iç kesimlerinde sis ve pus hadisesi görülmesi bekleniyor.</p>

<p></p>

<p>Kürdistan’da havanın parçalı ve çok bulutlu geçmesi bekleniyor. Öğle saatlerinden sonra Qers, Erdexan, Îdir ve Sêwaz çevrelerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde sis ve pus hadisesi görülmesi bekleniyor. Erzirom 17, Qers 17, Meletî 20, Wan 19, Amed 24, Dîlok 23, Mêrdîn 22 ve Riha 25 derece olacak.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Diğer bölgelerde ise hava tahminleri şöyle:&nbsp;</p>

<p></p>

<p>*Marmara Bölgesi’nde havanın, parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde bölge genelinde sis ve pus hadisesi görülmesi bekleniyor.</p>

<p></p>

<p>*Ege Bölgesi’nde havanın, parçalı ve az bulutlu geçeceği, sabah ve gece saatlerinde iç kesimlerde sis ve pus hadisesi tahmin ediliyor.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>*Akdeniz Bölgesi’nde havanın, parçalı ve az bulutlu, doğusunun yer yer çok bulutlu, Hatay'ın kıyı kesimlerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.</p>

<p></p>

<p>*İç Anadolu Bölgesi’nde havanın, parçalı ve az bulutlu, doğusunun yer yer çok bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Gece ve sabah ilk saatlerde sis ve pus hadisesi görülmesi bekleniyor.</p>

<p></p>

<p>*Batı Karadeniz’de havanın, parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde iç kesimlerinde sis ve pus hadisesi görülmesi bekleniyor. Orta ve Doğu Karadeniz’de havanın, parçalı ve çok bulutlu, Orta ve Doğu Karadeniz kıyıları ile Tokat ve Artvin çevrelerinin yerel sağanak yağışlı geçeceği, sabah ve gece saatlerinde iç kesimlerinde sis ve pus hadisesi görülmesi bekleniyor.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 26 08:47:05 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/bircok-kentte-saganak-yagis-etkisi-h108692.html">Birçok kentte sağanak yağış etkisi</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/dunya/kolombiya-da-askeri-helikopter-dustu-h108691.html</link>
		<title>Kolombiya&amp;#039;da askeri helikopter düştü</title>
		<category><![CDATA[dunya]]></category>
		<description><![CDATA[Kolombiya&#039;nın Cauca yönetim bölgesinde orduya ait bir askeri helikopterin düşmesi sonucu 19 kişi yaralandı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Kolombiya’nın Cauca yönetim bölgesine, orduya ait UH-60 Black Hawk tipi askeri helikopter, Popayan ile Inza kasabaları arasındaki güzergahta personel taşıma ve ikmal görevi sırasında düştü. Kazada 19 askeri personel yaralandı. Yapılan açıklamaya göre, &nbsp;helikopterde bulunan 4 mürettebat ile 15 askerin yaralandığı, bunlardan 4'ünde kırıklar bulunduğu, diğer 15 personelin ise çeşitli darbe ve ezilmeler nedeniyle tedavi altına alındığı bildirildi. Ordu, kazanın nedeninin belirlenmesi için inceleme başlatıldığını duyurdu.</p>

<p></p>

<p>Öte yandan, Cauca yönetim bölgesindeki Inza kasabası, eski Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (FARC) üyelerinin oluşturduğu EMC ile Ulusal Kurtuluş Ordusu’nun (ELN) faaliyet gösterdiği stratejik bölge olarak biliniyor. &nbsp;</p>

<p></p>

<p>Askeri yetkililer, ilk incelemelerde helikoptere karadan ateş açıldığına dair bir bulguya rastlanmadığını, kazanın olumsuz hava koşulları veya mekanik arıza nedeniyle meydana gelmiş olabileceğini belirtti.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 26 08:46:20 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/dunya/kolombiya-da-askeri-helikopter-dustu-h108691.html">Kolombiya&amp;#039;da askeri helikopter düştü</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/spor/trabzonspor-besiktas-i-2-0-yendi-h108690.html</link>
		<title>Trabzonspor Beşiktaş&amp;#039;ı 2-0 yendi</title>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<description><![CDATA[Süper Lig’de sekizinci haftanın kapanış maçında Trabzonspor sahasında ağırladığı Beşiktaş’ı 2-0 yendi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Papara Park’ta oynanan maçın 21’inci dakikasında Trabzonspor öne geçti. Sol taraftan Muçi’nin şutunda Ozan Tufan, kaleci Nübel’den dönen topu yakın mesafeden filelere gönderdi.</p>

<p>42’nci dakikada Beşiktaş gole çok yaklaştı. Trossard’ın sol çaprazdan şutunu kaleci Onana çeldi. Murillo dönen topu tamamlamak istese de direkten döndü.</p>

<p>Karşılaşmanın ilk yarısı&nbsp;Trabzonspor’un 1-0’lık üstünlüğüyle tamamlandı.</p>

<p>Bordo mavililer hızlı gelişen hücumda Salah’ın golüyle 71’inci dakikada farkı ikiye çıkardı.&nbsp;</p>

<p>81’inci dakikada ev sahip farkı üçe çıkarmaya çok yaklaştı. Net pozisyonda kaleci Nübel önce Dju’nun, ardından Salah’ın şutunu çıkardı.&nbsp;</p>

<p>Maç 2-0 tamamlanırken Trabzonspor puanını 16’ya çıkardı ve aynı puandaki Fenerbahçe’nin ardından dördüncü sıraya yükseldi.&nbsp;</p>

<p>15 puanda kalan Beşiktaş’sa beşinci sıraya düştü.&nbsp;</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 22:12:41 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/spor/trabzonspor-besiktas-i-2-0-yendi-h108690.html">Trabzonspor Beşiktaş&amp;#039;ı 2-0 yendi</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/tera-yatirim-teknoloji-holding-e-kayyim-atandi-h108689.html</link>
		<title>Tera Yatırım Teknoloji Holding&amp;#039;e kayyım atandı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), Tera Yatırım Teknoloji Holding’e kayyım olarak atandı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>SPK 17 Eylül’de yedi portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonu için tasfiye kararı aldı. Fonların bazıları temerrüde (borcu ödeyememe durumu) düştü.</p>

<p>Alım-satıma kapatılan fonlar, TERA, PUSULA, HEDEF, ATLAS, A1, PARDUS ve BULLS PORTFÖY şirketlerine ait. İş Bankası ve Ziraat Bankası’nın yürüteceği tasfiye süreci altı ay sürecek. Dün (18 Ekim) altıncı&nbsp;‘Fon Kurulu Toplantısı’&nbsp;yapıldı. İletişim Başkanlığı toplantının ardından tasfiye sürecinde olan fonların sayısının 131’den 65’e düştüğünü duyurdu.</p>

<p>Tera Yatırım Teknoloji Holding’in Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yaptığı açıklamada İstanbul 5’inci Sulh Ceza Hakimliği’nin 14 Ekim 2026 tarihli kararıyla TMSF’nin şirkete kayyım olarak atandığı belirtildi.</p>

<p>Açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>“Karar uyarınca Fon Kurulu tarafından şirketimizin yönetim kurulu oluşturularak Yönetim Kurulu Başkanlığına Enis Güçlü Şirin, Yönetim Kurulu Başkan Vekilliğine Cüneyt Ardağ, Yönetim Kurulu üyeliklerine Melek İnceköse İmert, Ercan Doğan, Arif Kural, Mert Can Aktı, Batuhan Başoğlu, Aybike Kaynar Bardakcı ve Mine Terzi atanmıştır. Şirketimizin yönetimi ve temsili Fon Kurulunca atanan yönetim kurulu tarafından yerine getirilmekte olup gerekli çalışmalara büyük bir titizlikle ve ivedilikle başlanmıştır.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 20:25:52 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/tera-yatirim-teknoloji-holding-e-kayyim-atandi-h108689.html">Tera Yatırım Teknoloji Holding&amp;#039;e kayyım atandı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/dunya/fransa-da-sokaga-cikma-yasagi-ilan-edildi-h108688.html</link>
		<title>Fransa&amp;#039;da sokağa çıkma yasağı ilan edildi</title>
		<category><![CDATA[dunya]]></category>
		<description><![CDATA[Eylemlerin sürdüğü Fransa&#039;da dört kentte sokağa çıkma yasağı ilan edildi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Fransa'da pahalılığa karşı başlayan ve sistemin değiştirilmesi talebi ile devam eden protestoların ardından dört ilde sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Fransa'nın Lille, Douai, Wattignies ve Denain kentlerinde önümüzdeki iki gün boyunca sokağa çıkma yasağı uygulanacağı duyuruldu. Yasak kapsamında saat 20.00 ile 06.00 arasında sokağa çıkılamayacak.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 20:24:44 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/dunya/fransa-da-sokaga-cikma-yasagi-ilan-edildi-h108688.html">Fransa&amp;#039;da sokağa çıkma yasağı ilan edildi</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/dem-partiden-ekmek-baris-ve-adalet-icin-butce-h108687.html</link>
		<title>DEM Partiden &amp;#039;Ekmek, Barış ve Adalet İçin Bütçe&amp;#039; kampanyası</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[DEM Parti, Meclis Plan Bütçe Komisyonu&#039;na gelecek olan 2027 Merkezi Yönetim Bütçesi görüşmelerine karşı “Ekmek, Barış ve Adalet İçin Bütçe” şiarıyla kampanya düzenleyecek.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Merkezi Örgütlenme Komisyonu ve Emek Komisyonu, 21 Ekim tarihinde Meclis Plan Bütçe Komisyonu'na gelecek olan 2027 Merkezi Yönetim Bütçesi'ne karşı kampanya başlattı. Kampanya kapsamında Kasım ve Aralık aylarında yürütecekleri çalışmaları “Ekmek, Barış ve Adalet İçin Bütçe” şiarıyla yapılacak. 24 Ekim tarihinde startı verilecek kampanyanın Aralık ortasında ise Ankara merkezli bir eylemle tamamlanacak.</p>

<p></p>

<p>Kampanya'ya dair hazırlanan ve DEM Parti İl ve İlçe yönetimleri ile paylaşılan genelgede, halkların, emekçilerin, emeklilerin, kadınların, gençlerin ve çocukların onurlu yaşam hakkını gasp eden geçinememe krizi ve yoksulluğa karşı “barışın ekonomi politiğini” hayata geçirmeyi hedeflediklerine dikkat çekildi. Genelgede, Kasım-Aralık döneminde Meclis’te 2027 bütçe görüşmeleri yapılacağı, Aralık başında Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun toplanacağı, ardından emekli ve kamu emekçilerinin maaşlarının gündeme geleceği hatırlatıldı.</p>

<p></p>

<p>24 EKİM’DE START</p>

<p></p>

<p>Genelgede kampanya startının 24 Ekim'de DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan'ın katılımıyla iki merkezde gerçekleştirilecek buluşmalarla verileceği kaydedildi. Bu tarihten itibaren tüm il ve ilçe örgütlerinin, yerellerin özgünlüklerine göre “Ekmek, Barış ve Adalet İçin Bütçe” şiarıyla eylem, etkinlik, stant, ziyaret ve buluşmalar yapacağına yer verildi.</p>

<p></p>

<p>Genelgede özellikle şu alanlara dikkat çekildi:</p>

<p></p>

<p>"* Pazarlar, fabrikalar, Organize Sanayi Bölgeleri, tarım alanları, tekstil atölyeleri, şantiyeler, turizm sektörü çalışanları, güvencesiz işçiler, kağıt toplayıcıları, motor kuryeler, sokak emekçileri, işsizler, ev emekçileri, esnaflar, emekliler ve asgari ücretlilerle bir araya gelinmesi,</p>

<p></p>

<p>* Kadın Meclisiyle uyumlu şekilde kadın yoksulluğu ve çalışma koşullarına yönelik çalışmalar,</p>

<p></p>

<p>* Genç işçilerin yoğun olduğu sanayi siteleri, atölye ve fabrikalarda gençlerle etkinlikler, üniversite gençleriyle barınma, burs ve ulaşım başlıklarında forumlar,</p>

<p></p>

<p>* İşçileştirilen çocuklara yönelik atölye, şantiye ve tarım alanlarında açıklamalar, çocukların konuşabileceği kürsüler ve şenlikler,</p>

<p></p>

<p>* İşçi direniş ve grevlerine yönelik planlamalar,</p>

<p></p>

<p>* En işlek merkezlerde “Ekmek, Barış, Adalet Stantları” açılarak el ilanı dağıtımı ve yurttaşlardan bütçe taleplerinin alınması,</p>

<p></p>

<p>* Sosyal medya hesaplarının etkin kullanımı ve tüm çalışmalarda “Ekmek Barış Adalet” baskılı önlükler giyilmesi."</p>

<p></p>

<p>BAKANLIK BÜTÇELERİNE EŞ ZAMANLI EYLEM</p>

<p></p>

<p>Genelgede bakanlık bütçelerinin Plan Bütçe Komisyonu ve Meclis Genel Kurulu aşamalarında görüşüldüğü günlerde, ilgili bakanlığa dönük eş zamanlı eylem ve etkinliklerin yapılacağı da ifade edildi. Ayrıca emek ve demokrasi güçleri, STK’lar ve meslek örgütleriyle ortak çalışmalar yürütülmesi, yerel kurum ve kuruluşların bütçe taleplerinin toplanacağı belirtildi. Yanı sıra Aralık ortasında Ankara merkezli bir eylemle çalışmaların tamamlanacağı ve bütçe sürecinde “en güçlü muhalefetin” sergileneceğine de dikkat çekildi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 18:41:37 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/dem-partiden-ekmek-baris-ve-adalet-icin-butce-h108687.html">DEM Partiden &amp;#039;Ekmek, Barış ve Adalet İçin Bütçe&amp;#039; kampanyası</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/hazine-ve-maliye-bakan-yardimcisi-osman-celik-emekliligini-istedi-h108686.html</link>
		<title>Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik emekliliğini istedi</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik, Bakan Şimşek’e bugünden geçerli olmak üzere emeklilik dilekçesini sundu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Çelik, fon krizinden yaklaşık iki hafta önce Özata Denizcilik’in yönetim kurulu üyeliğinden ayrılan İskender Balcı’nın kayınpederi olduğu&nbsp;ortaya çıkmıştı.&nbsp;</p>

<p>Çelik’in&nbsp;’emeklilik dilekçesi’, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Mahmut Sütcü’nün&nbsp;‘sağlık sorunları’&nbsp;nedeniyle&nbsp;istifasıyla aynı anda geldi.&nbsp;</p>

<p>Çelik’in emekliliğe ayrılmasının nedenine dair bir açıklama yapılmadı.&nbsp;</p>

<p>Fon soruşturması</p>

<p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) 17 Eylül’de yedi portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonu için tasfiye kararı aldı. Fonların bazıları temerrüde (borcu ödeyememe durumu) düştü.</p>

<p>Alım-satıma kapatılan fonlar, TERA, PUSULA, HEDEF, ATLAS, A1, PARDUS ve BULLS PORTFÖY şirketlerine ait. İş Bankası ve Ziraat Bankası’nın yürüteceği tasfiye süreci altı ay sürecek.</p>

<p>İstanbul başsavcılığının soruşturmasında şirket ve portföy yöneticileri, eski Merkez Bankası başkan yardımcısı dahil 85 kişi tutuklu.</p>

<p>26 Eylül’de eski aile bakanı ve AKP genel başkan yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın bir fon üzerinden 21 kat, eşinin sekiz kat kar ettiği, çiftin ay başında toplam 2 milyar 170 milyon lira çektiği öne sürüldü. Kaya suçlamaları yanıtsız bırakıp görevlerinden istifa etmekle&nbsp;yetindi.&nbsp; 29 Eylül’de İstanbul başsavcılığı, Kaya ve eşi İlyas Kaya’nın mal varlıklarının dondurulmasına ilişkin ilgili tüm kurumlara müzekkere yazdı.</p>

<p>6 Ekim’de Anadolu Ajansı’nın (AA) haberine göre Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya, fon kazancının iadesi için başvurdu. İstanbul başsavcılığı, iadeye izin verilmesi için bankalara yazı&nbsp;yazdı.</p>

<p>Fon soruşturmasında adı geçen Adil Katılım Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Emre Ballı’ysa 6 Ekim’de aracında ölü bulundu. Balcı ve AKP’li Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı dahil 30 kişinin mal varlığına 30 Eylül’de tedbir kararı getirildi, daha sonra bu karar 1 Ekim’de kaldırıldı.</p>

<p>7 Ekim’de AKP Grup Başkanı Abdullah Güler soruşturma için Meclis’te komisyon kurulmasını gereksiz bulduğunu duyurdu:&nbsp;“Fon soruşturmasına ilişkin TBMM’de araştırma komisyonu kurulmasına şimdilik gerek yok, yargı çalışıyor.”</p>

<p>8 Ekim’de Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 43 bin fon katılımcısının parasının bankalara transfer edildiğini, 9 Ekim’deyse Adalet Bakanı Akın Gürlek 187 milyar liralık haksız fon kazancı tespit edildiğini açıkladı.</p>

<p>13 Ekim’de Cumhurbaşkanlığı’na bağlı İletişim Başkanlığı&nbsp;A1, Bulls ve Pardus şirketlerinin geriye kalan 49 fonu kapsamında, toplam 34,1 milyar liranın tasfiye sürecinin bu hafta sonuna kadar tamamlanacağını bildirdi.</p>

<p>14 Ekim’deyse Hazine ve Maliye Bakanı&nbsp;Mehmet Şimşek, İstanbul Başsavcılığının talebi üzerine yapılan ön inceleme sonucu, eski SPK başkanı İbrahim Ömer Gönül hakkında soruşturma izni verdi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 18:40:22 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/hazine-ve-maliye-bakan-yardimcisi-osman-celik-emekliligini-istedi-h108686.html">Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik emekliliğini istedi</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/esenyurt-kayyimi-can-aksoy-gorevden-alindi-h108685.html</link>
		<title>Esenyurt kayyımı Can Aksoy görevden alındı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[İstanbul’da Esenyurt Belediyesi kayyımı Can Aksoy görevden alındı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<ol>
	<li>
	<p>PKK üyeliğiyle suçlanan CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, 30 Ekim 2024’te gözaltına alınmıştı.</p>

	<p>Özer savcılıktaki ifadesinin ardından&nbsp;‘PKK/KCK silahlı terör örgütü üyesi olmak’&nbsp;suçuyla nöbetçi sulh ceza hakimliği tarafından aynı gün tutuklanmıştı. Esenyurt Belediyesi’ne de Beyoğlu kaymakamıyken İstanbul vali yardımcısı yapılan Can Aksoy kayyım olarak atanmıştı.</p>

	<p>Yardımcısı tutuklanmıştı</p>

	<p>ANKA’nın haberine göre&nbsp;Aksoy bugün (19 Ekim) kayyımlık görevinden alındı.</p>

	<p>Kayyım yönetimindeki Esenyurt Belediyesi’ne&nbsp;‘yolsuzluk’&nbsp;iddiasıyla 7 Ekim’de operasyon düzenlenmiş, 10 Ekim’de Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş dahil dokuz kişi tutuklanmıştı.</p>

	<p>Ahmet Özer’in yargılanması</p>

	<p>Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, 30 Ekim 2024’te İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) odaklı&nbsp;‘terör’&nbsp;veya diğer adıyla&nbsp;‘kent uzlaşısı’&nbsp;soruşturmasından&nbsp;‘PKK/KCK silahlı terör örgütü üyesi olmak’&nbsp;suçlamasıyla&nbsp;gözaltına alınıp tutuklanmış ve yerine kayyım atanmıştı.</p>

	<p>Özer, 21 Ocak’taysa Aziz İhsan Aktaş’ın elebaşı olduğu öne sürülen&nbsp;‘suç örgütü’soruşturmasında&nbsp;‘ihaleye fesat karıştırma’&nbsp;suçlamasıyla ikinci kez tutuklanmıştı.</p>

	<p>14 Temmuz’da Özer hakkında&nbsp;‘terör’&nbsp;soruşturmasından tahliye kararı verilmiş ancak&nbsp;‘ihaleye fesat karıştırma’dan tutuklu olduğu için serbest bırakılmamıştı. Özer’in 11 Aralık’ta tahliyesine karar vermişti.</p>

	<p>Özer’e 23 Ocak’ta&nbsp;‘silahlı terör örgütü üyesi olmak’&nbsp;suçlamasıyla altı yıl üç ay hapis cezası verilmişti. Özer,&nbsp;‘Aziz İhsan Aktaş davası’ndaysa&nbsp;‘ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma’&nbsp;suçlamasından sekiz ay hapis cezasına çarptırılmıştı.</p>
	</li>
</ol>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 18:36:52 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/esenyurt-kayyimi-can-aksoy-gorevden-alindi-h108685.html">Esenyurt kayyımı Can Aksoy görevden alındı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/istanbul-valisi-3-bin-ev-ve-isyeri-afetten-zarar-gordu-h108684.html</link>
		<title>İstanbul valisi: 3 bin ev ve işyeri afetten zarar gördü</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[İstanbul’da sel nedeniyle 3 bin ev ve işyeri zarar gördü.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>İstanbul’da 14 Ekim akşamı kuvvetli sağanaktan sonra birçok ilçede sel oldu. İstanbul Valiliği’nin son açıklamasına göre selde Ayvansaray Vapur iskelesi yakınlarında bulunan erkek cesediyle selde ölü sayısı sekize yükseldi.</p>

<p>TRT Haber’in aktardığına göre&nbsp;valinin açıklamalarından öne çıkanlar şunlar:</p>

<p>*Afetten etkilenen 2 bin 500 kişiye bugün (19 Ekim) 10’ar bin lira ödenecek.</p>

<p>*2 bin civarında İstanbullunun evi zarar gördü.</p>

<p>* Tarımsal zararların tamamı tespit edildi, 60 milyon liralık zarar var.</p>

<p>*Kayıp bir kişiyi arama çalışmaları devam ediyor.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 13:36:44 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/istanbul-valisi-3-bin-ev-ve-isyeri-afetten-zarar-gordu-h108684.html">İstanbul valisi: 3 bin ev ve işyeri afetten zarar gördü</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/erciyes-dagi-na-tirmanan-iki-kisiden-biri-oldu-h108683.html</link>
		<title>Erciyes Dağı&amp;#039;na tırmanan iki kişiden biri öldü</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Kayseri’de Erciyes Dağı’na zirve tırmanışı sırasında kayalıklardan düşen dağcı öldü. Bölgede mahsur kalan Hollandalı dağcı kurtarıldı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Hollandalı dağcı Wessel Westerhof ve rehberlik yapan Hasan Ali Şahin Erciyes Dağı’nın zirvesine çıkmaya çalışıyordu.</p>

<p>Şahin 3 bin 400 metre rakımdaki Şeytan Deresi bölgesinde düştü ve yaklaşık 300 metre sürüklendi. Diğer dağcının ihbarı üzerine bölgeye AFAD, UMKE, İHH ve Jandarma Arama Kurtarma (JAK) sevk edildi.</p>

<p>AFAD’ın profesyonel dağcı ve dron ekibinin de katıldığı çalışmada dağcılara ulaşıldı.</p>

<p>Rehberlik yapan dağcının olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Mahsur kaldığı yerde donma tehlikesi geçiren Westerhof’la hayatını kaybeden Şahin’in cansız bedeni dağdan indirildi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 13:35:48 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/erciyes-dagi-na-tirmanan-iki-kisiden-biri-oldu-h108683.html">Erciyes Dağı&amp;#039;na tırmanan iki kişiden biri öldü</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/dem-parti-den-butce-tepkisi-100-liranin-17-lirasi-faize-15-h108682.html</link>
		<title>DEM Parti&amp;#039;den bütçe tepkisi: 100 liranın 17 lirası faize, 15 lirası savunmaya gidiyor</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[Savunma sanayisi bütçesine ayrılan payın bir önceki yıla göre yüzde 60,28 arttığına dikkat çeken Gülistan Kılıç Koçyiğit, sürecin ekonomi politikasına da yansıması gerektiğini vurguladı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, güncel gelişmelere dair Meclis'te basın toplantısı gerçekleştirdi.</p>

<p></p>

<p>Selde yaşamını yitirenleri anarak konuşmasına başlayan Gülistan Kılıç Koçyiğit, "Sel felaketinde 6 yurttaşımızın yaşamını yitirdiğini biliyoruz. Sadece can kayıpları değil, çok ciddi bir ekonomik kayıp olduğunu da ifade etmek gerekiyor. Birçok yerde, evleri işyerleri su bastı, arabalar sel sularına kapıldı. Özellikle yoksul mahallelerde sel felaketinin ve hasarın çok daha büyük olduğunu biliyoruz. O anlamıyla yaşadığımız bütün her şeyin sınıfsal olduğunu görmemiz gerekiyor. Sel geldiğinde zenginleri değil, yoksul mahalleleri vuruyor. Ve ne yazık ki selin yaraları sarıldığında da öncelik zenginlere veriliyor, yoksullar göz ardı ediliyor" dedi.</p>

<p></p>

<p>SEL VE SONUÇLARI</p>

<p></p>

<p>Sel sonucunda yaşanan can ve mal kayıplarının sorumluluğuna işaret eden Gülistan Kılıç Koçyiğit, "Suçlu yağmur değildir. Suçlu, bunların önlemini almayan, kentleri düzenli planlamayan, yerel idarenin yetkilerini tanımayan, yerel idareyi ve seçilmiş belediye başkanlarını cezaevine koyan ve en önemlisi doğaya meydan okuyan anlayışın bizzat kendisidir" diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>'SERMAYENİN BÜTÇESİDİR'</p>

<p></p>

<p>2027 Yılı Merkezi Bütçe Kanunu Teklifine dair konuşan Gülistan Kılıç Koçyiğit, bütçenin halk değil sermaye odaklı olduğunu belirtti. Gülistan Kılıç Koçyiğit, "Bütçe kalemlerine baktığımızda, &nbsp;her yıl bir sonraki yılı aratacak bütçe teklifleri ile karşılaşıyoruz. Emekçinin sırtına vergi yüklüyorlar, kamu kaynaklarını faize aktarıyorlar, savunma harcamalarını arttırıyorlar, sermayenin çıkarlarını ise maksimum koruyorlar. 2027 bütçesi de tıpkı 2026 ve öncekileri gibi aslında sermayenin bütçesidir" ifadelerini kullandı. &nbsp;</p>

<p></p>

<p>'BÜTÇE AÇIĞI FAİZE GİDİYOR'</p>

<p></p>

<p>Bütçe gelir, gider ve açık oranlarına değinen Gülistan Kılıç Koçyiğit, "Enflasyon hedefi yüzde 21 olarak hedeflenmiş. Geçen yıla göre bütçe giderlerinde yüzde 44,09, bütçe gelirlerinde yüzde 44,35 bütçe açığında ise yüzde 42,57 artış görünüyor. Bu bütçe açığının kaynağı nedir? diye baktığımızda yine orada faiz giderlerini görüyoruz. Çünkü korkunç bir şekilde faize para yatırılıyor. Otobanlara, yap-işlet-devret köprülere, şehir hastanelerine sürekli para ödüyoruz" dedi.</p>

<p></p>

<p>'100 LİRANIN 17 LİRASI FAİZE GİDİYOR'</p>

<p></p>

<p>Faiz giderleri için ayrılan bütçedeki artışa dikkat çeken Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Bu ülkede her 100 liranın 17 lirası faize gidiyor. Buna ‘Dur’ diyen var mı? Hayır. Çünkü faizciler aynı zamanda yandaşlardır. Faizciler aynı zamanda iktidardan beslenenlerdir. Bu faiz giderleri, tarlasını ekemeyen çiftçiye gübre parası, mazot parası olarak ödenebilirdi. Bir öğün yemek bulamayıp aç karnına sınıfa gelerek açlıktan bayılan öğrencilere verilebilirdi. İlaç parası bulamayan yoksullara verilebilirdi. 23 bin liraya mahkum edilen emeklilere, 28 bin liraya mahkûm edilen asgari ücretliye verilebilirdi. Ama onlara vermek yerine yandaşa vermeyi tercih ediyorlar” diye belirtti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>'BARIŞIN SONUÇLARINI GÖRMEK İSTİYORUZ'</p>

<p></p>

<p>Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne dair konuşan Gülistan Kılıç Koçyiğit, sürece rağmen savunma bütçesine ayrılan paya dikkat çekerek şunları söyledi: “Bütçenin önemli bir kaleminin gerçekten halkın refahının artırılması, sağlık ve eğitim giderlerinin karşılanması için harcanmasını isterdik. Ama bakıyoruz ki bütçenin en önemli payını yine savunma sanayisi alıyor. Bu yılki harcamalar için 3 trilyon 454 milyar lira ayrılması öngörülüyor. Bu, 2026 yılı bütçesine göre yüzde 60,28'lik bir artış demek.</p>

<p></p>

<p>Yeni bir döneme kapı aralıyoruz. O zaman sizin bu güvenlikçi politikalara ayırdığınız bütçeyi nasıl değerlendirmek gerekiyor? Buna dönüp bakmamız gerekiyor. Her 100 liranın 15 lirasını savunma harcamalarına, güvenlikçi politikalara ayıran bir bütçe ile karşı karşıyayız. Sayın Cumhurbaşkanı, ‘Silaha, çatışmaya giden bütçe artık halkın refahına gidecek’ demişti. Halk da bizler de soruyoruz: Ne zaman refah olarak yansıyacak? Barış süreci, ekonomi politikasına da mutlaka yansımalıdır. Burada gerçekten bir samimiyet varsa biz barışın bütün sonuçlarını görmek istiyoruz. Bütçede de dilde de pratikte de barışı görmek istiyoruz. Yaşamın her alanında barışı ve barışın sonuçlarını görmek istiyoruz.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 13:34:38 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/dem-parti-den-butce-tepkisi-100-liranin-17-lirasi-faize-15-h108682.html">DEM Parti&amp;#039;den bütçe tepkisi: 100 liranın 17 lirası faize, 15 lirası savunmaya gidiyor</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/ybs-sozcusu-2014teki-gibi-bir-felaketin-yasanmasini-engelleyecek-h108681.html</link>
		<title>YBŞ Sözcüsü: 2014teki gibi bir felaketin yaşanmasını engelleyecek entegrasyon olmalı</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[Entegrasyonun sadece askeri boyutu olmadığını Êzidîlerin kimliği ve kazanımlarının korunması yönünde olması gerektiğini belirten YBŞ Sözcüsü Hadi Elyas, 2014’te yaşanan bir felaketin yaşanmasını engelleyecek bir entegrasyon istediklerini söyledi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Şengal Direniş Birlikleri &nbsp;(YBŞ) Sözcüsü Hadi Elyas, Çira TV’ye Şengal’deki güvenlik ve idari kurumlarının Irak devlet yapısına entegrasyonuna dair değerlendirmelerde bulundu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Irak devlet yetkilileriyle yaptıkları görüşmeleri aktaran Hadi Elyas, “Üst düzey güvenlik ve askeri yetkililerle görüşmelerimiz Şubat ayında başladı. Amaç güçlerimizin, kurumlarımızın ve toplumumuzun Irak devlet sistemine entegrasyonunda iyi ve güvenli bir anlaşmaya varmaktı. Bu aynı zamanda Irak’ın egemenliğine hizmet eden bir süreç. Bu konuda çok ciddiyiz. Şengal’de yaşanan diğer sorunların çözümü için de resmi ve meşru bir çerçeveye ihtiyaç var. Bu konunun çözümü daha ileri çözümlere giden yolda atılmış bir ilk adımdır” dedi.</p>

<p></p>

<p>ÊZIDÎLERİN KAZANIMLARININ KORUNMASI</p>

<p></p>

<p>Şengal’deki sorunların sadece güvenlik sorunuyla sınırlandırılamayacağını ifade eden Hadi Elyas, “Güvenlik çok önemli bir konu olsa da; halkın geri dönüşü, yurttaşlara tazminat verilmesi, yerleşim yerlerinin yeniden inşası ve kayıpların ve DAİŞ’in rehin aldığı kişilerin bulunması gibi çözülmesi gereken başka temel konular da var. Güvenlik meselesi resmi ve sistematik şekilde ele alınırsa, Êzidîlerin kimliğini ve kazanımlarının korunması ve haklarının Irak devleti bünyesinde güvence altına alınması için sağlam bir temel oluşturacaktır” diye ifade etti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Entegrasyon tartışmalarının, Ali Zeydi hükümetinin göreve gelmesiyle gündeme geldiğini dile getiren Hadi Elyas, “Biz de hassas bir süreçte ortaya çıkan bir güç olarak bunun içindeydik. Kendimizi hiçbir zaman devletten ayrı görmedik. Resmi entegrasyon, sadece kağıt üzerinde kalacak bir konu değil, bu hem güçlerimizi hem toplumumuzu hem de devleti güçlendirecek bir adımdır. Toplumumuzun ve güçlerimizin özelliklerinin korunacağı ve 2014 yılında yaşananlara benzer bir felaketin yaşanmasını engelleyecek gerçek bir entegrasyon istiyoruz” diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>MÜZAKERELER DEVAM EDİYOR</p>

<p></p>

<p>Hadi Elyas, sözlerini şöyle sürdürdü; “Görüşmelerde ve özellikle Başbakan ile yapılan görüşmelerde birçok noktada uzlaştık. Êzdîxan Asayişi, YBŞ ve YJŞ’nin devlet sisteminin bir parçası haline gelmesini istiyoruz. 2014 yılından bu yana direnen savaşçıların haklarının korunması ve Şengal halkına hizmet etmeye devam edebilecekleri bir şekilde sisteme entegre edilmeleri üzerine de görüşmeler yapıldı. Etkili bir sonuca ulaşmak için müzakereler hala devam ediyor.”</p>

<p></p>

<p>DAİMİ BİR ÇÖZÜM</p>

<p></p>

<p>Entegrasyon sürecinin uzamasının normal olduğuna işaret eden bunun sadece askeri değil farklı boyutlara sahip olduğuna işaret eden Hadi Elyas, “Bu süreç yalnızca askeri bir birliğin nakledilmesi süreci değil. Şengal’in geleceğini, toplumu ve güçleri doğrudan etkileyecek hassas bir dosyadan söz ediyoruz. Kadınların ve Êzdîxan Asayişi’nin varlığı gibi Irak için yeni bir süreç olması gibi özellikleri var bu konunun. Daimi ve sağlam bir çözüme ulaşılması adına entegrasyon, coğrafi durum ve toplumsal durum hakkında kapsamlı araştırmalar ve görüşmeler yürütülüyor” dedi.</p>

<p></p>

<p>YBŞ’nin Irak devletine karşı olduğu yönündeki iddiaların yanlış olduğunu ifade Hadi Elyas, “Êzidî toplumu ve güçlerimiz, Irak’ın egemenliği için bedel ödedi. Anbar, Tikrit ve Musul’da Irak bayrağının dalgalanmadığı süreçlerde güçlerimiz Irak bayrağını Şengal’de göndere çekti. Bu ülkeye olan bağlılığımızı gösteriyor. Bunun aksini iddia eden söylemler, propagandadan ibarettir. Toplumumuz hiçbir zaman kendisini Irak’tan ayrı görmemiş, devletin egemenliğini güçlendirmek için mücadele etmiştir” diye vurguladı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>ŞENGALİN YENİDEN İNŞAASI&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Hadi Elyas,“Irak hükümetine mesajımız, resmi ve sistematik bir entegrasyon konusunda ciddi olduğumuz ve güçlerimizin güvenlik sisteminde yer almasını istediğimizdir. Halkımıza da mesajımız; bu adımın, toplumumuzun geleceğini, güvenliğini ve haklarını güvence altına alacak olmasıdır. Gerçek istikrar Êzidîlerin hakları, adalet ve Şengal’in yeniden inşasıyla mümkün olabilir. Bu sürecin kısa zamanda sonuç vermesini, topluma ve Irak devletinin egemenliğine hizmet etmesini umuyoruz” dedi.&nbsp;</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 13:33:49 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/ybs-sozcusu-2014teki-gibi-bir-felaketin-yasanmasini-engelleyecek-h108681.html">YBŞ Sözcüsü: 2014teki gibi bir felaketin yaşanmasını engelleyecek entegrasyon olmalı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/14-ilde-yasa-disi-ureme-operasyonu-41-kadindan-811-h108680.html</link>
		<title>14 ilde yasa dışı &amp;#039;üreme&amp;#039; operasyonu: 41 kadından 811 kez yumurta satışı yapıldı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[İstanbul dahil 14 ilde insan bedeni üzerinden haksız kazanç sağlayanlara yönelik operasyon düzenlendi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>İstanbul&nbsp;Anadolu&nbsp;Cumhuriyet&nbsp;Başsavcılığı&nbsp;Terör&nbsp;veÖrgütlü&nbsp;Suçlar&nbsp;Soruşturma&nbsp;Bürosunca,&nbsp;CİMERüzerinden&nbsp;yapılan&nbsp;ihbar&nbsp;üzerine&nbsp;başlatılansoruşturmada,&nbsp;Türkiye,&nbsp;KKTC,&nbsp;Arnavutluk&nbsp;veGürcistan&nbsp;bağlantılı&nbsp;yasa&nbsp;dışı&nbsp;üreme&nbsp;hücresiticaretinin&nbsp;örgütlü&nbsp;şekilde&nbsp;yürütüldüğüne&nbsp;ilişkinbulgulara&nbsp;ulaşıldı.</p>

<p>HTS&nbsp;ve&nbsp;MASAK&nbsp;kayıtları,&nbsp;yurt&nbsp;dışı&nbsp;seyahat&nbsp;bilgileri&nbsp;veelde&nbsp;edilen&nbsp;diğer&nbsp;delillerin&nbsp;değerlendirilmesisonucunda,&nbsp;Türk&nbsp;vatandaşı&nbsp;kadınların&nbsp;yurt&nbsp;dışınayönlendirilerek&nbsp;maddi&nbsp;menfaat&nbsp;karşılığında&nbsp;yumurtasatışı&nbsp;yaptıkları&nbsp;belirlendi.</p>

<p>41&nbsp;kadından&nbsp;811&nbsp;kez&nbsp;yumurta&nbsp;satışı&nbsp;yapıldı&nbsp;</p>

<p>Soruşturma&nbsp;kapsamında&nbsp;41&nbsp;kadın&nbsp;tarafından&nbsp;toplam811&nbsp;kez&nbsp;yumurta&nbsp;satışı&nbsp;gerçekleştirildiği&nbsp;tespit&nbsp;edildi.</p>

<p>İstanbul&nbsp;merkezli&nbsp;14&nbsp;ilde&nbsp;operasyon</p>

<p>Bugün&nbsp;İstanbul&nbsp;dahil&nbsp;14&nbsp;ilde&nbsp;gerçekleştirilen&nbsp;eşzamanlı&nbsp;operasyonda;&nbsp;aralarında&nbsp;1&nbsp;örgüt&nbsp;lideri,&nbsp;5örgüt&nbsp;yöneticisi,&nbsp;41&nbsp;donör&nbsp;kadın,&nbsp;2&nbsp;kadın&nbsp;hastalıklarıve&nbsp;doğum&nbsp;uzmanı&nbsp;ile&nbsp;4&nbsp;seyahat&nbsp;organizatörününbulunduğu&nbsp;toplam&nbsp;53&nbsp;şüpheli&nbsp;hakkında&nbsp;adli&nbsp;işlembaşlatıldı.</p>

<p>36&nbsp;şüpheli&nbsp;yakalanarak&nbsp;gözaltına&nbsp;alındı&nbsp;</p>

<p>Soruşturmaya&nbsp;ilişkin&nbsp;bilgiler&nbsp;Adalet&nbsp;Bakanı&nbsp;AkınGürlek&nbsp;tarafından&nbsp;paylaşıldı.&nbsp;Bakan&nbsp;Gürlek&nbsp;sosyalmedya&nbsp;paylaşımında&nbsp;şu&nbsp;ifadelere&nbsp;yer&nbsp;verdi:<br />
<br />
“Bugün&nbsp;İstanbul&nbsp;dâhil&nbsp;14&nbsp;ilde&nbsp;gerçekleştirilen&nbsp;eşzamanlı&nbsp;operasyonda;&nbsp;aralarında&nbsp;1&nbsp;örgüt&nbsp;lideri,&nbsp;5örgüt&nbsp;yöneticisi,&nbsp;41&nbsp;donör&nbsp;kadın,&nbsp;2&nbsp;kadın&nbsp;hastalıklarıve&nbsp;doğum&nbsp;uzmanı&nbsp;ile&nbsp;4&nbsp;seyahat&nbsp;organizatörününbulunduğu&nbsp;toplam&nbsp;53&nbsp;şüpheli&nbsp;hakkında&nbsp;adli&nbsp;işlembaşlamıştır.&nbsp;Şüphelilerden&nbsp;36’sı&nbsp;yakalanarak&nbsp;gözaltınaalınmış,&nbsp;1&nbsp;şüphelinin&nbsp;cezaevinde&nbsp;olduğu&nbsp;belirlenmiştir.Yurt&nbsp;dışında&nbsp;olduğu&nbsp;tespit&nbsp;edilen&nbsp;7&nbsp;şüpheliyle&nbsp;birliktetoplam&nbsp;16&nbsp;şüphelinin&nbsp;yakalanmasına&nbsp;yönelikçalışmalar&nbsp;sürmektedir.”</p>

<p>Gürlek&nbsp;“İnsan&nbsp;bedeni&nbsp;üzerinden&nbsp;haksız&nbsp;kazançsağlayan&nbsp;suç&nbsp;yapılanmalarına&nbsp;geçit&nbsp;vermeyeceğiz.”mesajına&nbsp;da&nbsp;yer&nbsp;verdi.</p>

<p>Gürlek,&nbsp;soruşturmayı&nbsp;titizlikle&nbsp;yürüten&nbsp;İstanbulAnadolu&nbsp;Cumhuriyet&nbsp;Başsavcılığı,&nbsp;operasyonda&nbsp;görevalan&nbsp;Emniyet&nbsp;Teşkilatı&nbsp;ve&nbsp;emeği&nbsp;geçen&nbsp;tüm&nbsp;kamugörevlilerine&nbsp;teşekkürlerini&nbsp;de&nbsp;iletti.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 10:49:32 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/14-ilde-yasa-disi-ureme-operasyonu-41-kadindan-811-h108680.html">14 ilde yasa dışı &amp;#039;üreme&amp;#039; operasyonu: 41 kadından 811 kez yumurta satışı yapıldı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/hak-ihlalini-gorunur-kilan-avukata-sorusturma-h108679.html</link>
		<title>Hak ihlalini görünür kılan avukata soruşturma</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Karatepe Cezaevi’nde tutulan Ersan Nazlıer’in koğuşundaki özel alanların görüntülenmesine dair yaptığımız haber sonrası avukat Mehdi Özdemir hakkında soruşturma başlatıldı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Tekirdağ Karatepe Yüksek Güvenlik Cezaevi'nde tutsak Ersan Nazlıer’in, koğuşuna yerleştirilen ve lavabonun girişini gören kamera tarafından özel alanının görüntülenmesine karşı gösterdiği direnişe dair yaptığımız&nbsp;haber&nbsp;soruşturma konusu yapıldı. Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü, haberdeki görüntülerde gardiyanların yüzlerinin belli olduğu iddiasıyla avukat Mehdi Özdemir hakkında suç duyurusunda bulundu.</p>

<p></p>

<p>Bunun üzerine Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı, Özdemir hakkında soruşturma başlattı.</p>

<p></p>

<p></p>

<p>‘HAK ARAYIŞINI SUSTURMA GİRİŞİMİ’</p>

<p></p>

<p>Duruma tepki gösteren Özdemir, Ersan Nazlıer’in tutulduğu Karatepe Cezaevi’nde, lavabo ve doğrudan yaşam alanını izleyen kamera uygulamasının, özellikle engelli biri için açık bir mahremiyet ihlali ve kötü muamele olduğunu vurguladı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>İdari ve adli mercilere yaptıkları başvurulara rağmen ihlale son verilmezken; konunun kamuoyuna yansıması üzerine idarenin şikayetiyle soruşturma başlatıldığını aktaran Özdemir, “Hukuka uygun mesleki faaliyetin ve kamuoyunu bilgilendirmenin suç delili sayılması, avukatları yargısal tehdide maruz bırakmaktadır. İhlali gerçekleştirenlerin değil, ihlali görünür kılma ve hak arayışının hedef alındığı bu anlayış, kötü muameleyi olağanlaştırmaktadır” diye belirtti.</p>

<p></p>

<p>Özdemir, “Bu soruşturma, hak savunuculuğuna yönelik bir misillemedir ve kötü muameleye karşı hak arayışını susturmayı amaçlamaktadır. Yapılması gereken, ihlale karşı hak arayışında bulunanları hedef almak değil, ihlalin kendisine son vermek olmalıdır” dedi.</p>

<p>&nbsp;&nbsp;</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 10:48:14 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/hak-ihlalini-gorunur-kilan-avukata-sorusturma-h108679.html">Hak ihlalini görünür kılan avukata soruşturma</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/kultur-sanat/4-bin-971-kurtce-sarkinin-turkcelestirildigini-tespit-etti-h108678.html</link>
		<title>4 bin 971 Kürtçe şarkının Türkçeleştirildiğini tespit etti</title>
		<category><![CDATA[kultur-sanat]]></category>
		<description><![CDATA[28 bin şarkıdan 4 bin 971&#039;inin Kürtçeden Türkçeye çevrildiğini tespit eden Müzikolog Veysi Varlı, &quot;Sanatçılarımız kendi bahçelerindeki güle sahip çıkmalı&quot; dedi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Kürtlerde toplumsal hafızanın ve kültürel kimliğin kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlayan en önemli kültürel mekanizmalardan biri olarak görülen müzik, özellikle son yıllarda "üretimsizlik", "tıkanma" ya da "kendini tekrar etme" eleştirilerinin hedefinde. Bu durum telif, dağıtım ve tanıtım, sponsorluk, dijital çağın zorlukları, yasaklar ve ekonomik sıkıntılar gibi hususlarla gerekçelendirilse de sanatçıların yeni ve kalıcı eserler üretmekte güçlük çektiği bir gerçek. Günümüzde sanatçıların birçoğu düğün salonları ya da ritmik halay müziklerine hapsolmuş durumda. Birçok sanatçı da farklı eserleri orijinalinden farklı bir tarzda icra etmenin (cover) ötesine geçmiyor.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Kürt müziğinde yaşanan tıkanmayı konuştuğumuz müzikolog Veysi Varlı, söz konusu eleştirileri bunlarla sınırlı tutmuyor. Varlı'ya göre Kürtçe üretilen eserlerin ne kadarının Kürt müziği sayılabileceği de tartışma konusu: "Bir eserin Kürtçe icra edilmesi ile o eserin Kürt müzik geleneğinin müzikal özelliklerini taşıması aynı şey değildir. Eserin dilinin Kürtçe olması, onun aynı zamanda geleneksel Kürt müziğinin melodik, modal, ritmik veya icraya ilişkin özelliklerini taşıdığı anlamına gelmez."</p>

<p></p>

<p>"Bugün Kürt müziği adı altında üretilen şeylerin ne kadarı Kürt müzikal hafızasının devamıdır; ne kadarı ise yalnızca Kürtçe bir kimlik etiketi taşıyan yeni bir müzik biçimidir?" diye soran Varlı, mevcut kurumlara dair de birçok eleştiride bulunuyor. Varlı, Kürt kültür ve sanat kurumlarının sorumluluğunun sadece Kürtçe eserler üretmek ya da festivaller düzenlemek olmadığına vurgu yaparak, "Temel sorumluluk Kürt müziğini araştırmak, belgelemek, öğretmek, arşivlemek, gelecek kuşaklara aktarmak ve bu birikim üzerinden çağdaş müzikal üretimin gelişmesini sağlamaktır" diyor.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>28 BİN ŞARKIYI İNCELEDİ</p>

<p></p>

<p>Varlı, Amed'in Sur ilçesinden. Müzikle tanışıklığı babasının kavalıyla başladı, 1975'te Kürtçe müziğe başladı. Kendi deyimiyle Evdilê Xazo'nun şarkısıyla "Kürt olduğunun" farkına vardı. 1977'de Dilgeş ve Brader ile Dengê Şoreş grubunda yer aldı. Bugüne kadar 100'den fazla şarkı sözü yazdı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p></p>

<p>1988 yılından sonra şarkı söylemeyi bıraktı, "Kürt müziği nedir?" sorusu üzerine Kürt müziği üzerine araştırma yapmaya başladı. Erivan Radyosu şarkılarındna çocuklar için ders kitaplarına kadar birçok çalışmaya imza attı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Yaptığımız söyleşide de önemli bir bilgiyi paylaştı; "28 bin şarkıyı inceledim. 4 bin 971 Kürtçe şarkının Türkçeleştirildiğini tespit ettim."</p>

<p></p>

<p>Varlı'nın "çalışmalarını durdurdum" dediği başka bir eseri daha bulunuyor. O da Sümerlerden günümüze Kürt müziğinin matemetiği ve fiziği. Çalışmayı durdurmasının nedenleri ise hem yeteri imkanların olmaması hem Kürt kültürü ve müziği üzerine çalışma yürüten kurumların akademik çalışmalara yeteri ilgiliyi göstermemesi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Kürt müziğine yönelik son yıllarda "üretimsizlik" eleştirileri yapılıyor, sizce bu eleştiriler yerinde mi, bu durumu neye bağlıyorsunuz?</p>

<p></p>

<p>Bu eleştiriye katılıyorum. Kürdistan coğrafyasında müziğin rol ve misyonu öldürülüyor. Kürt müziği 3 ayrı tarzda icra edilir. Ritmik ezgiler, gevşek ritimli ezgiler, serbest ölçü ve ritimli ezgiler, ki bu serbest ölçülü ve ritimli ezgilere Türk halk müziğinde uzun hava deniliyor. Kürt müziğinin serbest ölçü ve &nbsp;ritmine sahip ezgilerin yüzde 95'i kadın ağızlı ve yaratıcısı kadındır. Ancak kadınlar bu rolünü unuttu. Konfüçyüs "Bir milleti öldürmek için önce müziğini sonra dilini öldürün" diyor. Müzik için kendini tanımayan gençler, dil için de anneler yeterlidir. Bugün biz iki durumu da yaşıyoruz. Üretimsizliğin altında bu yatıyor. Rol ve misyonumuzu oynamıyoruz. Artistik ve taklitçi yaklaşıyoruz. İnsan kökünden ve aslından uzaklaştığı zaman da başka bir şeye dönüşüyor. Bu da üretmiyor.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Üretimsizliğin yanı sıra yeni üretimlerin çoğunluğu da eski şarkıların yeniden yorumlanmasından. Bunun altında ne yatıyor?&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bugün yenilenmek doğal bir şey. Bunun önüne geçemezsiniz. Kendini yenilemek zorundasın. Ancak kendi köklerin üzerinden kendini yenilemelisin. Kendi kökün üzerinde değilsen, kendi kökün üzerinden döneme yanıt vermezsen, başka bir şey üretmiş olursun. O da senin olmaz, seni yok oluşa götürür. Bugün arkadaşlarımız (sanatçılar) 1600'lü yıllarda Johann Sebastian tarafından oluşturulmuş batı sistemiyle, majör ve minör ton sistemiyla (tonalite) müzik yapıyorlar ve bunu yenilik olarak gösteriyorlar. Ancak bu yenilik değildir. Bu taklittir. Sen kendini yok ediyorsun. Bir oktavın 17 eşit olmayan aralıktan meydana gelen ses sistemini yok ediyorsun. Mikrotonalini yok ediyorsun. Kendi müziğinin makamını yok ediyorsun. Müziğinin ilkelerini, ritmini ve usulünü yok ediyorsun. Sadece 3 ritme getiriyorsun. Ancak benim müziğimde kendine has ölçü ve ritim kalıpları var. Örnek vermek gerekirse sadece 6-8'lik ölçüye sahip ritim kalıbımız iki şekilde vuruluyor. Birisi hüzün, diğeri dansal olmak üzerinedir. Ancak batıda bu yok. Bu da kendini yok etmektir, yenilenmek değildir. Taklittir. Taklit de bize göre bir üretim değildir.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bu durum Kürt müziğinin geleceğini nasıl etkiliyor?&nbsp;</p>

<p></p>

<p>İngiltere'de 1907'de yapılan konferansta çıkan sonuç tek bir cümle ile ifade edilmişti "Kim hangi dilde söylerse söylesin, benim gibi söyleyecek.” Yani tek kültür, tek bakış, tek müzik... Bugün Kürdistan'da bunu görüyoruz. Biz şarkılarımızı Newroz makamından çıkarıyoruz, Beyat, Huseynî, Şehnaz, Gulîzer, Kuçek, Gerdan'ı yok ediyoruz; hepsini la majör, do minör, re majör, re minör v.b. tarzlara çeviriyoruz. Bu da bizi yok oluşa götürüyor. 1907'de İngiltere'de bizden isteneni yapıyoruz. "Kim hangi dilde söylerse söylesin, benim gibi söylemek zorunda..." Biz de onlar gibi söylüyoruz.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Kürt sanatçıların da o hatta mı ilerlediğini söylüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p>Evet.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bu büyük bir tehlike değil mi?</p>

<p></p>

<p>Yüzde yüz büyük bir tehlike. Sen bugün siyaha beyaz diyemezsin. Çünkü iki farklı renk. Müzik de aynıdır. Müzik bir dildir, evrensel bir dildir. Ses (kelime) yoksa hangi dilde olursa olsun dinleyebilirsin. Hüzünlenebilirsin, eğlenebilirsin. Ancak işin içine söz girdiği zaman, ruh verildiği zaman, o ruhun senin ruhun olması gerekiyor. O ruhu kullanman gerekir. Sen &nbsp;bir Rast makamına sahip olan bir ezgiyiyi sahip olduğu makamı ortandan kaldırıp, ben Nihawendi söylüyorum diyemezsin. Do majör ya da sol majörle söylüyorum diyemezsin. Bu benim değil ki. Bu benim rengimi, sözümü, sesimin sistemini yok ediyor. O da yenilik değildir. Bu, yüzümü yok oluşa doğru çevirmektir.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Konservatuar gibi akademik çalışmaların azlığı, müzik eğitimi noktasında sınırlı sayıda çalışma yürütülmesi... tüm bunlar bestecilik kalitesini nasıl etkiliyor?</p>

<p></p>

<p>Dönüp diğer halklara bakalım. 1916'da Türkiye'de darülelhan (konservatuar) kuruldu. Ne yaptılar? Yabancı isimleri getirdiler. Onlarla kendilerine bir zemin oluşturdular. Bu zemin doğruydu ya da yanlıştı, bu ayrı bir şey. Bir şey yapmak istediler, baktılar olmuyor, bu kez üniversitelerde müzik bölümleri kurdular. Müzik akademileri oluşturdular. Bizimkilerin de ismi akademi ya da konservatuar. Ancak ders verebileceğimiz bir müfredatımız yok. Ders sistemimiz yok. Hangi öğretmen ne biliyorsa onu veriyor. Cegerxwîn (kayyımın devrettiği kültür merkezi) da Aram (kayyımın işlevsiz kıldığı konservatuar) da öyleydi. Birisi diyor ki Sêgah makamında bir koma (müzikte en küçük aralığa koma denilir) var. Ancak doğrusu 2 komadır. Söylediğinde de "yok" diyor. Neden? Çünkü Türk okullarında böyle ders görmüş. Ona ait değil. Bugün bizim okullarımızda ya da belediyelerde gitar ve piyano dersleri veriliyor. Gitar ve piyano sistemi Kürt müziği için şudur: Kürt müziğini Türk alfebesine göre yazırsan, Ehmedê Xanê “Ahmede Hane” olur. Piyano ve gitar sistemi de Kürt müziği için aynı şey. Arkadaşlarımız bunu görmüyor. Qerejdaxliların bir sözü var; "Yabancıların toprağında şaşıların öncüsü körse yol bulunamaz (Li deşta biyan, rêberê şaşan kor be rê nayê dîtin)." Bu işe öncülük edenler, şaşılara öncülük edenlerin kendisi kör. Görmüyor. Sadece ben yaptım oldu diyor. Bu da doğru değil.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Batılı enstrümanlar Kürt müziğinde kullanılamaz mı?&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Türk alfabesiyle Kürtçe yazabilir misin?&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Hayır.</p>

<p></p>

<p>Bu kadar basit. Türk alfabesiyle Kürtçe yazamazsın, çünkü o harfler yok. O enstrümanlarda o harfler olsa; org çalınıyor, Newroz makamını bulmak için üzerinde oynuyorlar ve bu sesi buluyorlar. Ancak gitar ve piyanoda sesler sabittir. Onu değiştiremezsin. Örneğin klarnet. 50-100 yıldır Kürdistan'da çalınıyor. Batılı bir enstrüman. Onunla deneme yaptılar, Kürt müziğinin hawelerini (Hawe makam anlamında kullanılır) hepsini vurabiliyorlar. Elezîz'de zurna yerine klarnet çalınır. Çünkü o sesi veriyor. Ancak gitarla o sistemi bulmazsın. Kullandığın zaman da ona benzersin. Mesele bu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Günümüzde dijital platformlar ya da sanal medya çok ön planda. Bu mecraların "hızlı tüketim" odaklı yapısı tüm müzikleri olduğu gibi Kürt müziğini de olumsuz etkiliyor. Bu hıza ayak uydurmak mümkün mü ya da buna karşı neler yapılabilir?</p>

<p></p>

<p>Bugün yok etme kültürü mevcut. Pazarlama pazarı var. Bu pazarı güçlendirmen için popülizme ihtiyacın var. Bu pazarın sahipleri, sanatçılar için popülizmi geliştiriyor. Daha fazla sahne alması, isimlerinin daha fazla dağılması, her gün yeni bir şey çıkarsın ancak diğer gün unutulsun... bu popülizm ve pazarlamada sanatçı da kendini pazarlama seviyesine getiriyor. Bu işin sömürgecileri ve bunun üzerinden rant elde etmek isteyenler tüm bunları geliştiriyor. Dijital medya da bunlar için büyük bir rol oynuyor.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Örneğin 20 yıl önce "Lê Amedê Amedê" diyorduk, şimdi "Lê Amedê Amedspor" diyoruz. Acaba o durum mu değişti, yoksa bizim zihnimiz mi değişti. Bence zihnimiz değişti, bakışımız sömürgeciliğin etkisine girdi. Onlar istiyor, biz de onlara hizmet ediyoruz.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Başka bir örnek; kurumlarımız da rol ve misyonlarını yerine getirmiyor. Erzurumlu birisi -ismini vermek istemiyorum- düğün ve konserlerinde 22 albümde 380 ezgi söylemiş. Bunlardan 10'unu Kürtçe söylemiş. Onları dinlediğinde Aydın'ın, Delil Dilanar'ın, Şemdin'in, yani Serhatlıların sesinin rengini (sewt) görüyorsun. Dağlı bir ses. Ancak 370 Kürtçe olan şarkıyı Türkçe söylemiş.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Yani Türkçeleştirmiş?&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Türkçeye çevirmiş. Bunları tespit ettim. Bu şarkıların Kürtçesini kim söylemiş, kimden dinleyebiliriz. hepsini tespit ettim. Kürt kültür hareketinin çalışanları ya da sanatçılarından hiçbirisi bu şarkıları söylememiş. Bu şarkıları Kürtçe söyleyenlerin hepsi bizim kültür kurumlarımızın dışında. Bizim kültürel hareketimizden uzak olanlar. Ancak bu hareketin içinde kendini büyütenler, hareket üzerine isim yapanlardan hiçbiri bu Kürtçe şarkıları söylememiş arkadaş. Acaba o kişi mi suçlu yoksa biz mi suçluyuz. Bunu düşünmek lazım. Bana göre biz suçluyuz. Rol ve misyonumuzu yerine getirmemişiz. Rol ve misyonumuzu yerine getirmiş olsaydık bu şarkıları biz Kürtçe söyleyecektik. Biz gidip batılılar gibi söylüyoruz, dijital medyada kendimizi tanıtmak için taklit yapıyoruz, ancak kendi müziğimizin orjinalliğini seslendirmiyoruz. Birileri de alıp Türkçeleştirir. Kürtlerde bir söz vardır; Çobansız koyun kurtların kısmeti olur. (Pezê bê şivan dibe qismetê quran).&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Kürtçe eserlerin Türkçeleştirilmesi konusu önemli. Siz de bu yönlü bir çalışma yürüttüğünüzü söylediniz. Kürtçe müziğin hafızasına ciddi bir hasar bırakan bu duruma dair ne gibi sonuçlara ulaştınız?</p>

<p></p>

<p>28 bin şarkıyı önüme koydum. Bunlardan 4 bin 971 Kürtçe şarkının Türkçeleştirildiğini tespit ettim.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Büyük bir rakam...</p>

<p></p>

<p>Büyük bir rakam. Ancak benim ömrüm bin yıl da olsa bunların hepsinin notalarını yazamam, sözlerini deşifre edemem ve bir kaynakçaya dönüştüremem. Kültür kurumlarımızın yönetimlerine, kime dediysem kulağını kapattı. Kimse duymadı, kulak vermedi. Çünkü akademik bir çalışma, sahne üzerindeki bir çalışma değil. &nbsp;</p>

<p></p>

<p>Çalışmanın ayrıntılarını paylaşmak ister misiniz? Nasıl bir sistemle bu kadar şarkı Türkçeleştirilmiş?&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bakurê Kurdistan için söylüyorum, Ziya Gökalp 1913'de söylüyor: "Darülelhan kurun, memlekette duyulmamış çok şarkı var, onları toplamaya gidelim." Konservatuar kuruluyor. Béla Bartók, Donozotti gibi birkaç kişi Avrupa'dan getiriliyor. Muzaffer Sarısözen, Halil Bedi Yönetken, Nida Tüfekçi gibi onlarca insan.. 1970'e kadar Kürdistan coğrafyasını geziyorlar. Antep'de 260 şarkıyı tek seferde topluyorlar. Amed'e 600'e yakın şarkıyı tek seferde götürüyorlar. Bunu kim yapmış? Yine Kürt. Ayşe Şan 26 Kürtçe şarkıyı Türkçeleştirmiş. Celal Güzelses; buradan 100 metre ötede bir konak var. M. Arif Cizirî ve Hesen Cizîrî ile 6 ay birlikte kalıyorlar. Arif Cizîrî ve Hesen Cizîrî'nin şarkılarını Türkçeye çeviriyor. Arif Cizirî ve Hesen Cizirî de onunla birlikte, anı olarak 3 Türkçeleştirilen şarkıyı Türkçe söylüyor. Bunun (Güzelses) gibi yüzlerce kişi Kürdistan'da gezip, Kürt'ün ağzından alıp Türkçeleştirmişler. Kültür Bakanlığı arşivi ve TRT arşivinde kaydedilmişler. Bugün hepsinin tarihi var. Ne zaman söylenmişler, notaları ne zaman yazılmış, toplandıkları vakitler...&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Türkçe şarkılar olarak mı kaydedilmişler?</p>

<p></p>

<p>Mahmut Hamidanoğlu, Siverekli. O ve Ayşe Şan "Aydıl Dilo Dilo lo" şarkısını Türkçe söylemişler. Onlar adına kayıtlı. Yine "Aydıl dıl", "Mardin kapı şen olur", "Ben de gidem paytakta"... Bunun gibi yüzlerce şarkı Kürtlerden alınıp Türkçeleştirilmiş. Bununla da yetinmemişler; Başur'da Kerkük Türküleri adı altında 86 şarkıyı getirip, onları da Türkçeleştirilmişler. Hesen Zîrek'in de şarkıları Türkçeleştirilmiş. Onlar işlerini yapmış, rol ve misyonlarını oynamışlar. Ancak biz işimizi yapmıyoruz.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Tüm bu söylediklerinizi göz önünde bulundurduğumuzda, bunlara karşı ne yapmalı?&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Sahne aşamasına gelmeden önce kökümüze dönelim. Kökümüzü düzeltelim, onu kaynak haline getirelim. Kökümüzü araştıralım. O köke göre döneme yanıt olalım. Dönemi taklit etmeyelim. Bir gülün var ve koku vermiyorlar olabilir. Rengi de güzel olmayabilir. Ancak iyi bir bahçıvan o güle ne yapar; aşılar, toprağını yeniler, temiz bir su verir. O vakit o gülün rengi de açılır, kokusu da olur. O zaman herkes onu sever. Bizim de bahçıvan olup, o gülü güçlendirmemiz gerekir. Kendi köklerimize dönmeliyiz. Kurumlarımız artık sahneyi bırakmalı. Sahne üzerinde binlerce kişi var. Bilgi bizim dermanımız. Bilge olalım, kökümüz üzerinden o bilgeliğimizi kabul ettirelim. Bunun içinde eğitim ve kültür kurumlarımızda, en alt basamaktan en üst seviyeye kadar ortak bir müfredat ve bütünlüklü bir eğitim anlayışı benimsenmelidir. Bu müfredatı hayata geçirecek olanlar ise alanında yetkin, donanımlı ve sorumluluk sahibi eğitmenler olmalıdır. Aksi hâlde kurumun adı ilkokul, lise, konservatuvar ya da akademi olsun, eğitim kişisel bilgi ve yorumların sınırını aşamayacak; özgün bir kültür ve sanat anlayışı geliştirmek yerine, başkalarını taklit etmekten öteye gidemeyecektir.</p>

<p></p>

<p>Kürt sanatçılar kendi bahçelerine sahip çıkmalı. Kürt müziğini dünyaya kabul ettirmek için, "biz buyuz" demek için. Kürt kültürüne bahçıvanlık yapanlar, o gülü koklamak ve koklatmak istiyorsa, o güle sahip çıkmalı, iyi bir bahçıvanlık yapmalı. O kendi gülünü bilgece büyütmeli ve aşılamalı ki o gül büyüsün ve güzelliğiyle kokulu bir güle dönüşsün. İşimizi taklitle değil, bilgece kendi kökümüz üzerinden yapmalıyız. Kendi kültürümüze sahip çıkmalıyız.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 10:46:59 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/kultur-sanat/4-bin-971-kurtce-sarkinin-turkcelestirildigini-tespit-etti-h108678.html">4 bin 971 Kürtçe şarkının Türkçeleştirildiğini tespit etti</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/altin-haftaya-yukselisle-basladi-2-h108677.html</link>
		<title>Altın haftaya yükselişle başladı</title>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<description><![CDATA[Gram altın güne 6 bin 657 TL, ons altın ise 4 bin 179 dolar seviyesinden başladı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Petrol fiyatlarındaki gerilemenin enflasyon üzerindeki baskıyı azaltabileceği beklentisi, altın fiyatlarının haftaya yükselişle başlamasını sağladı. Yatırımcılar, Fed’in yılın ilerleyen dönemlerinde faiz artırımı yapma ihtimalini değerlendirirken, ABD Merkez Bankası’nın para politikasının geleceğine ilişkin vereceği yeni mesajlara odaklanıyor.</p>

<p></p>

<p>Güncel altın satış fiyatları ise şöyle:&nbsp;</p>

<p></p>

<p>* Gram altın satış fiyatı, 6 bin 657 TL,</p>

<p></p>

<p>* Çeyrek altın satış fiyatı, 10 bin 870 TL,</p>

<p></p>

<p>* Yarım altın satış fiyatı, 21 bin 734 TL,</p>

<p></p>

<p>* Tam altın satış fiyatı, 43 bin 81 TL,</p>

<p></p>

<p>* Cumhuriyet altını satış fiyatı, 43 bin 342 TL,</p>

<p></p>

<p>* Gremse altın satış fiyatı, 108 bin 34 TL,</p>

<p></p>

<p>* Ons altın satış fiyatı, 4 bin 179,58 dolar.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 08:52:19 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/altin-haftaya-yukselisle-basladi-2-h108677.html">Altın haftaya yükselişle başladı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/brent-petrol-haftaya-dususle-basladi-h108676.html</link>
		<title>Brent petrol haftaya düşüşle başladı</title>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<description><![CDATA[Petrol fiyatları, ABD’nin Rusya’ya yönelik yeni yaptırımlara muafiyet getirmesinin ardından geriledi.  Brent petrolün varili 107,99 dolardan, ABD tipi WTI ise 100,70 dolardan işlem görüyor.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Petrol piyasası, ABD’nin Rusya’ya yönelik yaptırımlara muafiyet getirmesiyle birlikte kısmen arz riskini düşürdü. Fakat Hürmüz ve Rusya’daki saldırılar arz beklentilerini kırılgan tutuyor. Petrol piyasasında haftanın ilk işlemleri düşüşle başladı. Brent petrolün varili yüzde 1,70 kayıpla 107,99 dolardan işlem görürken, ABD’nin Batı Teksas türü ham petrolü WTI ise yüzde 0,70 düşüşle 100,70 dolar civarında işlem seyrediyor.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 08:51:33 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/brent-petrol-haftaya-dususle-basladi-h108676.html">Brent petrol haftaya düşüşle başladı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/dunya/trump-zelenski-savasi-bitirmek-istemiyor-h108675.html</link>
		<title>Trump: Zelenski savaşı bitirmek istemiyor</title>
		<category><![CDATA[dunya]]></category>
		<description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, Rusya-Ukrayna barış görüşmelerinde ‘büyük ilerleme kaydedildiğini’ fakat Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin savaşı bitirmek istemediğini öne sürdü.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>TruthSocial hesabından açıklama yapan Trump, Rusya’yı&nbsp;‘aptalca şekilde’&nbsp;pazarlık masasından uzaklaştıracak hiçbir şey yapmak istemediğini söyledi.&nbsp;</p>

<p>Rehine konusu dahil görüşmelerde büyük ilerleme kaydedildiğini öne süren Trump,&nbsp;‘barış belgesini istediği herhangi bir zamanda imzalayabileceğini’&nbsp;savundu.</p>

<p>Rusya’nın İran’a yardım etmek için&nbsp;‘hiçbir şey yapmadığını’&nbsp;öne süren Trump,&nbsp;“Ben bunu böyle tutmak istiyorum ve aptal insanlar araya girmedikçe de tutacağım”&nbsp;diye yazdı.</p>

<p>ABD başkanı, Zelenski’yi de ABD ve Rusya dahil dünya dizel pazarlarına ciddi zarar vermekle suçladı.&nbsp;</p>

<p>Ukrayna saldırılarından çiftçiler ve diğer işletmelerin büyük zarar gördüğünü öne süren Trump, buna rağmen Rusya’nın düşük fiyattan dünyaya milyonlarca varil dizel gönderdiğini belirtti:</p>

<p>“Zelenski umursamıyor ve açıkçası, Avrupa’nın ve sahtekar Joe Biden’in geçmişte ona verdiği tüm paralara rağmen, bu savaşı bitirmek istemiyor ve muhtemelen hiç istemedi. İki yıl önce şimdi yapabileceğinden daha iyi bir anlaşma yapabilirdi.”</p>

<p>Ukrayna’nın perişan halde olduğunu, topraklarını büyük bir kısmını kaybettiğini, erkek nüfusun yaralı veya ölü olduğunu iddia eden Trump, sonda savaşın bitmesini istediğini kaydetti.</p>

<p>‘Ukrayna’nın yeni bir başkan edinme vakti geldi’ demişti</p>

<p>Trump, 10 Ekim’de Ukrayna’nın Rusya’daki petrol rafinerilerine saldırmasını eleştirmiş, Ukrayna’nın Zelenski yerine&nbsp;‘yeni bir başkan edinmesi’&nbsp;gerektiğini savunmuştu.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 08:50:26 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/dunya/trump-zelenski-savasi-bitirmek-istemiyor-h108675.html">Trump: Zelenski savaşı bitirmek istemiyor</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/yeni-partili-cukurova-belediyesi-ne-operasyon-h108674.html</link>
		<title>YENİ Partili Çukurova Belediyesi&amp;#039;ne operasyon</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Adana’da YENİ Partili Çukurova Belediyesi’ne operasyon düzenlendi. Çok sayıda gözaltı kararı var.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Jandarma, belediye binasında arama yapıyor.</p>

<p>Belediye başkanı YENİ Parti’ye katılmıştı</p>

<p>Çukurova Belediye Başkanı Emrah Kozay, 7 Ağustos’ta CHP’den istifa etmiş, siyasi hayatına Yeni Parti çatısı altında devam edeceğini duyurmuştu.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 08:49:40 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/yeni-partili-cukurova-belediyesi-ne-operasyon-h108674.html">YENİ Partili Çukurova Belediyesi&amp;#039;ne operasyon</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/istanbul-da-sel-can-kaybi-altiya-yukseldi-h108673.html</link>
		<title>İstanbul&amp;#039;da sel: Can kaybı altıya yükseldi</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[İstanbul’da sel felaketinde can kaybı altıya yükseldi, bir kişi aranıyor.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Kentte 14 Ekim akşamı kuvvetli sağanak, birçok ilçede sele neden olmuş; beş kişinin öldüğünü, iki kişininse arandığı açıklanmıştı.</p>

<p>İstanbul Valiliği’nin son açıklamasına göre selde Ayvansaray Vapur iskelesi yakınında kaybolan Haşim Ciritlioğlu’nun da cansız bedeni bulundu. Böylece sel felaketinde ölü sayısı altıya çıktı, bir kişininse hala arandığı bildirildi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 08:48:50 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/istanbul-da-sel-can-kaybi-altiya-yukseldi-h108673.html">İstanbul&amp;#039;da sel: Can kaybı altıya yükseldi</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/suleymancilar-sorusturmasi-38-gozalti-karari-h108672.html</link>
		<title>Süleymancılar soruşturması: 38 gözaltı kararı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Süleymancılar cemaati odaklı soruşturmada 38 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarıldı. Bu kişilerden 22’si gözaltında.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Ankara başsavcılığı, cemaat hakkında&nbsp;‘çıkar amaçlı suç örgütü yöneticiliği’,&nbsp;‘nitelikli dolandırıcılık’,&nbsp;‘Vergi Usul Kanunu’na muhalefet’&nbsp;ve&nbsp;‘suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama’&nbsp;suçlamalarıyla soruşturma yürütüyor.&nbsp;</p>

<p>Soruşturmada&nbsp;‘suç örgüt liderliği’yle suçlanan cemaat lideri Alihan Kuriş 16 Ağustos’ta&nbsp;bu yana&nbsp;tutuklu.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 08:47:47 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/suleymancilar-sorusturmasi-38-gozalti-karari-h108672.html">Süleymancılar soruşturması: 38 gözaltı kararı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/batman-da-supheli-kadin-olumu-h108671.html</link>
		<title>Batman&amp;#039;da şüpheli kadın ölümü</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Batman’da bir kadının yaşadığı binanın sekizinci katındaki balkondan düşerek öldüğü iddia edildi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Gültepe Mahallesi Ömer Hayyam Caddesi’nde​​​​​​ki binanın sekizinci katındaki dairede yaşayan Esra I. (30) balkondan düştüğü ileri sürüldü.</p>

<p>İhbar üzerine bölgeye 112 Acil Sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.</p>

<p>Ambulansla Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan kadın tüm müdahaleye rağmen kurtarılamadı.</p>

<p>İki çocuk annesi Esra I.’nın halı silkelerken dengesini kaybederek düştüğü öne sürüldü.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 26 22:42:03 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/batman-da-supheli-kadin-olumu-h108671.html">Batman&amp;#039;da şüpheli kadın ölümü</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/dunya/trump-ve-netanyahu-dan-ortak-iran-mesaji-isi-yakinda-h108670.html</link>
		<title>Trump ve Netanyahu&amp;#039;dan ortak İran mesajı: &amp;#039;İşi yakında bitireceğiz&amp;#039;</title>
		<category><![CDATA[dunya]]></category>
		<description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump ve 27 Ekim’deki seçimler öncesi destek verdiği İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu İran’a ortak saldırı mesajı verdi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>İsrail’de 27 Ekim’de yapılacak seçimler öncesinde Trump sosyal medya hesabından İsrail halkına seslendi. Netanyahu’nun&nbsp;‘büyük bir savaşçı’&nbsp;olduğunu savunan ABD başkanı,&nbsp;“Ve eğer yollarını (İran’ı kast ederek) hızla değiştirmezlerse, işi yakında bitireceğiz, Bibi Netanyahu sizi asla hayal kırıklığına uğratmayacak”&nbsp;diye konuştu.</p>

<p>İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise&nbsp;“Başkan Trump, büyük desteğiniz ve ortak çalışmanız için teşekkür ederim, Birlikte görevi (İran’a saldırıyı kast ederek) tamamlayacağız”&nbsp;dedi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 26 22:41:08 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/dunya/trump-ve-netanyahu-dan-ortak-iran-mesaji-isi-yakinda-h108670.html">Trump ve Netanyahu&amp;#039;dan ortak İran mesajı: &amp;#039;İşi yakında bitireceğiz&amp;#039;</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/ozel-savas-politikalarina-karsi-birbirimize-sahip-cikalim-h108669.html</link>
		<title>Özel savaş politikalarına karşı &amp;#039;birbirimize sahip çıkalım&amp;#039; çağrısı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Amed’de uyuşturucu, fuhuş ve çeteleşmeye karşı yapılan açıklamada, sistemin politikalarına karşı alternatif bir yaşam için örgütlü mücadele vurgusu yapıldı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Şiyar Bê Platformu'nun, Kürdistan kentlerinde uyuşturucu madde kullanımı, fuhuş ve çeteleşmeye karşı başlattığı "Rabin" hamlesi kapsamında Amed’in Seyrantepe semtindeki Aziziye Mahallesi’nde açıklama gerçekleştirildi. 24 Kasım İlkokulu önünde buluşan yurttaşlar, açıklama öncesi şarkılar eşliğinde halaya durdu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>"Özgür önderlikle komünleşerek özgürleşelim", "Azadiya rêbertî aşitiya gelana" ve "Özel savaşa karşı örgütlenip özgürleşelim" &nbsp;pankartları taşıyan yurttaşlar, mahalle içerisinde sloganlar eşliğinde yürüyüş gerçekleştirdikten sonra açıklama yaptı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>ALTERNATİF YAŞAM MÜCADELESİ&nbsp;</p>

<p></p>

<p>İlk önce Seyrantepe Gençlik Komünü adına konuşan Muhammet Başkurt, özel savaşın her türlü politikalarına karşı mücadele edeceklerini belirtti. Egemen sistemin en başta kadın ve gençleri hedef aldığını söyleyen Baştürk, "Sistem, asimilasyon politikalarıyla okula yeni başlamış çocukları dilinden ve özünden koparıyor ve toplumu bir bütünen kendi hizmetine koymayı amaçlıyor. Bizler de Kürt gençleri olarak sistemin yarattığı her türlü politikaya karşı birer alternatif olma, alternatif oluşturma ve alternatif yaşamı geliştirme mücadelesi içerisinde olacağız" dedi.</p>

<p></p>

<p>Ardından konuşan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Amed Milletvekili Ceylan Akça Cupolo, "İktidarlar tarafından müsaade edilen illegalitenin, örgütlü yapıyı bozmaya çalışarak toplumu kolayca yönetilebilir ve baskılayabilir hale getirmeye çalıştığını biliyoruz. Bu yüzden de örgütlü gençliğin sesini bu sokaklarda yükselmesini önemsiyoruz" ifadelerini kullandı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>'BİRBİRİMİZE SAHİP ÇIKALIM'</p>

<p></p>

<p>Şiyar Bê Platformu Eş Sözcüsü Gülşen Demir de, şunları belirtti: “Hep birlikte el ele vererek birbirimize sahip çıkalım. Bu illetten çocuklarımızı, gençlerimizi ve bu ülkenin kadınlarını kurtaralım. Gençlerin bir araya gelip taleplerini ve fikirlerini demokratik bir şekilde bizimle paylaşmasından çok memnunuz. Her zaman yanınızdayız. Fikirlerinize ve örgütlülüğünüze ihtiyacımız var."</p>

<p></p>

<p>Açıklama sloganlarla son buldu.</p>

<p></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 26 22:39:54 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/ozel-savas-politikalarina-karsi-birbirimize-sahip-cikalim-h108669.html">Özel savaş politikalarına karşı &amp;#039;birbirimize sahip çıkalım&amp;#039; çağrısı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/uskudar-da-yeniden-baskan-vekili-secimi-hem-chp-hem-yeni-parti-h108668.html</link>
		<title>Üsküdar&amp;#039;da yeniden başkan vekili seçimi: Hem CHP hem YENİ Parti aday çıkaracak</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[CHP Sözcüsü Müslim Sarı, Üsküdar Belediyesi başkan vekili seçiminde hem CHP’nin hem de YENİ Parti’nin aday çıkaracağını açıkladı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Sarı, Üsküdar Belediye Meclisi’nde CHP’nin dokuz, YENİ Parti’nin dokuz, AK Parti’nin 23 meclis üyesi olduğunu söyledi.</p>

<p>AKP’li Üsküdar Belediye Başkan Vekili Dündar Ziya Gültekin trafik kazası sonucu 15 Ekim’de hayatını kaybetti.</p>

<p>Kaza, Gültekin, Türkiye Belediyeler Birliği başkanlığı seçimine katılmak için Ankara’ya giderken meydana geldi.</p>

<p>Anka’nın aktardığına göre&nbsp;Sarı, Üsküdar’daki başkan vekili seçiminde hem CHP’nin hem YENİ Parti’nin aday çıkaracağını duyurdu.</p>

<p>Üsküdar’da ne olmuştu?</p>

<p>Üsküdar Belediyesi, 8 Ekim’de Gültekin’in kazandığı başkan vekili seçimiyle CHP’den AKP’ye geçmişti. Ondan önceki seçimi CHP adayı kazansa da mahkeme, AKP’nin itirazıyla bu seçimi iptal etmişti.</p>

<p>Seçime Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın 31 Temmuz’da tutuklanıp görevden uzaklaştırılması üzerine gidilmişti.</p>

<p>Halen tutuklu Dedetaş&nbsp;‘AKP’nin kalesi’&nbsp;diye bilinen Üsküdar’da 2024 yerel seçimini AKP’li rakibi Hilmi Türkmen’e yedi puan fark atarak yüzde 49,9’la kazanmıştı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 26 19:03:01 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/uskudar-da-yeniden-baskan-vekili-secimi-hem-chp-hem-yeni-parti-h108668.html">Üsküdar&amp;#039;da yeniden başkan vekili seçimi: Hem CHP hem YENİ Parti aday çıkaracak</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/dlokta-uyusturucuya-karsi-yuruyus-h108667.html</link>
		<title>Dîlokta uyuşturucuya karşı yürüyüş</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Uyuşturucuyla Mücadele Platformu öncülüğünde yürüyüş gerçekleştiren mahalle sakinleri ve Barikat Antep üyeleri, madde bağımlılığına karşı ortak mücadele çağrısı yaptı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Dîlok’un Şahinbey ilçesinde Uyuşturucuyla Mücadele Platformu öncülüğünde bir araya gelen mahalle sakinleri ve platforma destek veren Barikat Antep üyeleri, Üçgen Park’tan Güzelvadi Mahallesi’ne yürüyüş gerçekleştirdi. “Uyuşturucuya karşı barikat ol”, “Mahallemizi uyuşturucuya teslim etmeyeceğiz” ve “Gençlik burada, dimdik ayakta” sloganlarıyla yürüyen kitle, uyuşturucu politikalarının gençliği, aileleri ve toplumsal değerleri hedef alan bilinçli bir çürütme politikası olduğuna dikkat çekti. Yürüyüşte açılan iki pankart ve dağıtılan bildirilerle uyuşturucuya karşı ortak ve kararlı mücadele mesajı verildi. Yürüyüşün ardından basın açıklaması yapıldı.</p>

<p></p>

<p>Yürüyüşün ardından kitle adına basın açıklamasını okuyan Barikat Antep temsilcisi Bünyamin Doğan, Barikat Antep olarak Uyuşturucuyla Mücadele Platformu’nun başlattığı mücadeleye destek verdiklerini belirtti. Doğan, uyuşturucu sorununun münferit bir olay olmadığını, toplumsal kimliği, dili ve kültürü yozlaştırmayı amaçlayan özel politikaların bir parçası olduğunu vurguladı.</p>

<p></p>

<p>'UYUŞTURUCUYLA MÜCADELE YAŞAMSAL SORUMLULUK'</p>

<p></p>

<p>Uyuşturucu sarmalına karşı mücadelenin yaşamsal bir sorumluluk olduğunun altını çizen Doğan, şunları söyledi: “Bizler, spora ve bağlı olduğumuz değerlere sahip çıkmayı temel bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu duruşumuzu Barikat saflarında kararlılıkla sürdürüyoruz. Bulunduğumuz her alanda halkımızın değerlerine, gençlerimizin geleceğine ve toplumsal dayanışmamıza sahip çıkmayı temel görevlerimizden biri olarak kabul ediyoruz. Mücadelemiz yalnızca sözden ibaret değildir; yozlaşmaya, halkımızın geleceğini tehdit eden politikalara ve toplumsal değerlerimizi hedef alan her türlü uygulamaya karşı ilkeli bir duruştur. Barikat Antep olarak kurulan Uyuşturucuyla Mücadele Platformu’na desteğimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz.”</p>

<p></p>

<p>Özellikle Kürt gençlerini hedef alan uyuşturucu, fuhuş ve asimilasyon politikalarına karşı ses yükseltmeye devam edeceklerini belirten Doğan, hiçbir kirli politikanın ve çıkar ilişkisinin toplumsal değerleri teslim almasına izin vermeyeceklerini ifade etti.</p>

<p></p>

<p>Açıklama, uyuşturucuyla mücadelenin mahallelerde ve her alanda kararlılıkla büyüyeceği mesajı ve sloganlarla son buldu.</p>

<p></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 26 19:01:45 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/dlokta-uyusturucuya-karsi-yuruyus-h108667.html">Dîlokta uyuşturucuya karşı yürüyüş</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/kayy-der-soylesisi-dogustan-gelen-haklarimiz-taninmali-h108666.html</link>
		<title>KAYY-DER söyleşisi: Doğuştan gelen haklarımız tanınmalı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[KAYY-DER&#039;in düzenlediği söyleşiye katılan sanatçı-yazar Ali Mahir Ofcan, Kürt özgürlük mücadelesinin üçüncü bir güç olması nedeniyle önemli bir konumda olduğunu belirtirken, yazar Faik Bulut, “Anadan doğma haklarımız var. Onlar tanınmalı, anayasada madde halinde yazmalı” dedi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Kiğı-Karakoçan-Adaklı-Yayladere-Yedisu İlçeleri Sosyal Yardımlaşma, Kalkındırma ve Kültür Derneği (KAYY-DER), Barış ve Demokratik Toplum Süreci ile güncel siyasete dair bir söyleşi düzenledi. Kadıköy'deki dernek binasında gerçekleştirilen söyleşiye, sanatçı-yazar Ali Mahir Ofcan ve gazeteci-yazar Faik Bulut konuşmacı olarak katılırken, söyleşinin moderatörlüğünü ise KAYY-DER Genel Sekreteri Berrin Selbuz yaptı.</p>

<p></p>

<p>‘KEMALİZMİN SON KALESİ AKP’DİR’</p>

<p></p>

<p>Söyleşide ilk olarak konuşan Ali Mahir Ofcan, ulus-devlet sistemi ve Türkiye'deki "tek devlet tek millet" anlayışının yayılış sürecine değinerek, ekledi: "Bu ittifak, bir tahterevalli sistemi oluşturuyor. Bir ucunda Siyasal İslam zihniyeti, diğer ucunda ise Türk milliyetçiliği-faşizm olan bir sistem. &nbsp;‘Yönetimde komünistler olur’ diye korkuyorlar. Derin devlet unsurları Erdoğan'ı ve Devlet Bahçeli’yi, Siyasal İslam’a Türkçülüğü de katarak devletlerini devam ettirdi. Yer yer Kemalizmin Siyasal İslam’ın gölgesinde kalması, tahterevallinin öteki ucunun çöktüğü anlamına gelmiyor. Kemalizmin son kalesi AKP’dir."&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Kürt özgürlük mücadelesinin üçüncü bir güç olması nedeniyle önemli bir konumda olduğuna dikkati çeken Ofcan, üçüncü güç mücadelesinin enternasyonal bir mücadele olduğunu belirtti. Ofcan, "Sınıf mücadelesi olmadan söylenen sözler boştur. Bu garabet sistemin karşında sınıf mücadelesini güçlendirerek devam edeceğiz" dedi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>‘DOĞUŞTAN HAKLAR TANINMALI’</p>

<p></p>

<p>Daha sonra Ortadoğu'da yaşanan gelişmeleri değerlendirerek konuşmasına başlayan Faik Bulut, dünyanın değiştiğini Ortadoğu’da ise büyük bir karmaşa olduğunu dile getirdi. Bulut, "50 yıllık savaşta ne devlet Kürtleri yok edebildi ne de Kürtler devletten istediğini alabildi. Eğer kardeşsek eşit yaşam talebimiz yerine gelmeli. Ortadoğu’da Kürtlerin durumu hala tartışma konusu. 60-70 milyon devletsiz Kürt var. Kürt hareketinin bir masaya nasıl oturacağı ve müzakere yapacağı soru işaretiydi. ‘Ben Kürdü tanıyorum’ demek yetmiyor. Hukuki bir kavram olmalı. Kürdü tanıyorsa Kürtler için okullar açacak. Kürt dilini geliştirip Kürtçenin geleceğini sağlama alacak. Anadan doğma haklarımız var. Onların tanıması lazım. Bu haklar anayasada madde halinde yazmalı. Devlet Kürt'e de Türk'e de aynı mesafede olmalı. Nar tanelerini gibi olmalıyız yan yana birikimine zarar vermeden narın bütününü oluşturmalıyız" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>Söyleşi, konuşmaların ardından soru-cevap bölümüyle sona erdi.&nbsp;</p>

<p></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 26 19:01:00 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/kayy-der-soylesisi-dogustan-gelen-haklarimiz-taninmali-h108666.html">KAYY-DER söyleşisi: Doğuştan gelen haklarımız tanınmalı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/dem-partinin-surec-kurtulmusun-komisyon-gorusmeleri-bu-hafta-h108665.html</link>
		<title>Dem Partinin süreç, Kurtulmuşun komisyon görüşmeleri bu hafta başlıyor</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[DEM Parti&#039;nin süreç kapsamında bu hafta siyasi partilerle, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş&#039;un da Meclis&#039;te kurulması planlanan İzleme Komisyonu için siyasi partilerle görüşmelere başlaması bekleniyor.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Kürt sorununun demokratik çözümü amacıyla başlatılan Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında siyasi temasların bu hafta yoğunlaşması bekleniliyor. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi'nin (DEM Parti) süreçte gelinen aşama ve atılması gereken adımlara ilişkin siyasi partilerle görüşmeler gerçekleştireceği belirtilmişti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bu kapsamda DEM Parti yarın YENİ Parti'nin genel merkezinde Genel Başkan Özgür Özel ile saat 12.30'da bir araya gelecek.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>İZLEME KOMİSYONU İÇİN GÖRÜŞMELER BEKLENİYOR</p>

<p></p>

<p>DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar, daha önce AKP yetkilileri, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ile görüşmeler gerçekleştirmişti. Görüşmelerde sürecin geldiği aşama, çerçeve yasa sonrasında yapılması öngörülen yasal düzenlemeler ve Meclis'te kurulacak İzleme Komisyonu gündeme gelmişti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Öte yandan Meclis'te kurulması planlanan İzleme Komisyonu'na ilişkin temasların da önümüzdeki günlerde başlaması bekleniyor. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'un komisyonun yapısı ve çalışma esaslarına ilişkin siyasi partilerin temsilcileriyle görüşmeler gerçekleştireceği belirtiliyor. Komisyonun üye sayısı ve yapısının, siyasi partilerle yapılacak görüşmelerin ardından netleşmesi bekleniyor.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Numan Kurtulmuş, daha önce yaptığı açıklamada Meclis'in açılmasıyla birlikte İzleme Komisyonu'nun hızlı bir şekilde kurulacağını belirtmişti. Ancak komisyonun kuruluşuna ilişkin görüşmeler geciktirilerek, bu haftaya bırakıldı.</p>

<p></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 26 19:00:23 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/dem-partinin-surec-kurtulmusun-komisyon-gorusmeleri-bu-hafta-h108665.html">Dem Partinin süreç, Kurtulmuşun komisyon görüşmeleri bu hafta başlıyor</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/spor/marco-asensio-ameliyat-olacak-h108664.html</link>
		<title>Marco Asensio ameliyat olacak</title>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<description><![CDATA[Fenerbahçe Futbol Takımı doktoru Ahmet Kulduk, İspanyol futbolcu Marco Asensio’nun ameliyat olacağını duyurdu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<ol>
	<li>
	<p>Fenerbahçe 14 Ekim’de Asensio’nun sakatlık nedeniyle UEFA Şampiyonlar Ligi’ndeki Aston Villa maçının kadrosundan çıkarıldığını duyurmuştu.</p>

	<p>Açıklamanın ardından kamuoyunda ve sosyal medyada Asensio ile teknik direktör İsmail Kartal arasında bir anlaşmazlık olup olmadığı tartışılmıştı.</p>

	<p>Bugün (18 Ekim) Can Bartu Tesisleri’nde Asensio’nun sakatlık süreciyle ilgili konuşan sportif direktör Oğuz Çetin şunları söyledi:</p>

	<p>* Başkanımızın (Aziz Yıldırım)&nbsp;“Ben bir daha Alex olayı yaşamak istemiyorum”vurgusu, hatta talimatı, ilk günden beri hem İsmail Kartal, hem oyuncular, hem bizler tarafından büyük bir hassasiyetle yürütülmekte ve takım içerisinde gerçekten yüksek bir iletişimle bu takımdaşlık ruhu perçinlenmekte. Yani tam bir aile ortamı yaratılmış durumda.</p>

	<p>* Günümüz futbolunda gerçekten çok kaos yaşıyoruz. Özellikle dahili ve harici bedhahlar takım içerisinde huzursuzluk yaratmak ve takımın kendi içerisindeki ahengini bozma adına çokça girişimler olabiliyor. Çokça söylemler, yazılanlar, çizilenler olabiliyor. Özellikle de İsmail hocayla Marco Asensio arasındaki büyük bir sorun varmış gibi gösterilmeye çalışılıyor. Kesinlikle bunlar gerçeği yansıtmamakta.</p>

	<p>* Milli takım arasını fırsat bilerek Asensio’yu hem maç ritmini yakalaması adına hem de milli aradan sonra oynayacağımız ilk Çaykur Rize maçına da hazır çıkması adına o arada Azerbaycan’da Tovuz takımına karşı bir hazırlık maçı yaptık. O maçta da ilk 11’de ve 83 dakika yer aldı.</p>

	<p>‘Dizinde şişlik oluştu’</p>

	<p>* O maçtan sonra dizinde hafif bir şişlik oluştu ve o şişlik karşısında doktorumuz, sağlık ekibi hemen müdahale ederek oynayacağımız ilk Rize maçına kadar olan süreçte tedavi ve rehabilitasyonunu yaptılar ve Rize maçına çıkmasını sağladılar ki Rize maçında da ilk 11’deki yerini aldı. Başarılı bir maç çıkardı.&nbsp;</p>

	<p>* Maçın belli bir dakikasında oyundan çıktıktan sonraki süreçte yine o dizindeki hafif şişlik yönünde tedavi ve rehabilitasyon süreci başladı. Çünkü Rize maçından sonra 14’ünde de Aston Villa maçı vardı. Yine hemen maçtan sonra iki gün boyunca rehabilitasyonu yapıldı. Maçtan bir gün önce takım idmanı sırasında o dizindeki şişlikten kaynaklı soru işareti belirmiş oldu kafamızda, acaba demeye başladık. Ancak birlikte İngiltere’ye gitme kararımız zaten vardı.</p>

	<p>* Maçtan bir gün önce İngiltere’de hem Asensio’nun hem de küçük şikayeti olan Kante’nin MR’larını çektirdik. Ve bu MR’ların neticesi sonunda Aston Villa maçında oynamaması gerektiğine karar verdik ve o şekilde kadroda yer almadı. Çekilen MR, ortaya çıkan neticeyi de doktorumuz Ahmet Kulduk’la konuşabilirsiniz. İhtiyaç halinde ben de devreye girerim.</p>

	<p>‘Kıkırdak lezyonu tespit edildi’</p>

	<p>Takım doktoru Kulduk da Asensio’nun şişlik ve ağrı sürecini rehabilitasyonla yönettiklerini fakat sonrasında MR çektirmeye karar verdiklerini belirterek şöyle konuştu:</p>

	<p>“Bunun sonucunda diz kapağının arkasında kıkırdak lezyonu tespit ettik. Bu lezyon bizim değerlendirmelerimize göre cerrahi tedaviyle düzeltilmesi gereken bir lezyondu. Bunun için farklı görüşlere başvurduk. Onlar da aynı görüşte olduklarını söylediler.&nbsp;</p>

	<p>Oyuncunun da görüşü aynı şekilde olunca bu ameliyatı planladık. Önümüzdeki hafta ameliyatını gerçekleştireceğiz.&nbsp;</p>

	<p>Geçen sene Beşiktaş maçında oluşan diz sakatlığı ve çapraz bağ gerilmesi hem de bu sene üst adalesinde oluşan sakatlıklar cerrahi müdahale gerektiren sakatlıklar değildi. Ne biz ne de başka bir doktor tarafından buna bir cerrahi müdahale kararı verilmedi. Bu karar, kıkırdak lezyonu oluşmasının ardından verilen bir karar oldu.”</p>
	</li>
</ol>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 26 17:01:05 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/spor/marco-asensio-ameliyat-olacak-h108664.html">Marco Asensio ameliyat olacak</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/kadin/jineoloj-konferansinin-sonuc-bildirgesi-kadin-ozgurlugu-h108663.html</link>
		<title>Jineolojî Konferansının sonuç bildirgesi: Kadın özgürlüğü geleceğe yön verecek</title>
		<category><![CDATA[kadin]]></category>
		<description><![CDATA[Avrupa’da düzenlenen Jineolojî Konferansı’nın sonuç bildirgesinde, çalışmaların yerellerde yaygınlaştırılması, gençlerin öncülüğünün güçlendirilmesi ve komünal yaşam deneyimlerinin çoğaltılması çağrısı yapıldı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Hollanda’nın Haelen kentinde, “Jineolojîyle Komünal Özgür Yaşamın İnşasına” (Bi Jineolojî ber bi Avakirina Jiyana Komunal û Azad) şiarıyla 10 ülkeden yaklaşık 150 delegenin katılımıyla 16 Ekim’de başlayan Avrupa Jineolojî Konferansı, sonuç bildirgesinin okunmasıyla sona erdi.</p>

<p></p>

<p>Konferansın sonuç bildirgesinde, Avrupa’da 10 yılı aşkın süredir yürütülen Jineolojî çalışmalarının birikimi değerlendirilerek bu çalışmaların toplumun farklı kesimleriyle buluşturulması, yerellerde somut projelerle güçlendirilmesi ve komünal yaşam deneyimlerinin yaygınlaştırılması gerektiği vurgulandı. Kadınların tarihsel hafızasını, bilgisini ve özgürlük mücadelesini demokratik toplumun inşasıyla buluşturmayı hedefleyen bildirgede, gençlerin öncülüğünün güçlendirilmesi, farklı kadın mücadeleleri arasında dayanışmanın büyütülmesi ve bilginin örgütlü eylemle bütünleştirilmesi çağrısı yapıldı.</p>

<p></p>

<p>Devamında ise şu ifadelere yer verildi: “15-18 Ekim 2026 tarihlerinde Hollanda’nın Haelen kentinde 150 delegenin katılımıyla Avrupa'da 10 yılı aşkın süredir yürütülen Jineolojî çalışmalarını değerlendirmek ve geleceği inşa edecek tartışmalar yürütmek amacıyla tarihi bir konferans gerçekleştirdik. Konferansla birlikte Jineolojî’nin ışığında kadın varlığını tarihsel ve toplumsal gerçekliğiyle yeniden tanımlama ve özgür yaşamın bilgisini büyütme irademizi yineliyoruz.</p>

<p></p>

<p>ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNDE YAŞAMINI YİTİRENLERE ADANDI&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Konferansımızı, özgürlük mücadelesi yoluyla evrendeki tüm canlılar için adaletli bir yaşam yaratma uğruna canlarını feda eden tüm şehitlere adadık. Devrimci emekleriyle Jineolojî’yi canlı bir pratiğe dönüştüren Malda Kusa ve Nagihan Akarsel gibi devrim şehitlerini anan konferans, savaşlardan, yıkımdan ve sömürüden başka bir şey getirmeyen zihniyete karşı mücadele etme sözünün yenilenmesiydi. Konferans, bizden önce yürüyen kadınların sıcaklığı ve ışığı altında düşüncelerimizi, duygularımızı, deneyimlerimizi, pratiklerimizi ve hayallerimizi bir araya getirdi. Bizi birleştiren mücadelenin tarihinde bir dönüm noktası olarak tanımlanan konferans, sosyalizm için kararlı, sarsılmaz, devrimci ve komünal mücadelede atılan bir adım daha niteliğindedir.</p>

<p></p>

<p>Farklı coğrafyalardan, dillerden ve kadın hafızalarından süzülerek bir araya geldik. Unutulmak istenen hikâyelerimizi hatırlamak, birbirimizden koparılan yaşamlarımız arasında köprüler kurmak ve özgürlüğün yolunu birlikte örmek için buluştuk. Kürdistan’ın dört bir yanından gelen kadınlar, coğrafyamızın kültürel, manevi ve dilsel açıdan zengin dokusunu yansıttı. İrlanda’dan Katalonya’ya, İtalya’dan Almanya’ya, İsviçre’den İskoçya’ya, İspanya’dan Fransa’ya kadar farklı kültür ve bölgelerden gelen kadınlar, keşfetmek, büyütmek ya da yeniden canlandırmak için mücadele ettikleri deneyimleri paylaştı. Geleceklerini özgür ve adil kılmak istediğimiz çocukların ve genç kadınların aramızda olmasından büyük mutluluk duyduk. Annelerin ve ninelerin değerli deneyimlerini dinledik. Kadınlar; kendi deneyimlerinden, evlerinden, sömürgeci zindanlardan ve özgürlük mücadelesinden yola çıkarak konuştu.</p>

<p></p>

<p>BİRİKİM TOPLUMSAL DÖNÜŞÜME TAŞINACAK</p>

<p></p>

<p>Avrupa’da 10 yılı aşkın süredir yürüttüğümüz araştırmalar, eğitimler, kamplar, yayınlar ve kolektif çalışmalar, bu arayışın ortak birikimini oluşturdu. Şimdi bu birikimi derinleştirme, kadınların farklı deneyimlerini buluşturma ve Jineolojî’nin bilgisini toplumsal yeniden inşanın gücüne dönüştürme sorumluluğuyla karşı karşıyayız. İçinden geçtiğimiz kriz, insanın kendi hakikatinden ve toplumsal bağlarından koparılmasının da krizidir. Kadının hafızası silindiğinde tarihin belleği eksilir; emeği görünmez kılındığında yaşamın kuruluşu karanlıkta kalır; sözü bastırıldığında toplum kendi hakikatine yabancılaşır. Jineolojî, bu kopuşu kadınların tarihini, bilgisini ve toplumsal varlığını aydınlığa kavuşturarak aşmayı hedefler. Çünkü toplumsal sorunların kök hücresini oluşturan kadın köleliği çözülmeden ve bu köleliği üreten ilişkiler dönüştürülmeden toplumsal özgürlük tamamlanamaz.</p>

<p></p>

<p>Halkların önderi Rêber Apo’nun, kadınlara yönelik baskı ve egemenliğin toplumun sırtına saplanan ilk hançer olduğu, bu hançer çıkarılmadan toplumun hiçbir sorununun çözülemeyeceği ve Jineolojî’nin devrimin yapıcı, pozitif aşamasında ilerlemeyi sağlayan ideolojik bir güç olarak işlev görmesi gerektiği yönündeki değerlendirmesini temel alarak kararlı sonuçlara vardık. Jineolojî’yi, kadını nesne olmaktan çıkarıp kendi tarihinin ve yaşamının öznesi kılan bir bilim ve özgürleşme yolu olarak ele alıyoruz. Erkek egemen uygarlığın örttüğü tanrıça bilgeliğini ve kadın eksenli yaşam deneyimlerini araştırıyor, geçmişin hafızasını bugünün özgürlük arayışıyla buluşturuyoruz. Amacımız, kadınların kendi sesini, düşüncesini ve bilgisini üretebildiği, cinsiyetçi kalıpları aşarak kendi özgürlük ölçülerini geliştirdiği bir yaşamın önünü açmaktır. Genç, göçmen ve farklı dillerden kadınların bilgisinin ortak düşüncemizi zenginleştirmesini önemsiyoruz.</p>

<p></p>

<p>ÇALIŞMALAR TOPLUMSAL İHTİYAÇLAR TEMELİNDE YAYGINLAŞTIRILMALI</p>

<p></p>

<p>Konferansımızda yapılan eleştirilerin samimiyeti, delegelerin kendilerini yerel halk meclislerinden kültür ve sanat alanına kadar mücadelenin her alanında Jineolojî çerçevesindeki çalışmaların örgütlenmesinden sorumlu gördüklerini yansıtıyordu. Eleştirilerin ana noktalarından biri, çalışmaların Avrupa’daki Kürt toplumu ile diğer göçmen ve ötekileştirilmiş topluluklar içinde yeterince karşılık bulamamış olmasıydı. Tüm başarılara rağmen çalışmaların çoğu zaman belirli profilleri temsil eden insanları çektiği, bazı kesimleri ise yabancılaştırabildiği belirtildi. Elitlerin oluşmasını ve bilginin dar kitlelerin elinde birikmesini önlemek için çalışmaların yalnızca daha erişilebilir ve halkın gerçeklerine dayalı hâle getirilmesi değil, içerik, yaklaşım ve hedeflerinin de toplumsal ihtiyaçlara göre yeniden ele alınması gerektiği vurgulandı. Kürdistan’da ve ötesinde mücadeleyi şekillendiren, demokratik sosyalizme ilişkin komünalizm temelli bir anlayış öneren yeni değerlendirmeler ışığında Jineolojî çalışmalarındaki pozitivizm, Avrupa-merkezcilik, sömürgecilik ve reel sosyalizmin etkilerinin değerlendirilmesinin önemi üzerinde duruldu.</p>

<p></p>

<p>BİLGİ, ÖRGÜTLÜ EYLEM VE MÜCADELEYLE BULUŞTURULMALI</p>

<p></p>

<p>Konferansta yalnızca bilimsel çerçeveler sunmak ve bilgi üretmekle yetinilmemesi, kadınların ve toplumun yaşamını sürdürülebilir ve köklü biçimde dönüştürecek somut projelerin, özellikle yerellerde örgütlenmesi gerektiği konusunda görüş birliğine varıldı. Bu konu, Jineolojî’nin akademileşmesinin geleceği bağlamında da tartışıldı. Dar komite tarzı yerine, Jineolojî çalışmalarının her alanda çok yönlü ve komünal biçimde yaşamsallaştırılması yönünde kararlar alındı. Her kadının kendisini Jineolojî temelinde yürütülen mücadelenin bir parçası olarak görmesi ve sorumluluk üstlenmesi gerektiği vurgulandı.</p>

<p></p>

<p>Jineolojî’nin yöntemlerini de kapsayan pedagoji konusu değerlendirilerek daha yaratıcı, tabandan gelişen ve politik yöntemlerle çalışılması önerildi. Bilginin örgütlü eylemden ve devrimci mücadeleden ayrı tutulmaması gerektiği sürekli vurgulandı. Tartışmalarda Jineolojî’nin ailenin demokratikleştirilmesinde ve erkeğin dönüştürülmesine yönelik tarihsel mücadelede, sınıf mücadelesinin önemi ışığında kolektif ekonomik alternatiflerin inşasında, sanat ve kültürün özgürleştirilmesinde rol oynaması gerektiği belirtildi. Gençlerin bu süreçte gerçek anlamda öncü bir güç hâline gelmesi gerektiği vurgulandı. Gençlerin sonradan akla gelen bir unsur olarak görülmemesi, sorun ve ihtiyaçlarına yaratıcı biçimde yanıt verilmesi ve sürece etkin şekilde katılmalarının sağlanması gerektiği ifade edildi.</p>

<p></p>

<p>Kapitalist yıkım karşısında yaşamı savunmanın temel mücadele alanlarından biri olan ekolojinin, Avrupa genelinde gençlik ve kadınların öncülük ettiği hareketlerle birlikte teorik düzeyden çıkarılarak somut bir eylem alanına dönüştürülmesi gerektiği belirtildi. Bilgi ve düşüncenin dolaşımını, ortaklaştırılmasını ve demokratikleştirilmesini sağlayacak yayıncılık, basın ve medya çalışmaları alanında somut adımlar atılması da öneriler arasında yer aldı. Jineolojî’nin yalnızca geçmişi incelemek ve bugünü analiz etmekle sınırlı kalmaması gerektiği vurgulandı. Yeni teknolojiler ve Üçüncü Dünya Savaşı bağlamında şiddetin teşvik edilmesi karşısında, herkesin yakın geleceği okuyabilmesini sağlayacak bir işlev üstlenmesi gerektiği belirtildi. Jineolojî’nin felsefi ve metodolojik yaklaşımlarının halkları ve mücadeleleri bir araya getirme çabasına katkı sunması gerektiği ifade edildi.</p>

<p></p>

<p>KOMÜNLER DEMOKRATİK YAŞAMIN İNŞA ALANLARIDIR</p>

<p></p>

<p>Jineolojî’nin yaşamla kurduğu bağ, komünal toplumu inşa etme arayışımızda somutlaşır. Komün; emeğin, bilginin ve sorumluluğun paylaşıldığı, kararların birlikte alındığı ve her kadının kendi iradesiyle ortak yaşama katıldığı bir alandır. Özgürlük ilişkilerimizde filizlenir; eşitlik, emeğin ve sorumlulukların paylaşılmasıyla kök salar; demokrasi, herkesin sözünün yaşamın kuruluşunda karşılık bulmasıyla gelişir. Bu nedenle komünleri yalnızca örgütlenme biçimleri olarak değil, Jineolojî’nin özgürlük bilgisinin yaşama dönüştüğü alanlar olarak görüyoruz. Kadınların emeğini görünür kılan, iradesini güçlendiren ve erkek egemen ilişkileri dönüştüren komünal pratikleri çoğaltmanın ortak sorumluluğumuz olduğu vurgulandı.</p>

<p></p>

<p>KADIN ÖZGÜRLÜĞÜ YÖN VERECEK</p>

<p></p>

<p>Jineolojî’nin kadınların tarihsel hafızasından, düşünsel birikiminden ve özgürlük mücadelesinden beslenen perspektifinin demokratik toplumun inşasına yön vermesini; kadınların öncülüğünün ve iradesinin toplumsal yaşamın kurucu gücü hâline gelmesini önemsiyoruz. Kadın özgürlüğüyle derinleşen bir barışın toplumsal yaşamda kök salacağına, kadın iradesiyle örülen bir demokrasinin özgür ve komünal bir geleceğin yolunu açacağına inanıyoruz. Bu konferansla birlikte Jineolojî çalışmalarını derinleştirmeyi, kolektif öğrenmeyi güçlendirmeyi, kuşaklar ve farklı kadın mücadeleleri arasında dayanışmayı büyütmeyi ve komünal yaşam deneyimlerini yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Bilginin yaşamdan, düşüncenin emekten, özgürlüğün ortak sorumluluktan kopmadığı bir yol yürümekte kararlıyız.</p>

<p></p>

<p>Deneyimlerimizi birbirimize kapatmadan, eksikliklerimizle yüzleşerek ve her yerelin sesini ortak üretimin parçası hâline getirerek ilerleyeceğiz. Kadınların bilgi ve deneyimlerini buluşturan, ortak üretimi süreklileştiren ve özgürlük mücadelesini gündelik yaşamda güçlendiren çalışmaların gelişmesi için çaba göstereceğiz. Çünkü hakikat, birlikte açığa çıkarılan yaşamdır. Özgürlük, geleceğe ertelenen bir vaat değil, bugün kurduğumuz ilişkilerde büyüttüğümüz umuttur. Jineolojî ile bilgimizi özgürleştiriyor, komünlerle toplumsal bağlarımızı yeniden örüyor, kadınların iradesini demokratik yaşamın kurucu gücü hâline getiriyoruz. Hafızadan geleceğe, sözden yaşama uzanan yolu birlikte örüyoruz. Toplumsallaşmayı Jineolojî perspektifiyle örüyor, kadın özgürlüğünü demokratik toplumun kökü hâline getiriyor, demokratik ve komünal toplumu komünlerle inşa ediyoruz.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 26 16:59:56 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/kadin/jineoloj-konferansinin-sonuc-bildirgesi-kadin-ozgurlugu-h108663.html">Jineolojî Konferansının sonuç bildirgesi: Kadın özgürlüğü geleceğe yön verecek</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/bakirhan-bursada-konustu-baris-ertelenecek-bir-mesele-degildir-h108662.html</link>
		<title>Bakırhan Bursada konuştu: Barış ertelenecek bir mesele değildir</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[Partisinin Bursa Kongresi’nde konuşan Tuncer Bakırhan, “Barış ertelenmesi, geciktirilmesi gereken bir mesele değil. Türkü, Kürdü, devrimcisi, sosyalisti birlikte demokratik bir basınç oluşturarak iktidarı adım atmaya zorlamalıyız. Aksi halde iktidar istediği gibi devam eder” dedi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Bursa İl Örgütü, 5'inci Olağan Kongresi’ni Orhangazi ilçesinde bulunan bir davet salonunda gerçekleştirdi. Sarı, kırmızı ve yeşil renklerle süslenen kongre salonuna, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın posteri ile “Genç başladık genç başaracağız” pankartı asıldı. Eş Genel Başkan Tuncer Bakırhan, demokratik kitle örgütleri temsilcileri ve çok sayıda yurttaşın katıldığı kongre saygı duruşuyla başladı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Ardından Tuncer Bakırhan, Kürt özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenleri anarak konuşmasına başladı. Bakırhan, “Türkiye parlamentosunun 3’üncü büyük üçüncü büyük partisiyiz. Bir daha Suruçlar, Roboskîler yaşanmasın diye faili meçhuller olmasın diye, Kürdün Türkün Çerkezin Alevinin, kadının özgürce ve eşit şartlarda yaşadıkları bir Türkiye’yi öreceğiz” dedi.</p>

<p></p>

<p>EKONOMİK KRİZ&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bursa’daki gelir eşitsizliğine dikkati çeken Bakırhan, “Bursa’da zenginlik var ancak emekçi bundan pay alamıyor, yoksul bundan pay alamıyor. Yerinden yurdundan edilip buraya gelen yurttaşlar burada iş, ekmek bulamıyor. İnsanlar kira borcunun derdine düşmüş. Yıldırım ile Nilüfer arasında büyük bir fark var” diye belirtti. Antalya’da bir yurttaşın “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla kendisini tutuklattığını hatırlatan Bakırhan, “Tutuklanan insan bunu niye yaptı biliyor musunuz? Dışarıda kalacağı yer yiyeceği ekmek olmadığı için. En azından cezaevinde karnım doysun diyerek bunu yaptı. İnsanlar barınmak ve karnını doyurmak için kendi kendisini tutuklattırıyor. Bu, ülkenin ekonomisinin hangi noktaya geldiğinin en iyi örneğidir” ifadelerini kullandı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>‘ÖRGÜTLENMEYE DEVAM ETMELİYİZ’</p>

<p></p>

<p>DEM Parti’nin 86 milyon insanın eşit ve adilce yaşaması için mücadele yürüttüğünü belirten Bakırhan, “Bir gün iktidar olabilirsek, ülkeyi yolsuzluğun, rantın olmadığı açık şeffaf bir biçimde yöneteceğiz. Size bunun sözünü veriyor. Bu yıl hep birlikte Bursa’da kongre yapıyoruz. Burada ilk çalışma yürüttüğüm süreçlerde geçtim. O zaman bana DEM Parti kurulacak ve bu parti Türkiye’nin 3’üncü büyük partisi olacak deselerdi inanmazdım. Ama şimdi ne kadar gurur duysak azdır. Biz dünyada örnek bir partinin üyeleriyiz. Bugün de Bursa’da kongre yapıyoruz. Bu kadar baskıya rağmen hala Bursa’da halkları bir araya getiren bir parti olmaktan gurur duymak gerekiyor. Evet, iktidar olacağız ama bunun için güçlü olmamız gerekiyor. Bu yüzden herkesi kendi parti zeminimize çekeceğiz. Bursa’nın diğer il ve ilçelerinde de örgütlenecek. Mevcut altyapımızda yetinmeyeceğiz. Bunun için Bursa’nın her sokağı her caddesi, her fabrikası, her iş yeri bizim çalışma alanımız ve sahamız olmak zorundadır. Bu parti Selehattinlerin, Figenlerin, Nazmilerin, Leylaların Ayşe Gökhanların, Vedat Aydınların, Mehmet Sincarların partisidir. Bugüne kadar önemli bir aşama kat ettik. Ancak bu yeterli değil. Eko kırımın, kadın kırımının durması için daha kat edilecek çok yol var. Yoksulluğun işsizliğin durması için Kürdün kendi anadiliyle kimliğiyle eşit yurttaşlık temelinde yol yürümesi için varız” diye belirtti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>FON VURGUNU HATIRLATMASI</p>

<p></p>

<p>Eylül ayında ortaya çıkan fon vurgununa değinen Bakırhan, bu vurguna imza atanların hala hiçbir şey olmamış gibi davrandığını ancak vurguna dair eleştiride bulunanların ise gözaltına alındığını, tutuklandığını belirtti. Bakırhan, “Bizim yerel yönetim anlayışımızda emekçi, yoksul, genç var. Hizmet var. Kimse cebini ve kasasını doldurarak gitmiyor. Ekonomi, yargıdaki sorunları gidermek, bu sistemi ve anti demokratik uygulamaları ortadan kaldırmak için DEM Parti’yi büyüterek iktidara getireceğiz” dedi.</p>

<p></p>

<p>‘İKTİDAR ADIM İÇİN NEYİ BEKLİYOR?’</p>

<p></p>

<p>Süreçteki gelişmelere de değinen Bakırhan, şöyle devam etti: “Bir taraftan da bir süreç yürütüyoruz. Hem bir taraftan müzakere bir taraftan da muhalefet yaparız. Nerede olursak olalım ilkelerimize göre hareket ederiz. Müzakerenin de kıymetini biliriz, onun için gereken çabayı da samimi ve dürüstçe ortaya koyarız. Ama son vurgunun da açığa çıkması için Meclis’te Gülistan Kılıç Koçyiğit ve vekilimizin de yaptığı gibi elimizi masaya vurabiliriz. Biz öylesine oluşan bir parti değiliz. Partimiz, sizin ödediğiniz bedeller ve emeklerle ortaya çıkan bir bütündür. Bu iktidarla barış olmaz diyenler de var. Ama şunu söylemek istiyorum. Barış karşınızda kim olursa olsun yürütülen bir şeydir. Barış ertelenmesi, geciktirilmesi gereken bir mesele değil. Her barışmadığımız süreç içerisinde Türk ve Kürt gençlerinin yaşamı sonlanıyor. Dolayısıyla barışı kurumsallaştırmak için karşımızdaki muhatap kimse Türkü, Kürdü, devrimcisi, sosyalisti ile birlikte demokratik bir basınç oluşturarak iktidarı adım atmaya zorlamalıyız. Biz atmaya zorlamadığımız müddetçe her şey iktidarın istediği gibi devam eder. Onun için barış süreci tarihidir ve önemlidir. Kiminle yürütüldüğünün tartışması yerine barış sürecinde iktidara adım attırmak için ortak mücadele etmek, barış sürecine ortak destek vermek gerekiyor. Sayın Öcalan çok önemli bir risk aldı. O, bu kadar samimi adımlar atmışken iktidar neyi bekliyor? Kayyımları geri çekmek, AİHM-AYM kararlarını uygulamak için neyi bekliyor? Kürtler 7’den 70’e bu barışı sağlamak için mücadele ediyor. İktidara sesleniyoruz; adım atmak için beklemeyin. Başta cezaevlerinden başlayın. Selçuk Kozağaçlı’dan, Can Atalay’dan, Demirtaş ve Yüksekdağ’dan başlayın. Her gün kadınları katleden bu cezasızlık politikalarından, eko kırımdan başlayın. Federe Kürdistan'da bir konferansa katılmıştık. Orada herkesin Türkiye'deki barış sürecini önemsediğini gördük. Bu barışın Ortadoğu'yu da iyileştireceğini söylüyorlardı. Yani bizim barışımız sadece bizi ilgilendirmiyor. Bizim sağlayacağımız onurlu barış aynı zamanda Ortadoğu'ya, bölgeye de onurlu bir barışı getirebilir. Bizim barışımız Beluçların, Filistinlilerin mücadelesini güçlendirebilir. Orada Kürtler arası birliğin önemini bir kez daha gördük. Bu birlik her parçada Kürdün hakkı için bir ihtiyaçtır. Önce kendimiz arasında daha sonra demokratik bir birlikle örgütlenmeyi geliştirirsek, daha güzel bir Türkiye yaratacağımıza inanıyorum.”</p>

<p></p>

<p>Konuşmaların ardından yapılan seçimlerde, DEM Parti Bursa İl Örgütü’nün eşbaşkanlığına Rabia Toktaş ve Mahkum Taş seçildi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 26 16:58:57 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/bakirhan-bursada-konustu-baris-ertelenecek-bir-mesele-degildir-h108662.html">Bakırhan Bursada konuştu: Barış ertelenecek bir mesele değildir</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/sise-getirene-1-lira-uc-bucuk-ayda-100-bin-ambalaj-h108661.html</link>
		<title>&amp;#039;Şişe getirene 1 lira&amp;#039;: Üç buçuk ayda 100 bin ambalaj biriktirdi</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[‘Şişe getirene 1 lira’ veren ‘DOA’ logolu ürünlere depozito sisteminde Samsun’da bir kişi üç buçuk ayda 100 bin ambalaj biriktirdi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>DOA,&nbsp;‘depozitosu olan ambalajlar’&nbsp;anlamına geliyor. Kararla iade bedeli verilmesi ve bu yolla hem&nbsp;‘çevre dostu bir adım atılması’&nbsp;hem de geri dönüşümden kazanç elde edilmesi planlanıyor.</p>

<p>4 Temmuz’da Türkiye Çevre Ajansı ve DOA’nın resmi sosyal medya hesaplarından&nbsp;‘100 bin ambalaj challenge’&nbsp;adlı kampanya başlatılmıştı. Samsun’un Alaçam ilçesinden Turgay Baş, 100 bin depozitolu ambalaj biriktiren ilk kişi oldu.</p>

<p>Toybelen Sanayi Sitesi’ndeki sayma doğrulama merkezinde düzenlenen törenle Baş’a ödülü verildi. Türkiye Çevre Ajansı Başkanı Nurullah Öztürk şunları söyledi:</p>

<p>* Turgay kardeşimizin evinden 100 bin ambalajı aldık, sayma doğrulama merkezine getirdik ve saydık. Cüzdanına aktardık.</p>

<p>* Hedefimiz Türkiye çapında 140 sayma doğrulama merkezi ve 600 sayma doğrulama hattıdır. İki sene içinde ulusal entegrasyon dönemini bitirdiğimizde 600 sayma doğrulama hattına ve 140 sayma doğrulama merkezine ulaşacağız.</p>

<p>* Samsun için yaklaşık 1 milyar depozitosu olan ambalaj olduğunu öngörüyoruz. Bu 1 milyar depozitosu olan ambalajı da 20 sayma doğrulama hattıyla toplayacağız. Bu makineler yazılımından tüm teknolojisine kadar yerli bir uygulamadır. Bunun yanında otel, restoran, kafelerimizden manuel toplayacağız bunları. Bu şekilde inşallah Türkiye’mizde üretilen 25 milyar depozitosu olan ambalajı geri dönüşüme ve sanayiye kazandırmayı hedefliyoruz.</p>

<p>100 bin ambalaj toplayan Baş’sa&nbsp;“100 bin ambalajı yaz ayı olması nedeniyle festivallerden, düğünlerden topladım”dedi.</p>

<p>DOA uygulaması</p>

<p>Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) adlı dijital uygulama da çıkarıldı, telefonlarındaki uygulama marketlerinden indirilebiliyor.</p>

<p>Uygulamayla en yakın DOA iade makinesi görülebiliyor. İade bedeli DOA uygulamasındaki dijital cüzdana yüklenecek.</p>

<p>Biriken tutar banka hesaplarına aktarılabilir ya da ATM’lerden direkt nakit olarak çekilebilir. Ayrıca anlaşmalı işyerlerinde alışveriş de yapılabilecek.</p>

<p>Hangi DOA logolu ürünler iade edilebilecek?</p>

<p>İade edilebilecek ürünler şöyle tanımlanıyor:&nbsp;“Tek kullanımlık 0,10 – 3,01 litre arasındaki pet, cam, alüminyum şişe/kutu ambalajlı ürünlerden üzerinde DOA İşareti bulunan boş ambalajları iade edebilirsin.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 26 11:50:59 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/sise-getirene-1-lira-uc-bucuk-ayda-100-bin-ambalaj-h108661.html">&amp;#039;Şişe getirene 1 lira&amp;#039;: Üç buçuk ayda 100 bin ambalaj biriktirdi</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/selden-etkilenen-esnafa-nakit-destegi-h108660.html</link>
		<title>Selden etkilenen esnafa nakit desteği</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[İstanbul’da meydana gelen selden etkilenen esnafa 80 milyon lira destek dağıtılacak.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>13 Ekim’de başlayan sağanak yağış ve fırtına İstanbul’da yaşamı olumsuz etkiledi. 13-15 Ekim’de 48 saatte metrekareye düşen yağış miktarı eylül-ekimin uzun dönem ortalamasını geçti.</p>

<p>Söz konusu iki günde en fazla yağış metrekareye 274,4 kiloyla Beykoz istasyonunda ölçülürken bu ilçeyi 222,2 kiloyla Arnavutköy, 208,3 kiloyla Sarıyer, 203,3 kiloyla Eyüpsultan takip etti.</p>

<p>48 saatte yağış miktarının 200 kilonun üzerine çıktığı ilçe sayısı dört oldu.</p>

<p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat selden etkilenenlerin yanında olduklarını belirtti:</p>

<p>* 14-15 Ekim tarihlerinde İstanbul’da meydana gelen ve 84 yılın en şiddetli yağışı olarak kayıtlara geçen yağışların yol açtığı sel felaketinden etkilenen esnafımızın, acil ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla 80 milyon lira nakdi destek sağlanacaktır.</p>

<p>* TESKOMB (Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri Birlikleri Merkez Birliği) aracılığıyla 19 Ekim Pazartesi günü İstanbul Valiliği emrine gönderilecek destek, valiliğimiz koordinasyonunda, sel felaketinden etkilenmiş olan esnafımıza ulaştırılacaktır. Tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 26 11:50:05 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/selden-etkilenen-esnafa-nakit-destegi-h108660.html">Selden etkilenen esnafa nakit desteği</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/istanbul-da-baraj-doluluk-orani-yuzde-50-yi-gecti-h108659.html</link>
		<title>İstanbul&amp;#039;da baraj doluluk oranı yüzde 50&amp;#039;yi geçti</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[İstanbul’da baraj ortalama doluluk oranı, son günlerdeki sağanak yağmur etkisiyle yüzde 52,43 seviyesine yükseldi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre 13 Ekim’de başlayan yağışlar barajlarda su seviyesinin yükselmesine neden oldu.</p>

<p>Kente su sağlayan barajlardaki doluluk oranı dört günde 14,37 puan arttı. 14 Ekim’de yüzde 38,06 olan ortalama doluluk oranı bugün (18 Ekim) itibarıyla yüzde 52,43’e yükseldi.</p>

<p>Barajların doluluk oranları şöyle:&nbsp;</p>

<p>Istrancalar: Yüzde 70,48</p>

<p>Terkos: Yüzde 36,67</p>

<p>Sazlıdere: Yüzde 30,95</p>

<p>Alibey: Yüzde 75,03</p>

<p>Büyükçekmece: Yüzde 30,18</p>

<p>Ömerli: Yüzde 66,62</p>

<p>Darlık: Yüzde 75,75</p>

<p>Elmalı: Yüzde 77,48</p>

<p>Pabuçdere: Yüzde 3,58&nbsp;</p>

<p>Kazandere: Yüzde 8,08</p>

<p>İSKİ istatistiklerine göre, 18 Ekim tarihli baraj doluluk oranları 2022’de yüzde 44,25, 2023’te yüzde 21,29, 2024’te yüzde 34,38, 2025’te yüzde 24,51 iken bugünkü oran yüzde 52,43 olarak belirlendi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 26 11:49:19 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/istanbul-da-baraj-doluluk-orani-yuzde-50-yi-gecti-h108659.html">İstanbul&amp;#039;da baraj doluluk oranı yüzde 50&amp;#039;yi geçti</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/ozel-den-erdogan-a-fon-krizi-tepkisi-hepiniz-ordasiniz-h108658.html</link>
		<title>Özel&amp;#039;den Erdoğan&amp;#039;a fon krizi tepkisi: Hepiniz ordasınız</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, fon krizi üzerinden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#039;a yüklendi]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Yozgat İl Başkanlığı seçiminin ardından Kırıkkale'deki İl Başkanlığı seçiminde konuştu.</p>

<p>ERDOĞAN'A FON TEPKİSİ: HEPİNİZ ORDASINIZ&nbsp;</p>

<p>Fon krizi soruşturması üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yüklene Özel, "Bir büyükelçinin, bir Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanının, bir İstişare Kurulu üyesinin, bir Varlık Fonu yöneticisinin atanmış olması evet, önemli. Ama bu fonların içeride tutuklu olanlarının, dışarıda tutuksuz olanlarının, adlı söylenenlerin, gizlenenlerin, hepsinin altında Recep Tayyip Erdoğan’ın teker teker imzası var. Bugün Karar gazetesinin manşetinde gördüm. İki tane 200 liranın üzerindeki imza, 50 liranın üzerindeki imza, üçünün de Merkez Bankası adına atılmış imzalar, fon vurgununda Erdoğan tarafından görevlendirilmiş ve suçüstü yakalanmış kişilere aittir. O yüzden buradan açıkça söylüyorum. Sayın Erdoğan dinlesin. Zaman zaman Cumhuriyet Halk Partisi’ndeyken biz, bir takım çelişkilerden istifade etmek isteyerek birbiriyle uyumlu, uyaklı cümleler kurardı. Belki hatırlar. Şimdi ben kendisine söylüyorum. Sayın Erdoğan, bunları atayan AK Partili. Atananlar AK Partili. Soyanlar AK Partili. Soyulanlar AK Partili. Biz bu işin hiçbir yerinde yokuz. Hepiniz oradasınız, hepiniz oradasınız" dedi.</p>

<p>'FON ŞİRKETLERİNİN YÖNETİMİNE AKP'Lİ İSİMLERİ DIŞ GÜÇLER Mİ ATADI?'</p>

<p>Özgür Özel sözlerine şöyle devam etti:</p>

<p>"Geçmişte bakanların yatak odalarından, ayakkabı kutularından paralar çıktığında önce ‘FETÖ’cüler koydu’ deyip, sonra faiziyle geri isteyenler bunlar. Her zaman başına bir şey geldiğinde suçu başkasına atıp, kendisini temize çeken bunlar. Geçen gün şuna uğraşıyor. ‘Bu fon meselesinde dış güçler sabotaj yapıyor’ diyor. Sayın Erdoğan buradan soruyorum. Fon şirketlerinin yönetimlerine, o AK Partili isimleri dış güçler mi atadı? Fatma Betül Sayan Kaya’nın 2,2 milyarlık vurgununu dış güçler mi yaptırdı? ‘Türkiye Yüzyılı’ sloganını bulan milletvekiline yüzyılın soygununu tasarlamayı dış güçler mi öğretti? Partinin Sözcüsü Ömer Çelik’i fon vurguncusu ile Bodrum’da baş başa tatile dış güçler mi gönderdi? Hayati Bey’in oğlunun mal varlığına savcılar, hakimler el koydu da mal varlığındaki tedbiri dış güçler mi kaldırttı? Siz bu dolapları hep beraber çevirdiniz. Milletin parası çalınırken tam da orada hep birlikteydiniz.”&nbsp;</p>

<p>'MİLLETİN 110 MİLYAR DOLARI GİTMİŞ HESAP VERECEĞİ YERDE HÂLÂ MİLLETLE ALAY EDİYOR'</p>

<p>Erdoğan'ın "Toplam fon sayısının yüzde 4,6’sında bir sorun çıktı. Büyütmeyin" dediğini belirten Özel, "Küçültmeye çalıştığı iş depremden büyük hasar bırakmış memlekete. Yahu milletin 110 milyar doları gitmiş, hesap vereceği yerde hâlâ milletle alay ediyor" dedi.</p>

<p>FON MAĞDURLARINA SESLENDİ: SEN ONLARLA AYNI TARAFTA SESLENDİ&nbsp;</p>

<p>Vurgunda mağdur olan AKP'li seçmenlere seslenen Özel, "Buradan AK Partili ve bu fonda parasını kaptırmış, sesini kimseye duyuramayan mağdurlara sesleniyorum. ‘12 milyon üyemiz var’ diyor. Ne gün gelip de size bir şey sordular? Ne gün bizim gibi üyeyi işin merkezine koydular? Oy alırken AK Partili ama imtiyaz görenler ta en tepedeki. AK Partili olup da o tepedekiler gibi bir eli yağda, bir eli balda olanlar, istediğini istediği yere atayanlar, yatlarda, katlarda, kotralarda gezenler varken burada seçim zamanı hatırlanan 23 bin lira emekli maaşıyla sefalet çeken, ürünü, sütü, tarlada yetiştirdiği ürünü para etmeyen, bankaya borçlarını ödeyemeyen, aldığı maaşla geçinemeyen ama cebinde bir zaman birileri kaydetti diye AK Parti üyeliği olanlara söylüyorum. Sen onlarla aynı tarafta değilsin, sen bizimle aynı taraftasın. Yanımıza gelirsen bu iktidarı değiştireceğiz, senin de yüzünü güldüreceğiz" çağrısında bulundu.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 26 18:46:41 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/ozel-den-erdogan-a-fon-krizi-tepkisi-hepiniz-ordasiniz-h108658.html">Özel&amp;#039;den Erdoğan&amp;#039;a fon krizi tepkisi: Hepiniz ordasınız</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/erbakandan-sirkeli-su-ile-yikama-olayina-iliskin-aciklama-h108657.html</link>
		<title>Erbakandan sirkeli su ile yıkama olayına ilişkin açıklama: Gereken ihtarı verdik</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Muğla&#039;da DEM Parti İl Örgütü&#039;nün basın açıklaması yaptığı meydan, Yeniden Refah Partisi Muğla İl Teşkilatı tarafından sirkeli suyla yıkanmıştı. Genel Başkan Fatih Erbakan, &quot;Yanlış bir hareket. Kendilerine uyarıyı yaptık, gereken ihtarı verdik&quot; açıklamasında bulundu. Erbakan, olayla ilgili görevden alma ihtimalinin de gündemde olduğunu ifade etti.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Yeniden&nbsp;Refah&nbsp;Partisi&nbsp;Genel&nbsp;Başkanı&nbsp;Fatih&nbsp;Erbakan,partisinin&nbsp;Muğla&nbsp;İl&nbsp;Teşkilatı'nın,&nbsp;kentte&nbsp;DEM&nbsp;Parti'ninaçıklama&nbsp;yaptığı&nbsp;alanı&nbsp;sirkeli&nbsp;su&nbsp;ve&nbsp;arap&nbsp;sabunuylayıkaması&nbsp;sonrası&nbsp;başlayan&nbsp;tartışmalara&nbsp;ilişkin&nbsp;sorularıyanıtladı.</p>

<p>"Gereken&nbsp;ihtarı&nbsp;verdik"</p>

<p>Eylemi&nbsp;tasvip&nbsp;etmediklerini&nbsp;dile&nbsp;getiren&nbsp;Erbakan,"Yanlış&nbsp;bir&nbsp;hareket.&nbsp;Bizim&nbsp;de&nbsp;tasvip&nbsp;etmediğimiz&nbsp;birhareket.&nbsp;Kendilerine&nbsp;uyarıyı&nbsp;yaptık,&nbsp;gereken&nbsp;ihtarıverdik.&nbsp;Burada&nbsp;yaptığımız&nbsp;konuşmada&nbsp;da&nbsp;ifadeettiğimiz&nbsp;gibi,&nbsp;biz&nbsp;Erbakan&nbsp;Hocamızın&nbsp;Doğu&nbsp;veGüneydoğu&nbsp;ile&nbsp;ilgili&nbsp;politikalarını&nbsp;aynı&nbsp;şekilde&nbsp;takipeden&nbsp;bir&nbsp;partiyiz.&nbsp;Bölge&nbsp;insanına&nbsp;en&nbsp;sıcak&nbsp;yaklaşan,bölge&nbsp;insanının&nbsp;haklarını&nbsp;yıllarca&nbsp;savunan&nbsp;ve&nbsp;bölgeyeen&nbsp;önemli,&nbsp;en&nbsp;büyük&nbsp;yatırımları&nbsp;yapan&nbsp;ErbakanHocamız&nbsp;hangi&nbsp;zihniyetteyse&nbsp;biz&nbsp;de&nbsp;Yeniden&nbsp;RefahPartisi&nbsp;olarak&nbsp;o&nbsp;zihniyetteyiz.&nbsp;Kimseyi&nbsp;dışlamamızveya&nbsp;ayrımcılığa&nbsp;tabi&nbsp;tutmamız&nbsp;söz&nbsp;konusu&nbsp;olamaz.Türk-Kürt&nbsp;kardeşliği&nbsp;konusunda&nbsp;da&nbsp;biz&nbsp;mirasımızıErbakan&nbsp;Hocamızdan&nbsp;aldık.&nbsp;Bu&nbsp;konuda&nbsp;son&nbsp;derecehassasız"&nbsp;ifadesini&nbsp;kullandı.</p>

<p>"Görevden&nbsp;alma&nbsp;durumu&nbsp;olabilir"</p>

<p>Muğla&nbsp;İl&nbsp;Teşkilatı'ndaki&nbsp;görevden&nbsp;alma&nbsp;ihtimalineilişkin&nbsp;de&nbsp;değerlendirmede&nbsp;bulunan&nbsp;Erbakan,&nbsp;konuylailgili&nbsp;görüşmelerin&nbsp;sürdüğünü&nbsp;belirterek,&nbsp;"Onunla&nbsp;ilgilitabii&nbsp;görüşüyoruz.&nbsp;Belki&nbsp;görevden&nbsp;alma&nbsp;durumu&nbsp;daolabilir"&nbsp;ifadelerini&nbsp;kullandı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 26 18:45:43 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/erbakandan-sirkeli-su-ile-yikama-olayina-iliskin-aciklama-h108657.html">Erbakandan sirkeli su ile yıkama olayına ilişkin açıklama: Gereken ihtarı verdik</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/demokratik-birlik-inisiyatifi-nden-toplumsal-sorunlara-karsi-h108656.html</link>
		<title>Demokratik Birlik İnisiyatifi&amp;#039;nden toplumsal sorunlara karşı birlik çağrısı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Demokratik Birlik İnisiyatifi Eşsözcüleri Gülcan Kaçmaz Sayyiğit ile Mehmet Kamaç, Êlih’te düzenlenen buluşmada kalıcı bir barışın inşasının Kürtler arası birlikten geçtiğini söyledi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Demokratik Birlik İnisiyatifi, kadın katliamları, fuhuş, uyuşturucu gibi özel savaş politikalarına dair Pazaryeri Mahallesi’nde bulunan bir salonda toplantı düzenledi. Siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda kişinin katıldığı buluşmada "Bi hişmendiya yekitîya netewî em ji bo çareserkirina pirsgirêkên civaki tên cem hev” pankartı açıldı. Buluşmada konuşan Demokratik Birlik İnisiyatifi Eşsözcüsü Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, son yıllarda hem gençlerin hem de toplumun zor günlerden geçtiğini söyledi.</p>

<p></p>

<p>Kürt sorununun çözümsüzlüğü ve savaştan kaynaklanan sorunlara işaret eden Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, “Binlerce yıldır kendi topraklarımızda yok edildik ve yok sayıldık. Tanınmak ve varlığımızı kabul ettirmek uğruna on binlerce gencimizi kaybettik. Bugün tüm dünya Kürtlerin direnişini biliyor” dedi.</p>

<p></p>

<p>Gülcan Kaçma Sayyiğit, Kürtlerin mücadelesinin kadın öncülüğünde geliştiğini ifade etti.</p>

<p></p>

<p>Kürt halkının varlık mücadelesinde büyük bedeller ödediğine işaret eden Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, “Bu kadar ağır bedeller ödenmesine rağmen ‘Devletle bir barış gerçekleştireceğiz’ diyoruz. Ancak biz henüz kendi iç sorunlarımızı çözebilmiş değiliz. Öncelikle bunlarla ilgilenmemiz gerekiyor. Kendi içimizde kalıcı bir barış inşa etmediğimiz sürece barıştan söz edemeyiz. Sadece Batman’da değil, yıllardır birçok kentimizde olumsuz olaylar yaşanıyor ve toplumumuza büyük zararlar veriyor” diye söyledi.</p>

<p></p>

<p>‘İÇ MESELELERİ ÇÖZMEK ZORUNDAYIZ’</p>

<p></p>

<p>Birlik Eşsözcüsü Mehmet Kamaç ise Kürtlerin son dönemde sağladığı birliğin birçok çevre tarafından rahatsızlığa neden olduğunu belirterek, Kürtlerin topraklarının bölünme sürecinde yaşananlara değindi.</p>

<p></p>

<p>Kürtler arasındaki birlik temasları ve buluşmalarına işaret eden Kamaç, Kürtler arasındaki her temasın sevindirici olduğunu söyledi.</p>

<p></p>

<p>Konuşmaların ardından buluşma basına kapalı devam etti.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 26 18:44:35 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/demokratik-birlik-inisiyatifi-nden-toplumsal-sorunlara-karsi-h108656.html">Demokratik Birlik İnisiyatifi&amp;#039;nden toplumsal sorunlara karşı birlik çağrısı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/saglik-bakanligi-38-bin-hekim-disi-personel-alacak-h108655.html</link>
		<title>Sağlık Bakanlığı 38 bin hekim dışı personel alacak</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı 38 bin hekim dışı personel alacak.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Duyuruyu Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, İstanbul Üniversitesi Hastanesi Çapa Yerleşkesi’nin temel atma töreninde yaptı.&nbsp;</p>

<p>Cumhurbaşkanı alımların 2026 bitmeden yapılacağını söyledi.</p>

<p>Bakanlık, alım takvimi ve detayları önümüzdeki günlerde açıklayacak.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 26 18:43:48 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/saglik-bakanligi-38-bin-hekim-disi-personel-alacak-h108655.html">Sağlık Bakanlığı 38 bin hekim dışı personel alacak</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/dunya/fransa-da-liseliler-ve-ciftcilerin-destek-verdigi-sari-yelekliler-h108654.html</link>
		<title>Fransa&amp;#039;da liseliler ve çiftçilerin destek verdiği sarı yelekliler eylemde</title>
		<category><![CDATA[dunya]]></category>
		<description><![CDATA[Fransa’da liseliler, çiftçiler ve iklim aktivistleri başta olmak üzere toplumun farklı kesimlerinin destek verdiği sarı yelekliler hareketi yüzlerce farklı noktada hayat pahalılığına karşı eylem yapıyor.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>2018’de başlayan ve her yıl hayat pahalılığına karşı sokağa inen sarı yelekliler hareketine eğitim koşullarının iyileştirilmesi için bir aydır eylem yapan liseliler, akaryakıt fiyatlarını protesto eden çiftçiler ve iklim aktivistleri de destek verdi.</p>

<p>Paris Emniyet Müdürlüğü başkentte Elysee Sarayı, Başbakanlık binası ve Champs-Elysees gibi önemli noktalarda eylem yapılmasını yasakladı.</p>

<p>Yasağa rağmen ünlü Champs-Elysees Caddesi’nde dükkan sahipleri mağazaların vitrinlerini panolarla kapattı ve cadde boyunca güvenlik güçleri konuşlandırıldı.</p>

<p>Başkent Paris’in yanı sıra özellikle Lyon, Marsilya, Rennes ve Lille şehirlerinde de eylemler sürüyor.</p>

<p>Eylemlere polis müdahalesi</p>

<p>Başkent Paris’te eylemcilerin toplandığı Cumhuriyet Meydanı’nda polisle eylemciler arasında arbede çıktı. Sosyal medyada eylemcilerin polise molotof kokteyli ve taş fırlattığı anlar yer aldı.</p>

<p>Cumhuriyet Anıtı’na çıkan eylemciler sloganlar attı,&nbsp;Fransa ve Filistin bayrakları dalgalandırdı.</p>

<p>Polis kaynaklarına göre yer yer çöp kovalarının ve durakların ateşe verildiği eylemlerde sabah saatlerinden bu yana yüzü aşkın kişi gözaltına alındı.</p>

<p>Marsilya’daki eylemlerde de şiddet olayları çıkarken göstericilerin Marsilya Belediyesi binasına girmesinin ardından bölgeye takviye çevik kuvvet ekipleri sevk edildi.</p>

<p>Lyon’daki gösterilerde de polis eylemcilere biber gazıyla müdahale etti.</p>

<p>Başkent Paris’te 60 bine, ülke genelindeyse 170 bine kadar kişinin eylemlere katılacağı tahmin ediliyor.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 26 18:42:40 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/dunya/fransa-da-liseliler-ve-ciftcilerin-destek-verdigi-sari-yelekliler-h108654.html">Fransa&amp;#039;da liseliler ve çiftçilerin destek verdiği sarı yelekliler eylemde</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/spor/diagne-amedsporu-ipten-aldi-h108653.html</link>
		<title>Diagne Amedsporu ipten aldı</title>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<description><![CDATA[Amedspor sahasında konuk ettiği Konyaspor’u zorlanmasına rağmen Digane’nin attığı golle yenerek maç fazlasıyla 2. yükseldi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Süper Lig’in 8. haftasında Amedspor, Diyarbakır Stadyumunda Konyaspor’u ağırladı. Karşılaşma Amedspor’un 1-0’lık galibiyeti ile sonuçlandı.</p>

<p>Maçın önemli anları</p>

<p>Maça etkili başlayan Amedspor karşılaşmanın ilk dakikalarında oyunu Konyaspor yarı alanına yıktı.</p>

<p>Karşılaşmanın ilk yarım saatlik bölümünde önemli gol fırsatları yakalayan yeşil-kırmızılı ekip skor tabelasını değiştiremedi. Takımlar ilk devreyi 0-0’lık skorlar tamamladı.</p>

<p>Maçın ikinci yarısında da gol fırsatları yakalayan ev sahibi ekip karşılaşmanın ikinci yarım saatlik dilimde de golcü oyuncuları Saba ve Orban’la kazandığı fırsatları gole dönüştüremedi.</p>

<p>Karşılaşmanın 68. dakikasında Krasniqi’nin ara pası sonucu kaleciyle karşı karşıya kalan Orban topu ağlarla buluşturamadı.</p>

<p>Maçın son çeyrek diliminde ataklarını sıkılaştıran Amedspor, 77. dakikada Ballet’in ceza sahası dışındaki vuruşundan ve 79. dakikada Krasniqi’nin kaleciye karşı karşıya pozisyonundan yararlanamadı.</p>

<p>Maçın 86. dakikasında Amedspor’da Saba’nın yaptığı ortayı gole çeviren Digane takımını 1-0 öne geçirdi.</p>

<p>Karşılaşmada başka gol olmazken Amedspor maç fazlasıyla 2. yükseldi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 26 18:15:47 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/spor/diagne-amedsporu-ipten-aldi-h108653.html">Diagne Amedsporu ipten aldı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/azerbaycan-turk-gazeteci-hakkinda-uluslararasi-arama-karari-cikardi-h108652.html</link>
		<title>Azerbaycan, Türk gazeteci hakkında uluslararası arama kararı çıkardı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Azerbaycan, ‘okullarda başörtüsü yasağı’ nedeniyle cumhurbaşkanı İlham Aliyev’i hedef alan Türk gazeteci Celal Çiftçi hakkında uluslararası arama kararı çıkardı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Çiftçi, sosyal medyadan Aliyev’i hedef alan yapay zeka üretimi bir görsel paylaştı. Aliyev’in tahttan devrildiğini gösteren görsele&nbsp;“Sonunda devrileceksin ey zalim! Allah’a savaş açanlar kaybetmeye mahkûmdur!”&nbsp;notunu da düştü.</p>

<p>Azerbaycan başsavcılığı, dün konuya ilgili ceza davası açıldığını duyurdu. Azerbaycan’ın resmi haber ajansı&nbsp;Azertac’ın aktardığına göre&nbsp;Çiftçi,&nbsp;‘Azerbaycan hükümetini darbeyle devirmeye çağırmak’&nbsp;ve&nbsp;‘dini aşırılığı teşvik’le suçlanıyor.</p>

<p>Diğer bazı kişileri de kapsadığı açıklanan soruşturmada Türkiye’den yardım talep edildiği bildirildi.</p>

<p>Çiftçi paylaşımı kaldırıp özür diledi</p>

<p>Öte yandan Çiftçi yeni bir paylaşım yaparak&nbsp;‘kardeş Azerbaycan’da yol açtığı kırgınlık ve üzüntü nedeniyle pişman’olduğunu belirtip Azerbaycan devleti ve halkından özür diledi.</p>

<p>Aynı zamanda Anadolu Basın Birliği genel başkan yardımcısı olan paylaşımını da kaldırdı ve suçlamaları kabul etmediğini, bundan sonra daha özenli olacağını yazdı.</p>

<p>Azerbaycan ‘okullarda başörtüsü yasağı’</p>

<p>Azerbaycan hükümeti, 21 Eylül’de bir yönetmelikle devlete ait ortaokullarda formasının bütünlüğünü bozan ve laiklik ilkesiyle bağdaşmayan kıyafetleri yasakladı.</p>

<p>BBC’nin aktardığına göre&nbsp;yönetmelikte&nbsp;‘başörtüsü’&nbsp;sözcüğü geçmiyor, herhangi bir dini kıyafete de doğrudan değinilmiyor. Fakat bazı medya kuruluşları ve din adamları, değişikliği okullarda başörtüsünün yasaklanmasına yordu. Tartışma daha sonra Türkiye ve İran’a da sıçradı; buradaki din adamları da Azerbaycan hükümetini eleştirmeye başladı.</p>

<p>Ayrıca Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin okula alınmadığı, bu nedenle protestolar yapıldığı bildirildi.</p>

<p>12 Ekim’de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Başdanışmanı Oktay Saral, X’ten&nbsp;“Eğitim hakkı hiçbir ideolojik dayatmaya kurban edilemez! Azerbaycan’ın bu yanlıştan bir an önce dönmesini bekliyoruz”&nbsp;diye yazdı.</p>

<p>Aliyev’in liderliğindeki Yeni Azerbaycan Partisi (YAP), Saral’ın açıklamasını&nbsp;‘üzüntüyle karşıladı’.</p>

<p>Bir açıklama YAP, Türkiye’de&nbsp;‘AKP iktidarına yakınlığıyla bilinen bilgi kaynaklarında Azerbaycan hakkında gerçeği yansıtmayan, taraflı, iftira ve karalama nitelikli haberlerin yayınlandığını’&nbsp;öne sürüp şöyle dedi:</p>

<p>“Türkiye’nin kendi içinde dini ve laik değerler etrafında yürütülen siyasi tartışmalar toplumdaki kutuplaşmayı derinleştirmektedir. Başörtüsü gibi hassas meselelerin siyasi manipülasyon ve bölücülük aracı olarak kullanılmasının ne Türk halkının birliğine ne de genel olarak İslam dünyasının dayanışmasına hizmet ettiğine inanıyoruz. Bu tür meselelerin Azerbaycan’a karşı bir siyasi baskı aracı olarak kullanılmasıysa özellikle kabul edilemezdir. AKP iktidarını bu zararlı politikadan vazgeçmeye çağırıyoruz.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 26 15:33:17 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/azerbaycan-turk-gazeteci-hakkinda-uluslararasi-arama-karari-cikardi-h108652.html">Azerbaycan, Türk gazeteci hakkında uluslararası arama kararı çıkardı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/hasta-tutsaklar-yildirim-adsiz-ve-bayram-icin-tahliye-cagrisi-h108651.html</link>
		<title>Hasta tutsaklar Yıldırım, Adsız ve Bayram için tahliye çağrısı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Hasta tutsaklar Celal Yıldırım, Burhan Adsız ve Neytullah Bayram’ın durumuna dikkat çekilen eylemlerde tahliye edilmeleri talep edildi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Hasta tutsakların durumlarına dikkat çekmek amacıyla İstanbul, Ankara ve İzmir’de eylem düzenlendi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>İSTANBUL</p>

<p></p>

<p>İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, her hafta düzenlediği “F Oturması”nın 760’ıncısı Beyoğlu’nda bulunan dernek binası önünde gerçekleştirdi. Bu haftaki eylemde, Urfa 2 No’lu T Tipi Cezaevi’nde tutulan ağır hasta tutsak Celal Yıldırım’ın sağlık durumunu dikkat çekildi. Eylemde, “Hasta mahpus Celal Yıldırım serbest bırakılsın” pankartı açılırken, “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”, “Tedavi haktır engellenemez”, “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır” sloganları atıldı. Eylemde, basın metnini İHD üyesi Taylan Bekin okudu.</p>

<p></p>

<p>Yıldırım’ın 2 Ekim’de kalp krizi geçirdiğini vurgulayan Bekin, “Celal Yıldırım’ın kalp yetmezliği ve ileri derecede bel fıtığı hastası olup, bu hastalıklara bağlı ağır sağlık sorunları yaşamaktadır. Ailesinin verdiği bilgiye göre 2024 yılında bel fıtığı ameliyatı sonrası tedavisi devam ederken tutuklanan Celal Yıldırım’ın sağlığı, tutuklanmasını takiben hapishane koşullarına bağlı olarak hızla bozuldu. 2 Ekim günü durumunun ağırlaşması üzerine götürüldüğü Hilvan Devlet Hastanesi’nde yapılan tetkiklerde kalp krizi geçirdiğinin anlaşılması üzerine, Urfa Eyyubiye Devlet Hastanesi’ne sevk edildi ve anjiyo yapılarak tıkalı iki damarı açıldı. Ancak hastaneye geç götürülmesi nedeniyle kalp yetmezliği geliştiği bilgisi verildi. Yoğun bakımda kısa bir süre tutulduktan sonra, henüz tedavisi devam ederken ve doktorların enfeksiyon gelişebileceği ve bu durumun yaşamsal risk yaratacağı yönündeki uyarılarına rağmen, hastaneden çıkarılarak hapishaneye geri götürüldü” dedi.</p>

<p></p>

<p>Bekin, Yıldırım’ın kardeşinin gönderdiği mesajı aktardı: “En son 5 Ekimde yani geçtiğimiz hafta pazartesi günü savcılık kararıyla 5 dakikalık bir görüşmesi oldu annemle. Onun dışında görüşemedik, bugün de tekrar cezaevine götürüldüğünü duyduk. Endişeliyiz. Sağlık durumu düzelinceye kadar tahliye edilmesini istiyoruz.”&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bekin, Yıldırım ve tüm hasta tutsakların yaşam haklarının korunması için kamuoyuna duyarlılık çağrısı yaptı. &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>ANKARA&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, eylemlerinin 632’nci haftasında Sakarya Caddesi’nde bir araya geldi. Bu haftaki eylemde Wan Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde bulunan ve yüzde 95 engeli bulunan ağır hasta tutsak Burhan Adsız'ın sağlık durumuna dikkat çekildi. Açıklamayı İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube Eşbaşkanı Ömer Faruk Yazmacı okudu.</p>

<p></p>

<p>Yazmacı, "46 yaşındaki Burhan Adsız, kronik Hepatit B ve Hepatit D enfeksiyonlarına bağlı ileri düzeyde karaciğer sirozu hastasıdır. Karaciğerinin yaşamsal işlevlerini ciddi biçimde kaybetmesi nedeniyle karın boşluğunda sıvı birikmesi, yemek borusundaki damarların genişlemesi ve buna bağlı kanama tehlikesi bulunmaktadır. Ayrıca karaciğerin zararlı maddeleri yeterince temizleyememesi sonucunda beyin işlevlerini etkileyen karaciğer ensefalopatisi gelişmiştir. Bel fıtığı ve kronik ağrıları da bulunan Adsız’ın sağlık durumu sürekli uzman hekim takibi gerektirmektedir" dedi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Adsız'ın günlük yaşamında başkasının desteğine ihtiyaç duyduğunu belirten Yazmacı, "Burhan Adsız’ın hastalığının ağırlığı 2015 yılındaki sağlık raporlarında da tespit edilmiştir. Aralık 2024’te geçirdiği ciddi mide kanaması nedeniyle yaklaşık bir hafta yoğun bakımda kalmış, vücudunda biriken sıvının boşaltılması gerekmiştir. Nisan 2025 tarihli sağlık kurulu raporunda ileri evre siroz ve yemek borusunda kanama riski taşıyan genişlemiş damarlar tespit edilerek müdahale önerilmiştir. 22 Ocak 2026 tarihli Yüzüncü Yıl Üniversitesi sağlık kurulu raporunda ise engellilik oranı yüzde 95 olarak belirlenmiş ve günlük yaşamında başkasının desteğine ihtiyaç duyduğu kayıt altına alınmıştır" diye belirtti.</p>

<p></p>

<p>Son dönemde Burhan Adsız’ın sağlık durumunun daha da ağırlaştığını ve belirgin bir biçimde kilo kaybettiğini söyleyen Yazmacı, şunları söyledi: "Yemek yemekte zorlanmaya başlamış, karın bölgesindeki şişlik ve vücudundaki sıvı birikimi artmıştır. Son hastane muayenesinde doktorlar tarafından acil karaciğer nakli gerektiği belirtilmiştir. İleri düzey sirozda yeniden iç kanama, enfeksiyon, bilinç kaybı ve diğer organların etkilenmesi gibi yaşamı tehdit eden komplikasyonlar gelişebilmektedir. Bu nedenle mevcut sağlık tablosu acil ve kesintisiz tedavi gerektirmektedir. Burhan Adsız’ın hastane sevkleri ve düzenli kontrolleri uzun süredir aksatılmaktadır. Yaklaşık bir buçuk yıl tek kişilik odada tutulmuş, ağır hastalığına rağmen gerekli sağlık hizmetlerine zamanında erişememiştir. Sağlık durumu nedeniyle daha önce infazı ertelenerek tahliye edilmişken, 2023 yılında yeniden hapishaneye konulmuştur. Hastalığı giderek ağırlaşmasına rağmen Adli Tıp Kurumu Haziran 2026’da 'hapishanede kalabilir' yönünde değerlendirme yapmıştır. Bu karar, yüzde 95 engellilik oranı, geçmişte yaşanan ciddi kanamalar ve bugün ortaya çıkan karaciğer nakli ihtiyacı karşısında yeniden değerlendirilmelidir."</p>

<p></p>

<p>Yazmacı, Adsız’ın infazının derhâl ertelenmesi gerektiği yönünde çağrı yaptı. &nbsp;</p>

<p></p>

<p></p>

<p>İZMİR</p>

<p></p>

<p>İHD İzmir Şubesi, hasta tutsakların durumuna dikkat çekmek için Konak eski Sümerbank önünde açıklama yaptı “Hasta mahpuslar ölüyor susma suça ortak olma” pankartı açılan açıklamada İHD İzmir Şube Yöneticisi Vetha Aydın, Kocaeli Kandıra 2 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan hasta tutsak Neytullah Bayram’ın sağlık durumuna ve maruz kaldığı hak ihlallerine dikkat çekti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Vetha Aydın, 28 yıldır cezaevinde tutulan Bayram’ın uzun yıllardır süren tutsaklık durumu ve çeşitli cezaevlerine sürgün edilmesinden dolayı tedavilerinin tamamlanmadığına dikkat çekerek, “Ancak 2015 yılında önce Osmaniye’ye, ardından Kandıra 2 Nolu F Tipi Kapalı Hapishanesi’ne sevk edilmesi nedeniyle tedavisi yarım kalmıştır. Aradan geçen 11 yıla rağmen ağız ve diş tedavisi tamamlanmamıştır. Tedavinin sürdürülmesi için gerekli malzemeler temin edilmiş. Ancak uzun süre sonra çene kemiğinde erime bulunduğu gerekçesiyle implant tedavisinin yapılamayacağı bildirilmiş, buna karşın alternatif bir tedavi planı oluşturulmamıştır. Neytullah Bayram bugün çiğneme işlevini büyük ölçüde kaybetmiş durumdadır. Katı gıdaları tüketememekte, beslenmesi ciddi biçimde kısıtlanmakta ve bu nedenle sürekli kilo kaybetmektedir. Çene kemiğinde meydana gelen kayıp da geçen yılların ağız sağlığı üzerindeki ağır sonucunu göstermektedir” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Sağlık sorunlarının daha önce tedavi edildiği merkezlere erişebilmesi ve ailesinin desteğinden yararlanabilmesi amacıyla Amed’e veya ailesine yakın bir hapishaneye sevk edilmesi yönündeki taleplerin de karşılanmadığını belirten Vetha Aydın, “Yaşlı anne ve babasının uzun mesafe nedeniyle kendisini yıllardır ziyaret edememesi, hastalığı ve beslenme sorunları bulunan bir mahpus bakımından sosyal destekten yoksunluğu da ağırlaştırmaktadır. Neytullah Bayram’ın infazı ertelenmeli ve derhal tahliye edilmelidir. Ağız, diş ve çene cerrahisi ile gastroenteroloji uzmanlarından oluşan tam teşekküllü bir sağlık kuruluşunda bütüncül değerlendirmesi yapılmalıdır. Kilo kaybının devam etmesine izin verilmemeli, tahliyesine kadar sağlık durumuna uygun beslenme koşulları sağlanmalıdır” diye konuştu.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 26 15:32:12 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/hasta-tutsaklar-yildirim-adsiz-ve-bayram-icin-tahliye-cagrisi-h108651.html">Hasta tutsaklar Yıldırım, Adsız ve Bayram için tahliye çağrısı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/jineoloji-konferansi-toplumsal-degerlerin-korunmasi-icin-komunal-h108650.html</link>
		<title>Jineoloji Konferansı: Toplumsal değerlerin korunması için komünal örgütlenmeye ihtiyaç var</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Avrupa Jineolojî Konferansı’nda konuşan Dilar Dirik, komünal yaşamın heyecan ve yaratıcılıkla ele alınması gerektiğini belirtirken Meral Çiçek, “Toplumsal değerlerin ve geleceğin korunması için komünal örgütlenmeye ihtiyaç var” dedi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Hollanda’nın Haelen kentinde düzenlenen Avrupa Jineolojî Konferansı ikinci gününde devam ediyor. “Bi Jineolojî ber bi avakirina jiyana komunal û azad (Jineolojîyle komünal özgür yaşamın inşasına)” şiarıyla düzenlenen konferansta “demokratik komünal toplumun inşası”, “kadın kurtuluş ideolojisinin politik güce dönüşmesi” ve “toplumsal örgütlenmenin geliştirilmesi” konuları ele alındı.</p>

<p></p>

<p>Konferansın ilk oturumunda yeni dönem örgütlenmesine ilişkin değerlendirmeler yapıldı.</p>

<p>“Komünal Demokratik Toplum İnşası: Kadın Kurtuluş İdeolojisinden Kadın Kurtuluş Politikleşmesine Geçişte Jineolojî’nin Rolü” başlıklı ikinci oturumda akademisyen Dilar Dirik, Avrupa Kürt Kadın Hareketi (TJK-E) üyesi Meral Çiçek ve Jineolojî Akademisi üyesi Elif Kaya sunum yaptı. Sunumların ardından delegeler, toplumsal örgütlenmenin geliştirilmesine ilişkin görüş ve önerilerini paylaştı.</p>

<p></p>

<p>‘KOMÜNAL YAŞAM ÖRGÜTLENME İSTER’</p>

<p></p>

<p>Akademisyen Diılar Dirik, “Reel sosyalizmin devletçi mirası, pozitivizmin bilgi tekeli ve bilginin sömürgeci etkilerden arındırılması bu dönüşüm için ne anlama geliyor?” başlıklı sunumunda, toplumsal dönüşümün önündeki zihniyet engellerine ve yeni örgütlenme arayışlarına dikkat çekti. Konferansın amacının yalnızca mevcut çalışmaları değerlendirmek olmadığını belirten Dilar Dirik, yerleşik alışkanlıkların, tabuların ve erkek egemen sistemin yarattığı zihniyetin aşılması gerektiğini söyledi. Reel sosyalizmin kendi gerçekliğini sorgulamadığı için hiyerarşik yapılar oluşturduğunu ifade eden Dilar Dirik, “Dönüşüm cesaret ister. Yeni örgütlenmelerin geliştirilmesi için komünal yaşamın heyecan ve yaratıcılıkla ele alınması gerekir” ifadelerini kullandı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>SOMUT ÖRGÜTLENME VE GENÇLERE ULAŞMA ÇAĞRISI</p>

<p></p>

<p>Jineolojî Akademisi üyesi Elif Kaya’nın moderatörlüğünde gerçekleştirilen tartışmalarda delegeler; eğitim çalışmalarının sonuçlarının takip edilmesi, hiyerarşik ve bürokratik yaklaşımların aşılması gerektiğini belirtti. Elif Kaya, gençlerin örgütlenmelere katılması ve farklı halklarla inançların özgürce gelişebileceği demokratik ilişkilerin kurulması üzerinde durdu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>&nbsp;‘KADIN ÖRGÜTLÜ BİR GÜCE ULAŞMALI’</p>

<p></p>

<p>Avrupa Kürt Kadın Hareketi (TJK-E) üyesi Meral Çiçek, “Kadın kurtuluş ideolojisi örgütlü bir politik güce nasıl dönüşür; Jineolojî bu dönüşümde hangi bilgi, yöntem ve araçlarla yer alıyor?” başlıklı sunumunda, demokratik komünal toplumun inşasını ve kadın özgürlüğünün bu süreçteki rolüne dikkat çekti. Komünal yaşamın özgürlük hareketinin başlangıcından bu yana örgütlenme anlayışının temelinde yer aldığını belirten Meral Çiçek, demokratik komünal toplumun inşasının günümüzde daha büyük önem kazandığını vurguladı. &nbsp;Kapitalist sistemin toplumsal bağları zayıflattığını ve dayanışmayı aşındırdığını belirten Meral Çiçek, “Toplumun en temel özelliği komünalitedir. Komünalite yaşam ortak sorumluluk, dayanışma, kolektif karar alma, eşitlik, adalet ve kadın özgürlüğüne dayanır. Komün ve komünalite bu koşullarda toplumun varlığını koruma yolu haline gelir. Toplumsal değerlerin, yaşamın ve geleceğin korunması için komünal örgütlenmenin güçlendirilmesi gerekir” dedi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>DEMOKRATİK DÖNÜŞÜM&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Toplumsal sorunların derinleşmesinde örgütlülüğün zayıflamasının etkisine dikkat çeken Meral Çiçek; şiddet, intihar, geçim sıkıntısı, gençlerin yaşadığı kimlik bunalımı, asimilasyon ve kültürel değerlerin kaybının dayanışma ağlarının güçlendirilmesini zorunlu kıldığını söyledi. Demokratik komünal toplumun ataerkil toplumun karşısında konumlandığını vurgulayan Meral Çiçek, bu toplum modelinin kadın özgürlüğü temelinde kurulması gerektiğini kaydetti. Kadın özgürlük mücadelesinin toplumsal dönüşümdeki rolüne dikkat çeken Meral Çiçek, “Toplumun demokratik dönüşümü yalnızca örgütlü bir kadın mücadelesiyle mümkündür” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>Kadınların ve gençlerin örgütlü olmadığı alanlarda değişim ve yaratıcılığın zayıfladığını kaydeden Meral Çiçek, kadın meclislerine katılımın güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Mevcut örgütlülüğün zayıflamasının toplumsal yaşamda daralmaya ve tekrara yol açtığını belirten Meral Çiçek, demokratik komünal toplumun inşasının bu tıkanıklığı aşmanın yollarından biri olduğunu dile getirdi.</p>

<p></p>

<p>‘KÜRTLERİN GÜÇLÜ BİR ÖRGÜTLÜLÜĞE İHTİYACI VAR’</p>

<p></p>

<p>Ortadoğu’daki siyasi gelişmelere değinen Meral Çiçek, bölgenin yeniden dizayn edildiği bir süreçten geçildiğini belirtti. Bu sürecin hem fırsatlar hem de riskler barındırdığına işaret eden Meral Çiçek, Kürt halkının kazanımlarını koruyabilmesi ve siyasi iradesini ortaya koyabilmesi için güçlü bir örgütlülüğe ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Kürtlerin bölgesel gelişmeler karşısında ortak bir siyasi temsil geliştirmesinin önemine dikkat çeken Meral Çiçek, “Kürtlerin bu riskleri azaltabilmesi ve fırsatları en iyi şekilde değerlendirebilmesi için Kürdistan'ın dört parçasında ve diasporada güçlü bir siyasi temsil geliştirmeleri şarttır” şeklinde konuştu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Avrupa Jineoloji Konferansı’nın ikinci oturumu, yeni dönem örgütlenmesine ilişkin değerlendirme ve önerilerle tamamlandı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 26 15:31:14 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/jineoloji-konferansi-toplumsal-degerlerin-korunmasi-icin-komunal-h108650.html">Jineoloji Konferansı: Toplumsal değerlerin korunması için komünal örgütlenmeye ihtiyaç var</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	</channel>
</rss>


